8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlu olsun – Tekstil işçisi Nesrin Öztürk

0
Çerkezköy’de yaşayan işçi arkadaşımız Nesrin erkek ve kapitalist düzene isyanını bize bir mektupla iletmiş. Sizlerle paylaşıyoruz;

Bir kadın olarak, bir emekçi kadın olarak bu aşağılık sisteme karşı isyanım. Bugün neredeyse tüm dünyada ses getiren eylemlere sahne olan 8 Mart 1908 yılında New York’ta 15 bin çalışan kadının daha kısa mesai süreleri, daha yüksek maaş ve seçme hakkı talep etmesiyle atılmıştır. 8 Mart 1957 tarihindeki ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlamış, ancak polislerin işçilere saldırması ve işçilerin kitlenmesi arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önüne kurulan barikatlardan kaçamaması sonucu 129 emekçi işçi kadın can veriyor.

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında -Emekçi Kadınlar Günü- olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın ve yığınsal olarak kutlandı. Kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. 12 Eylül Darbesi’nden sonra cunta yönetimi tarafından 4 yıl herhangi bir kutlama yapılmasına izin verilmedi. 1984’ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlanmaya devam edilmiştir. Dünya Emekçi Kadınlar Günü kadınların cinsiyet ayrımcılığına karşı baş kaldırısının adıdır. “Eşit işe eşit ücret!” sloganıyla kötü çalışmalarına karşı, ölümü göze alarak mücadele başlatan kadınlar isimleriyle anılmasalar da başlattıkları o yolculuğun kahramanı olmaya bugün de devam etmektedir.

Ben 25 yaşında 2 çocuk annesiyim. Ekonomik koşullardan dolayı çalışmak zorundayım. İş hayatında olduğum için aileme ve kendime düzgün zaman ayıramıyorum. İşe giderken çocuklarımı başkasına bırakmak zorunda kalıyorum. İşten geldiğimde ise ev temizliği, çocukların ihtiyaçları derken kendime vakit ayıramıyorum. İş ve ev arasında koşturmaktan sosyal faaliyetlerimiz hiç yok. Öyle ki aldığımız maaşı giderlerimize hemen hemen ucu ucuna yetiştiriyoruz. Bu sistem hem erkekleri hem kadınları köleleştirip aile kavramından bizi uzaklaştırıyor. Çocuklarımızla yakından ilgilenemediğimiz için çocuklarda kötü arkadaş ortamına yol açıyor. İş yerinde ise erkek egemen baskı ve bizlere ikinci sınıf insanmış gibi muamele gösteriliyor. Sürekli hor görme ve taciz olayları gündemde. Ev ise sanki bütün sorumluluk benimmiş gibi, sadece kadına aitmiş gibi bütün yük üzerimizde (yemek, temizlik, çamaşır, çocuk gibi). Bir çok kadın arkadaşımız hem köle gibi çalışıp, hem ev işlerini yapıp hem sözlü şiddete, hem fiziksel şiddete mağruz kalıyoruz. Bu sistem erkek egemen bir sistem. Erkek egemen sisteminde, kadın bir meta. Bizim yaşam haklarımız var. Özgürce giyinebilmek, özgürce dolaşabilmek istiyoruz. Hiç kimsenin baskısı, göz hapsi olmadan dilediğimiz gibi yaşamak istiyoruz. Ve şunu da eklemek istiyorum ki, kadın yaşamın her alanında yoldaştır!

Bütün kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşitlik, özgürlük ve mutluluk dolu bir yaşam sürmesini diliyorum.

Nesrin Öztürk

Share.

Comments are closed.