EYT Başkanı Gönül Boran Özüpak: “Bu dava hepimizin davası”

0

“Emeklikte Yaşa Takılanlar” 1999 yılında bir kanunun geriye işletilmesi ile ortaya çıkan hak gaspı sonucunda bir araya gelen ve Türkiye’nin dört bir yanından insanların oluşturduğu bir topluluk. Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Gönül Boran Özüpak ile yaşanan süreci konuştuk. Özüpak; “ Buradaki 65 yaş Avrupa ile kıyaslanıyor lakin Avrupa’daki çalışma şartları ve buradaki şartlar aynı değil. Orada hakikaten çalışma şartları düzeni ve yaşam şekli buna uygun bir şekilde sürdürülüyor. Burada öyle değil, çalışma saatleri uzun ve maaşlar düşük. Ekonomik, sosyal ve psikolojik sıkıntılar içinde yaşıyoruz. Çözüme acile kavuşturulması lazım. 17 Mart’taki mitingimize de onay yazısını alacak şekilde hazırlık yapıyoruz, orada bir milyon olmak için herkesin katılmasını bekliyoruz. Bu dava hepimizin davası.”

“Emeklilikte Yaşa Takılanlar” kimlerdir? Bu yasanın mağdur ettiği kesim kimlerden oluşuyor?

8 Eylül 1999 tarihinde 4447 sayılı kanunun İMF’nin dayatması ile sözleşmeye istinaden ve geriye doğru işletilerek, dünyada ve Türkiye’de bir ilk bir kanun geriye doğru işletildi, yaratılan mağduriyet sonrasında kazanılmış hakları için mücadele eden bir topluluktur.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kuruluş sürecinden bahsedebilir misiniz?

Bizim mağduriyetimiz 20 yıldır sürüyor. Yaklaşık 7 yıl öncesine kadar bu mücadele sosyal medyadan alanlara, grup ve platform olarak sürdürülüyordu. Daha sonra, önderimiz olan arkadaşlarımız ile istişare yapıldığı zaman dernekleşme kararı çıktı. Bunun sebebi de meclis görüşmelerinde ya da bulunacağımız ortamlarda devletin nezdinde kurulmuş bir sivil toplum kuruluşu olarak dikkat alınacağımızı düşünmemizdi. Bu şekilde cevap almamız daha kolaylaşacaktı ve örgütlenmeyle yapılanmayla yol alınacağı düşüncesi ile ortaya çıktı. 2015 yılında kurucu dernek başkanlığım ile bu derneği kurmuş olduk. 2018 yılında bir ara bıraktım sonrasında tekrar geldim. 2018 yılında olağanüstü genel kurul ile ben başkan olarak ve diğer arkadaşlarım da yönetim kurulunda neler yapabilir diye bir araya geldik. O günden beri elimiz ile değil, tüm bedenimizle kendimizi bu davaya adıyoruz. Şu aşamada tüm Türkiye olduk. Bu arkadaşlarımızla bu davanın sonucunu getirtmek çabası içerisindeyiz.

Şu anki siyasi iktidarın konuya pek sıcak bakmadığı görülüyor. Siz hükümetin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz toplumsal bir sorun haline geldik, toplumsal bir çığlığız. Ortada bir kazanılmış hak vardı, bu haklarımızın peşindeyiz. Kesinlikle erken emeklilik istemiyoruz. Bizim yaşadığımız en büyük sorunlardan birisi de, yaşımızdan dolayı iş bulaşamayışımız. Ne kadar tecrübeli olursak olalım, yaşımızdan ötürü artık verimli değilsiniz diye kapı önüne konuluyoruz. Bu tabii yaşam savaşı verdiğimiz mücadele bir geliriniz olacak ki evinizin ihtiyacı, çocuklarınızın, eşinizin ihtiyacı karşılansın. Bu anlamda biz bir toplumsal sorun olduk ve bu tüm Türkiye’nin sorunu olduk. Hükümetimiz ve cumhurbaşkanımız bizi biliyor. Ancak biz cumhurbaşkanımızın bu konuda danışmanları tarafından yanlış bilgilendirildiği düşüncesindeyiz. Çünkü biz Türkiye’ye bir yük değil, sonuçta bu ülkeye fazlasıyla hizmet etmiş bir kesimiz. Çalışma hayatımız ve ödediğimiz prim ile de bunu kanıtlıyoruz. Biz aksine fazlasıyla ödediğimiz için bir yük olarak değil görülmesi de uygun değil. Bizden istenilen: “ Kadınlar 20 yıl, 5 bin prim günü; erkekler 25 yıl, 5 bin prim günü” ile çalışın, iş sözleşmenin karşılığında ben sizi bu süreler sonunda emekli edeceğim ve maaş bağlayacağımdı. Bu yasanın geriye doğru işletilmesi ile ise bizim emekliliğimiz 2 ile 17 sene ötelenmiş oldu. Maalesef mecliste Milliyetçi Hareket Partisi’nin bütün seçim beyannamelerine, genel başkanın söylemlerine pek çok kez konu olduk. Fakat gelinen süreçte maalesef söylenen ile uygulanan olmadı. Çünkü mecliste 2-3 kez diğer muhalefet partilerinden gelen kanun teklifleri vardı. Buna çekimser oy kullandılar, onay vermediler. Ancak diğer muhalefet partileri, kim getirirse getirsin biz bu sorunun çözülmesini istiyoruz diyen bir tavır aldı. İstiyoruz ki bu sorunu hükümetimiz ve diğer muhalefet partileriyle ortak bir şekilde çözebilelim. Biz umudumuzu hiç kaybetmedik, sizin yani Umut-Sen’in adı gibi biz de umudumuzu hiç kaybetmedik.

Kamuoyu ve sendikaların tutumu nasıl oldu? Toplumsal muhalefet ile ortaklaştığınız ve birlikte hareket ettiğiniz bir süreç işlettiniz mi?

Biz diyoruz ki, siyaset üstüyüz ancak bizim sorunumuzun çözülmesi tamamen siyasete bağlı. Bizim sorunumuzun çözülmesi şu an cumhurbaşkanımız ve hükümetimizin elinde, o da seçim öncesinde. Bize destek veren partiler var evet ancak bize yakıştırmalar yapıyorlar, falanca partinin peşinden sürüklenen bir topluluk bu diye. Hayır, biz öyle değiliz. Biz bütün siyasi partilerin seçmenleri ile birlikteyiz. Bizim ortak davamız, emeklilikte yaşa takılanlar davası. Bizim partilerle ya da herhangi bir kesimle işimiz yok. Biz, bizi sahiplenen, gören, anlayan ve çözüme kavuşturma çabası içinde olanlarla yol alacağız diyoruz. Önümüz seçim arifesi ve seçim arifesinde de bizim lehimiz bir sonuç çıkmazsa, sonuçta halkın isteği doğrultusunda gelişmeyen olay karşısında topluluğumuzda gereken cevabı verecektir.

17 Mart günü Maltepe mitingi çağrınız var. Süreç nasıl gidiyor, valiliğin tutumu nasıl?

Evet, bugün yine bir görüşme yaptım. Size haber vereceğiz dediler. Olumsuz düşünmek istemiyoruz çünkü dediğim gibi emeklilikte yaşa takılanlar ve destek verenler ile ortada bir milyon kişilik bir kitle olacak. Biz Maltepe’de biz buradayız, birlikteyiz, bu ülkenin vatandaşıyız, sorunlarımızı görün ve sorunlarımızı çözüme kavuşturun diyerek orada olacağız. Aksi bir şey olur mu olmaz mı bilmiyoruz, son ana kadar miting gerçekleşecek gibi hazırlık yapacağız.

Emeklilikte Yaşa Takılanlar” meselesi toplumun her kesimini etkileyecek ve büyük bir mesele ancak özellikle genç kesimlerin dikkatini henüz çekmedi. Siz toplumun geneline, özellikle genç kesime ne diyebilirsiniz? Neden “Emeklilikte Yaşa Takılanlar”ın mücadesine destek vermeliler?

“Emeklilikte Yaşa Takılanlar”ın esas olayı biz işe girerken iki şartımız vardı, üçüncü bir şart eklendi ancak biz bunu bilmiyorduk. Üçüncü şartın eklenmesi ile kazanılmış haklarımız elimizden alındı. Sizlerin, çocuklarımızın ve gelecek kuşakların en büyük sorunlarından biri ilk olarak yaş şartı olacak çünkü emeklilik yaşı 65’e yükseltildi. İkinci olarak 2008’de aylık bağlanma oranlarının 5510 sayılı bir yasa ile ortalama %70 olarak bağlanan oranlardan %28’lere kadar düşüşü bugün bizlerden emekli olacak kişilerden bağlanacak maaş bin lira civarında. Hatta 700 liralardan başlıyordu lakin 2019’da kat sayıların artışı ile bin liradan aşağı emekli maaşı yok denildi. Gençler için de hem 65 yaş hem de yatırdığınız primlere karşılık ileride alacağınız, bu yasadan kaynaklı, asgari ücretin üstünde yani iki katı bir ücretle çalışanlar dışında bundan aşağı çalışanlar için bağlanacak oranlar %28’e düşürüldü. Bu emeklilik için bir maaş değil, sosyal yardım niteliğinde bir yardım haline gelecek. Biz bunu hem maaştan hem yaştan mağdur olarak yaşıyoruz, gençler ise bunu iki katı şeklinde yaşayacak. Olan ve olmayan herkesin bilinçlenmesi ve bu alanda mücadele etmesi gerekiyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nda işçi ve emekçiyi mağdur eden yasaların iptal edilmesi veya iyileştirilmesi gerekmekte. Yıllarını, emeğini ve alın terini veriyorsun ve karşılığında sosyal yardım niteliğinde bir maaş bağlanıyor. 30 yıldır çalışana da bin lira bağlanıyor. Biz insanlara sosyal yardım yapılmasına karşı değiliz, ihtiyacı olanlara tabii ki verilsin ancak bizim yıllarca çalışmamızın karşılığı bin lira değildir. Sizin için gelecek süreçte bu rakamlar çok daha düşecek. Bu sebeple herkesin bu mücadele içinde olması gerektiğine inanıyorum.

Umut-Sen olarak Emeklilikte Yaşa Takılanlar’ın mücadelesinin ne kadar önemli olduğunun farkındayız ve bu mücadeleye sonuna kadar destek vereceğiz. Röportaj için teşekkür ederiz. 

 

Share.

Comments are closed.