Ana Sayfa Çeviri Kapitalizmin geleceği: “Amazonlaştırma” - Jake Alimahomed-Wilson

Kapitalizmin geleceği: “Amazonlaştırma” – Jake Alimahomed-Wilson

Dünyanın en büyük e-ticaret şirketi Amazon, küresel ekonomideki yeri ve artan gücü sayesinde, yüksek teknoloji araçlarını kullanmaya, küresel tedarik zincirinin doğasını değiştirmeye, işçileri daha fazla baskılamaya ve gözetlemeye devam ediyor. Left Voice dergisinin “The Cost of Free Shipping: Amazon in the Global Economy”(Ücretsiz Gönderimin Maliyeti: Amazon’un Küresel Ekonomideki Yeri) kitabının yazarlarından Jake Alimahomed-Wilson ile yaptığı söyleşiyi Umut-Sen Çeviri Kolektifi çevirdi.

Kariyerimin çoğunu kapitalizmin lojistik yoluyla nasıl işlediğini, küresel tedarik zincirindeki işçilerin neoliberalizm ve kapitalist sömürüden, ırkçılık ve şiddetten nasıl etkilendiğini incelemekle geçirdim. Bu araştırmaya da Immanuel Ness ile birkaç yıl önce gerçekleştirdiğimiz “Choke Points” adlı projeyi tamamladıktan sonra başladım. New York’tan Londra’ya ve Paris’e kadar dünyanın her yerinde konuşmalar yapıyordum. Örgütlenme uzmanlarından, eylemcilerden ve işçi hareketindeki diğer insanlardan aldığımız soruların çoğu Amazon hakkındaydı. Amazon hakkındaki araştırmama yeni başlamıştım, şirketi emek ve lojistik perspektifinden incelemek ilgimi çekmişti. Sonunda, dünyanın depolama başkenti olarak bilinen Güney Kaliforniya’nın Inland Empire bölgesinde bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nden profesör Ellen Reese ile iletişime geçtim. Amazon hakkında, işçilerin ve eylemcilerin bakış açılarını içeren yeni bir kitap üzerinde birlikte çalışmaya başladık.

Kitap boyunca “ekonominin Amazonlaştırılması” ifadesini kullanıyorsunuz. Bu olguyu nasıl tanımlarsınız? Walmart gibi diğer mega şirketlerin küresel ekonomide oynadığı rolden farkı nedir?

Önceki kitabımda Walmart gibi büyük perakendecilerin yükselişine, lojistik ustalıklarıyla küresel ekonomiye nasıl hâkim olduklarına, malları taşıma biçimlerine ve bunun çalışanları nasıl etkilediğine odaklanmıştım. Amazon’un birçok şeyi farklı yaptığını, genel olarak da e-ticarette satılan ürünlerin hareketlerinde yapılan birçok değişikliğin ekonominin “Amazonlaştırılması” ile sonuçlandığını fark ettim.

Örneğin, Amazon’un üçüncü taraf teslimat hizmeti ortakları için çalışan taşeron son kilometre teslimat sürücülerine ilişkin bir vaka çalışmasına baktım. Bu işçiler Amazon kamyonetlerini kullanıyorlar, Amazon üniformaları giyiyorlar ama Amazon için çalışmıyorlar. İşverenleri küçük, üçüncü taraf kamyonculuk şirketleri. Amazon adil payını ödememek, işçilere koruma veya fayda sağlamamak için yasal sistemi böyle kullanıyor.

Kitapta, (büyük ölçüde dünyanın en büyük e-ticaret şirketi olan Amazon tarafından yönlendirilen) e-ticaretin “çalışan hızlandırma” dediğimiz şeye yol açtığını savunuyoruz. İşçiler artık daha hızlı ve daha fazla baskı altında çalışmak zorunda. Bununla bağlantılı olarak şirketlerin çalışanlarını gözetlemek için kullandıkları “işçi gözetimi ve kontrolü teknolojileri” diye adlandırdığım şeyler var. İşçilerin tüm hareketleri en küçük ayrıntılarına kadar izleniyor, kaydediliyor.

Tüm bunlar beyaz olmayan insanların, özellikle de beyaz olmayan kadınların e-ticaret endüstrisinde aşırı gözetim altında en yıpratıcı işlerde çalışmasına, işgücünün de ırk ayrımıyla sınıflandırılmasına yol açtı. Amazon, çoğunlukla beyaz erkek yöneticilerden oluşan küçük bir grubun muazzam miktarlarda kâr sağlamasını kolaylaştırıyor.

İşçilerin gözetimi ve hızlandırılması, her zaman patronların işçileri üzerinden daha fazla kâr elde etmek için kullandıkları taktikler olmuştur. Peki, bu dönemde ekonominin Amazonlaştırılması nasıl farklılaşıyor? Bu süreci daha geniş neoliberalizm ve kapitalizm tarihi bağlamında nasıl görüyorsunuz?

Amazon, kapitalist gelişme, neoliberalizm ve finansal kapitalizmle ilgili çeşitli tarihsel süreçlerin bir sonucu. Ancak, küresel ekonomideki yeri ve artan gücü sayesinde, yüksek teknoloji araçlarını kullanmaya, mavi yakalı işçileri baskılamaya ve işçi sınıfı mesleklerinin doğasını değiştirmeye yönelik bu yeni süreçlerin bazılarını yönlendiriyor veya hızlandırıyor.

Böyle devasa şirketler, insanlık tarihinde neredeyse hiç görülmemiş bir ölçekte ve boyutta faaliyet gösteriyorlar. Uber’in işçileri çalışanlar yerine sahte özel işletmelere bağlı taşeronlar olarak sınıflandırarak vergi kaçırmak üzere geçirdiği “gig ekonomisi” yasasıyla Kaliforniya’da yaptığı gibi, yasaları yeniden yazabilecek kadar büyük bir gücü ellerinde tutuyorlar.

Ekonominin birçok sektöründen farklı olarak, Amazon pandemi ve kapanmalar sonucunda kârını artırdı. Amazon’un ekonomideki rolü geçen yıl nasıl değişti? Bu, bize küresel ekonomideki ileriye dönük eğilimler hakkında ne söyleyebilir?

Ellen Reese ile bu projeye pandemiden önce başladık. Amazon zaten baş döndürücü bir hızla büyüyordu. Amazon’un kârının büyük bölümünü oluşturan Amazon web hizmetlerinin ortaya çıkması da dahil olmak üzere, lojistik ve perakendecilikte büyük değişimleri zaten görüyorduk. Kitabımızın yayımlanmasından birkaç ay önce pandemi başladı ve her şey hızlandı. Geçen yıl boyunca gözlemlediğimiz şey, yakında dünyanın en büyük özel işvereni haline gelecek Amazon’un ortaya çıkmasını sağlayan kurumsal gücün yoğunlaşmasıydı.

Amazon halihazırda ABD’deki en büyük ikinci özel işveren, elbette resmi sayıların gösterdiğinden çok daha büyük çünkü esasen Amazon’un çalışanı olmalarına rağmen böyle kabul edilmeyen yüz binlerce işçi var. Amazon bu işçilerden sorumlu değil, üstelik Amazon Prime paketlerinin yüzde 50’sinden fazlasını teslim ediyorlar. Onlar ya sözleşmeli işçiler ya da gig işçileri (esnaf kurye). Bir de ürünleri teslim etmek için kendi araçlarını kullanıyorlar. Bunu artık dünyanın her yerinde görüyoruz.

Ayrıca, son 12 ayda e-ticaret teslimatı için eşi benzeri görülmemiş bir talep var. Bu, Amazon’un bir işe alım çılgınlığına kapılmasına neden oldu ve işgücünü neredeyse ikiye katladılar. Amazon’un küresel işgücü yaklaşık 1,3 milyon kişiden oluşuyor, bu sayı Amazon’un ürünlerini kapınıza kadar getiren yarım milyon diğer işçiyi hesaba dahil etmiyor.

Sanırım Amazon’un ABD’de, Avrupa’da ve giderek Küresel Güney’de pazar gücü oluşturmaya ve kurumsal egemenliğini artırmada daha büyük bir rol üstlenmeye devam ettiğini göreceğiz. ABD’de ekonomide ve tüketimde değişiklikler görmemiz muhtemel. Savunduğum şeylerden biri şu: Bu durumdan yalnızca Amazon sorumlu değil ama en azından orta sınıf tüketiciler arasında, tüketimde gerçekten bir değişikliğe neden oluyor. Bu, yalnızca birkaç yıl önce, tedarik zincirinin fiziksel olarak aracınıza binip ürün satın almaya gittiğiniz Walmart mağazasında, yani bir fiziksel mağazada sona erdiği zamanlardan çok farklı.

Artık tedarik zinciri ikamet yerlerimizde, dairelerimizde, evlerimizde, yaşadığımız yerde veya giderek artan bir şekilde Amazon dolaplarında sona eriyor. Üniversitem, yani California Eyalet Üniversitesi Long Beach ilk kamu üniversitesiydi. Devlet üniversiteleri ABD’deki en büyük halk eğitim sistemini oluştururlar. Artık kampüsümüzde bir Amazon kampüs mağazası var. Fiziksel bir mağaza, üstelik ofisimin hemen yanı başında. Bu lanet mağazaya bakarken kitabın girişini yazdığımı hatırlıyorum. Bunların devamı gelecek. Amazon giderek market işini genişletiyor ve işçisi olmayan mağazalar kuruyor. İngiltere’de işçisi olmayan birkaç mağaza açıyorlar. Otomasyon önümüzdeki yıllarda lojistikte daha büyük bir rol oynayacak. Pandemiden sonra alışveriş merkezlerinin pek hükmü kalmayacak.

Bu arada, Amazon’un Küresel Güney’e yoğun yatırımlar yaptığını görüyoruz. Hem Latin Amerika’daki hem de Asya’daki diğer firmaların rekabetiyle şimdiden başa çıkmaya çalışıyor. Ortadoğu’da küçük e-ticaret firmalarını satın alıyor. Özellikle Meksika’da pazar payını artırmaya çalışıyor. Depo çalışanlarını işe alırken gerçekten farklı şeyler yapıyorlar. Bu tesislerdeki koşullar, işçilerin birbirleriyle nasıl rekabete girdiği konusunda ABD’de bile görülmeyen bir düzeyde sömürüyü mümkün kılıyor. Orada neredeyse bir tür oyunlaştırma var. İşçiler, işlerinin kalıcı olabilmesi için renkli rozetler almak uğruna birbirleriyle mücadele ediyorlar.

Güney Afrika’daki bazı yerli gruplar, Amazon’un tarihi bir savaş alanında yeni bir Karargah kurmasını durdurmak istiyor

Kitapta da tartıştığımız üzere, Amazon Hindistan’ın yükselen orta sınıfından pay almak için Walmart ile kıran kırana bir rekabet içinde. 1,3 milyarlık nüfusa sahip Hindistan’da yoksulluk oranı yüksek ancak Amazon’un Walmart’a ayak uydurmak üzere büyük gayretlerle cezbetmeye çalıştığı, yükselen bir tüketici sınıf da var. Walmart, Hindistan’ın en büyük e-ticaret şirketi Flipkart’ı satın aldı, Amazon da buna karşılık vermeye çalışıyor.

Ayrıca özellikle işçilerin, bağımsız küçük işletme sahiplerinin ve tüccarların tehdit altında olduğu Yeni Delhi’de direniş ve isyan dalgaları yaşandı. Hindistan’da bu büyük teknoloji şirketleri insanları sıkıştırmayı sürdürürse, kaybetmeyi göze alabilecek çok sayıda kayıtdışı sektör çalışanı da var.

Amazon’un işçi gözetim taktiklerindeki yenilikleri gibi sömürüye dayalı uygulamalarının Amazon işçileri arasında yeni bir direniş dalgasına yol açtığını söylemek mümkün mü? Alabama, Bessemer’de sendika kurmak için mücadele eden işçiler, sendikaya ihtiyaç duymalarının bir nedeni olarak Amazon’un korkunç çalışma koşullarını gösteriyorlar. Dünyanın dört bir yanındaki işçilerin Amazon’a karşı mücadele etmek için yaptıklarından bahsedebilir misiniz?

İşçi eylemlerinin farklı biçimleri olmuştur. Kitapta altını çizdiğimiz biçimlerden biri, Amazonians United’ın özellikle Chicago’daki işçiler arasındaki örgütlenme çalışmasıydı. Amazonian United’ın faaliyetlerindeki önemli şeylerden biri, aşağıdan yukarıya işçilerin gücünü geliştirmek ve inşa etmekle gerçekten ilgilenmeleriydi. İşyeri koşullarını değiştirmek hedefiyle, işçilerin bir araya gelmeleri ve işyeri hakkında konuşmaları için işçiler arasında yeni bağlantılar kurmaya odaklanıyorlar.

Ayrıca geçen yıl başlatılan, Amazon işçilerinin ve müttefiklerinin pandemi sırasında “Siber Pazartesi” ve “Kara Cuma” günlerinde protestolar düzenlediği “Make Amazon Pay” hareketi de var. Vergi ödemediği, topluluklara yatırım yapmaktan kaçındığı ve işçileri sömürdüğü bilinen devasa bir küresel şirketten bahsediyoruz. İşçilerin emeklerine ve bu emeklerin mükafatına el koymakla kalmıyor, ilgili toplulukların Amazon uygulamaları için ödeme yapmasını da sağlıyor. Amazon’un çevresel etkileri de var: Amazon, 4 milyondan fazla nüfusu olan Güney Kaliforniya’nın Inland Empire bölgesinde şu anda en büyük özel işveren. Inland Empire aslında ırkçı kapitalizmin ve çevresel ırkçılığın bataklığı haline geldi. Renkli topluluklar, orantısız biçimde Latin ve Siyahi topluluklar, ücretsiz nakliyeyi mümkün kılan malları taşımak üzere her gün binlerce kamyon yolculuğunun toksinlerini yutuyor. Bu mallar daha sonra Los Angeles’a getiriliyor ve aşırı düzeyde sömürülen teslimat sürücüleri tarafından teslim ediliyor.

Amazon’un dünyanın her yerinde en zor, en hiper-gözetimli işlerde ağırlıklı olarak beyaz olmayan işçileri çalıştırdığını görüyoruz. Özellikle ABD’de siyah ve Latin kökenli işçiler Amazon’un en düşük ücretli depo işçileri olarak çalışıyorlar.

Yönetim pozisyonlarında yetersiz temsil ediliyorlar, ağırlıklı olarak yüksek iş kazası oranlarına yol açan zorlu, bıktırıcı iş kollarında görev yapıyorlar. Ancak göçmen işçiler de dünya genelinde bu işlerde istihdam ediliyorlar. Direnişler açısından, en üst düzeyde sömürüye dayalı koşullarda çalışan bu işçilerin aynı zamanda bu koşullara itiraz etmeleri, işgücünü örgütlemeleri ve işçilerin gücünü yükseltmeleri de çok önemli.

Siyahların çoğunlukta olduğu ikmal merkezi Bessemer’de olup bitenler bu yüzden çok önemli. Bu merkezde çalışan siyahi kadınların sayısı oldukça yüksek. Bessemer tesisindeki işçiler için ekonomik adalet hareketi ırksal adalet örgütlenmesinden ayrılamaz.

ABD’de ortaya çıkan örgütlenmenin güçlü yönlerinden biri de budur: Göçmen hakları, siyahların yaşamları ve işçi adaleti arasında bir bağlantı var. Amazon da bu grupları bir araya getirebilecek faydalı bir iş akışı sunuyor. Amazon, kitleler için en büyük gözetim olan Ring adlı, akıllı kapı zili sistemlerine sahip. Çok sayıda orta sınıf mensubu beyaz insan mahallelerindeki renkli insanları polise vermek için bu kapı zili sistemlerini satın alıyorlar, bu veriler de polise teslim ediliyor. Yüzlerce polis departmanının bu kapı zili sistemine erişimi bulunuyor. Yani mesele yine internetten bir ürün satın almanın ötesine geçiyor. Devlet-şirket bağının başka biçimleri de var. Dünyanın en büyük bulut altyapısı olan Amazon Web Service, ICE ve CIA gibi birçok devlet kurumuyla sözleşmeler yapıyor.

Amazon, bu türden bir şirket-devlet bağının ortaya çıkışını körüklüyor. Peki, bunu yapan tek şirket Amazon mu? Hayır. Ama Amazon’un öyle bir ölçeği, öyle bir büyüklüğü ve öyle bir etkisi var ki buna dikkat etmemiz gerekiyor çünkü gücü ve geliri dünyanın birçok ülkesini geride bırakıyor.

Amazon büyüdükçe ve (çoğu korumasız, örgütsüz ve üst düzeyde sömürüye dayalı işlerde) daha fazla işçi istihdam ettikçe yarattığı istihdamla sendikalı işleri geride bırakacak. Bessemer’deki sendikalaşma girişimi bu yüzden önemli. Bu girişim, daha fazla Amazon sendikasına veya ülke çapındaki diğer büyük şirketlerde daha fazla sendikalaşmaya zemin hazırlayabilir, ağırlıklı olarak beyaz olmayan insanlardan oluşan işgücü için sendikalı işler yaratabilir. Bunu akılda tutarak, sendikaların ve Amazon’un ülke ekonomisindeki rolünü nasıl görüyorsunuz?

Bessemer’deki sendikalaşma çabası tarihi önem taşıyor. Ancak işçilerin direnip çalışma koşullarını iyileştirmelerinin birçok yolu var. Bessemer’deki işçiler toplu pazarlıkta işçileri temsil etmek için RWDSU sendikasının parçası olacak bir sendika kurmak için savaşıyorlar. Bu, büyük bir mücadele. Amazonians United’ın yaptığı iş de çok büyük. İşçilerin liderliğinde farklı bir örgütlenme yolunu izliyorlar. Tüm bunlar daha geniş mücadelenin önemli aşamaları.

Bu mücadelenin diğer önemli yönü de Amazon’un uluslararası bir şirket olması. Sermaye küreseldir, bu nedenle işçilerin eylemleri, hareketleri ve gücü de küresel ölçekte işçi haklarıyla bağlantılı olmalı ve birbiriyle kesişmelidir.

Yakın tarihte sendikalar diğer sosyal adalet meseleleriyle pek ilgilenmediler. Bu yüzden pek çok insan Bessemer’de neler olup bittiği ve diğer küresel işçi hareketlerinin neler yaptığı konusunda heyecanlı. Amazon Workers United, dünyanın her yerinde toplantılar gerçekleştiren, stratejiler belirleyen ve eylemleri koordine eden Amazon işçilerinin küresel bir koalisyonu. Bunların hepsi gerçekten önemli olduğunu düşündüğüm faaliyetlerin bir parçası. Sendikalara yönelik saldırılar aynı zamanda renkli topluluklara yönelik saldırılardır. Amazon’un depolarında devasa bir şirketin işçilerinin birlik olması önemli bir eşiğin aşılması anlamına geliyor.

Elbette, bu faaliyetlere ek olarak, Amazon’un işçilerin haklarını ödemeyen küçük bir yönetici grubuna, bu ultra zengin sınıfa sunduğu aşırı zenginliği azaltmak için harekete geçmeliyiz. Okullar önemini kaybediyor, sular zehirleniyor, yoksulluk artıyor. Zenginler sınıfı da giderek daha fazla kaynağı kendisine ayırmaya devam ediyor. Bu nedenle, çok yönlü bir küresel hareketi inşa etmemiz gerekiyor.

Çeviren: Neslihan Cangöz

Düzenleyen: Cüneyt Bender

Kaynak Metin:Amazonification Is the Future of Capitalism” (Left Voice)

İlgili İçerikler

Son Eklenenler