Ana Sayfa Güncel Adkoturk işçisi kadınlar: Erkeklerle eşit iş yapıyoruz ancak biz kadınız ve hem...

Adkoturk işçisi kadınlar: Erkeklerle eşit iş yapıyoruz ancak biz kadınız ve hem işte hem de evde her alanda çalışmak zorundayız!

Adkotürk makarna fabrikasında Tek Gıda İş’e üye olan işçiler tehdit ve baskıyla sendikadan istifaya zorlandı, istifayı kabul etmeyince kod29 ile işten çıkarıldılar. İşçiler 15 Nisan’dan bugüne tam 40 gündür fabrika önünde direniyorlar.

Tekirdağ’ın Çerkezköy ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde (OSB) bulunan Adkotürk makarna fabrikasında Tek Gıda-İş Sendikası’na üye olan işçiler tehdit ve baskıyla sendikadan istifaya zorlandı. İstifayı kabul etmeyen işçiler ise kod29 ile işten çıkarıldı. İşçiler 15 Nisan Perşembe günü fabrikanın önünde direniş başlattı. Bugün direnişin 40. gününde olan Adkotur’de direnişçi 4 kadın işçi ile konuştuk. Yaptığımız röportajı sizlerle paylaşıyoruz.

Fabrikada yaşanan baskılara, mobbinglere karşı çıktığınız için yalan bahanelerle kod29 ile işten çıkarıldınız ve içerideki mücadelenizi sokağa taşıdınız. Şimdi ise 40. gününde fabrika önündesiniz. Direnişinize hangi sebeplerle başladınız?

Selma Göçen: Hakkımızı almak için direniyoruz, hakkımızı almak için direnmeye de devam edeceğiz.

Hülya Kaplan: Haksız yere işten çıkarıldık, sendikalı olmak hepimizin anayasal hakkı. Biz suç işlemedik, sendikalıyız diye işten atıldık, hakkımızı almak için direniyoruz.

Sevcan Dervişoğlu: İlk olarak hakkımız olanı almak ve içerideki zorlu koşullara karşı çıkıyoruz diye haksız yere işten atıldığımız için direniyoruz. İşveren fazla kazanıyor, bizim sırtımızdan gerçekten çok fazla kazanç elde etti ki pandemi sürecinden bu yana hiç durmadan çalıştırıldık. İçimizde hastalanan arkadaşlarımız olmasına rağmen hiç durmadık. Yasaklar, zorunlu kapanmalar olduğu halde hiç durmadan çalıştırıldık. İşveren çok fazla kazanmasına rağmen işçiye gerçekten hakkını vermiyor, öncelikle buna karşı direniyoruz, emeğimizin karşılığını almak için direniyoruz.

Safiye Sevbil Polat: Haklarımı alıp daha iyi şartlarda yaşayabilmek için direniyorum.

Ne kadar süre Adkoturk’de çalıştınız, neden atıldınız?

Selma Göçen: İki sene dokuz aydır Adkoturk’de çalışıyordum, sendikaya üye olduğumuz için atıldık. Bu bizim anayasal hakkımızdı.

Hülya Kaplan: Adkoturk’de beş buçuk yıl çalıştım, sendikaya üye olduğum için işten atıldım.

Sevcan Dervişoğlu: Hakkımızı aradığımız için Kod-29 ile atıldık. Sırf içeride örgütleniyoruz diye hijyen kurallarına uymadığımız bahanesi ile bizim çıkışımızı verdiler.

Safiye Sevbil Polat: Dört yıl Adkoturk’de çalıştım. Şimdiye kadar bütün vardiyalarda çalıştığım halde kimse benden şikayetçi olmadı. Ancak beş kişi benim aleyhimde huzursuzluk çıkardığımı iddia etmiş, çıkış sebebimi bu bahane ile gösterdiler.

Kadın işçi ve direnişçi olmak nasıl bir şey, ne gibi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?

Selma Göçen: Tabii ki sıkıntılı ama çocuklarım için işim ve ekmeğim için direneceğim.

Hülya Kaplan: Karşı taraftan tepkiler alıyoruz, suçlamalar alıyoruz, bunlar neden burada, bunların evde işi yok mu? diye tepkiler ile karşılaşıyoruz, bizim evdeki işlerimiz, sorunlarımız kimseyi ilgilendirmiyor. Biz hakkımızı savunmak için buradayız. İçerideki diğer işçi arkadaşlarımızın haklarını da savunuyoruz.

Sevcan Dervişoğlu: Kadın gücü fabrika ortamlarında zaten çoğunlukta ama özellikle kadın olmak çok daha zor; erkeklerle aynı ortamda çalışıyorsun, aynı işi yapıyorsun. İkincisi, kadınlara bakış açısı farklı; kadınsın ama çalışma ortamına gelince madem burada çalışıyoruz eşit iş yapmak zorundayız gibi durumlarla karşılaşıyoruz. Her şeyden önce anneyiz, hem evde hem işte her alanda olmak bizi gerçekten yoruyor ama bir yerde de ekonomik olarak eşlerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz ama şu andaki çalıştığımız yer koşul olarak da zor. O yüzden gerçekten kadın olarak çalışma hayatında olmak başlı başına bir sorun.

Safiye Sevbil Polat: Dört yıl içinde çalıştığım en büyük zorluk mecbur tutulmak, ya çalışırsınız ya da iki gün kesintiniz olur gibi bir durumla karşılaşırsınız. On iki saat çalıştığımız zamanlar oldu bir kadın olarak hem evde hem de burada çalışıyoruz.

İçerideki çalışma şartlarından ve çalışırken karşılaştığınız sorunlardan bahseder misiniz?

Selma Göçen:  Ağır şartlarda çalışıyorduk, her zaman onların istedikleri, onların söyledikleri ağır işlerde az paraya çalıştırıldık. Hak ettiğimiz izinleri bile zor alıyorduk.

Hülya Kaplan: Çalışma şartlarımız çok zor en büyük sorunumuz temizlik yapmaktı, çok zor koşullarda temizlik yapıyorduk, bu bizi aşırı derecede yoruyordu, tehlikeli de oluyordu aynı zamanda.

Sevcan Dervişoğlu: İş koşullarımız gerçekten çok zor içeride üretim yapılıyor, üretim yaptığımız makinenin temizliğini dahi bize yaptırıyorlardı, bizler itfaiye hortumları ile araba fırçaları ile makine yıkıyorduk, içeride sürekli efor harcadığımız bir ortam var, iki dakika dursan ortalık karışıyor. Bant sistemi ile çalıştığımız için makine hızı ile çalıştırılıyorduk. İçerisi gerçekten çok sıcak bununla birlikte havalandırmalar yeterli değil. Bonelerimiz var ve ağzımız kapalı, çok sıkı giyiniyoruz, içerideki koşullar gerçekten çok zor. Çalıştığımızın karşılığını alamayınca işler daha da zorlaşıyor.

Safiye Sevbil Polat: İşimi aslında severek yapıyorum ama molalarda neden bu kadar mola kullandın, çok kullanıyorsun gibi sorularla karşılaşıyorduk.

Sendikalaşma sürecinde işveren tarafından ne gibi zorbalıklara uğradınız?

Selma Göçen: Ben ilk başta üye olmadım arkadaşımın temsilci olduğu öğrenildikten sonra baskı uyguladılar. Arkama adam taktılar, gizlice fotoğrafımı çektiler.

Hülya Kaplan: Çalıştığımız yerden kaldırıldık, yok onu yap yok bunu yap gibi sorunlar ile karşılaştık.

Sevcan Dervişoğlu: Sendikalaşmaya başladığımızda, içeri atanmamız yapıldıktan sonra zaten işveren sendikayı kesinlikle içeri almayacağını söyleyerek insanlara baskı uyguladı. Bunun yanı sıra içerideki posta başları zaten insanları gözetim altında tutmaya çalıştı, insanları tehdit ettiler. “Sendikayı içeri alırsanız şirketi kapatacağız, üye olursanız işten çıkarılacaksınız tazminatınız verilmeyecek, hiçbir hakkınızı alamayacaksınız” dediler ve çeşitli şekillerde tehdit ettiler. Neticesinde içeride örgütlenme olmasın diye başta temsilciler ve arkasında onlara yardımcı olan diğer arkadaşlarımızı işten atarak gözdağı vermeye çalıştılar. İçeride hala baskılar ve tehditler devam ediyor.

Safiye Sevbil Polat: Ben izne çıkmıştım, döndükten sonra sendikanın girdiğini öğrendim. Öğrenince ben de sendikaya üye oldum. Sonrasında gözetleme gibi şeyler yaşandı, söylemleri ile sendikalı olmak isteyen işçilere psikolojik baskı yaptılar.

Pandemi döneminde hükumet güya işten atma yasağı getirdi fakat son bir yılda 200 bin kadar işçi Kod-29 ile tazminatını alamadan, ahlaksız ilan edilerek işten atıldı. Bu konu hakkında ne söylemek istersiniz.

Selma Göçen:  İki sene dokuz aydır bu fabrikada çalışıyorum, ahlaksız bir şey yapmadım. Ne bir rapor ne bir ihtar. Beni aradılar ve sendikayı bahane ederek işten attılar.

Hülya Kaplan: Bu işçilere yapılan çok büyük bir haksızlık, içeride çalışırken hiçbir savunma alınmadı benim hiçbir ihtarım yok beş buçuk yıldır hiçbir uyarım yokken atıldım, sadece anayasal hakkımı kullandığım için atıldım. Bu işçilere yapılan çok büyük bir haksızlık.

Sevcan Dervişoğlu: Aynı durum bizim için de söz konusu, yasağa rağmen işten atıldık, bu anlamda bir düzenlemenin olmasını istiyoruz kesinlikle. Bizler de aynı şekilde Kod-29 ile atıldık. Kod-29 ile çıkarılmak gerçekten çok zor, başka bir yere iş bulmaya gittiğimizde de sıkıntı olacak hepimiz için, çünkü Kod-29 ile çıkarıldık. Ahlaksızlıktan, hırsızlıktan çıkarılıyorsunuz. Söyleyemeyeceğim bir sürü alt maddeler var. Gerçekten hoş olmayan, insan onuruna yakışmayan bir durumla karşı karşıyayız. İnsanlar burada emeklerini veriyorlar. Bir düzenleme getirilmeli çünkü insanlar haklarını aramaya kalktıklarında işten çıkarmak yasak olsa dahi Kod-29 ile atılıyorlar. Zaten pandemi ile birlikte çok zorlu bir süreçteyiz, buna rağmen işçiler işten atılıyor. Bu insanlar nasıl geçinecek? Nasıl iş bulup ailesine bakacak? Bu yönde gerçekten bir düzenleme yapılması gerekiyor.

Safiye Sevbil Polat: Bu bizlere yapılan büyük bir haksızlık. Dört yıldır böyle bir suçum olmadı, neden şimdi sendika geldiğinde bu suçlamalarla atıldık. Kabul etmiyoruz böyle suçlamaları.

Bugün direnişin 40. günü direniş ve mücadele ile geçen 40 günü nasıl değerlendiriyorsunuz ve içeride çalışan arkadaşlarınıza neler söylemek istersiniz?

Selma Göçen: Bizim yanımızda olsunlar hep birlikte olalım, hakkımızı beraber arayalım, birlikte direnelim. Biz hepimiz için uğraşıyoruz. Bir olalım birlik olalım, mücadele edelim.

Hülya Kaplan: Biz burada haklı bir davanın içindeyiz. İçerideki arkadaşlarımıza diyoruz ki; işçilerin çok fazla hakları var. Araştırsınlar, işçilerin hangi hakları var öğrensinler. Biz buradayız, direniyoruz hem kendimiz için hem de fabrikadaki diğer işçi arkadaşlarımız için.

Sevcan Dervişoğlu: Direnişimiz son hızı ile devam ediyor. Tabii ki zorlu şartlarımız oldu 17 günlük kapanma oldu ama bizim açımızdan değişen bir şey yok. Biz elimizden geldiğince arkadaşlarımıza ulaşıyoruz. Bu arada içerideki baskılardan sıkılıp bize dönüş yapan arkadaşlarımız var. Özellikle bu hafta içeride sendikamıza üye olmak konusunda ciddi bir artış var. Arkadaşlarımıza diyoruz ki korkmasınlar, yalanlara inanmasınlar, bize ulaşsınlar ve bizden doğru bilgiler alsınlar. Biz yetkili sendikayız ve her türlü içeri girmiş durumdayız, bizim amacımız çoğunluğu sağlamak. Herkes haklarını alsın istiyoruz, herkes orada aynı koşullarda zor şartlarda çalışıyor. Anayasanın size verdikleri hakkı kullanmak için geri durmayın bu sizin anayasal hakkınız, gelin hep birlikte mücadele edip kazanalım.

Safiye Sevbil Polat: Mücadele ederek hakkımızı alacağız, direneceğiz.

 

 

 

İlgili İçerikler

Son Eklenenler