Ana Sayfa Manşet Sınıfın Öncü Savaşçıları: Rosa ve Karl - Pelin Laçin

Sınıfın Öncü Savaşçıları: Rosa ve Karl – Pelin Laçin

Bugün dünya proletaryasının devrimcilerinden olan Rosa Lüksemburg ve Karl Liebknecht’in Alman sosyal demokrat hükümeti ve devletin paramiliter güçleri tarafından vahşice katledilişinin 103. yıldönümü.

Kızıl bir Gül

Rosa Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1871’de (Paris’te komün ateşi sürerken) Polonya’da dünyaya geldi. Gençlik döneminde belirginleşen politik çizgisi ve ilişkileri İsviçre’ye göçmesine sebep oldu ve Zürih Üniversitesi’nde öğrenimine devam etti. Daha sonra 1890 yılında Bismarck döneminde sosyal demokrasiye yönelik koyulan yasak kaldırıldı ve Rosa sosyalist parlamentoya girdi. Sosyal demokratların parlamentarist, milliyetçi eğilimleri ve devrimci çizgiden kopuşları onun parlamentodan ayrılmasına sebep oldu. 28 yaşında Berlin’e göçen Lüksemburg burada Alman vatandaşı oldu ve Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin üyesi olarak parti çalışmalarında etkin görev aldı.

Devrimci teoriyi işçilere anlaşılır biçimde sunmanın sorumluluğunu biliyordu. Bu yüzden çalışmalarını “sendikalı aydınların ve işçilerin büyük bir ilgi”yle takip edeceği teorik derslerle de sürdürmeye devam etti. 

“Gerçekten işçilere, kendi kendilerine kararlaştırdıkları bir anda, kitle halinde işi bırakmaktan daha fazla cesaret ve kendi gücüne güven duygusunu ne verebilirdi? Fabrikaların ve atölyelerin ebedi kölelerine, kendi öz birliklerini toplamaktan daha fazla ne cesaret verebilirdi? Böylece, proleter bir kutlama günü düşüncesi hızla benimsendi ve Avustralya’dan diğer ülkelere yayılmaya başladı, ta ki sonunda tüm proleter dünyayı fethedene dek.” (Rosa Lüksemburg, 1 Mayıs’ın Kökenleri Nedir?, Şubat 1894.)

2. Enternasyonal’de baskın olan Avrupalı sosyal demokrat eğilimin merkezindeki siyasi güç SDP’ydi. SDP’nin militarist tutumu 1. Emperyalist paylaşım savaşı öncesinde belirginleşti. 1914’te SPD’nin parlamento grubunda savaş bütçesinin lehine oy verme kararı neticesinde partiden ayrıldılar ve Clara Zetkin’in de aralarında yer aldığı Spartakist hareketi başlattılar. Karl ve Rosa Enternasyonel’in Zimmerwald Konferansı’na katılamamıştı. İkisi de hapisteydi. 2. Enternasyonal’de baskın olan Avrupalı sosyal demokrat eğilimin merkezindeki siyasi güç SDP’ydi. Enternasyonel’de Lenin ve temsil ettiği sol grubun tüm savaş karşıtı çabalarına rağmen savaş bütçesi lehine oy verilmesi sorunu ele alınmamıştı. Sınıfın öncü savaşçılarının kabul edeceği tek savaş ise sınıf savaşıydı.

1918’de Almanya’da 1. Emperyalist savaştan geriye yıkıntılar kalmıştı. Almanya ekonomisini güçlendirmekle uğraşıyor ve siyasi kargaşada bocalıyordu. Bu süre zarfında sosyal demokratlara yönelik sınıfın hoşnutsuzluğu gün yüzüne çıktı. Hükümet ve donanma komutanlığı İngiliz donanmasına saldırı emri vermişti. Fakat denizciler bu emre karşı Kiel Ayaklanması’nı başlattılar. Konsey-komite benzeri bir denetimle denizci erler ve işçiler Kiel’den başlayan devrim fitilini tüm Almanya’ya yayılması üzerine ateşlediler. Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht bu esnada Spartakist hareketi Alman Komünist Partisi’ne çevirerek sosyalist devrim inşasının temelini oluşturmayı hedeflediler. Fakat aynı süreçte sosyal demokratların da yalandan devrim(karşı devrim) ilanları yankılanmıştı. 2 ay süren Spartakist başkaldırı sosyal demokratlar ve paramiliter güçler (Freikorp’lar) aracılığıyla karşı devrimle kanlı bir şekilde bastırıldı.

Onlarca işçi önderi öldürülmüştü ve yüzlercesi tutuklanmıştı. Dünya proletaryanın bilinçli öncü savaşçıları Karl ve Rosa her yerde aranıyorlardı. 

15 Ocak 1919’da, ayaklanmanın son günü Rosa ve Karl acımasızca katledildi.

Käthe Kollwitz, Memorial Sheet of Karl Liebknecht (Gedenkblatt für Karl Liebknecht), 1919-1920.

Lenin çoğumuzun bilip de unuttuğu bir şey diyordu: “İnsan gerçek dostlarını felaket anında tanır. Yenilgi yılları, iyi bir okuldur.”

Kuşkusuz bir yenilgi diye okunduğunda 2. Emperyalist paylaşım savaşının nedenleri ve sonuçlarına kadar incelenecek bir dizi pratik ile konjonktürel gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek gerekmektedir. Öte yandan emperyalist savaşa ve tekelci burjuvaziye karşı ‘devrimin kartalı’ Rosa ve eylem ustası Karl asla yenilmediler ve taviz vermeden savaşa devam ediyorlar. Burjuvazi, milliyetçiler ve sosyal demokratlarla elele en aşağılık güçlerini öncü işçiler ve devrimciler üzerinde uygulamaya devam ediyor. Öncü işçiler ve devrimciler düşmanın bu vahşi yüzünü hem bu topraklara hem de dünya proletaryasına göstermeye devam edecekler.   

Brecht’in hüzünlü gibi görülen dizesiyle sonlandıralım: “Kızıl Rosa da kayboldu./ Kimse cesedinin nerede olduğunu bilmiyor./Yoksullara doğruyu söylüyordu./Zenginler onu bu yüzden öldürdü”

Yani yoksullara doğruyu söyleyenlerin zenginlere karşı yanında yer almak ve devrimci proletaryanın hareketine gücümüzü katmak görevimiz. Düşmanı bilerek.

İlgili İçerikler

Son Eklenenler