Madenci eşleri: Eşlerimizin işlerini ellerinden alanlara ilk biz karşı çıkacağız!

0

Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun (TTK) torba yasayla özelleştirilmesi girişimine karşı ocaklardan çıkmama eylemi yapan maden işçisi eşlerine destek olmak isteyen kadınlar bir araya gelerek mücadele etmenin yollarını arıyorlar. Onları ilk olarak torba yasada yer alan madenlere yönelik özelleştirme kararının basına yansıması üzerine GMİS’in 2 Kasım’da Zonguldak’ta gerçekleştirdiği basın açıklamasında gördük. ”Madenci eşiyiz, aşımızı isteriz”, ”Madenci feneri sönmeyecek” sloganları atan kadınlar, bütün coşkuları ve kararlılıkları ile alana girmiş, alınteri için ayağa kalkmış olan madencilerden alkış almıştı. 2009’dan bu yana işçi alımının sadece KPSS ile yapıldığını düşünürsek madenlerde ve çevresinde genç nüfusun bu mücadelenin içinde olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Genelde ev kadını olan madenci eşleri, bir yandan madenlerin tek ekmek tekneleri olduğunu söylüyor bir yandan da madenci eşi olmanın zorluklarına değiniyorlar. İlk ve yoğun olarak eşleri Kozlu Maden Ocağı’nda çalışan kadınlar yan yana geliyorlar; Karadon, Üzülmez, Armutçuk ve Amasra bölgelerinden de kadınlar birer ikişer katılıyor bu dayanışmaya. İsimlerini de birlikte belirliyorlar: TTK Kozlu Kadın Dayanışması. Ve TTK’da çalışan bütün maden işçilerinin eşlerine duyurmak istiyorlar seslerini.

İktidar ile görüşen Türk-İş ve GMİS’in, ”TTK sahalarının 58. maddenin kapsamı dışında bırakılacağı” sözü üzerine eylemi sonlandıran madencilerin eşleri hükümet ve sendika sözünü tutumazsa soluğu sokakta, eşlerinin yanında alacaklarını belirtiyorlar.

Her sabah evden çıkarken, aileden eşten dosttan helallik alınan bir meslek madencilik, akşam olur da dönülmez diye. Madenci eşleri, çocuklarının babalarını büyüklerden sezdikleri o ifadesi zor korkuyla beklediklerini anlatıyorlar. Röportajı gerçekleştirdiğimiz kadınlardan birinin babası da madenci…

Tabi hemen aklımıza, 12 Eylül öncesi, maden işçilerinin çalışma koşullarına karşı haklı isyanlarıyla ortaya çıkan Yeraltı Maden-İş Sendikası ve Yeni Çeltek pratiği geliyor. “Üreten biziz, yöneten de biz olacağız!” sloganıyla maden ocaklarını aşan; Merzifon, Suluova ve Amasya’da işçisiyle, köylüsüyle, esnafıyla; kadınıyla, erkeğiyle, çocuğuyla top yekün bir harekete dönüşen bu pratik bugün de maden işçileri için parlak deneyimler barındırıyor.

TTK Kozlu Kadın Dayanışması’ndan iki madenci eşi ile konuştuk, sorularımızı sorduk. Her tür muhalif sesin kendisine çıkacak yer ve zaman bulabildiği ancak ataerkilliği tüm veçheleri ile yaşayan kadınların ses çıkarırken dikkat etmek zorunda hissettikleri bir andayız aynı zamanda. Bu nedenle kadınların isimleri bizde kalacak, biz onlara Selma ve Meryem diyeceğiz. Buyrun:

Eşleriniz madende ne iş yapıyorlar?

Selma: Eşim sağlık görevlisi, yer altında herhangi bir kaza durumunda veya farklı bir durumda ilk müdahalede bulunuyor. Hastaneye sevk işlemini gerçekleştiriyor.

Meryem: Kazmacı olarak çalışıyor. En zor işi yapıyor. Her akşam ararım çıktı mı çıkmadı mı diye, sürekli merak içerisindeyiz. Yer altında iletişim kurmak zor telefon çekmediği için. Akşam olur da eve saatinde gelmezse ve ulaşamazsak ya sendikayı arıyoruz ya da santralle iletişim kuruyoruz.

Eşiniz kaç saat yer altında kalıyor?

Meryem: 7 – 8 saat kalıyor. Bu saatlerde iletişim kurmak mümkün değil. Genelde eşim işten çıkar çıkmaz haber verir. Sürekli diken üstündeyiz. Grizu patlaması olabilir, hastalanabilir diye. Yer altına gönderiyoruz ama hep bir acabalarla gönderiyoruz eşlerimizi. Vardiyalı olarak çalışıyor. Sabah saat 6’da kalkıyor. 6.30 gibi gönderiyorum. Ondan sonra 8 saat yerin altında.

Çocuklarınızın babalarıyla ilişkileri nasıl oluyor? Sizin taşıdığınız kaygılar çocuklarda da var mı?

Meryem: Elbette çocuklarımız da aynı kaygıları taşıyor. Çünkü onlar da babalarının işten çıkış saatini beklerken mesleğin zorluklarını öğreniyor.

Vardiyalı çalışmanın zorlukları nelerdir?

Selma: Tüm sosyal yaşamımızı vardiyalara göre ayarlamak zorundayız. 15 günde bir vardiya değiştiği için düzensizlik oluyor.

Özelleştirmeye karşı 1 gece ocakta kaldılar? Ne hissetiniz?

Meryem: Telefondan öğrendim. Eşimin yer altında olduğunu ve kendi isteğiyle ocaktan çıkmayacağını söylediler. Hemen TTK’nın önüne gittik. Eşlerimizin yanına, onlara desteğe gittik. Herkes madenci eşlerini çok zengin görüyor. Bizlerin neler çektiğini kimse bilemez. Sürekli kaygıyla yaşıyoruz.

Selma: Ben eşimin yer altında kalacağını düşünmüyordum. Arkadaşım aracılığıyla öğrendim. Gelmeyeceklerini ve özelleştirmeyi boykot edeceklerini söyledi. Ben acaba kaç gün sürecek diye düşündüm. Çünkü ben madenci kızıyım. Babam Büyük Madenci Yürüyüşü’nde, günlerce süren o eylemde yer almıştı. Acaba ne zaman biter nasıl haber alırız sorularını kendime sordum. Daha sonra diğer kadınlarla birlikte kuyu başına gittik. Toplanma haberimiz yayılınca daha fazla madenci eşi geldi ocağa. Bu günlerce devam etseydi de oraya hergün gider destek verirdik.

Meryem: Maden ocağının önüne gittiğimizde polis barikatıyla karşılaştık. Geçmemize izin vermediler. Kimliklerimizi toparlayarak GBT aldılar. Emniyet müdürüyle birlikte sendika yetkilisi geldi, bizlere ‘sendika binasına giderek eşleriniz hakkında bilgi alabilirsiniz’ dedi. Bizi kuyu başına sokmadılar, ısrarla kuyu başına gitmek istedik. Her seferinde bizi geri çevirdiler. Biz de sendika şube yöneticilerini bekledik. Emniyet kuyubaşına gitmemize izin vermedi.

Özelleştirme sizin için ne ifade ediyor?

Meryem: Özelleştirme bizim için maden ocaklarında daha fazla iş kazası demektir. İş sağlığı güvenliğinden yoksun çalışma koşulları demektir. Bunun örneğini Soma’da gördük. En basitinden bir inşaat yapılırken iş güvenliği almayan bir ülkeyiz. Sen bunu özelleştirirsen en başta denetim ortadan kalkacak. Denetim olmayan bir yerde de güvenlik olacağını sanmıyorum. Bu nedenle özelleştirmenin karşısında duruyoruz. Zaten yıllardır devlet eliyle yönetilen bir çok işletme bir bir elden çıkarılıyor. Ekmek kapımızın kapanmasına izin veremeyiz. Özelleştirme ile haritadan Zonguldak’ı silmek istiyorlar. Çünkü Zonguldak’ta maden dışında başka bir iş alanı yok.

Neden Zonguldak’ı haritadan silmek istiyorlar?

Selma: Kendi şirketlerine daha fazla para kazandırma peşindeler. Bunun için madenleri özelleştiriyorlar.

Zonguldak’ta 7.500 madenci var. Bu madencilerin ayağa kalkması durumunda ne olur?

Selma: Zonguldak’ta maden dışında yapılacak işler oldukça sınırlı. Zonguldak’ı ayakta tutan madenciler. Siz madencilerin ekmeğini elinden alır, çalışma imkanlarını kısıtlarsanız Zonguldak’ta hayat durur. Esnaf kan ağlar. Çünkü bir geliriniz olacak ki satın alma durumunuz olsun. Geliriniz yoksa nasıl satın alacaksınız. Doğal olarak madenlerin özelleştirilmesi ekonomiyi, yaşam standartlarını etkileyecektir. Bu da insanları göçe zorlamak demektir.

Meryem: Biz esnafların da madencilere destek vermesini bekleriz. Çünkü biz bir dükkana girdiğimizde bize soruyorlar ‘eşiniz ne iş yapıyor’ diye, ‘madenci’ cevabını alan esnaflar bize kapıları sonuna kadar açıyor. Yarın özelleştirme yapıldığında işsizlik başladığında esnaf da iş yapamaz olacak.

Madenci eşi olmanın zorlukları nelerdir?

Meryem: Eşim vardiyalı çalışıyor. Bundan dolayı tüm planlamalarımızı vardiyaya göre yapıyoruz. Genelde birlikte yapacağımız her şeyi izin günlerine sığdırmak zorunda kalırız. Her şey rutin olarak işliyor.

Selma: Her şeyimiz kısıtlı, çocuğumuzun okul saati eşimizin iş saatleri hep kendimizle meşgulüz. Yaşanan sorunlara uzak kalıyoruz. Belki bugün bizim yaşadığımız sorunlardan daha büyük sorunlar yaşayan insanlar var.

Madencilerin ekmek parasıyla oynanmasındaki amaç nedir?

Meryem: Onca insanı boynu bükük bırakacaklar. Sabah eşim poğaça istedi. Akşam grevde olduğunu öğrendim. Bunun ne demek olduğunu eşini çocuğunu madene gönderen bilir. Çocuklarım o gün babam neden gelmedi dediğinde cevap veremez olduk. Kendimizi ikna edemediğimiz bir çok şeyi çocuklarımıza anlatamadık.

Selma: Madenci eşleri olarak kurduğumuz kadın dayanışması sesimizi duyurmak için iyi bir vesile oldu. Birbirimize sahip çıkacağız. Sesimizi duyuracağız. Eşlerimizin işlerini elinden alanlara ilk biz karşı çıkacağız. Madencilere dokunmasınlar. Özelleştirmeyi gerçekleştirenler gelsinler bir gün madende çalışsınlar bakalım nasıl bir duyguymuş.

Share.

Comments are closed.