Ana Sayfa Ekoloji Çalıklar zenginleşiyor, İliç halkı siyanürle zehirleniyor! - İlknur Alagöz

Çalıklar zenginleşiyor, İliç halkı siyanürle zehirleniyor! – İlknur Alagöz

Erzincan’ın İliç ilçesine bağlı Çöpler Köyü’nde bulunan ve Kanadalı Anagold Madencilik ve Çalık Holding’in ortağı olduğu Çöpler Altın Madeni’nin kapasite artırımına ilişkin çevresel etki değerlendirme (ÇED)’ye 2019 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından olumlu rapor verildi. Bu kararla birlikte hâlihazırda 200 futbol sahası büyüklüğünde olan ve 25 yılda dolması beklenmesine rağmen iki yılda dolan siyanürlü havuzun yetersiz gelmesi nedeniyle bir atık havuz daha yapılacak. İkinci kez yapılan kapasite artırımıyla beraber madenin faaliyet alanı genişletilecek ve cevher zenginleştirme tesisi kurulacak. ÇED olumlu raporuna karşı çıkan bazı köylüler kapasite artırımına itiraz etti ve 2022 Nisan ayında bilirkişi incelemesi yapıldı.

Çöpler Altın Madeni’nde 2010 yılında sülfürlü cevherin siyanür liçi ile işlenmesi yöntemi kullanılarak altın çıkarılmaya başlandı. Siyanür, pek çok metalle kolaylıkla birleşebilme özelliğine sahip olduğu için altın gibi metallerin cevherden ayrıştırılmasında kullanışlı bir kimyasal olmasıyla bilinir. Aynı zamanda maliyeti düşük, dolayısıyla şirketler tarafından tercih ediliyor. Çöpler Köyü’nde yapılacak tesis için 2010 öncesinde bölgede çalışmalara başlayan şirket, yasa gereği orman arazilerinde faaliyet yürütebilirken yine yasa gereği tapu arazilerinde toprak sahiplerinin rızasını almak zorunda olduğu için ilk önce köylüleri ikna etme yoluna gidiyor. İlk yaptığı faaliyet Çöpler Köyü ileri gelenleri, köyün muhtarı, emniyet görevlileri, vali, kimi kamu görevlileri ve siyasi parti yöneticileri ile birlikte Amerika’ya geziler düzenlemek oluyor. Maden sahaları geziliyor ve ne kadar güvenli olduğundan bahsediliyor. Bu geziler sonunda köylüler köylerini taşımaları konusunda ikna ediliyor. Şirket köye yakın bir yere yeni evler yapıyor ve köy taşınıyor. Köylü ilk zamanlar madenin iş imkânı sağlayacağını, koşulları düzeleceğini düşünüyor çünkü ekonomik sıkıntılar nedeniyle tarım ve hayvancılıktan elde ettikleri gelirler düşmüş durumda. Bu proje şirket için o kadar önemli ki sosyal projeler adı altında Erzincan Spor’a sponsor oluyor, Erzincan Üniversitesi Mimarlık Fakültesi laboratuvar binasının yapımını üstleniyor.[1] MTA’nın raporlarına göre Çöpler’de 71.600.000 ton toplam altın rezervi bulunuyor. Yıllık 6.5 ton altın çıkarılan maden için milyon dolarlarca yatırım yapılıyor. Kazançları o kadar büyük ki, köylüleri ve bölgenin ileri gelenlerini ikna etmek için harcadıkları yüzbin tl’ler onlar için küçük meblağlar. Bu koşullar altında madende 2010’da siyanürle altın çıkarma faaliyeti başlıyor. Sadece siyanür değil onlarca zararlı kimyasal madde ve sülfürik asit kullanan şirket köylülerin yaşamı üzerinde bir tehdit olarak bölgede faaliyet alanını geliştirmeye devam ediyor

Şirket 13 yılda faaliyet alanını iki buçuk kat artırmış. Her gün onlarca ton sülfürik asit TEKKİM Kimya ve Cengiz Holding’e bağlı ETİ Bakır’dan Erzincan İliç’e taşınıyor. Bu taşıma faaliyetleri sırasında kazalar da meydana gelmekte. Örneğin 2018’de sülfürik asit tankeri İliç ilçe merkezinden geçerken devriliyor.[2] 2019’da da yine bir sülfürik asit tankeri devriliyor. Kimyasallar çevreye yayılıyor ancak gerekli müdahaleler yapılmıyor.[3] Bir sermaye şirketinin devasa kârlar edebilmesi için devletin imkânları da seferber edilmiş durumda. Valisinden kaymakamına, emniyetinden milletvekillerine, yargısına kadar… Üstelik bu maden şirketinin kimyasal kullanımı tarıma, gıdaya, doğal su kaynaklarına, hayvancılığa ciddi zararlar vermekte, madende çalışan işçilerin can güvenliğini ve sağlığını tehlikeye atmakta. 2019’da madende çalışan bir işçinin ayağına sülfürik asit dökülüyor ve krem sürülerek tedavi edilmeye çalışılıyor, işçinin durumu kötüleşince hastaneye kaldırılıyor. İşçi daha sonra işten atılıyor.[4] Madende çalışan işçiler, işçi sağlığı ve güvenliği önemleri alınmadığını, madendeki kimyasalları solumak zorunda kaldıklarını ve akciğerlerinde ciddi hasarlara, kansere ve bronşite neden olduğunu söylüyor. Tüm bu etkileri gözle görülür olmasına rağmen 7 Ekim 2021’de onaylanan ikinci kapasite artırımıyla birlikte maden, sülfürik asit kullanımını yıllık 9 bin tondan 122 bin tona çıkaracak. Siyanür kullanımı ise yıllık 11 bin tona ulaşacak. Bu yazının yayıma hazırlandığı sırada ise büyük bir çevre felaketi yaşandı. İliç’de siyanür taşıyan borular patladı ve tonlarca siyanür Fırat Nehri üzerinde kurulu olan İliç Barajı’na karıştı.[5] Bunun ortaya çıkaracağı sonuçları zamanla göreceğiz. Üstelik bu bölge deprem riski taşıyan bir bölge. Dolayısıyla bir deprem durumunda ortaya çıkacak felaketin boyutunu tahmin etmek zor olmasa gerek.

Milyarlarca dolar kâr elde edilen madende işçiler güvencesiz çalıştırılıyor, can güvenlikleri tehlikede, üstelik kimyasal atıklar İliç’in ve çevre illerin yaşamsal faaliyetleri üzerinde bir tehdit olarak duruyor. Buna rağmen yeni atık havuzu yapılması planlanıyor. Yeni ÇED süreciyle şirket daha fazla alana yayılacak. Kullanılan kimyasallar nedeniyle bölge halkı, tarım ve hayvancılık yapamaz hale gelen köylü, madenden önce öyle ya da böyle kendi üretip kendi tüketirken şimdi madende maaşlı çalışıyor. Köyde bu talana direnen birkaç isimden başkası yok. Bütün süreci takip edenlerden, maden şirketine karşı yaşamı savunanlardan biri de Sedat Cezayiroğlu. Maden şirketinin, siyasilerin bütün baskılarına ve tehditlerine rağmen maden şirketine karşı mücadele eden Sedat Cezayirlioğlu, bu mücadelelerden sonuçlar da aldı. Bu mücadelesinde hedef haline gelen Cezayirlioğulu Nisan ayında yapılan bilirkişi keşfine de alınmadı. Sedat Cezayirlioğlu bu mücadelesinde yalnız bırakılmamalı. Şirketlerin, devletin işbirliği içinde geliştirdiği güç ağlarına karşı en büyük tehlike yalnızlıktır çünkü. Ekolojik yıkıma, köylünün gıda, barınma ve insanca yaşama hakkına yapılan saldırıya, köylüye dayatılan işçileşme ve kimyasallarla çalıştırarak sağlığını tehlikeye atma durumuna karşı verilen tekil mücadeleler değerli olmakla birlikte yetersizdir. Siyanür taşıyan borunun patlaması ve tonlarca kimyasalın Fırat’a karışması üzerine bugünden sonra İliç halkının topyekûn toprağına, gıdasına, yaşam hakkına sahip çıkmasından başka yol yoktur. Tekil mücadeleler, sadece yasalara başvurarak sürecin ilerletilmeye çalışılması kimi kısmi sonuçlar ortaya çıkarsa da maden şirketinin İliç’ten kovulması konusunda köklü bir çözüm üretmeyecektir. Mücadelenin kitleselleşmesi elzemdir. Aksi halde sermaye birikim rejiminin daha fazla kâr için doğal kaynakları kuralsızca tükettiği bu koşullarda – eğer karşı bir toplumsal siyasal güç yoksa- artan bir sömürü ağı ve devasa bir ekolojik yıkım kaçınılmazdır.


[1] Vedat Örüç “ÖZEL DOSYA | Çöpler Altın Madeni’nde artık daha fazla siyanür ve asit kullanılıyor”(https://www.dokuz8haber.net/ozel-dosya-copler-altin-madeninde-artik-daha-fazla-siyanur-ve-asit-kullaniliyor)

[2] Uğur Şahin, “İliç’te skandal olay: Tanker kaza yaptı, asit ilçeye yayıldı!” ( https://www.birgun.net/haber/ilic-te-skandal-olay-tanker-kaza-yapti-asit-ilceye-yayildi-234643)

[3] Coşkun Menek, “Erzincan’da kimyasal yüklü tanker devrildi” (,https://www.dha.com.tr/gundem/erzincanda-kimyasal-yuklu-tanker-devrildi-1657819)

[4] ÖzerAkdemir, “Ayağına sülfürik asit dökülen işçi kaderine terk edildi” (https://www.evrensel.net/haber/381872/ayagina-sulfurik-asit-dokulen-isci-kaderine-terk-edildi)

[5] “İliç’teki altın madeninin siyanür borusu patladı, siyanür çevreye yayıldı’ iddiası” (https://www.birgun.net/amp/haber/ilic-teki-altin-madeninin-siyanur-borusu-patladi-siyanur-cevreye-yayildi-iddiasi-393122)

İlgili İçerikler

Son Eklenenler