Ana Sayfa Güncel Mersin, Turgutreis Mahallesi'nde kentsel/rantsal dönüşüm - Sinem Doğan

Mersin, Turgutreis Mahallesi’nde kentsel/rantsal dönüşüm – Sinem Doğan

Mersin-Adana güzergahında ikinci ve üçüncü çevre yollarına doğru konut sektörü bazlı genişletilmesine geçit verilen Mersin’in, limana inmeden ve OSB’ye varmadan, güneydoğusunda, bugün artık kritik bir kavşakta diyebileceğimiz, uzun zaman önce kurulmuş, çoğunlukla Romanların yaşadığı ve yoksul bırakılmış bir mahalle var: Turgutreis Mahallesi.

2 Mayıs 2018’de Mersin Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından onaylanan Akdeniz 1. etap imar planı, 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kapsamında Kanun’a bağlanarak 25 Ocak 2020’de 31019 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Buna bağlı olarak Turgutreis Mahallesi, 3.5 hektarlık alanıyla riskli alan ilan edildi.

Borçlanma yetkisinin oylamasında red oyu almamak için HDP’li meclis üyelerini hukuksuzca oylama dışı bırakan belediye başkanı kentsel dönüşüm projesini yasallığa dayandırıyor. Belediye başkanına 50 milyon TL borçlanma , belediyeye ait taşınmazların satışı ve kiralama yetkisi ile Yılmaz Güney Parkı’nın yurda çevrilmesinin ele alınacağı olağanüstü toplantı öncesi belediye meclis üyesi HDP’li üyeleri o gün için gözaltına aldırtacak kadar ‘güçlü’ AKP’li Akdeniz Belediyesi’nin başkanı Mustafa Gültak, bu Roman mahallesinin başına, 2020 yılında ‘iftiharla’ bir kentsel dönüşüm projesi musallat etti.

Ödüllü olduğunun reklamları yapılan projenin kuşbakışı görsellerinde; mahalle halkının bu coğrafyaya yerleştiği onlarca yıl yokluk içinde yapıp başını soktuğu her halinden belli olan evlerine karşılık, çok daha bakımlı, sağlıklı, planlı evlerden ve otoparklardan oluşan bir mahalle vaadi var.

Bu vaat, yıkılması planlanan evlerin yerine hane halkının maliyetini karşılayabileceği ve aynı kalabalık nüfusla oturmaya devam edebilecekleri yeni evler sunmuyor. Yapılması vaat edilen evlere biçilen parasal değer, mahallelinin yoksulluğunun karşılayabileceğinin çok çok üzerinde olduğu için aynı mahallenin batı noktasında daha önce yapılan kentsel dönüşüm projelerindeki gibi değer kaybını yine en fazla, evini yıktırmak istemeyenler yaşayacaktır. Burada belediyenin külfetine katlandığı ve hizmet getirdiği bir gerçeklik yoktur.

Kentsel dönüşüm adı altındaki hanelerin yıkımı, yıllardır aynı mahallede yaşamanın getirdiği, çocukların eğitiminden yaşlıların ve hastaların bakım dayanışmasına ve ulaşım güzergahından alışveriş yapılan karşılıklı esnaf-müşteri ilişkisine kadar bütün sosyal ilişki düzlemine darbe indirmeye tekabül ediyor ve mahallelinin birlikte hareket edebileceği zemini enkaza çevirme anlamına geliyor.

Turgutreis Mahallesi’nde halihazırda bir Roman Dayanışma Derneği bulunmakla beraber bu dernek Romanların sorunlarını dile getirip çözüm arayabildiği bir zemin olmaktan çıkarılmış durumda. Bu sürecin sorumlularının, mahallenin üzerine çöken kirli ilişkiler ağını kuran ve sürdüren çeşitli partilerin yerel yönetimde temsiliyet almış yöneticileri olduğunu belirtelim. Bir hiyerarşi kurarak biat ettirilen mahalle sakinine çeşitli olanaklar sağlanırken, derneğe aktarılan AB fonlarının ve valilik hibelerinin usulsüzlükle dernek yöneticileri tarafından kendileri ve ‘uygun gördükleri’ kişiler için şahsa harcanması, öğrenim durumu memur kadrosunda çalışmaya yeterli olmayan aile üyelerinin kamu kurumlarında kadrolaşması, buradaki bilginin denetlenebilir olmasına rağmen sümen altı edilmesi, işsiz gençlere, kayıt dışı ekonomide ev işinde çalışan kadınlarla düğünlerde müzisyenlik yapan yine kayıt dışı çalışmasında beis görülmeyen erkeklere istihdam sağlanmaması, hatta susturulması, bunun karşısında yönetimin lağvedilememesi, mahalleliyi yalnızlaştırılmış, sindirmiş, bir araya gelmeleri engellenmiştir.

Mahallenin en önemli sorunlarından olan, çocuk ve gençler üzerinden yapılan uyuşturucu ticaretine geçit veren hangi karar mercileri bu önemli soruna el atmıştır da sıra zeminin riskli olduğuna gelmiştir? Hem riskli zemin üzerine zemin kat artı 7 katlı binalar yapılabiliyor olmasının izahı nedir?

Mahalleli bir araya gelemesin diye; çocukları uyuşturucudan cezaevinde yatsın, günde 70 TL’ye ev temizliğine gidip çocuğuna okul pantolonu alamasın, kavşakta davuluyla bir düğünde çalması için çaresizce oturup iş beklesin, sinsinler, biat etsinler diye el birliğiyle uğraşılıyor.

Mahalleliye “sizi yeni evlerde oturtacağız, daha rahat edeceksiniz” yalanıyla, 300 bin TL borçlandırılıyor. Afet riski öne sürülerek böyle bir projeyle sermayedar arasında yapılacak rant dönüşümü karşısında insanlar evsiz kalma risklerinin farkına varıyor ve birçok yaşlı, hasta ya da o haliyle evini geçindirmeye çalışan insan düz ayak evlerinden, kurulu düzenlerinden, barınma haklarından vazgeçmek istemiyorlar.

Mahallede evi ister kira, ister senetli, ister tapulu olsun her bir Turgutreisli barınamama noktasında eşitleniyor ve evi kira olduğu için hak iddia edemeyip taşınmak zorunda kalacağını düşünenler de sorunun her halükarda mülksüzleştirilme olduğunda hemfikir olarak evlerinin yıkılmasına izin vermeyeceklerini söyleyerek barınma hakkının temel oluşuna dikkat çekiyorlar.

Barınma hakkı; tapu, senet ya da kira sözleşmesi ile mülk ya da tasarruf sahibi tarafından sınırları belirlenebilecek bir durum olmamakla beraber, bir bakanlığın, müdürlüğün, valiliğin, partinin, belediye başkanının keyfe keder dayatabileceği bir proje de olamaz!

İlgili İçerikler

Son Eklenenler