Ana Sayfa Güncel Göçmen Sendikası: Irkçı söylem ve saldırılara karşı göçmenlerin yanındayız!

Göçmen Sendikası: Irkçı söylem ve saldırılara karşı göçmenlerin yanındayız!

Son dönemlerde ana akım ve sosyal medya aracılığıyla göçmenlere karşı ırkçı söylem ve nefret saldırıları şiddetini artırıyor ve ırkçı baskıcı tutum sağcı politikacıların propagandası ile örgütlenmeye devam ediyor. Ümit Özdağ’ın göçmenlere yönelik faşizan tutumu Zafer Partisi’ne oy sağlayabilir. Lâkin emperyalist politikaların neden olduğu bu tür provokasyonlar sonucunda ülke muhalefeti sahici bir tutum sergilemezse ırkçı refleks kendine sağcı ittifaklar ile güç biriktirebilir. Öte yandan yükselen ırkçı dalgaya geçit vermeden, Ortadoğu halklarının maruz kaldığı savaş durumu ve göç politikalarını sorgulamadan çözüm üretmek olanaksız. Çünkü göçün başlıca nedeni emperyalist talan ve savaş düzenidir.

Yoksulluk gitgide derinleşiyor… Yoksullaşmanın ve ona bağlı huzursuzluğun sebebi sanki göçmenlermiş gibi ideolojik, politik dil kurularak sermayenin işçiler ve emekçiler arasında yarattığı rekabet ve çatışma yoğunlaştırılıyor. Yoksullaşmanın asıl sorumlulukları görünmez kılınmaya çalışılıyor. Emperyalist politikalarla toprağından kopartılan ve mülksüzleştirilen yoksul halklar; Türkiye ile AB arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın, Türkiye’nin AB’den rüşvet alarak yerine getireceği bir çıkar ilişkisinin altında, yaşamak için emeklerini satmak dışında seçenekleri yokken işsizlik, açlık ve yoksulluk içerisinde yaşamaya mahkûm ediliyor. Patronlar servetlerine servet biriktirsin diye kayıtsız, sendikasız, ucuz işgücü olarak çalıştırılıyor. Kayıtlı, sigortalı çalışmaları ise yine patronların keyfiyetine bağlı, diğer taraftan kayıtlı çalışma sosyal yardımların ve ücretsiz sağlık hakkından muaf olmaya neden oluyor. Bunun sonucunda da kayıt dışı göçmen emeği merdivenaltı atölyelerin, mahalle arası denetimsiz lokantaların ve lüks villaların vb gözdesi oluyor.

Yani göçmenler emek pazarında bulabildiği her işi yapmak zorunda bırakılıyor ya da işsizlik ve yoksullukla boğuşurken dilenciliğe, soyguna, çocuk işçiliğe mahkûm ediliyor. Göçmenler kabul edilirken ekonomik, sosyal destekten yoksun bırakılıyor. Bunun sonucunda da toplumun en geri, baskıcı, cinsiyetçi, muhafazakâr ideolojisi toplumdışı görülen sınıf özneleri üzerinden yeniden üretiliyor. Bu şekilde göçmenleri içeren her politik, sosyal olay onları suçlulaştırmanın birer aracı haline getiriliyor. Patriarkaya sırtını dayayan hiçbir sosyo-politik olay ve olgunun, cinsel şiddet ve saldırının ve failliğin sebebi göçmenlik değildir. Ama bütün ırkçı ve cinsiyetçi, emek düşmanı politikaların nedeni bu toplumsal ilişkileri koruyan kollayan ve ezileni, emekçiyi dışlayan yasaları yapan sermaye devleti ve sermaye düzenidir. Bu ülkede her yıl yüzlerce kadın erkek şiddeti sonucu öldürülüyor, göçmen kadınlar tacize, tecavüze uğruyor, katlediliyor. “Namus” kisvesi altında göçmen karşıtlığının fitili ateşlenirken ırkçı ideolojik refleks yaygınlaştırılmaya çalışılıyor. Peki, göçmenlerin geri gönderilmesiyle toplumun yakıcı sorunları çözülecek mi? Ekonomik ve siyasal krizden kurtuluşun adresi ırkçı politikalar mı?

Bu yaşananların asıl sorumluları bireyler, halklar değil; onları açlık ve işsizlikle sınayarak onursuzlaştırmaya çalışan ve bu ideolojik hegemonya ile kendi varsıllıklarını gizlemeye çalışan küresel sermaye sınıfı ve neoliberal güvencesizlik sarmalıdır.

Biz Göçmen Sendikası Girişimi olarak;

  • Yoksulluğun nedeni göçmenler değil, sermaye sınıfıdır. Göçmenler düşmanımız değil; sınıf kardeşlerimizdir.
  • Patronların çalışma iznine başvuru şartı aranmaksızın tüm göçmenlere çalışma izni hakkı tanınmalı, göçmenlerin sendikalara üyeliği yasal güvence altına alınmalı.
  • Güvencesiz ve kayıt dışı çalışmaya son verilmeli.
  • Tüm göçmen çocuklara anadillerinde eğitim hakkı sağlanmalı, çocuk işçilik yasaklanmalı, çocuklar koruma ve güvence altına alınmalı.
  • Sağlık hizmetlerine erişim hakkı, göçmenleri de kapsayacak şekilde herkes için ücretsiz olmalıdır.
  • Geri Kabul Anlaşması; binlerce göçmenin hayatını kaybetmesine, işkence edilmesine, göçmenleri bir ülkede sıkıştırmaya, açlığa ve yoksulluğuna neden oldu. Geri Kabul Anlaşması derhal iptal edilmelidir!
  • İsteyen tüm göçmenlere Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olma hakkı verilmeli, istisnasız herkes için geri gönderme yasağı uygulanmalı.
  • ‘Davulla zurnayla’ ya da ‘zorla’ göçmenleri memleketlerine göndereceğini söyleyen siyasiler; evrensel insan haklarını ihlal etmektedir. Popülist, ırkçı, ayrımcı söylem ve eylemlere karşı göçmenler etrafında kenetlenelim.
  • Irkçılık ve şovenizme karşı göçmenlere yönelik nefret söylemleri ve nefret suçlarında cezasızlık politikasından vazgeçilmeli, caydırıcı cezalar uygulanmalıdır.

diyoruz.

Son olarak, sermayenin sınırlarını yerle yeksan edecek, pogroma uğrayan, denizde boğulan, lüks villada tecavüze uğrayıp katledilen kadın, çocuk ve erkek tüm göçmenler için eşit ve özgür yaşamın mücadelesini birlikte örmeye devam edeceğiz.

İlgili İçerikler

Son Eklenenler