Son dönemde Rusya-Ukrayna savaşı bölgesinde dron saldırısına uğrayan gemiler, hayatını kaybeden, yaralanan gemicilerle gündeme gelen deniz işçileri ilk defa Samsun açıklarında, Volgo-Don 5021 gemisinde fiili bir grevle ve sonucunda duyurdukları zaferle gündeme geldi. Sürecin arka planındaki koşullara, denizcilik sektöründeki denetimsizlik, yoğun sömürü, güvencesizlik ve örgütsüzlüğe hakim olmadan bir gemi mürettebatının aylardır alamadığı ücretleri nasıl sökerek aldıkları net olarak anlaşılmayacaktır. Cunda Denizcilik’in işlettiği Volgo-Don 5021 gemisi, Türkiye denizcilik cehenneminin en güzel örneklerinden biri. Direnişi anlatmadan önce denizcilikteki bazı kavramların bilinmesi bu cehennemi anlamamızı kolaylaştıracaktır.
Bayrak Devleti, Kolaylık Bayrağı, kimliği belirsiz ve ulaşılmaz armatörler:
Bir geminin tescil edildiği, kanunlarına tabi olduğu ülkeye bayrak devleti denir. Bayrak devletleri gemilerin güvenliği, bakımı, sefer elverişliliğini, mürettebatın yaşama ve çalışma koşullarını ilk elden denetler.
Bazı devletler gemi tescili için milliyet ve ikamet şartı aramaz. Açık sicil olarak tanımlanan bu uygulamayla gemiler online olarak tescillenebilirken armatörler kendi ülkelerindeki vergilerden ve denetimlerden kaçınmak, işçilerin ücretleri, çalışma koşulları gibi maliyetleri düşürmek, kimliklerini gizlemek gibi ağızlarını sulandıran sebeplerle gemilerini bu ülkelere tesciller. Bu ülkelerin bayraklarına kolaylık bayrağı denir.
Bir geminin gerçek sahibi, gemiden ve faaliyetlerinden yasal ve mali olarak sorumludur. Ancak kolaylık bayrağı alan bir geminin sahibine ulaşmak, kurulan paravan şirketler ile imkansız hale getirilebilir. Deniz işçilerinin sömürüsünde armatörlere bu yolla muhteşem kolaylıklar sağlanır. Aynı zamanda uyuşturucu ve insan kaçakçılığının, büyük kara paraları gizleme ve taşımanın yolu olmuştur.
Gemilerdeki ikinci bir denetim yetkisi de geminin bayrak devleti dışındaki ülkelerin limanlarında, liman devletinde (Port State Control) bulunur. PSC’nin yaptırım gücü eksiklikler giderilene kadar gemiyi limanda alıkoyma ve limandan men etme şeklindedir.
Bu bilgiler ışığında Volgo-Don 5021 gemisine ve direnişe dönelim. Geminin bayrak devleti Palau Cumhuriyeti, sahibi Saluta Shipping adlı paravan bir şirket, geminin işletmecisi Mehmet Engin Özturan’a ait Cunda Denizcilik. Rusya-Ukrayna Savaşı’nın olumlu parametrelerini, Karadeniz ticaretine olumlu etkilerini bir röportajında1 ifade eden Mehmet Engin Özturan’ın aynı savaşı bahane ederek işçilerin 4 aylık maaşlarını ödememesi üzerine 13 Azerbaycan, 1 Rusya Federasyonu vatandaşından oluşan mürettebat Volgo-Don 5021 gemisinde fiili greve başladı ve yetkili kurumlara gemiyi şikayet etti. Bunun üzerine Port State Control (PSC) gemiyi eksikler giderilene kadar Samsun Limanı’nda bağladı.
Diğer birçok gemide de işçi ücretlerini ödemediğini bildiğimiz Cunda Denizcilik, şikayetler ve geminin bağlanması üzerine işçileri cezalandırmak, ücretlerini almadan gemiyi terk etmeye zorlamak için mürettebatın su, kumanya ve temizlik ihtiyaçlarını karşılamamak gibi aşağılık bir yol izledi. Alacaklarının tahsil edilmesi konusunda yaptıkları şikayetlerden sonra dahi herhangi bir gelişme olmayan deniz işçileri, ücretlerini tahsil edene kadar temiz su, kumanya ve temizlik malzemesi kalmayan gemiyi terk etmeme kararıyla direnişi sürdürdü. Sürecin başından itibaren işçilerle temas halinde olan Deniz İşçileri Platformu ve sendikamız DGD-SEN gemideki direnişi Türkiye kamuoyuna, ulusal basına taşıyarak direnişi büyütürken şirketi iletişim kurmaya ve işçilerin talepleri etrafında müzakereye mecbur bıraktı. Denizcilik sektöründe de her sektörde olduğu gibi patronun ve şirketin itibarı işçilerin hak ettiği 4 aylık ücretin ödenmesinden önceliklidir; müzakere masası işçi alacakları için değil patronun ve şirketin itibarı için kurulabilir.
Sendika avukatlarımız ile şirket yöneticileri ile görüşüp ödemelerin (toplam 85000$ civarında) en erken zamanda yapılması talebini ilettiğinde patron Mehmet Engin Özturan önce şirket bünyesindeki tüm kaptanların bulunduğu Whatsapp grubuna tehdit ve hakaretlerle dolu ses kaydı atarak, daha sonra aynı tehditleri direnişi haberleştiren basın mensupları ve avukatlarımıza da tekrarlayacak kadar pervasız davranabiliyordu. Kurulan “ulaşılmaz armatör-işletmeci” tezgahıyla Mehmet Engin Özturan yenilemesine 2 milyon dolar yatırım yaptığı geminin işletmesinden çekileceğini, işçilere ödeme yapmayacağını, işçilerin dava açabileceklerini, dava sonuçlanana kadar yıllar geçeceği ve paralarını alamacaklarını, ulaşabilirsek bu alacakları doğrudan armatörden tahsil edebileceğimizi fakat armatöre asla ulaşamayacağımızı açık açık söyleme cüretini bulabiliyor; bu cüret geminin Palau bayraklı olmasından, paravan bir şirketle kendisine ait olduğunu gizleyerek sorumluluktan kaçabilmesinden, yabancı uyruklu işçilerin Türkiye’de dava yoluyla haklarını arayamacaklarını bilmesinden ve kurulan bu tezgahtan ötürü herhangi bir yaptırımla karşılaşmayacağını bilmesinden, deniz işçilerinin alacaklarını tahsil etmeden yakasını bırakmayacak bir örgütlü gücü olmadığını bilmesinden kaynaklanıyordu.
Volgo-Don 5021 mürettebatı yaşam mücadelesi verdikleri bu cenderenin içinde direnme kararlılığını koruduğunda ve doğru mücadele odağını bulduğunda kendilerine duvar olan kapıları birer birer açtırmış, aşmış, taleplerini karşılatmıştı. Cunda Denizcilik yöneticileriyle gerçekleştirdikleri görüşmeler sonucu 3 aylık ücretlerin derhal ödenmesi, Ağustos ücretlerinin de Eylül ayı içerisinde ödeneceği konusunda yazılı bir anlaşma yapıldı. Taleplerini karşılatan gemi mürettebatı gemiden muzaffer direnişçiler olarak indi.
Dünya ticaretinin hacim olarak %80’inden fazlası deniz yoluyla gerçekleşiyor, armatörler her türlü denetimi ve yaptırımı aşacak şekilde karlarını katlamanın yolunu deniz işçilerinin canı, kanı ve sömürüsü üzerinde inşa ediyor. Savaş bölgesi olan Karadeniz’de deniz işçilerini çalıştırmanın yaygın olduğu Türkiye denizcilik sistemi de bu vahşi sömürünün en görünür olduğu yerlerden biri. Deniz işçilerinin ücretleri düşürülüyor ve armatörler tarafından rahatlıkla gasp edilebiliyor, gemilerde yaşanan iş cinayetleri ve yaralanmalar yaygınlaşıyor, çalışma koşulları sürekli kötüleşiyor, emperyalist savaşlarda ticaret gemileri vuruluyor ve deniz işçileri canları pahasına bu bölgelerde çalışmaya zorlanıyor; devletler armatörlerin bu uygulamalarını görmezden geliyor ve teşvik ediyor, gemilerin denetimsizliğinin ve armatörlerin cezasızlığının garantörü oluyor. Deniz işçilerinin armatörlerin vahşi sömürüsüne karşı direnme eğilimini güçlendirecek, devletleri de gerekli denetimleri ve yaptırımları uygulamaya zorlayacak örgütlülükten yoksun olmasının bedeli son 5 yılda armatörler astronomik karlar elde etmesi, 388 ticaret gemisinin saldırıya uğraması, 54’ün üzerinde gemicinin katledilmesi, 83’ün üzerinde gemicinin de yaralanması oldu.2 (Yazı kaleme alındıktan sonra en az 4 gemi daha vuruldu ve Londra merkezli Ortak Savaş Komitesi(JWS), 16 Eylül’de Karadeniz açıklarının tamamını sigorta şirketleri için yüksek riskli bölge ilan etti.)
Deniz işçileri için bir cehennem haline gelmiş bu güvencesizlik ve örgütsüzlük denizinde dümenini mücadeleye kıran gemiciler için güvenli bir liman olacak, hakları için direndiğinde yalnız olmadığını hissettirecek mücadele odağını yaratmak deniz işçileri için hayati önem taşıyor. Volgo-Don 5021 gemisindeki fiili grev ve mürettebatın zaferi deniz işçilerine örgütlü, fiili, meşru mücadele ile bu cehennemde işçilerin de kazanabileceğini gösteren bir işaret fişeği olmuştur. DGD-SEN, Deniz İşçileri Platformu ile birlikte direnen deniz işçilerinin yalnız olmadığını, bu mücadele odağına ihtiyacın büyüklüğünü ve zaferin mümkünlüğünü göstermiştir. Deniz işçilerinin direnme eğiliminin yaygınlaştıracak ve denizlerde direnerek kazanmayı alışkanlık haline getirecek mücadele odağını yaratmak için deniz işçilerini mücadeleye ve sendikaları DGD-SEN’e ulaşmaya çağırıyoruz!
Küresel değer zincirlerinde emperyalistler için önemli bir lojistik üs haline gelen Türkiye’de depolardan tersanelere, limanlardan gemilere nerede işçiler fiili, meşru, militan mücadele veriyorsa orada olmaya devam edeceğiz!
Depolama, lojistik ve deniz taşımacılığında sömürünün cehenneminden direnerek ve örgütlenerek çıkacağız!
Kaynak: DGD-SEN



