Ana Sayfa Çeviri “On dakikada örgütleniriz”: Almanya’da İzinsiz Grevlerin Yükselişi — Denis Neumann

“On dakikada örgütleniriz”: Almanya’da İzinsiz Grevlerin Yükselişi — Denis Neumann

Gig ekonomisinde kurye olarak ve mobil uygulama aracılığıyla hizmet veren özel araç şoförlerinin, emek platformlarının sömürü pratiklerine karşı dünyanın hemen her yerinde direnmeye başladığı artık sır değil. Gig ekonomisi büyürken, yeni düzene direnen sınıf mücadelesi de genişliyor. Denis Neumann’ın Almanya’da grev hakkı tartışmalarını yeniden alevlendiren Gorillas kuryelerinin deneyimlerini aktardığı haberini Umut-Sen Çeviri Kolektifi çevirdi.

Uber ve benzerlerinin iş modelleri ile algoritmik işletme yöntemlerine karşı harekete geçen, uluslararası boyutu ve bağlantıları giderek genişleyen sınıf mücadelesi sayesinde, İşçi Protestoları Platformu Leeds Endeksi [Leeds Index of Platform Labour Protest] dünya çapındaki protestoları tespit etti.

Yasal olarak tanınan sendika yerine Berlin merkezli market teslimat şirketi Gorillas’daki işçilerin taban kolektifi olan Gorillas İşçileri Kolektifi’nin [Gorillas Workers Collective—GWC] eylem yapması da Almanya’da grev hakkına ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.

Gorilllas: “Tek boynuzlu at” ve sürücüleri

Süpermarket ürünlerini müşterilerinin kapılarına 10 dakikada teslim etmeyi vaat eden Gorillas ilk “hızlı ticaret” şirketi olarak Alman piyasasına Mayıs 2020’de girdi. “Toplayıcılar” alışveriş isteklerini Berlin’de kurulan depolardan topluyor, müşteriye ulaştırmak için de “sürücülere” veriyor.

Özel bir şahsa ait yeni bir girişim olan Gorillas, 1 milyar avronun üzerine çıkan değeriyle Avrupa’nın en hızlı büyüyen “tek boynuzlu atı [unicorn]”[1] olarak bilinir hâle geldi. Şirket de kuryeleri başarısının temeli olarak gösterdi. Fakat sürücüler arasında hoşnutsuzluk artıyor, Gorillas İşçileri Kolektifi (GWC) direniş ve eylemlerini çoktan başlattı.

Süreli iş sözleşmeleriyle istihdam edildikleri ve işçi haklarına sahip oldukları halde kuryelerin şikâyet listesi uzun: Geç, az veya hiç verilmeyen ücretler, kullanışsız iş kıyafetleri, kalitesiz ekipman ve bisiklet bakımı, mola zamanlarına saygısızlık ve haddinden ağır sırt çantalarından kaynaklı aşırı fiziksel yük.

Sürücülerin kendiliğinden iş bırakmasıyla gerçekleşen iş durdurma, Şubat 2021’deki ilk protestoydu.  Ürünlerin teslimatı esnasında giydikleri iş kıyafetlerinin soğuk kış şartlarında kullanılmasının imkânsız olması, yani uygun iş kıyafeti yoksunluğu nedeniyle iş bırakmışlardı. Haziran 2021’de bir sürücünün hukuka aykırı olarak işten çıkarılmasının ardından çoğunluğu göçmen olan işçiler, grev başlatmaya ve Gorillas depolarını alenen ablukaya almaya karar verdi.

GWC aynı zamanda daha önce görülmemiş bir medya hücumuyla “topluluk tabanlı” ve ilerlemeci yeni girişimci platform mitini yıkma arayışını da yönetti. Şirketin “10 dakikada teslim ederiz” sloganı “10 dakikada örgütleniriz”e dönüştü.

Şirketin itibarının aldığı hasardan sonra sektör dostu haber ajansları Gorillas’ın yatırımcı için çekici kalma becerisini sorgulamaya başladı. Birçok deponun kapanmasına yol açan grevler 2021 boyunca devam etti.

Geleneksel Alman sendikacılığında kırılma mı?

Almanya’daki Foodora ve Lieferando gibi gıda teslimat platformlarına karşı yapılan protesto dalgalarına kıyasla, GWC protestoları daha saldırgan ve militandı.  Gorillas işçileri resmen tanınmış bir sendika tarafından onaylanmadan, toplamda beş “izinsiz greve” katıldı. Belirli bir tarihsel devamlılığı olmamasına karşın bu tür izinsiz grevler II. Dünya Savaşı’ndan beri Almanya’nın endüstriyel ilişkilerinde istisna olarak kaldı. Bugün Almanya’da bir grevin yasal olması için toplu iş sözleşmesi imzalanma hedefinin olması ve yasal olarak tanınan bir sendikanın çağrıda bulunması gerekiyor.

Gorillas eylemi incelendiğinde iki şey dikkat çekici. Öncelikle protestolar, platform ekonomisinde bir işyeri için işçilerin yapısal gücünün olağanüstü bir önem taşıdığını gösterdi. İşçiler şirketin sahip olduğu depoları, işi kısmen sekteye uğratmak için stratejik düğüm noktaları olarak kullandı. Örgütsel güç bakımından bu alanlar protestoları örgütlemek ve dayanışma inşası için toplanma noktaları olarak işlev gördü. Bu, işçilerin birbirinden yalıtıldığı “klasik” gıda teslimat süreçlerinin aksine bir durumdu. Bu uzamsal boyut, Gorillas olayında işçilerin örgütlenmelerinin aşılmadık hızını açıklayabilir.

İkincisi, sürücüler protestolar esnasında, mücadele ve eylem araçlarının Alman endüstri eylem yasalarına uygun olup olmadığı konusuyla hiç ilgilenmiyor gibiydi. İşçiler içgüdülerini takip ediyor ve işveren üzerinde baskı yapmak için gerekli gördükleri şeyleri uyguluyorlardı. Abluka sırasındaki sohbetlerde, bu durumun Almanya’daki endüstriyel eylem prosedürleri hakkında bilgi eksikliğinden kaynaklandığı anlaşıldı.

Bu durumun nedeni kısmen şu olabilir: Greve giden birçok Gorillas işçisi, sendikal direnişin genelde kurumsal olarak yönlendirilmediği çeşitli coğrafyalardan geliyor.

Bu konuda yayımlanan araştırmalar sınırlı ama yorumcular doğrudan eylem tercihini “işçi mücadele geleneklerinin ithali” olarak ele aldılar. Bu, endüstriyel yasallık mefhumunun asla durağan olmadığını, daima bölgesel bağlam ve geçmiş materyalist mücadeleler ışığında değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatıyor.

Mevcut iş yasalarının rolü

Her şeye rağmen Almanya’daki endüstriyel ilişki süreçlerine dair bilgi sahibi olmak eylemin başarısı için son derece hayati olabilir. Birçok sürücünün anlattığına göre, Gorillas’ın yasal işveren yükümlülüklerini ihmal ettiğini kanıtlamak için iş yasalarından alıntılar yapıldığında, şirket iletişim girişimlerine tepkiyle yaklaşıyor. Ne var ki, gülünç bir şekilde, Ekim ayındaki bir diğer grev ve depo kapama dalgasının ardından şirket aynı yasaları, grev faaliyetlerinin “yasal olmadığını” kanıtlamak ve yaklaşık 350 sürücüyü kovmak için kullandı.

Sürücüler üç gerekçeyle bu işten çıkarmaların yasadışı olduğu iddiasıyla iş mahkemesine gitti. Çünkü işten çıkarmalar yazılı olarak gerçekleştirilmemişti; işçiler herhangi bir uyarı olmadan kovulmuştu, işe giriş sözleşmesi, geçerliliği olmayan elektronik imza sistemiyle imzalandığı için geçersizdi. İlginç bir biçimde, sürücülerin avukatı da Avrupa Sosyal Şartı’ndaki [European Social Charter] bireylerin grev hakkına dayanarak işten çıkarmalara itiraz etmeyi planlıyor.

Şu ana kadarki kazanımlara bakıldığında, endüstriyel eylemin kurumsal olarak kabul gören araçları ile alışılmışın dışında eylem araçları arasında zorlayıcı bir etkileşim olduğu sonucuna varılabilir. GWC’nin “yasa ışı” endüstriyel kural ihlalleri ve Twitter ve Instagram’daki radikal ve çatışmacı dil kullanımıyla medyanın dikkatini çekmesi, saldırgan büyüme ve genişleme peşinde sosyal maliyeti hiçe sayan iş modeline karşı gereken tepki olarak yorumlanabilir.

Şirketin bütün engelleme girişimlerine rağmen; sürücüler bir çalışma konseyi seçimi yapmayı ve ücret artışı elde etmeyi başardı. İşten çıkarılan birçok işçi iş mahkemelerinde davalarını çoktan kazandı ve mahkeme kararları sayesinde şirket, kovulan sürücüleri işlerine iadeye etmek zorunda kaldı.

Belki de Avrupa’nın en hızlı büyüyen tek boynuzlu atı, birlik boynuzlu bir ata[2] dönüşme yolunda.[3]

Çeviren: Nuray Turan

Editör: İrem Az – Cüneyt Bender

Özgün Metin: “We organise in under ten minutes”: Rise of Germany’s wildcat strikers

[1] Unicorn İngilizce’de tek boynuzlu at anlamına geliyor ve iş dünyasında 1 milyar dolar değerine ulaşan girişimler [start-up] için kullanılıyor.

[2] İngilizce’de unicorn [tek boynuzlu at]ve union [sendika]arasındaki ses benzerliğiyle oyun yapılarak unioncorn kelimesi türetilmiş.

[3] Gorillas İşçi Kolektifi’nin üç aylık grev sürecini anlattığı Twitter bilgiseli için: https://twitter.com/GorillasWorkers/status/1400835599221903361.

İlgili İçerikler

Son Eklenenler