Ana Sayfa Röportaj Birleşik Metal-İş TİS Uzmanı İrfan Kaygısız: “Türk Metal’in taslağı Metal Fırtına korkusunun...

Birleşik Metal-İş TİS Uzmanı İrfan Kaygısız: “Türk Metal’in taslağı Metal Fırtına korkusunun ve grev yasaklarına güvenmenin bir sonucu!”

Türk Metal, Türkiye Metal Sanayicileri Sendikası (MESS) ile 117 bin metal işçisi adına yürüteceği grup toplu iş sözleşmesi görüşmeleri öncesi teklif taslağını 2 Ağustos 2017 tarihinde açıkladı. Söz konusu teklif taslağı ile ilgili Birleşik Metal-İş Toplu İş Sözleşmesi (TİS) uzmanı İrfan Kaygısız ile konuştuk.

Kaygısız, zam oranları, kıdem zammı miktarları ve idari maddeleri değerlendirmenin yanı sıra MESS’e yönelik böyle bir taslak hazırlanmasında geçmiş dönem metal işçilerinin mücadelesinin çok önemli bir basınç oluşturduğunu, diğer taraftan Türk Metal’in grev yasaklarının arkasına sığınma yaklaşımının olduğunu vurguladı. Kaygısız gelecek dönemi “Grev yasakları söz konusu olduğunda metal işçileri nasıl bir mücadele hattı izleyecekler?” sorusunun belirleyeceğini vurguladı.

Genel olarak Türk Metal’in bu toplu iş sözleşmesi taslağını nasıl değerlendiriyorsunuz?

İlk olarak söylenebilecek şey böyle bir teklifin ortaya çıkmasında Metal Fırtına’nın korkusu ve etkisi var. O dönemde ertelenen beklentilerin en azından teklif aşamasında karşılama çabası girişimi olarak değerlendirilebilir.

Türk Metal sendikalı işçilerin tepkisini bilmesine rağmen bu tepkileri ve beklentileri bastırmaya çalışmış fakat başarılı olamamıştır. Bir anket çalışması yaptılar: İşçi ücretlerine ilk 6 ay için ücret zammına ilişkin anket sorusunda en yüksek oranı %14 olarak belirlediler. Ücretler açısından anketlerde bir yönlendirme çabası vardı fakat boşa düştü. Açıklamaya mecbur kaldıkları oran ise % 38,28. Hatta süreçte 2 anket çalışması yapmak zorunda kaldılar. Kendi anket çalışmalarını yaparak işçilerin taleplerini bastırmaya çalıştılar. Olmayınca, profesyonel bir firma üzerinden yeni bir anket çalışması yaptılar. İşçilerin talepleri tekrar baskın çıkınca bahsettiğimiz %38,28 oranını açıklamak zorunda kaldılar.

Zaten Metal Fırtına’dan sonra işçilerin taleplerini es geçme şansları yoktu. En azından teklif aşamasında talepleri yansıtalım diye düşündüler. Nitekim ücretler dışında 8 idari maddenin 2 tanesi doğrudan Reno işçilerinin talepleridir. Bu görülmemiş bir şeydir, işyeri düzeyindeki talepler genel bir talep haline getirilmez genelde. Yöntem olarak işyerlerinin ortak talepleri toplu iş sözleşmesi teklifine yansıtılır. Reno işçilerinin 2 talebinin sözleşmede yer alması doğrudan geçtiğimiz dönemki mücadelenin etkisi ve Reno işçilerini kaybetme korkusudur. Diğer taraftan mücadelenin yükselmesini engelleme çabası olarak da okunabilir.


Bu taslakta ücretlerin Bosch seviyesine çekilmesi gibi işçilerin en çok istediği taleplerden birinin yer almadığı yorumlar arasında. Bu tartışmayı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu tartışma bu dönem açısından gerçek bir tartışma değil açıkçası. Talebin formülasyonunda bir sıkıntı var. Bosch’un ücretleri yüksek değil çünkü.  Metal Fırtına döneminde Bosch’un aldığı zam oranı yüksekti. Bu oranın da belirli sebepleri var. O dönemde gecikmiş bir toplu sözleşme yapıldı. Bir tarafta Birleşik Metal diğer tarafta Türk Metal varken işçilerin yeniden Birleşik Metal’e dönmesinin önüne geçmek için yapıldı bu sözleşme.

Metal Fırtına’nın ortaya çıkışındaki talep budur zaten. İşçiler Bosch’da alınan zam oranını talep ettiler. Burada ikili bir durum var aslında. Bosch işçileri Metal Fırtına döneminde 500TL civarı zam aldılar, diğer metal işçilerinin zam miktarı 160-170 TL civarındaydı. İşçiler ilk olarak bu aradaki farkın kapanmasını istediler.  Fakat “Bu yetmez, TİS döneminde de olağan talebimi istiyorum” dedi işçiler. Metal Fırtına’nın daha yoğun olduğu dönemlerde Bosch zammı tartışması oldu. Bugün itibarıyla güncel olarak Bosch zammı talebi güncel bir talep değil. Onun yarattığı etkinin yansıması var bu dönem. O dönem alınamayan 350TL civarındaki zammın bu dönem telafi edilmesi beklentisi var.

irfan

Taslakta kıdeme göre bir sınıflandırma yapılmış. Bu işçileri bölmeye yönelik bir strateji mi sizce?

Öncelikle eşit işe eşit ücret ilkesini göz ardı edemeyiz. Diğer taraftan işçilerin bu dönem yoğunlaşan talepleri var. İşçilerin bu dönem yoğunlaşan taleplerine kaynaklık eden şey asgari ücretteki artış. Bu şöyle bir sonuç yarattı. Eskiden örneğin 10 yıllık işçiyle yeni giren işçi arasında maaş farkı 500TL civarındayken bu fark asgari ücret artışıyla birlikte 100-150 TL’ye düştü. Kıdemli gözüken 10 yıllık işçi kendi ücretinin düşük olduğunu gördü aslında. Ama kıyaslamayı yeni gelen işçinin ücreti ile yaptı. Dolayısıyla 10 yıldır çalışan olmanın farkını talep etmeye başladı. Bu da 5-10 yıldır çalışan işçilerde yoğunlaşan bir talebe dönüştü. Bu talebin sözleşmede yer alması gerekir, göz ardı edilemez. Kıdem ve vasıf da ücretlerinin içerisinde bir yer almalıdır ama büyük bir kalem oluşturmaması gerekir bence.

Ayrıca bana göre Türk Metal’in taslağında bulunan her kıdem yılı için saat ücretlerine 0,15 TL zam oranı yüksek bir oran. Bunun sebebi de eski işçileri memnun etme çabasıdır. Çünkü işyerlerinde işçilerin denetimini sağlayanlar kıdemli işçiler. İşçilerin %25-26’sı son 3 yılda işe girmiş durumda. Bu işçiler kıdemden çok düşük oranda yararlanacaklar. Yeni işçiler göz ardı ediliyor çünkü bu işçiler mücadele konusunda henüz ne yapacaklarını bilmiyorlar. Yeni işçilere kıdemli işçinin önderlik etmesi lazım. Kıdem zammını yüksek tutarak kıdemli işçinin sessizleştirilmesi hedefleniyor.

İşyerlerinde eski işçiler çok azalmış durumda. Kıdemli işçi, kıdemi sebebiyle bu işverene daha bağımlı olan ve diğer işçileri yönlendirme ve denetleme konusunda önde olan işçilerdir. MESS’in sunumlarından birinde şöyle bir ifade var: “İşyerlerinde sükûnet telkin eden 50 yaş üstü işçi sayısı azaldı, oran olarak binde 6 civarında.”   Dolayısıyla iç içe geçmiş bir durum var, kıdemli işçi hem beklentisi olan hem de işveren adına denetim sağlayabilecek bir kesim. Türk Metal bu kıdem zammı oranıyla kıdemli işçiler üzerinden sükûneti sağlamaya çabalıyor.

Türk Metal’in taslağında yer alan 8 idari madde ile ilgili düşünceleriniz neler?

Türk Metal’in taslağındaki talepler önemsiz değiller ama bu taleplerden daha önemli ve acil taleplerin sözleşmede yer alması gerekir. Birleşik Metal önümüzdeki dönem bunları açıklayacak. Taslakta yasaya atıf yapılan çok sayıda madde var. Bunların değişmesi gerekir. Yasa bile olsa örneğin “Çalışma saatlerinde kanun hükümleri uygulanır” dediğinizde yasa değişikliği durumunda da yeni durumu otomatik olarak kabul etmiş olursunuz. Haftalık çalışma süresi 45 saat yasada, 50 saat olarak değiştirildiği takdirde bu uygulanmak durumunda kalacak demektir. O sebeple “Haftalık çalışma süresi 45 saattir.” ifadesinin sözleşmede yer alması önemli bir mücadele alanıdır ve bu biçimiyle sözleşmede olması gerekir. Son dönemde işçi haklarının budandığı yasaların ardı ardına geldiği düşünüldüğünde maddeleri yasaya bağlamadan ifade etmek çok önemli.

Son olarak bu teklif işçilerin taleplerini karşılayan bir teklif mi sizce?

Büyük oranda taleplerin karşılandığı bir teklif bu. Fakat mesele teklife yüksek oranlar yazılması değildir. Ne kadar mücadele edersen bu oranları alman o kadar mümkün olur. Önümüzdeki dönem metal işçileri mücadeleye odaklanmak durumunda.

Hani bir tabela vardır, veresiye satan ve peşin satan patronların durumuyla ilgili… Patronlar şuan koltuklarında peşin satan pozisyonunda oturuyorlar. Sebebi ise grev yasakları! Dönemin özel koşulları ve metal sektöründe gelenekselleşen nedenle grev yasakları söz konusu olacak. “Grev yasakları söz konusu olduğunda metal işçileri nasıl bir mücadele hattı izleyecekler?” bu dönemin kritik sorusu budur, teklifte oranların biraz aşağı ya da yukarı olmasının bir kıymeti yoktur.

Türk Metal bu kadar yüksek talebin altında düşük bir oranı imzalayamaz bu bir patlamaya sebep olur, yüzlerce öncü işçisi atılmış olmasına rağmen. Oranların bu biçimiyle yüksek açıklanması konuştuğumuz gibi geçmiş dönem basıncının yanı sıra Türk Metal’in grev yasaklarına güvenmesidir. Türk Metal önümüzdeki dönem grev kararı da alabilir. Yasaklanacağını bildiği için bu yasağın ardına saklanacaktır. O nedenle grevler yasaklandığı takdirde metal işçileri grev yasaklarını tanımıyoruz mu diyecekler yoksa yasağı kabul mu edecekler.  Gelecek dönemi belirleyecek ana mesele budur.

 

İlgili İçerikler

Son Eklenenler