Aydın’da 80 işçiyi valilik mi attı, belediye mi?- Av. Mürsel Ünder

0

Aydın’da Efeler ve Germencik belediyesinde 80 işçi işten atılmıştır. CHP’li Bülent Tezcan tarafından bu işten çıkarmaların güvenlik soruşturması gerekçe gösterilerek valilik kararıyla gerçekleştiği, bu haliyle CHP’li belediyelere operasyon hazırlığı yapıldığı ifade edilmiştir.

Bu gerekçelere dair hukuki durumu kısaca özetlemeye çalışalım.

Arşiv araştırması ve güvenlik soruşturması kamu kurumlarında çalışan işçiler için uygulanmaya başlaması 29.10.2016 tarihinde 676 sayılı KHK’nın 74.maddesiyle “8. Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” kriteri getirilmiştir.

696 sayılı KHK kapsamında, sürekli işçi statüsünde işçilerin kamu kurumlarına bağlı kuruluşlarda çalışacak işçiler için yapılan düzenleme gereği hak sahipliği açısından kapsamı 5.maddesinde belirlenmiştir. Bu düzenlemeye göre diğer şartların yanında “657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendinin (1), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı alt bentlerinde belirtilen şartları taşımak,” kriteri getirilmiştir.

Bu düzenleme “8. Güvenlik soruşturması ve/veya arşiv araştırması yapılmış olmak.” şeklindedir.

Bu düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olduğu ileri sürülerek Engin Altay, Özgür Özel, Engin Özkoç ile birlikte 114 milletvekilinin başvurusu ile AYM tarafından 2018/73E, 2019/65K sayılı 24.07.2019 tarihli kararı ile Devlet Memurları Kanunu’nun “48A”nın 8.kısmı iptal edilmiştir. Bu haliyle artık belediyelerin ve diğer kamu kurumlarının işçi alımlarında arşiv araştırması zorunluluğu ortadan kalkmıştır.

Anayasa Mahkemesi kararıyla artık hiçbir işçi alımında arşiv araştırması yapılması gerekmediği için valilikten gönderilen bu belgelerin çöpe atılması gerekmektedir.

Kaldı ki kişisel veri niteliğinde olan bu bilgilerin hukuka aykırı bir şekilde bilgi toplaması ve paylaşması nedeniyle bu bilgileri toplayan ve yayan kişiler veya kurumlar hakkında Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na aykırı hareket ettikleri gerekçesiyle hukuki ve cezai yaptırım uygulanması gerekmektedir.

Arşiv araştırmaları hakkında AYM’nin iptal kararı sonrasında dahi hukuksuz bir şekilde arşiv araştırması yapmaya devam eden ve kullananların, işledikleri bu suça kamu kurum ve kuruluşlarını dâhil eden uygulamalarını başta işten atma kararı veren ilçe belediyeleri olmak üzere kamu kurum yetkililerinin alet olmaması, dahil olmaması gerekir.

Bu uygulama 2016 sonrasında ise iktidarın beğenmediklerini bir cezalandırma aracı olarak kamuda çalışanların veya çalışmak isteyenlerin başına musallat edilmiştir. Bu düzenlemeyle temizlik işçisine, sayaç okuma elemanına, ağaç budama işçisine, kanalizasyon işçisine, istihbarat elemanı, ulusal güvenlikle ilgili çalışan, Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalışan personel muamelesi yapılmaktadır. Son saydıklarımız için gerekli kriterler aranmaktadır.

Mesleki deneyimlerimde alevi kökenli olması, kürt kökenli olması, “makbul olmayan” cemaatlere yakın akrabalarının olması,  abisinin 1 Mayıs gösterilerine katılması, babasının Newroz gösterisine katılması, kardeşinin 8 Mart etkinliğine katılması gibi kendisiyle hiç ilgisi olmayan “kayıtların” olmasının yanında, HDP’ye oy vermesi, sendikanın aldığı grev kararına katılması, sendikal eylemlere katılması, yasal gösterilere katılması, sosyalist yayın organlarının okuru olması gibi onlarca arşiv kaydının  “suç” unsuru olarak insanların önüne çıkarıldığının canlı tanığıyım.

CHP yetkililerinin “Valilikten işten çıkarın talimatı geliyor” denmesi doğru değildir. Bu beyan, karar alma mekanizmalarında bulunan temsilcilerin sorumluluğu kendi üzerinden atma beyanıdır. Atanmış valilerin ve/veya temsilcilerinin seçilmiş temsilcilere talimat verme yetkisi olmadığı gibi hakkı ve haddi de yoktur.

“İş akdini feshedin diye talimat gönderildi” deniyor, bu doğru değil ve bu alanda ki mücadeleyi ve karşı duruşu işçinin sırtına atmamalısınız, hukukun karanlık dehlizlerine sürükleyemezsiniz. Ana muhalefet partisinin temsilcileri olarak ve insanların sizleri temsilci olarak atadığı kararlılık ve cesareti göstermek zorundasınız.

Dayanak yasal düzenlemenin iptaline rağmen, arşiv araştırmasının yasallığına dair bir dayanak olduğu kabul edilecek olsa dahi birçok hukuka aykırılığı bir kenara bırakarak en dar yorumuyla değerlendirdiğimizde dahi güvenlik soruşturmasının “olumlu” sonuçlanmış olmasını değil sadece yapılmış olması kriterini zorunlu görmekteydi.

14.02.2000 tarihli 2000/284 sayılı GÜVENLİK SORUŞTURMASI VE ARŞİV ARAŞTIRMASI YÖNETMELİĞİ’dir. Bu yönetmelik devlet güvenliği, ulusal varlık, gizlilik dereceli birimler, Türk Silahlı kuvvetleri ve Emniyet ve istihbarat teşkilatlarında çalışacak personellerin alımı kriterleri için mevzuata girmiştir.

696 sayılı KHK kapsamında işçi alımında oluşturulan tespit komisyonları 1 Ocak 2018 tarihi Resmi Gazete’de tespit komisyonunun teşekkülü “Mahalli İdareler” için valinin görevlendireceği bir üye, atamaya yetkili amirin ya da idarenin şirketinin en üst yöneticisinin belirleyeceği diğer üyelerle birlikte başkan dahil en az 3 kişiden oluşmaktadır. Bu da 2 belediye görevlisi bir valilik görevlisinin olduğu komisyonda, kararların oy çokluğuyla alınabildiği komisyonda valiliğin yetkilisinin oyuyla 80 işçinin atılması hem politik, hem hukuki, hem ahlaki, hem etik olarak doğru değildir. Bu baskıya boyun eğmemelisiniz. 2018 yılında Ataşehir ve Beşiktaş Belediyesi yetkililerinin henüz AYM kararı yokken, arşiv araştırmaları eliyle yapılmaya çalışılan tasfiyeye karşı gelmiş ve inisiyatifi ve riski üzerlerine alarak işçilerin talepleri doğrultusunda hareket etmiş olduklarını, hatırlamalarını öneriyorum.

Emeğiyle geçinen herkesin en büyük sorunlarından birisi “güvenlik soruşturması” kriteridir. Bu uygulamaya karşı topyekûn bir muhalefet ve direniş geliştirilmediği takdirde bugün iktidarı elinde tutup bu keyfiyetin uygulayıcısı durumunda olan kişiler de dâhil olmak üzere kimse güvende değildir. Kimsenin iş güvencesi yoktur. Herkesin çalışma hakkı; muhtarın, ihbarcı komşunun, keyfi tutanak tutan polisin veya herhangi birinin kötü niyetli beyanına bağlı olarak risk altındadır.

Share.

Comments are closed.