spot_img
spot_img
Ana SayfaManşetLezita’da Ümit Özdağ vakası üzerine: Destursuz bağa gireni değnekle kovalarlar

Lezita’da Ümit Özdağ vakası üzerine: Destursuz bağa gireni değnekle kovalarlar

Lezita örgütlenmesiyle 2021 yılından beridir alakadarız. Lezita greviyle ilk gün itibarıyla aktif dayanışma içerisindeyiz. Hindistan’dan devlet aracılığıyla köle emeği getirilmesini ve bu pratiğin grev kırmak için kullanılmasını eleştirdik. Grevci işçilerde Hindistanlı işçilere yönelik herhangi bir tepki yokken, duygudaşlık ortakken patronun grevci işçileri göçmen düşmanlığıyla suçlayan sinsi mesajını paylaşıp eleştirdik. Bugün Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ grevi ziyareti etti geleneksel şovlarıyla. Lezita patronu Abalıoğlu’nun kendi konuşmasını müzik yayınıyla bastırmasını haklı olarak eleştirdi; ama nedense ilk günden beridir oraya kamp kurmuş jandarma, patron ilişkisinin ibretlik manzarasına dair tek kelime etmedi. Sendika bu düşmanca tavır nedeniyle Jandarma komutanı binbaşı hakkında yasa dışı faaliyetleri nedeniyle suç duyurusunda bulunmuş olmasına rağmen Özdağ Hindistanlı işçileri ve patronun müzik yayınını öne çıkartmayı tercih etti. Örneğin, FETÖ borsasına milyonlarca para ödeyip cezaevinden kurtulan Abalıoğlu ailesinin üzerine de dikkatleri çekmedi Özdağ. Ya da devrimciler ve sosyalistler haricinde direnişi herhangi bir sağ ya da sol partinin ziyaret bile etmediğini anlatmadı. Abalıoğlu ailesinin bölgede kurduğu oligarşik yapıya zaten hiç değinmedi.

Fatih Yaşlı direnişe dair eksik bilgi ile eleştiri yapınca banttan sayı alma hevesiyle Erkan Baş’ın Gebze’de sendikalı olmayan bir iş yerinde patronun çağrısıyla işçilere konuşma aymazlığını da hünerlice kullanarak kendini gündem etmeye, alkış toplamaya çalıştı tipik bir faşist propaganda diliyle. Psikolojik savaş uzmanı bir faşisttir biliriz. Ancak memleket sahipsiz, işçiler kimsesiz değil. Biz varız, hayatımız, gecemiz, gündüzümüz onlarladır. Bu sebep ve vesileyle alttaki notu kamuoyuna paylaşma zorunluluğu hissettik.

Ümit Özdağ, sen on yıllardır siyasetin içindesin, biz de on yıllardır nerede bir direniş varsa oradayız; ama ne hikmetse seninle -o da son iki yıldır- denk geldiğimizin sayısı bir elin parmaklarını geçmez. Onları da bir seferde saymışsın bitmiş zaten, o kadar. Biliyoruz iki yıl öncesindeki kırk yıl bir patrona hizmet ettin, canını çok yaktılar, şimdi konuşmaya başladın. Ama işçiler adına konuşuyormuş gibi algılatmak istesen de herkes biliyor ki bu çabaların patronlar adına ve düzen siyasetinde kapacağın yerin peşindesin.

Devrimciler yerli yabancı tekellere karşı yüzlerce direnişe kardeşlik ederken sizin grev çadırına ancak seçim telaşıyla geç gelip de ömrünüz bu kavgayla geçmiş gibi havalara girmeniz en hafif deyimle terbiyesizce. Bugün oy peşinde işçiyi kendine reklam etmeyi kolay sanman, işçi sınıfı bu oyunları görmez sanman, beylik birkaç cümleye kanar diye elini kolunu sallaya sallaya grev alanlarında gezmen gülünç. İşçiler Anadolu’nun dört bir yanında kendi iradelerine dayanıp ayaklarına dolanan tüm prangalara, karşılarına dikilen bütün baskıya rağmen parmak sallarken senin patrona, sömürünün iş birlikçisi sarı sendikalara dair tek bir cümleni duymadık. Sarı baro dedin, sarı oda dedin; ama ağzından astronomik ücret alan holding torbacısı sarı sendikalara dair tek kelime çıkmadı. Bunda yalnız değilsin, bizim mahallenin içine kadar uzanır bu sessizlik. Devrimcilerin kavgası bu sessizliğe ortak olan herkesledir, bunu da iyi bilirsin.

Emperyalizmle dövüşen de bedel ödeyen de biz devrimcileriz. Bu tarihi yazanlar yoldaşlarımız, önderlerimizdi; Mahir’di, Deniz’di. Kendinize devşirdiğiniz sahte emperyalizm karşıtlığı sosyalistlerin emperyalizme karşı mücadelede ödediği ağır bedellerin altında ezilir. Bunu da çok iyi bilirsiniz. Devrimcilerin ve işçi sınıfının tarihi sizlerin korkusu oldu, olmaya devam edecek. Patronlarla diyalog üzerinden işçilere konuşma yapanlar, sarı sendikalarla, işveren sendikalarıyla bir olup işçi direnişi kıran aymazlar üzerinden devrimcilere cümle kurabileceğini sananlar bu mücadelenin tarihini de bugün bu yolu yürümekte ısrar eden devrimcileri de hafife almasınlar. Had bilsinler! Faşistler genç kardeşlerimizi yalanla, dümenle manipüle edeceklerini sanıyorlar. Ancak gençlik bizimle; holdinglere, emperyalizme ve siyonizme karşı dövüşenlerle.

Holdingleri, holdingçi güçleri, sarı sendikaları, mafyaları, tarikatları ve bunların yerli ya da yabancı tüm ilişki ağlarını karşısına almayan her güç ister sosyalist, ister Türkçü, ister İslamcı olsun bu emperyalist çarkın içinde görevlidir. Böyle aymazlıkları ortaya atarak sosyalistleri karalayabileceğini sananlara dört bir yanda işçilerle direnen devrimciler her gün gereken cevabı gözaltıları, ev hapislerini ve türlü engeli bir adım geri atmadan aşarak veriyor. Biz fondan, projeden beslenenlerden, sözümüzü birilerine göre eğip bükenlerden değiliz. Patronla diyalog üzerinden işçilere konuşanlardan, sarı sendikalarla iş tutup işveren sendikalarıyla hizalanıp direniş kıran sınıfsızlardan değiliz. Biz işçi sınıfını sandık için dün hatırlamadık ki devrimci mücadelenin hepimizi aşan tarihini sizin üç günlük palavralarınıza yedirelim. Buralarda yenisiniz belli ki. Sınıfın direnişi nice patronlara, sarı sendikalara, vekillere, iş birlikçilere yerini, haddini bildirdi. Sizi de es geçmez. Destursuz bağa gireni değnekle kovalarlar.

spot_img
İlgili İçerikler

Son Eklenenler