Ana Sayfa Güncel İBB'de işçiler atılıyor, Ekrem İmamoğlu ne yapıyor?- Av. Mürsel Ünder

İBB’de işçiler atılıyor, Ekrem İmamoğlu ne yapıyor?- Av. Mürsel Ünder

Ekrem İmamoğlu bir televizyon programında arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması nedeniyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde çalışırken işten çıkartılan işçiler için “Ben çıkartmıyorum kanun çıkartıyor.” diye açıklama da bulundu. Aynı konuşmada “Onlar hakkındaki kararın da doğru olduğunu düşünmüyorum” demeyi ihmal etmedi.

15 Temmuz sonrası “terör ve ulusal güvenlik” söylemleriyle çalışma hayatımıza giren arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması uygulaması kısa süre içinde emeğiyle geçinen herkesin kabusu olmuştur. KHK’lar eliyle yürütülen süreç yargı kararları ve nihayetinde AYM kararıyla etkisiz kalınca, Nisan 2021 de kanuni düzenleme yapılmış ve nihayetinde 3 Haziran 2022 tarihinde bir Cumhurbaşkanlığı Kararı ile “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir. Yürürlüğe girer girmez bu yönetmeliğe göre ilk işten atmaları da İBB’ye nasip olmuştur.

Arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması kamuoyunda “fişleme” olarak değerlendirilmiş ve iktidarın “beğenmediği” veya “makbul” görmediği hemen hemen herkes için çalışma hakkı, lekelenmeme hakkı, masumiyet karinesi gibi en temel haklara müdahale niteliğinde uygulamaların dayanağı niteliğindedir.

Mesleki deneyimlerimde işçinin Alevi kökenli olması, Kürt kökenli olması, “makbul olmayan” cemaatlere yakın akrabalarının olması, abisinin 1 Mayıs gösterilerine katılması, babasının Newroz gösterisine katılması, kardeşinin 8 Mart etkinliğine katılması, patronunun şimdi makbul olmayan bankada maaş hesabı açtırması gibi kendisiyle hiç ilgisi olmayan “kayıtların” olmasının yanında, HDP’ye oy vermesi, sendikanın aldığı grev kararına katılması, sendikal eylemlere katılması, yasal gösterilere katılması, Sosyalist yayın organlarının okuru olması gibi onlarca arşiv kaydının  “suç” unsuru olarak insanların önüne çıkarıldığının birebir tanığıyım.

696 sayılı KHK kapsamında, sürekli işçi statüsünde işçilerin kamu kurumlarına bağlı kuruluşlarda çalışacak işçiler için yapılan düzenleme gereği hak sahipliği açısından kapsamı 5.maddesinde belirlenmiştir. Bu düzenlemeye göre diğer şartların yanında “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,” kriteri getirilmiştir.

Düzenleme “8. Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” şeklindedir.

696 sayılı KHK sonrası bu nedenle işten çıkarmaların veya işe almamaların yoğun yaşandığı dönemde CHP genel merkezi tarafından  2018/403 sayılı genelgesi ile “belediye şirketlerinin istihdamının önünde engel oluşturmadığı” belirtilmiş ve bu hukuksuz uygulamalara karşı durulması konusunda ilke kararı belirlenmiştir.

Benzer şekilde https://www.youtube.com/watch?v=Dv9XwDtFoWI internet yayınında da görüleceği üzere “CHP’den KHK’lılar için yeni adım” başlığıyla yapılan yayında “Mağduriyetler giderilene kadar KHK’lıların yanındayız. KHK’lıların haklarını alması için sonuna kadar mücadele edeceğini aktaran CHP Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın onbinlerce insanın mağduru olduğunu belirtti.” şeklinde beyanıyla kurumsal olarak bu uygulamaların karşısında olduğunu ifade etmişlerdir.

375 sayılı KHK’nın Geçici 24 ve 25. Maddelerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 32. Maddesinin 3. fıkrasının son cümlesinde yer alan  “. İlgili mercilerden intikal eden arşiv araştırması sonucunda elde edilen bilgilerin değerlendirilmesi tespit komisyonunca yapılır” hükmü hakkında Danıştay 12. Dairesinin 2019/2739 Esas sayılı dosyasında yürütmeyi durdurma kararı verilmiştir.

Bunun dışında birçok yargı kararı yapılan arşiv araştırması ve güvenlik soruşturmasının hukuka aykırılığını tespit etmiş ve işçi lehine kararlar verilmiştir.

Düzenleme hakkında Anayasa’ya aykırılık iddiasıyla Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç ile birlikte 114 milletvekilinin başvurusu ile AYM tarafından 2018/73E, 2019/65K sayılı 24.07.2019 tarihli kararı ile Devlet Memurları Kanunu’nun “48A”nın 8.kısmı iptal edilmiştir. Bu haliyle artık belediyelerin ve diğer kamu kurumlarının işçi alımlarında arşiv araştırması zorunluluğu ortadan kalkmıştır.

Anayasa Mahkemesi kararıyla artık hiçbir işçi alımında arşiv araştırması yapılması gerekmemektedir.

Bu süreçte işçiler lehine oluşan emsal mahkeme kararları, Danıştay kararları ve nihayetinde Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile delik deşik olmuş ve artık uygulanabilirliği kalmamıştır.

Bunun üzerine AKP-MHP iktidarı yeni bir hamle başlatmış, mahkeme kararlarında belirtilen eksiklikleri makyajlayarak kısmen değişiklikler yapmış ve “Arşiv Araştırması ve Güvenlik Soruşturması” ısrarından vazgeçmemiştir. 1 Nisan 2021’de TBMM’de ateşli tartışmalar sonrasında kanun teklifi önce reddedilmiş daha sonra AKP-MHP’nin yasaya aykırı manevralarıyla 7 Nisan’da Meclis’ten geçerek 17 Nisan 2021 tarihinde 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu’nu Resmi Gazete’de yayınlanmıştır.

Bu kanun yürürlüğe girdiğinde uygulamasının bir yönetmelikle belirleneceği ifade edilmiştir.(12 md) Bu süre içinde iktidar, tüm çalışanlar üzerinde ve tüm muhalifler üzerindeki “Güvenlik Soruşturması” sopasından asla vazgeçmemiştir. Bunu çeşitli algı oyunları ve manüplasyonlarla güçlü bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve başkanına da sallamaktan çekinmemiştir.

Bu uygulama ise iktidarın beğenmediklerini bir cezalandırma aracı olarak kamuda çalışanların veya çalışmak isteyenlerin başına musallat edilmiştir. Bu düzenlemeyle temizlik işçisine, sayaç okuma elemanına, ağaç budama işçisine, kanalizasyon işçisine, istihbarat elemanı, ulusal güvenlikle ilgili çalışan, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan personel muamelesi yapılmaktadır. Son saydıklarımız için gerekli kriterler aranmaktadır.

Nihayetinde 3 Haziran 2022 tarih 31855 sayılı Resmi Gazetede yayınlanmış, “Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik” yürürlüğe girmiştir. Yönetmelik sonrasında çok hızlı bir şekilde “değerlendirme komisyonunu” kurmuş çok hızlı bir şekilde “güvenlik soruşturması rehberi” hazırlamış ve yönetmelik yürürlüğe girmesiyle nerdeyse eş zamanlı veya bir kaç gün içinde işten atmalara başlamıştır. Bu hız ve motivasyon ayrı bir değerlendirme konusudur.

Sayın İmamoğlu ve bir kısım yöneticinin işçileri, Belediye’nin değil, valiliğin çıkardığı yönündeki söylemleri konusunda sadece ilgili yasal düzenlemeyi paylaşacağım. 3 Haziran 2022 tarih 31855 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Yapılmasına Dair Yönetmelik”

  • İşten çıkarmaya yetkili “Değerlendirme Komisyonu’nda” sadece belediye yetkilileri var.
    • Madde 12 (1)- “Diğer kamu kurum ve kuruluşlarında en üst yöneticinin görevlendireceği bir üst kademe yöneticisinin başkanlığında, teftiş/denetim, personel ve hukuk birimleri ile uygun görülecek diğer birimlerden birer üyenin katılımıyla başkan dahil en az beş kişiden ve tek sayı olacak şekilde oluşturulur.”
  • İşçinin işinin Kanun kapsamında olup olmadığını sadece değerlendirme komisyonu yapar.
    • Milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, tesis ve hizmetlerde istihdam edilecekler hakkında değerlendirme kamu kurumlarındaki değerlendirme komisyonlarınca yapılır.
  • 12(5)- Değerlendirme komisyonu üye tamsayısıyla toplanır, kararlarını oy çokluğuyla alır.
  • 12(4)- Değerlendirme komisyonu, yaptırılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucunda elde edilen verileri analiz ederek ilgili kişinin memuriyete yada kamu görevine atanıp atanmaması veya gizlilik dereceli birim ve kısımlarda yahut milli güvenlik açısından stratejik önemi haiz birim, proje, proje, tesis ve hizmetlerde çalışıp çalışmaması gibi hususlarda nesnel ve gerekçeli değerlendirmelerini yazılı olarak atamaya yetkili amire sunar.

“İş akdini feshedin diye talimat gönderildi” deniyor, bu doğru değil ve bu alanda ki mücadeleyi ve karşı duruşu işçinin sırtına atmamalısınız, hukukun karanlık dehlizlerine sürükleyemezsiniz. Ana muhalefet partisinin temsilcileri olarak ve insanların sizleri temsilci olarak atadığı kararlılık ve cesareti göstermek zorundasınız.

Dayanak yasal düzenlemenin iptaline rağmen, arşiv araştırmasının yasallığına dair bir dayanak olduğu kabul edilecek olsa dahi bir çok hukuka aykırılığı bir kenara bırakarak en dar yorumuyla değerlendirdiğimizde dahi güvenlik soruşturmasının “olumlu” sonuçlanmış olmasını değil sadece yapılmış olması kriterini zorunlu görmektedir.

Yürürlüğe girdiği andan itibaren temel hukuka aykırılıkları barındıran arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması uygulaması hakkında henüz lehe hiçbir yargı kararı yokken, AYM’nin iptal kararı yokken Danıştay tarafından dayanak tebliğ hakkında yürütmeyi durdurma kararı verilmemişken düzenlemenin dışında inisiyatif alınarak hukuksuzluğa karşı gelinmiş ve uygulamaya karşı bir çok belediye tutum almıştır.

Ayrıca kişisel veri niteliğinde olan bu bilgilerin hukuka aykırı bir şekilde bilgi toplaması ve paylaşılması nedeniyle bu bilgileri toplayan ve yayan kişiler veya kurumlar hakkında Kişisel Verilerin Korunması Kanununa aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle hukuki ve cezai yaptırım uygulanması gerekmektedir.

SGK kodları nedeniyle birçok mesnetsiz suçlamayla itham edilip bu aşamadan sonra herhangi bir yerde çalışabilmesi de mümkün olamamaktadır. İktidarın işçileri fişleyerek kamusal alanın dışına atmak istemesine, çalışma hakkını engellemesine belediyenin alet olmaması gerekmektedir.

Emeğiyle geçinen herkesin en büyük sorunlarından birisi “güvenlik soruşturması” kriteridir. Bu uygulamaya karşı topyekün bir muhalefet ve direniş geliştirilmediği takdirde bu gün iktidarı elinde tutup bu keyfiyetin uygulayıcısı durumunda olan kişiler de dahil olmak üzere kimse güvende değildir. Kimsenin iş güvencesi yoktur. Herkesin çalışma hakkı; muhtarın, ihbarcı komşunun, keyfi tutanak tutan polisin veya herhangi birinin kötü niyetli beyanına bağlı olarak risk altındadır.

Hukuki gerekçelerini ve emsal mahkeme kararlarını özetlediğimiz üzere “güvenlik soruşturması” uygulamalarının bütünüyle hukuksuz olduğu iktidarın kendisine muhalif olan herkesi sindirmek için uygulamak istediği bir yöntem olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle hukuka ve yasal düzenlemelere aykırı olarak başlatılan bu uygulamalara son vermesi, atılan işçileri geri alması kurumun mağdur edilen işçilerin yanında yer alması gerekmektedir.

İlgili İçerikler

Son Eklenenler