3. havalimanı işçisi: İş güvenliği yok, ücretler ödenmiyor, başımıza her şey gelebilir

0

Yaşanan iş cinayetleriyle gündeme gelen 3. havalimanı inşaatı ile ilgili gerçekler, günbegün gözler önüne seriliyor. İşçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin  alınmadığı inşaatta işçilerin can güvenliği tehdidi ise her gün artarak devam ediyor. 

İlerihaber’den Tuğba Özer’in yaptığı röportajda, Siirt Üniversitesi İlk ve Acil Yardım Bölümünü bitiren 21 yaşındaki Y., KPSS’ye girdi ancak atanamadı. Bir arkadaşının vasıtasıyla kendisi ile aynı durumda olan 3 sınıf arkadaşı ile birlikte Siirt’ten, çalışmak için 3. Havalimanı inşaatına geldi.

Y., dershane parasını çıkarabilmek için 3 aydır 3. Havaalanı inşaatında çalışıyor. Ancak yaşanan iş cinayetleri Y.,’nin psikolojisini bozmuş. Bu ayın sonunda işten ayrılarak memleketine döneceğini şöyle anlatıyor:

‘İNSAN KORKUYOR…HER AN BİR ŞEY DÜŞEBİLİYOR’

“Bu ayın sonunda ayrılacağım. Aslında geçen ay bırakmak istiyordum. Yaşanan iş cinayetlerini duyunca insan ister istemez korkuyor. Şantiye çok büyük, malzemeler çok büyük. Her an her yerden bir şey düşebiliyor. Baret takıyoruz ama düşen şeylerin altında eziliriz biz. Baretin ne etkisi olabilir ki? Geçen bir işçinin önüne koskoca bir beton kütlesi düştü, iki gün kendisine gelemedi. Bir şey olmadı ona ama tamamen şans.”

3 havalimanı iş cinayeti ile ilgili görsel sonucu

‘BURADAN KESİNLİKLE DÜŞERLER’ DİYE DÜŞÜNDÜM VE GERÇEKTEN DÜŞTÜLER’

Geçtiğimiz günlerde yaşanan bir iş cinayetini anlatan işçi, “Siz beni aradığınızda, yani geçen hafta bir işçi çok boş bir nedenden ötürü öldü. İskele demirlerini kurmuşlar üstüne demir profil atmışlar. Ben bunu gördüm ve ‘Bu kayar nasıl üstüne çıkıp çalışıyorlar?’ dedim. 2-3 gün sonra haber geldi. Kayıp boşluğa düşüp ölmüş bir tanesi. Kemer bağlayacak yerleri yoktu öyle söyleyeyim. En son ölen kişi benim psikolojimi bozdu. Çünkü kendi gözümle durumu gördüm ve ‘kesinlikle buradan düşerler’ diye düşündüm ve gerçekten düştüler” şeklinde anlattı çalışma koşullarını.

‘ÖNCELİK İŞİN YÜRÜMESİNDE’

“İş güvenliği uzmanları ilgileniyorlar ama öncelik işin yürümesinde her zaman” diyen işçi şöyle devam ediyor: “Bir engelleme yok. ‘Kemerini tak yoksa ceza yazarım’ diyorlar ama bunlar caydırıcı şeyler değil, durumun anlatılması lazım. Çalıştırılmaması lazım işçinin o şekilde. Ceza yazdıktan sonra işçi aynı şekilde çalışmaya devam ediyor. Korkuluklar hiç sağlam değil örneğin.”

‘MAAŞIMIZI DÜZGÜN ALAMIYORUZ’

Genç işçi, ücretlerini almada da sorun yaşadıklarından yakınıyor:

“Ödemeler iki şekilde gerçekleşiyor. Benim yevmiyem günlük 90 TL. Sigortayı az göstermek için asgariyi bankaya yatırıp kalanını elden veriyorlar. Maaşımızı da düzgün alamıyoruz. Asgari tutarı ana firma olan İGA yatırdığı için zamanında alabiliyoruz ancak elden verilen paraları bayağıdır alamıyoruz. Ben Esen Yapı’ya bağlı çalışıyorum ve 3 ayda elden aldığım para toplamda 150 TL. Bu konuyla ilgili işçiler eylem yaptı, işe çıkmadık.”

Y., kamp alanındaki koşullarını ise şöyle anlatıyor:

“Kaldığımız odalar 4 kişilikti şimdi 6 kişilik yapıldı. Üç tane ranza var odada, elbiselerimizi koymaya alan kalmadı. Odaya sadece uyumak için gidilebiliyor. Onda da nefes alınmıyor. Kampla şantiye arası otobüsle 15-20 dakika sürüyor ve aşırı izdiham oluyor. Otobüsler yeterli değil insanlar birbirini eziyor.”

Y., yemeklerin ise yetmediğini dile getiriyor.

‘AMBULANSLAR ÇOK GEÇ GELİYOR’

İşçinin dikkat çektiği bir diğer nokta ise ambulanslar. Y., “Ambulanslar çok geç geliyor” diyor ve yaşadıkları bir olayı anlatıyor: “Geçenlerde bir işçi bayıldı ve yarım saat boyunca ambulans gelmedi. O kadar geç gelmemesi lazım zaten saha içinde de ambulanslar var. Yarım saat nedir? Hemen gelip almaları lazım.”

‘YARALANMALAR ÇOK’

Yaralanma vakalarının da sık yaşandığını ifade eden işçi, “Çok fazla yaralanma durumları oluyor ihmalden kaynaklı. Örneğin geçenlerde tavan döşüyorduk. Bastığımız zemin 4 cm kalınlığındaydı ama bir kaç kere kırıldı ve düşme tehlikesi geçirdik. Kemerin ipini bağlayacak yer yok yani bu yüzden düşme tehlikesi yaşadık. Ucuz yırttık, düşmememiz için hiç bir neden yok. ‘Bu şekilde çalışma’ da demiyorlar bize. Biz güvenli olmadığını söylediğimizde ise ‘yapabildiğiniz kadar yapın’ deniliyor. Ama biz mecburen yapıyoruz” diyor.

 

Share.

Comments are closed.