Ana Sayfa Güncel DİSK'i ve işçi sınıfının mücadelesini büyütmek için çağrı

DİSK’i ve işçi sınıfının mücadelesini büyütmek için çağrı

Türkiye kısa bir dönem önce başlayan, nedenleri geçmişte uygulanan siyasi ekonomik politikalara dayanan bir ekonomik krizle karşı karşıya. Krizin gündelik hayatımıza yansımaları artıkça, krizin kime fatura edileceği de belirginleşiyor.  Patronlar ve iktidar bir yandan; vatan, bayrak, din, iman diyerek krizin faturasını bizlere ödetmeye çalışırken, diğer yandan kendi konforlu hayatlarından ödün vermiyorlar.

Aynı gemideyiz tamtamları üzerinden, sömürü düzeni meşrulaştırılıyor. Geminin Kral kamarasında oturanlar, lüks arabalardan, görkemli açılışlardan, milyonlarca liralık kokteyllerden, yatlardan, yalılardan, hanlardan ve saraylardan vazgeçmiyor.  Sermaye sınıfı,  kendi kar hırsı ve konforlu geleceği için krizi fırsata çevirip, hileli iflasla, konkordatoyla binlerce işçiyi tüm tazminatlarından yoksun bırakarak işten atıyor.

Asgari ücret koşullarında yaşamaya mahkûm edilen işçi sınıfının karşısında, her düzeyde örgütlenmiş burjuvazi; devletin bütün kurum ve imkânlarını kullanarak, sömürü düzeninin devamı için seferber ediyor. Güvencesiz, esnek ve kuralsız çalışma, mobing, taciz, hak gaspları, bireysel emeklilik sistemi, kıdem tazminatlarının fona devredilmesi, toplu işçi kıyımları ve asgari ücret koşullarında inim inim inletilen işçi sınıfı bu saldırılarla cendereye alınmış ve yalnız.

Tüm yalnızlıklarına rağmen, işçi sınıfının direnişleri, kazanımları, utkusu ve onun tarihsel öyküsü, canlı ve parlak bir yıldız gibi bakınca yol gösteriyor. Sermayenin saldırıları karşısında çaresizce beklemek yerine, direnmeyi seçenlerden öğrenmeye devam ediyoruz. Direniş bir yandan öğretirken aynı zamanda kardeşleştiriyor. Flormar işçileri Cargill işçilerinden, 3.havalimanı inşaat işçileri, Real/Makro/Metro işçilerinden, Hema Maden işçileri Süperpak işçilerinden, İzmir Tariş işçileri Ege Üniversitesi işçilerinden, Aydın Belediyesi işçileri Mahir Kılıç’tan, KHK ile atılanlar Yüksel Direnişçilerinden, güne yeni başlayan her direniş bir öncekinden güç alıyor, birbirini izleyerek büyüyor ve çoğalıyor. Her direnişin kazancı tüm işçi sınıfı mücadelesi için bir adım ilerletici oluyor.

Bu bilinçle direnişin büyüklüğüne küçüklüğüne, direnişi sahiplenen siyasal çizgiye bakmaksızın, onun taşıdığı potansiyel ve sınıf savaşımındaki ilerleticiliği ile ilgili tarihsel bilgiyi sürekli güncelleyip canlı tutarak davranmak durumundayız. İşçi sınıfının mücadelesi, bir siyasal çizgisinin herhangi bir fabrikada, işyerinde, direnişte ya da sendikada hakim olmasına feda edilecek bir şey değildir. Sınıf mücadelesini dar grupçu anlayış ve pratikler üzerinden kavramakla sendikal bürokrasinin her türden pisliğine gömülmek aynı yere hizmet eder. Siyasal/sosyal rant ilişkisi ile sendikal ağalık arasında emekçilerin mücadelesini ketleyen doğrudan bir ilişki vardır. Her iki anlayışta işçi sınıfı mücadelesinin gelişmesini, büyümesini engeller.

Üyesi olduğumuz DİSK, Türk-İş ve Hak-İş’in içinde bulunduğu sarı bataklığa doğru hızla ilerliyor. Memlekette süren işçi direnişleriyle bağını siyasal seçililik kriterlerine göre kuran konfederasyonumuzdaki hakim anlayışlar; DİSK’i kendi üyesini bile sahiplenmemek konusunda Hak-İş ve Türk-İş konfederasyonlarıyla yarış halinde bir duruma taşıdılar.  AKP’nin taşerona kadro aldatmacasıyla çıkardığı KHK sonucu atılan Ege Üniversitesi işçilerinin başlattıkları direnişle ilgili Genel-İş İzmir 7’nolu şubenin pratiği ise içler acısı.

Aynı şekilde İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne kadro davası açtıkları için atılan 258 işçiden 7’sinin başlattığı Konak Direnişi/açlık grevi ve Aydın Büyükşehir Belediyesi’nden atılan işçilerin süren direnişleriyle ilgili sebebini henüz anlamadığımız  “özel ilgisizlik” ve son olarak Real/Makro-Uyum/Metro işçilerinin 18 ayı aşkın bir süredir sürdürdüğü direnişle ilgili üç maymunu oynama hali DİSK gibi bir kurumun tarihsel mücadeleci çizgisinin hiçbir noktasına denk düşmüyor.

Krizle ilgili beyanda bulunmanın ötesine geçmeyen sendikalar, krizle mücadeleye dair hangi yöntemlerin kullanılacağını, krizi işçiler açısından bertaraf etmenin yollarını ve bunun pratiğinin ne olacağını henüz açıklamadılar. Patronların krizinin faturası işçi sınıfına çıkarılamaz! Bugünün sarı bürokratik kastlaşmış sendikaları patronlarla ağız birliği yaparcasına krizin faturasını bizlere kesmeye çalışmaktadır. “Sarı olmayanlar” ise en hazırlıksız sürecini yaşıyor. Krizle ilgili bildiri dağıtma pratikleriyle yetinen DİSK’in, tarihsel süreçleri göz önüne alındığında bugün açısından en hazırlıksız süreci yaşadığını, patronlarla kavgaya tutuşacak, onların sınıfa saldırılarını göğüsleyecek bir mücadele programından yoksun olduğunu söyleyebiliriz.

DİSK’i mücadeleden uzaklaştırmaya çalışan hakim anlayış, sınıf sendikacılığı yerine ücret sendikacılığını ikame ederek, sendikaların yarattığı sosyal/siyasal/ekonomik rantı emerek,  konfederasyonumuzda hızla palazlanan “ağacıklar” ortaya çıkarmıştır. 2018 yılı Temmuz ayı verileri DİSK’in mücadeleden ne kadar uzak olduğunu gösteriyor.  Üye sayımız konfederasyonumuz için 160 bin, Genel-İş içinse yaklaşık 77 bin civarıdır.   Bu üyeliklerin büyük kısmı CHP ve HDP belediyelerinde olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda DİSK’in işçilerin hak mücadelesinde umut olma özelliğini yitirdiğini ve mevcut üyelerin de büyük bir çoğunluğunun sendikaya olan güvenini kaybettiğini söyleyebiliriz.

Sınıf mücadelesini dillerine pelesenk etmiş solun, sosyalistlerin, AKP iktidarı tarafından yaratılan karanlık tabloyu ezilenlerin/emekçilerin kurtuluş mücadelesi lehine dönüştürecek ne bir programı var ne de buna mecalleri. Hal böyleyken bile işçi sınıfının, emekçilerin birleşik mücadele zeminlerinin yaratılması arayışı yerine sendika şubelerinde, genel merkezde, konfederasyonda pozisyon tutmak için ilkesiz ittifaklarla asıl mesele heba ediliyor. Kimseye akıl verme, öğretme hadsizliğinde bulunmuyoruz. Biz yaşadığımız yerden gördüklerimiz üzerinden, doğrusuna inandığımız ne ise onu birlikte yapmayı öneriyoruz. Emek alanında yaşanan sömürü çarkını kırmak için birleşik bir emek hareketinin yaratılmasına, onun ilkelerine, anlayışına ve programına acilen ihtiyaç vardır. Burjuvazinin sendikaları işçi sınıfının sömürülme mekanizmasının bir aparatı olarak kullanmasını engelleyecek ve sendikal mücadeleyi burjuvaziyle tutuşulacak amansız kavgada proleter devrimin değirmenine su taşıyacak küçük bir katkı haline dönüştürmek için her türden bürokratik, rantçı anlayışla mücadele etmek elzemdir.

Umut-Sen yurt çapında geliştirdiği ya da dayanıştığı mücadele, örgütlenme ve direnişlerde ortaya koyduğu anlayış ve tarzla ön açıcı katkılar sunmaya devam ediyor. Değişik sol anlayışlar Umut-Sen taklidi yapılar oluşturunca benzer bir etki yaratırız düşüncesindeler. Bizleri bağımsız sendika kurmakla eleştirenler bağımsız sendikalar kurdular. Bizleri işçilerden başka bir şeyi gözleri görmüyor diye eleştirenler kriz atmosferi memleketi sarınca ivedilikle dernekler, zeminler kurarak “bakın bizimde işçi dükkânımız var” gibi anlayışla hareket ediyor. Biz yine de işçi sınıfı zeminine dönük kurulan her türlü iyi niyetli girişimi olumluyoruz, yeter ki şekille sınırlı kalmasınlar, yeter ki işçi sınıfı mücadelesine samimi katkıda bulunsunlar.

Bugün ülkemizde 14 milyon kayıtlı işçi çalışıyorken bunlardan sadece 1 milyon 802 bini sendikalı. Kayıt dışı çalışanları da ekleyince bu rakamın 20 milyon üzerine çıktığını ve sendikalaşma oranının %5 civarında olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Hal böyleyken, ekonomik kriz koşullarında işçi sınıfının inim inim inletilmesi yetmiyormuş gibi bir de sendikalar işçilerin ensesinde bir sopa olarak kullanılmaya çalışılıyor.

Sendikaların, sosyal/siyasal/ekonomik rantını yiyenler, sendikaları bir şirket ve sendikacılığı da meslek olarak görenlerden sınıf adına bir şey beklemiyoruz. Mücadele ve görevlerimizden biri de sendikal rantla palazlanan “ağacıkların” sendikalardan söküp atılması olmalıdır. Bu bağlamda işçilerin hak mücadelesinde umut olma özelliğini ve üyelerinin de büyük bir çoğunluğunun güvenini kaybettiği sendikaların, işçilerin “söz, yetki, karar” süreçlerine doğrudan katılımını sağlayacak bir anlayışla yeniden tesis edilmesi gerekmektedir.

Bizim işçi sınıfına katkımız, mücadele anlayışımız ve çağrımız açık. Umut-Sen ilkeleriyle kurulmuş işçi meclisleri olarak, önümüzde ki süreçte kongrelere gidecek DİSK’e ve diğer konfederasyonlara bağlı tüm sendikalar ve şubelerde; aşağıda önerdiğimiz biçimde yan yana gelecek, sınıfın çıkarlarını kendi çıkarlarının önüne koymayacak, sınıf mücadelesini sendikal alanla sınırlı görmeyecek, işçilerin her türlü direnişini önemseyecek ve büyütmek için mücadele edecek, AKP ve patronların saldırılarına karşı sendikaları kavgaya hazırlayacak, anlayışları desteklemeye çağırıyoruz. Yukarıda anlatmaya çalıştığımız tablodan kurtulmanın yolunun, aşağıdaki ilkelerin, konfederasyonumuz DİSK ve bütün konfederasyonlar içinde örgütlenmesinden geçtiğine inanıyoruz. Ancak belli ilkeler ve anlayış çevresinde kenetlenmiş, aşağıdan yukarıya, yukarıdan aşağıya bu ilkelerle sarmalanmış bir sendikal hareket, işçi sınıfının kızıl bayrağını ve onun tarihsel mücadeleci çizgisini unutmadan bugünün mücadele biçimleri ışığında “büyük güne” küçük bir katkı olabilir. DİSK, 15-16 Haziran ruhu ve onun mücadeleci çizgisi üzerine oturmuş bir konfederasyondur. DİSK gibi bir kurumu sarı bürokratik sendikal anlayışlara teslim etmek ihanettir!

Bizler; işçi meclisleri olarak, DİSK’in, işçilerin kendi öz örgütlenmeleri olan komite/konsey/meclis anlayışıyla yönetilmesi için tüm öncü/devrimci işçi kardeşlerimizi bu çağrıya kulak kabartmaya ve bu anlayış etrafında örgütlenerek mücadele etmeye çağırıyoruz.

  1. İşçi hareketi ve örgütleri devlet ve sermayeden bağımsız olmalıdır: Devlet ve sermayenin her türlü saldırı ve yönlendirmesi karşısında işçilerin aktif ve bilinçli mücadelesinin açığa çıkarıp, bu saldırılar karşısında sadece işyerleri ile sınırlı olmayan, mücadele en geniş sendikal dayanışma içinde, toplumun diğer kesimleriyle birlikte sürdürülmelidir.
  2. İşçilerin kendi sendikalarını kendileri yönetir: Yöneticilik vasfı bir ayrıcalık değildir. İşçilerin sendikada her düzeyde söz, yetki ve karar süreçlerine doğrudan katılımı esas alınmalıdır. Bu bağlamda işçilerin öz örgütlenmesi olan komite/meclis ve konsey anlayışını öne çıkarılmalı, işçilerin mücadelesi kendi öz örgütlülükleri tarafından yürütülmelidir.
  3. Emeğin sömürüsüne karşı, işçilerin kardeşleşme zemini kurulmalıdır: İşçiler arasında etnik, mezhepsel, hemşehrilik, cinsiyet, yaş ve statü üzerinden yaşanan ayrıştırmaya karşı onların kardeşliğini savunarak, her türlü ayrımcılığa karşı mücadele en sert biçimde yürütülmelidir.
  4. Sendikaları rant kapısı halinden çıkmalıdır: Bürokratlaşmış ve kastlaşmış sendikal ilişkilerin işçinin emek ve mücadelesini gasp etmesine engel olmak için; sendikaları bir şirket, sendikacılığı da meslek gibi görerek oradan ikbal devşirmeye çalışan her türden zeminin önü tıkanmalıdır. Bu bağlamda şube yöneticisi ve profesyonel sendikacı, uzman gibi görevlerde bulunanların alacakları aylık maaşı o işkolunda ki bir işçinin aldığı en yüksek maaşla sınırlamalıdır. 2 dönem kuralı ve geri çağrılma gibi kurallar konarak işletilmelidir.
  5. Şeffaflık: Sendika ve şube bütçesi tüm yönleriyle şeffaf olmalıdır. İyi bir toplu sözleşme için patronun siyasal arka planına bakılmaksızın işçilerin lehine olacak her türden iyileştirme ve hak için kavga etmeli ve TİS boyunca yaşanan tüm süreç anbean üyelere aktarılmalıdır. Ayrıca grev zamanlarında kullanılmak üzere oluşturulan grev fonunun grevlerde kullanılmasını sağlamak, greve çıkacak birimlerde oluşacak ekonomik mağduriyetin azaltılması ve giderilmesi için her türden hazırlık yürütülmelidir.
  6. Dayanışma ağları kurulmalıdır: Toplumsal dayanışma ağlarını gittikçe zayıflatan ve işçileri yalnızlaştıran çalışma düzenine karşı işçilerin işyerinde ve gündelik hayatta dayanışma ve yardımlaşma ağlarını kurmak, ayrıca ulusal sınırların ötesinde işleyen ve tüm dünya işçilerinin emeklerini sömüren kapitalizme karşı işçilerin uluslararası dayanışmasını sağlamak için gerekli çalışmalar yürütülmelidir.                                                                                                                                                                                                                                                                UMUT-SEN İŞÇİ MECLİSİ
İlgili İçerikler

Son Eklenenler