Feyza Kayaaltı
Aliağa’daki Smart Solar fabrikasında direniş 4. gününde. Dün gece işveren işçileri fabrikaya almadı. Ortada idari izin kararı yokken “üretim yok” diyerek hiçbir dayanağı olmadan tamamen keyfi biçimde işçileri kapıda bıraktı. Şu an 80’e yakın işçi kendini fabrikaya kapattı, üretim durdu; geri kalanlar kapının önünde bekliyor. Direniş sürüyor.
Bu direniş bir gecede ortaya çıkmadı. Aliağa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki Smart Güneş Teknolojileri fabrikasında işçiler yaklaşık bir yıldır örgütleniyordu. Öncü işçilerden biri işten atılınca 574 sendikalı işçiden 540’ı bir gecede sarı sendika TES-İŞ’ten istifa ederek Enerji-Sen’e üye oldu. İşçilerin deyişiyle sarı sendikadan bir saatte kurtuldular. İlk olarak örgütlenmede öne çıkan 1 işçi işten çıkarıldı. Ardından 11 Eylül’de 6 işçi daha “departman fazlalığı” bahanesiyle işten atıldı. Böylece işten çıkarılan işçi sayısı 7’ye ulaştı.
İşçilerin aynı akşam 16.00 vardiyasında bantları durdurmasının ardından işveren gece ve gündüz vardiyalarını iptal etti, işçilere “fabrikaya gelmeyin, idari izinlisiniz” diye haber gönderdi. Hem fabrika içerisinde hem de kapıda bekleyişlerini sürdüren işçilerin 3 talebi var: atılan 7 işçi işe geri alınacak, işveren Enerji-Sen’i tanıyacak, Temmuz’da ödenmeyen toplu sözleşme zammı verilecek. Direnişin fitilini ilk ateşleyen de o zam olmuştu. TES-İŞ döneminden kalan sözleşmedeki Temmuz zammı ödenmeyince işçiler iş bırakmıştı.
İşçiler sarı sendikadan nasıl kurtuldu
Sarı sendika TES-İŞ bu fabrikaya işçinin oyuyla değil, patronun eliyle geldi. Sarı sendika patronun düzenine karışmaz, işçinin hakkını sonuna kadar aramaz, toplu sözleşmeyi patronun rahatça imzalayacağı yerde tutar, işçiden topladığı aidatlarla kendi düzenini kurar. Şirket 2024 raporunda Aliağa’nın yetkili sendikasını sarı sendika TES-İŞ diye gösteriyor, sendikal faaliyetlerde işveren baskısı olmadığını yazıyordu. Patronun “baskı yok” dediği düzende işçinin Temmuz zammı ödenmiyordu.
İşçiler bu düzeni bozdu. Atılan işçilerden Nazım Tanacı şöyle konuştu: “Biz bu sarı sendikadan bir saatte kurtulduk. Hiçbir fabrika sarı sendikaya boyun eğmesin.” İşçi, patronun izin verdiği uysal sendikayı bıraktı, karşısına dikilecek bir sendikayı seçti. Enerji-Sen fabrika içindeki komiteleri örgütlenmenin merkezine koyuyor, kararı işçilere aldırıyor, hukuku yardımcı bir araç olarak kullanıyor. TES-İŞ ise işçiyle patron arasında tampon işi görüyordu. Tanacı bu gerekçenin yalan olduğunu söylüyor; fabrikada fazlalık değil, eksik var, işçiler durmadan mesaiye çağrılıyor, hafta tatilinde İnsan Kaynakları işçileri önce işe çağırıyor, sonra aynı gün çıkışını veriyor. Patron işçi açığı çektiği fabrikada işçiyi “fazla” gösterip atıyor, ilk olarak da örgütlenmenin önünü açanları çıkarıyor. Ülkü Aydın Ergül, Enerji-Sen’i işyerine işçilerin getirdiğini, kapıda kalsa da mücadeleyi bırakmayacağını söyledi. Bir işçinin hangi sendikada örgütleneceğine patron karar veremez.
Fabrikayı ayakta tutan devlet desteği ve ilişki ağı
Bu fabrikayı aslında devlet kurdurdu. Cumhurbaşkanı 15 Ekim 2022’de aldığı kararla yatırımı proje bazlı devlet yardımı kapsamına aldı. Kararda öngörülen sabit yatırım tutarı 7 milyar 627 milyon lira. Devlet şirkete gümrük vergisi muafiyeti, KDV istisnası ve iadesi, %100 vergi indirimi ve %80 yatırım katkısı sundu. 10 yıl boyunca üst sınır olmadan işçinin SGK priminin işveren payını üstlendi, 120 milyon liraya kadar nitelikli personel desteği sağladı, harcamaların yarısını karşılayan 100 milyon liraya varan enerji desteği ve bir de arazi tahsisi verdi. Karar aynı zamanda fabrikanın kendi elektriğini üretecek güneş enerjisi sistemlerini de teşvik kapsamına aldı. Merkez Bankası ilk faz için 1,1 milyar lirayı, ilk 2 yılı anapara ödemesiz olmak üzere yıllık %9,25 faizle kredilendirdi. Halkın vergisiyle toplanan bu kaynak patronun kasasına akarken, aynı halkın çocuğu olan işçinin sigorta primini de yine devlet ödedi. Ama işçi kendi sendikasını seçince o devlet ortadan kayboldu; teşvikiyle, muafiyetiyle, kredisiyle işleyen çark, işçinin hakkı söz konusu olunca bir anda durdu.
Fabrikanın oturduğu arazi de patronun değil. Ocak 2024’te Asya Altyapı Yatırım Bankası’na (AIIB) hazırlanan belgede fabrika ve arazi Smart Holding’in mülkü olarak görünüyor, Smart Güneş binayı holdingden kiralıyor. Aynı banka Aliağa yatırımı için Mart 2024’te 30 milyon dolarlık kredi onaylamıştı; bankanın proje sayfasında bu kredi bugün “iptal edildi” durumunda yer alıyor, gerekçe ise açıklanmıyor. Şirket sıkışınca kaynağı yine kendi çevresinden buldu: Haziran 2026’da kayıtlı sermaye tavanını 2 milyar liradan 10 milyar liraya çıkardı, Smart Holding’e tahsisli sermaye artırımıyla 2 milyar lira fon almayı kararlaştırdı. Smart Holding şirket sermayesinin %63’ünü, yönetim oylarının %81’ini elinde tutuyor. Yönetim Kurulu Başkanı Halil Demirdağ %60’ın üzerinde dolaylı payla ana ortak konumunda; 2009’da Sofya’da kurduğu güneş enerjisi şirketiyle işe başlayan Demirdağ bugün Borsa İstanbul’da işlem gören bir grubun sahibi.
Şirket 2026’nın ilk yarısında 6,8 milyar lira hasılat, 1,28 milyar lira FAVÖK açıkladı. Holding aynı dönemde şirkete 2 milyar lirayı faizsiz ve vadesiz avans olarak aktardı; grup içi hesaplarda holdingden 757 milyon lira alacak ve 381 milyon lira faiz geliri görünüyor. Para grup içinde döndüğü gibi, mal da aynı ağın içinde el değiştiriyor: Şirket 2025’te holdingin bağlı ortaklığı Asya GES’le 4 santral için 80,7 milyon dolarlık sözleşme imzaladı, panelleri Aliağa üretecek. Grubun Niğde Bor’da YEKA ihalesiyle aldığı 100 MW’lık santralin panelini de Aliağa üretti. Ağustos 2026’da şirket 750 milyon liraya kadar kira sertifikası ihracı için onay aldı. Devletin, kamu bankasının ve holdingin milyarları bu şirkete akarken şirket işçinin Temmuz zammını ödemedi, seçtiği sendikayı tanımadı, 7 işçiyi işten attı. Fabrikanın kullandığı suyun neredeyse tamamı da çiftçilerin kuraklıkla yüz yüze olduğu bir bölgeden geliyor.
Halil Demirdağ, aynı zamanda güneş enerjisi patronlarının örgütü GENSED’in de yönetim kurulu başkanı. 2019’da GENSED başkanı olarak dönemin Enerji Bakanı Fatih Dönmez’i ziyaret etti. 2026 yazında GÜYAD heyetiyle bir bakan yardımcısıyla görüştü; heyette Kalyon, Limak ve Enerjisa temsilcileri de vardı. Aliağa tesisini Ocak 2025’te Sanayi Bakanı Mehmet Fatih Kacır ile Enerji Bakanı Alparslan Bayraktar açtı. Demirdağ, onur kurulu başkanı Cumhurbaşkanı Erdoğan olan RİDEVA’nın mütevelli heyetinde de yer alıyor. Bu vakfın Ekim 2025’te Rize’de düzenlediği ekonomi zirvesine bakan yardımcıları ve parti yöneticileri katıldı. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Akkoç ise DEİK’in Türkiye-Bulgaristan İş Konseyi’nde yürütme kurulu üyesi. Smart Holding, Rize Çayelispor’un forma sponsoru; 2024’teki şampiyonluk töreninde Demirdağ, AKP milletvekili Muhammed Avcı ve genel başkan yardımcısı Hayati Yazıcı ile aynı kürsüde boy gösterdi.
Teşviki veren, ihaleyi açan, krediyi bağlayan bakanlarla aynı masaların, aynı vakfın, aynı törenlerin adamı olan patron Halil Demirdağ ile 7 işçiyi kendi sendikalarını seçtikleri için işten atan patron aynı kişi. Sermaye ile devletin bu iç içe geçmişliği patronun gücünü büyütüyor, ama bu gücün de bir sınırı var. Fabrikayı bakanlar açar, krediyi kamu bankası verir, teşviki devlet dağıtır; üretimi durduran, çarkı kilitleyen ise işçidir. Smart Solar’da patronun bütün ağı, üretimden gelen bu güce çarptı.
Çalışma koşulları ve işçinin fiili gücü
Şirket kendi raporunda Aliağa için 2024’te 82 iş kazası, 266 kayıp iş günü ve 82,65 kaza sıklık oranı açıkladı. Aynı yıl Gebze fabrikasında bu oran 54,95’ti. Aliağa hatlarında hidroflorik asit, hidroklorik asit, potasyum hidroksit, silan ve amonyak kullanılıyor; şirketin BEKRA bildiriminde bu maddelerin akut toksisite, cilt aşınması ve ciddi göz hasarına neden olduğu belirtiliyor. Tesis, büyük endüstriyel kazalar mevzuatında “alt seviyeli kuruluş” sayılıyor. İşçi bu tehlikeli hatlarda çalışıyor, sendikasını seçtiği anda ise kapıya konuyor.
Fabrika büyük bir kapasiteye sahip: Aliağa’da yıllık 1.200 MW panel, 800 MW hücre ve 1.500 MW wafer kapasitesi var. Panel hatları 2023’te, hücre hattı 2024’te, wafer hattı Temmuz 2025’te devreye girdi; şirket 1.400 MW’lık yeni bir TOPCon hücre hattını daha kurmaya hazırlanıyor ve bunun için Şubat 2026’da ÇED onayı aldı. Devletin 2022’deki teşvik kararı 2.335 kişilik ilave istihdam öngörmüştü. İşçilerin “fazlalık değil, eksik var; sürekli mesaiye çağrılıyoruz” feryadı da resmi tabloyla birebir örtüşüyor. Ayrıca kayıtlarda şirketin 2024’te halka arz fonlarını kurala aykırı kullandığı için SPK’dan 471 bin lira ceza aldığı da görülüyor.
İşçiler bugün şirketin İstanbul Beykoz’daki genel merkezinin önüne yürüyor. Süreç, patron işçinin iradesini tanıyana kadar Smart’ın diğer kapılarında ve Gebze fabrikasında da devam edecek. Smart’ın Gebze fabrikasında işçiler geçen yıl greve çıkmış, grev 114 gün sürmüş ve toplu sözleşme imzalanarak kazanımla sonuçlanmıştı; oradaki işçiler metal işkolunda yer alıyor ve işkolu tespitini Birleşik Metal-İş istemişti. Şimdi iki fabrikanın işçileri Aliağa’da omuz omuza duruyor. Devlet iş kolu ayrımıyla işçiyi bölüyor, işçiler ise kendi dayanışmasıyla bu engeli aşıp üretimi durduruyor ve fabrikadan çıkmıyor. İşçiler 7 arkadaşının işe iadesini, sendikalarının tanınmasını ve ödenmeyen zammı bekliyor.
Direnenleri selamlıyoruz, yaşasın direniş, yaşasın mücadele, yaşasın zafer.
Kahrolsun sarı sendikacılık!
Kahrolsun holdingler ve holdingci güçler!



