Ana Sayfa Manşet Röportaj | Üniversiteler çalışanlarını hem daha ucuza hem de geçici işlerde çalıştırma...

Röportaj | Üniversiteler çalışanlarını hem daha ucuza hem de geçici işlerde çalıştırma peşinde – Dr. Özden Melis Uluğ

Dr. Melis Uluğ: “Üniversiteler çalışanlarını hem daha ucuza hem de geçici işlerde çalıştırma peşinde” – İngiltere’de devam eden grev üzerine söyleşi

İngiltere’deki üniversite çalışanlarının grevini, Sussex Üniversitesi Psikoloji Bölümünde yardımcı doçent olan, Üniversite ve Kolej Sendikası’nın üyesi [University and College Union (UCU)] Dr. Özden Melis Uluğ’dan dinledik. Düşük ücretler, eşitsizlik (maaş farkları ve iş yükleri), güvencesiz istihdam uygulamaları ve düşürülen emeklilik maaşları sebepleriyle başlayan grev hâlâ devam ediyor. Uluğ “İngiltere’deki üniversiteler birçok ülkede olduğu gibi neoliberal politikaların etkisiyle üniversite çalışanlarını hem daha ucuza hem de geçici işlerde çalıştırma peşinde,” diyor, aynı zamanda kazanılmış haklara yönelik saldırılara işaret ediyor.

– Önce kendinizden bahseder misiniz? Hangi üniversitede, ne zamandır ve hangi pozisyonda ya da pozisyonlarda çalışıyorsunuz? Hangi sendikanın üyesi olarak ve ne zamandır grevdesiniz? 

Tabii ki. Ben Dr. Özden Melis Uluğ. Sussex Üniversitesi’nin Psikoloji Bölümünde 2021 yılının Ocak ayından beri yardımcı doçent [lecturer] olarak çalışıyorum. İngilizce’den doğrudan çevirirsek Üniversite ve Kolej Sendikası’nın üyesiyim [University and College Union]. Bu sendikaya “Yüksek Öğrenim Elemanları Sendikası” da diyebiliriz. Bu sendikanın üyesi olarak aslında geçen yıl Aralık ayında hem emekli maaşı kesintileri hem de ücret ve çalışma koşulları ile ilgili üç günlük bir greve çıkmıştık. Üniversitelerin geri adım atmaması üzerine o zamandan beri action short of strike [neredeyse grev gibi eylem]denen farklı bir grevdeydik. Şu anlama geliyor: Sadece sözleşmeli çalışma saatlerimize göre çalışmak ve fazla mesai yapmayı reddetmek. Yani birçok akademisyenin yaptığı gibi akşam saat 5’ten sonra ve hafta sonları çalışmaya bir nevi hayır demek. Akademisyenlik maalesef gecenin gündüze sık sık karıştığı bir meslek. Bir de akademisyenlerin gönüllülükleri kullanılarak sömürüldükleri bir ortam var. Üniversiteler çalışanlarının özellikle pandemi döneminde artan gönüllü çalışmaları sayesinde ayakta duruyor dersek pek de yanlış olmaz. Sendikamız yaşanan tüm bu süreçler sebebiyle Aralık 2021’deki son grevden beri tüm gönüllü çalışmaları reddetmemizi ve kendimizi geri çekmemizi istedi. Greve tekrar 14 Şubat tarihinde başladık. 14 Şubat haftası 5 gün, geçen hafta 2 gün ve bu hafta da 3 gün olmak üzere iş bıraktık ve 10 günlük uzun soluklu bir grevin içindeyiz şu an.

– UCU’nun paylaştığı bilgilere göre akademisyen ve diğer üniversite çalışanlarının emeklilik fonu 2011’den beri 240.000 sterlin kesintiye uğramış. Bu ne demek oluyor, İngiltere bağlamında bunun ekonomik ve sosyal anlamı nedir? Gelinen noktada devlet daha da fazla kesinti mi yapmak istiyor? Biraz açar mısınız? 

İngiltere’deki üniversiteler birçok ülkede olduğu gibi neoliberal politikaların etkisiyle üniversite çalışanlarını hem daha ucuza hem de geçici işlerde çalıştırma peşinde. Bunlara ek olarak üniversiteler daha önceden kazanılmış haklarda da bazen kesintiye gidiyorlar. Birçok grevin altında yatan temel sebep tam da bu zaten. Üniversiteler daha fazla kesinti yapmak istiyor. Tabii bu kesintiler sadece bu seneye ait değil, yıllar içerisinde azalıp en sonunda kuş kadar kaldı. Fakat İngiltere’de bir yandan hayat pahalılığı artıyor. Üniversite çalışanlarına şu anki planlanan bütçeye göre reva görülen emeklilik maaşı 916 sterlin. Mesela benim yaşadığım şehir Brighton’da 2 odalı bir evin kirası 1200 sterlinden başlıyor. Önerilen bu emeklilik maaşı asgari ücretin altında ve de akademisyenleri resmen yoksulluğa terk ediyor. 

Üstelik Üniversiteler Emeklilik Programı [USS] bu kesintileri pandeminin ekonomiyi en çok vurduğu zaman, yani 2020’nin Mart ayında önerdi ve daha sonra da ekonomi düzelmesine rağmen bu konuda geri adım atmadı. Bu durum akademisyenleri çok kızdırıyor çünkü üniversiteler bu emeklilik maaşlarını ödeyebilecek durumdayken Mart 2020 verilerini kullanarak göz göre göre akademisyenlere yalan söylüyor. Daha da önemlisi rektör yardımcıları gibi üst düzey yöneticilerin maaşlarına ve emeklilik haklarına pek dokunulmuyor. Bu düzeyde görev yapanların maaşları astronomik bir biçimde artmaya devam ediyor. Örnek vermek gerekirse bir akademisyen yıllık ortalama 40.000-50.000 sterlin maaş alıyor diyelim, rektör yardımcıları gibi üst düzey yöneticilerin maaşı ise yıllık 230.000-350.000 sterlin bandında değişiklik gösteriyor. Akademisyenlerin emeklilik maaşlarında kesintilere gidilirken üst düzey yöneticilerin maaşlarına pek dokunulmuyor. Üstelik üniversiteler, yeni, adil bir değerlendirmeye dayalı makul emekli maaşları önerebilecek kapasitede; bunun için hem bütçeleri hem de rezervleri [endowment] var. Ama bunu yapmaya yanaşmıyorlar. Bu sebeple de grevler daha devam edecek gibi görünüyor. 

– UCU aynı zamanda 2009’dan beri maaşların %20 civarında kesildiğini; kadınların, siyahların ve azınlık etnik gruplardan gelenlerin ve engellilerin ise hâlâ daha düşük ücretlerle çalıştırıldığını belirtiyor. Emeklilik fonu kesintileriyle bunları nasıl birlikte yorumluyorsunuz? 

Daha önceki sorulara verdiğim cevaplarla iç içe aslında bu sorunun cevabı. Maalesef dezavantajlı grup üyeleri akademide de ayrımcılığa uğramaya devam ediyor ve bu sebeple hem aynı işi yapmalarına rağmen daha az maaş alıyorlar hem de genel olarak daha fazla geçici kontratlarda çalıştırılıyorlar. Bu ayrımcılıkların hepsi iç içe geçmiş durumda. İngiltere’deki üniversiteler, öğrencileri ve çalışanları üzerinden milyonlar kazanırken çalışanlarına adil bir ödeme yapmıyor. Daha da kötüsü makul bir emeklilik maaşı hakkı gibi var olan haklarından bile feragat etmelerini istiyor. Akademisyenler de haklı olarak buna karşı çıkıyor. Umuyorum ki üniversiteler bu anlamsız inatlarından geri adım atar ve çalışanlarına hak ettikleri maaşları, çalışma koşullarını ve emeklilik haklarını bir an önce sağlar.

– Grevin talepleri nedir? Sendikanın ve emekçilerin beklentileri şu an ne noktada?

Greve çıkma sebeplerimizi şu şekilde özetleyebiliriz: Düşük ücretler, güvencesiz istihdam uygulamaları, eşitsizlik (maaş farkları) ve güvenli olmayan iş yükleri. Sendikamız, ücret anlaşmazlığını çözmek için, tüm personel için 2500 sterlinlik bir ücret artışının yanı sıra sektör genelinde yönetilemeyen iş yükleri, ücret eşitsizliği ve güvencesiz sözleşmelerle mücadele için eylem talep ediyor. Aynı zamanda, sendika, işverenlerden emekli maaşlarındaki kesintileri iptal etmelerini ve müzakerelere yeniden başlamalarını talep ediyor. Geçen hafta sendika temsilcilerimiz üniversitelerle birlikte müzakere masasına oturdu fakat karar emekçiler açısından olumsuz oldu. Üniversiteler emeklilik maaşlarında kesintiler yapmaya devam edeceklerini söylediler. 

Son olarak iki akademisyen 2020 yılında gerçekleşen ve aslında ekonomik olarak gerçek bir tablo çizmeyen bu kesinti önerisine karşı dava açmışlardı. Dün Birleşik Krallık Yüksek Mahkemesi, tartışmalı 2020 değerlendirmesinin ele alınmasıyla ilgili olarak akademisyenlerden yana karar aldı, fakat dava henüz sonuçlanmış değil. Bu açıdan biraz umut var diyebiliriz. Akademisyenlerin haklarının ülke çapında korunabilmesi için daha gidecek çok yolumuz olsa da hem güvendiğimiz bir sendikamızın hem de öğrencilerle akademisyenler arasında dayanışmanın olduğunu bilmek insana güven veriyor.

İlgili İçerikler

Son Eklenenler