spot_img
spot_img
Ana SayfaGüncelSebahattin arsaları sat, madencinin hakkını öde! - Bağımsız Maden-İş

Sebahattin arsaları sat, madencinin hakkını öde! – Bağımsız Maden-İş

Eti Gümüş ve Doruk Madencileri’nin direnişi sürerken Bağımsız Maden-İş, Yıldızlar SSS Holding sahibi Sebahattin Yıldız’ın kişisel mülkiyetlerine dair bir yazı kaleme aldı. Bu yazıyı sizlerle de paylaşıyoruz.


Madenciler olarak aylardır direniyoruz. Kütahya’dan, Eskişehir’den, Elazığ’dan kalkıp Ankara’ya yürüyor, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın önüne oturuyor, orada nöbet tutuyoruz. Açlık grevine girdik, gözaltına alındık, çıkar çıkmaz mücadeleye devam ettik. Taleplerimiz hiç karmaşık değil. Aylardır ödenmeyen ücretlerimizi, verilmeyen kıdem ve ihbar tazminatlarımızı, zorla çıkarıldığımız ücretsiz izin döneminin karşılığını istiyoruz.

Taleplerimiz basitken Yıldızlar SSS Holding’in sahibi Sebahattin Yıldız’ın kişisel mülkiyeti ise çoktan milyonlarca metrekareye uzanmış durumda. Toplamda 849 ayrı mülkiyet ve hisse işlemi var. Bu işlemlerin kapladığı ham toplam 20 milyon 781 bin metrekareyi buluyor. Mükerrer kayıtlar ayıklanıp aynı parsele düşen birden fazla işlem tek satıra indirildiğinde 820 farklı parsel, tekil parsel toplamında da 18 milyon 297 bin 75 metrekare, yani yaklaşık 18,3 milyon metrekare ortaya çıkıyor. İşçi direnirken patronun toprağı büyümeye devam ediyor. Bunun hepsi doğrudan onun mülkü de değil elbet, kimi parselin tamamı üzerindeyken kimisinde yalnız hissedar. Söz konusu taşınmazları hangi taraftan tutarsak tutalım aynı yere varıyoruz, bu topraklar rastgele bir servet değil.

Devletin özelleştirdiği bir madenin, zehirlediği bir köyün, imara açılan bir arazinin, göz yumulan bir ruhsatın üzerine kurulmuş bir düzenin izlerini taşıyor. Kamunun elindekini devral, işçinin ve köylünün emeğiyle büyü, kazandığını kendi üstüne yaz. Otuz yıldır işleyen yöntem bu. Toprağın nerede, ne zaman ve hangi kılıfla toplandığı aşağıda tek tek yer alıyor.

Holding “ödeyemiyoruz” diyor, toprağı büyümeye devam ediyor

Yıldızlar SSS Holding, işçilere yaptığı yazılı açıklamada mali sıkıntıyı gerekçe gösteriyor. Elektrik fiyatlarındaki düşüşün termik santralinin ekonomik sürdürülebilirliğini zorladığını, kömür üretimindeki düşüş yüzünden dışarıdan tedarik yapmak zorunda kaldıklarını öne sürüyor, bu yüzden üretimin Mart 2026’da geçici olarak durdurulduğunu, çalışanların dörtte birinin ücretsiz izne çıkarıldığını yazıyor. Mali sıkıntılar çeken holdingcinin üzerinde küsüratlı rakamlarıyla milyonluk araziler, arsalar taşınmazlar mevcut.

Ankara: 16 milyon metrekare, kâğıtta “hayvancılık”

En büyük toprak bloğu Ankara’da, Gölbaşı ilçesine bağlı Karaali ile Bala ilçesine bağlı Abazlı ve Tol mahallelerinde toplanmış. Karaali’de tek başına 49 parsel var, toplam yüzölçümleri 14 milyon 679 bin metrekare. Abazlı 1,17 milyon metrekare, Tol ise 121 bin metrekare. Üçü birlikte yaklaşık 15,97 milyon metrekareye ulaşıyor. Holding burayı YSSS Entegre Tarım işletmesi adıyla tanıtıyor, işletme alanını 15 milyon 638 bin 620 metrekare olarak açıklıyor ve bunu 30 milyon metrekareye çıkarma hedefinden söz ediyor. Tapudaki toplam da bu beyanla neredeyse birebir örtüşüyor.

Ne var ki “hayvancılık” tabelasının arkasında başka bir hikâye var. Karaali’deki arazilerin büyük kısmı 27 Mayıs 2016’da, tek bir günde toplanmış, 2018’de üzerine yeni parseller eklenmiş. Aradan tam on yıl geçtikten sonra, 17 Mart 2026’da Resmî Gazete’de yayımlanan 11071 sayılı Cumhurbaşkanı kararıyla, ASKİ’nin Ankara İçme Suyu Temin Projesi kapsamındaki Kesikköprü Revize Ön Projesi için Etimesgut, Gölbaşı ve Bala’yı kapsayan hatta, tam da Karaali’de acele kamulaştırma başlatıldı. Yıldız’ın aynı gün, 27 Mayıs 2016’da, aldığı on parsel tek başına 5,49 milyon metrekare tutuyor ve şimdi devletin kamu projesinin güzergâhında duruyor. Bunlardan üçü daha önce, 2020’de, Gölbaşı İcra Dairesi’nin satış listesine bile girmişti, aynı ilanda dördüncü bir parsel daha vardı ama o, kamulaştırma listesine girmedi. Üç parsel yine de elden çıkmadı, Yıldız’da kaldı, sonra kamulaştırma listesine girdi.

Hazine ile yarı yarıya, ama sırada konut var

Yine Gölbaşı’na bağlı Kızılcaşar-İmar Mahallesi’nde Yıldız’ın adına kayıtlı 14 farklı parsel var, toplam yüzölçümleri 16 bin 103 metrekare, kayıtların önemli bölümü 2008 ve 2010 yıllarına ait. Bunlardan birinde durum tümüyle açık. Parselin tamamı 1.050 metrekare, Sebahattin Yıldız ile Hazine yarı yarıya hissedar. Bu yıl mart ayında Milli Emlak’ın resmî satış ilanında Hazine’ye ait 525 metrekarelik yarım hisse “konut alanı” niteliğiyle satışa çıkarıldı, devlet bu payına 13 milyon 125 bin lira tahmini bedel biçti. Patronun elindeki toprağın bugün ne değer taşıdığını, spekülasyona gerek kalmadan, devletin kendi ilanı gösteriyor. Aynı mahallede Yıldız’ın 13 parseli daha var. Hepsinin aynı imar fonksiyonuna sahip olup olmadığı henüz kesin değil, ama bir tanesinin resmî kaydı zaten konut.

Yine Gölbaşı’na bağlı Holoş Mahallesi’nde de Yıldız’ın adına kayıtlı parseller var. Bunlardan üçü “İmar (TSM)” edinme sebebiyle geçiyor, bir başkası ise 3083 sayılı Kanun’a göre yürütülen bir toplulaştırma işlemi sonucunda oluşmuş. Yani devletin arazi düzenlemesi eliyle şekillenmiş, sonra Yıldız’ın üzerine yazılmış bir mülkiyet bu. Keçiören’e bağlı Bağlum’da iki parsel var. Küçüğü 10 bin 765 metrekare, Yıldız’ın hissesi buradan yaklaşık 624 metrekareye karşılık geliyor. Büyüğü 68 bin 250 metrekare, ama pay bu kez tersine dönüyor, Yıldız’ın hissesi yalnızca 13 metrekareye düşüyor. Yenimahalle’ye bağlı Ergazi’de dört parsel var, bunlardan yalnızca biri imar işlemiyle geçmiş, öbür üçü sıradan satışla alınmış. Antalya Manavgat’ın Hocalar Mahallesi’ndeki 209 bin 644 metrekarelik üç parselde de benzer bir tablo var. Yıldız’ın bu üç parseldeki hissesi de küçük, 320’de 9, 160’ta 3 ve 160’ta 3 gibi kesirli oranlarla kayıtlı. Hisse oranına vurulunca Yıldız’ın gerçek payı yaklaşık 5 bin metrekareye iniyor. Küçük hisse, büyük görünüm. Arazi biriktirmenin bir başka yolu bu.

Gölbaşı’nda Yıldız’ın adı başka dört mahallede daha geçiyor. Mahmatlı’da on bir parsel imar işlemiyle geçmiş, arsa niteliğinde, toplam 165 bin 493 metrekare. Oğulbey’de 3083 sayılı Kanun’a göre toplulaştırmayla oluşmuş bir susuz tarla parseli var, 47 bin 239 metrekare. Taşpınar’da dört tarla parseli, 89 bin 183 metrekare. İncek-İmar’da ise bir dubleks bina ve arsası, 8 bin 145 metrekare. Dördü birlikte 310 bin metrekareyi buluyor.

Kütahya: yarısı satılmış, yarısı kamulaştırılmış bir köy

Eti Gümüş’ün tesisi, Kütahya’nın merkez ilçesine bağlı Gümüş Köyü’nün tam içinde duruyor. Sebahattin Yıldız’ın bu köydeki 30 parseli tesisin bittiği yerden başlıyor, tam anlamıyla yan arazileri oluşturuyor. Bu 30 parsel 61 bin metrekareye karşılık geliyor. Tavşanlı ilçesine bağlı Dulkadir Köyü’nde ise 570 parsel Yıldız’a ait, tek başına 857 bin metrekareye ulaşıyor. İki köydeki toplam 918 bin metrekareye yaklaşıyor ve holdingin en yoğun toprak toplama alanını oluşturuyor.

Yine Tavşanlı’ya bağlı iki küçük yerleşimde de Yıldız’ın adına kayıtlı parseller var. Karakişi Köyü’nde dokuz parsel bahçe niteliğiyle geçiyor, toplam 9 bin 185 metrekare, çoğu 2012 ve 2017 yıllarında satın alınmış. Alıköy-Kemalsultan Mahallesi’nde ise dört tarla parseli var, toplam 13 bin 890 metrekare, hepsi 2010 yılında alınmış.

TBMM tutanaklarına göre 7 Mayıs 2011’de tesisin siyanürlü atık havuzu çöktü, Dulkadir’in su hattına zehirli su karıştı, yedi köylü hastaneye kaldırıldı, hayvanlar telef oldu. Üretim durduruldu, 14 Haziran 2011’de yeniden başladı. Aynı bölgede 2016’da bir set daha çöktü. Köylüler yıllardır köyde kanser vakalarının sıklaştığını anlatıyor. Kamuoyuna yansıyan haberlerde Dulkadir “Eti Gümüş’ün hayalete çevirdiği kanserli köy” diye tanımlanmış, aynı haberlerde köyün ortak mera ve otlaklarına bulaşan kirlilikten sonra 150 oğlağın telef olduğu yazılmış.

Bugün Dulkadir’de tek bir hane kalmış durumda. Köyün yarısını Eti Gümüş satın almış, öbür yarısında devlet istimlak yapmış. Köylüler artık köy mezarlığının akıbetini bile soruyor. Toprak toplama süreci felaketten önce başlamıştı. 2009’da Yıldız köyde 68 parsellik ilk alım dalgasını gerçekleştirdi. Üzerinden daha bir yıl geçmeden, 2012’de ise aynı köyde tek başına 292 parsel satın aldı, toplamda yaklaşık 406 bin metrekare. Bu, o güne dek edindiğinin neredeyse iki katıydı, hem de tek yılda. 2017’de 134 parsellik ikinci bir alım dalgası daha geldi. Toprağı zehirlenip verimsizleşen köylü elindekini elden çıkarmak zorunda kaldıkça, aynı topraklar madenin sahibi tarafından tek tek toplandı. Bu iki olgu tek başına bir neden sonuç ilişkisi kurmaya yetmiyor. Köylülerin çevre felaketi yüzünden topraklarını sattığını, satış bedellerinin düşük kaldığını ya da Yıldız’ın bu arazileri gelecekteki yatırımlar için topladığını gösteren bir belge yok. Kayıtlarda görülen kronoloji sınırlı ve somut, 2011’deki atık havuzu olayının ardından 2012’de yüzlerce parselin Yıldız adına geçmesi.

Bugün aynı köyde yeni bir atık tesisi için süreç yeniden işliyor. Eski barajlardaki malzemeden gümüş yeniden kazanılacak, 32,25 milyon metreküp II. sınıf tehlikeli atık zenginleştirme tesisinde yeniden işlenecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı süreci hâlâ inceleme değerlendirme aşamasında tutuyor. Sızıntının yeraltı sularına ve civardaki akarsulara ulaşabileceği zaten biliniyor. Yine de aynı köyde bir yanda Sebahattin Yıldız adına yüzlerce parsel, öbür yanda holdingin sürmekte olan atık depolama süreci var. Köy neredeyse boşalmışken, madenin genişleme planları sürüyor.

Fabrika da, otel de, apartman da şahsına yazılı

Afyonkarahisar Dinar’a bağlı Kınık Köyü’nde de, holdingin feldspat tesisinin kurulduğu 2009-2010 döneminde toplanmış 20 parsel var, toplam 139 bin 695 metrekare. Bir kısmının tapu niteliği artık tarla değil. 17 bin 485 metrekarelik bir parselde iki fabrika binası, 25 bin 715 metrekarelik bir başka parselde ise üç fabrika binası kayıtlı. Şirketin sınai tesisleri bile holdingin tüzel kişiliği değil, patronun şahsı üzerinde duruyor demek bu. Şirket batabilir, hacze düşebilir, işçi alacağı yüzünden icraya konu olabilir. Patronun üzerindeki toprağa kimse dokunamaz.

Aynı ilçede, Kınık’ın yanında bir de Çiçektepe/Cumhuriyet Köyü var. Burada Yıldız’a ait 12 parsel daha bulunuyor, toplam 82 bin 900 metrekare, hepsi tarla niteliğinde, 2009 ve 2010 yıllarında satın alınmış.

Kentte de aynı desen sürüyor. İzmir Çeşme’nin Sakarya Mahallesi’nde, denize yakın 13 bin 197 metrekarelik bir arazide kırk dört odalı bir motel, gazino, idare binası, su deposu ve zeytinlik Yıldız’ın üzerinde. Bu taşınmaz geçmişte icra satışına da konu olmuş. İstanbul Ataşehir’in Küçükbakkalköy Mahallesi’nde 11 bin 673 metrekarelik bir parselde yedi bloklu bir apartman ve ticaret merkezi, Bayrampaşa’nın Topçular Mahallesi’nde 1.998 metrekarelik bir arsa daha ona ait. Bunlar tarla değil, dosdoğru kentsel rant. İşçisine “mali olarak zor durumdayız” diyen bir holdingin patronu için hiç de küçümsenecek bir servet değil.

Bakan “ruhsat vermem” dedi, dosya yürümeye devam etti

Toprağın yanına bir de ruhsatları koymak gerekiyor. 2023 tarihli bir UMREK rezerv değerleme raporuna göre, Çankırı’nın Orta ilçesinde Sebahattin Yıldız’ın adına iki ayrı IV. Grup maden işletme ruhsatı var. 88600 numaralı ruhsat 1.200,98 hektar, 88489 numaralı ruhsat 680,09 hektar, toplamı 18,81 kilometrekareyi buluyor. Bu, tapulu toprağından bütünüyle ayrı bir varlık. 28 Nisan 2026’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, kamuoyunun önünde bu şirkete bir daha ruhsat vermeyeceğini söyledi. Aynı gün, MAPEG’de Yıldız’ın Çankırı Orta’daki mevcut ruhsatıyla ilgili süre uzatımı süreci işletilmeye devam ediyordu. Yeni bir ruhsat verilmediği doğru, MAPEG bunu sonradan resmen de yalanladı. Ama Bakan kamuoyuna sert konuşurken kurumun içinde patronun elindeki imtiyaz aksamadan yürüdü. Söylenen sözle fiilen yapılan iş arasındaki fark tam da burada.

Ülkenin dört bir yanına serpilmiş küçük parseller

Toprak yalnızca büyük bloklarda değil, ülkenin dört bir yanına dağılmış onlarca küçük parselde de birikmiş. Balıkesir’de beş ayrı ilçede toplam 234 bin 889 metrekare var. Sındırgı’nın Düvertepe Mahallesi’nde stok sahası, kantar binası ve iki katlı bir şantiye binasıyla arsası kayıtlı, tesis kadastrosuyla geçmiş, burası tarım arazisi değil doğrudan bir işletme alanı görünümünde. Balya’nın Yenikavak Köyü’nde dört tarla parseli var, 73 bin 969 metrekare. İvrindi, Karesi ve Edremit’teki öbür parseller de tarla, hali arazi ve zeytinlik niteliğinde küçük parçalar.

Eskişehir’de üç ilçede toplam 30 bin 178 metrekare var, hepsi 2011 ve 2013 yıllarında sıradan satışla alınmış. Tekirdağ’ın Kapaklı ve Marmaraereğlisi ilçelerinde toplam 51 bin 955 metrekarelik arsalar var. Trabzon’da Ortahisar ve Sürmene’de küçük tarla ve fındıklık parselleri, İstanbul Üsküdar’da üç arsa, İzmir Torbalı’da bir arsa daha Yıldız’ın üzerine kayıtlı.

Bunların hiçbiri tek başına büyük bir rakam değil. Ama hepsi bir araya geldiğinde gösterdiği şey aynı, tek bir kişinin adına, ülkenin farklı köşelerinde, otuz yıl boyunca kesintisiz büyüyen bir mülkiyet.

Göz yuman tek kişi yok, her parselin altında bir kamu imzası var

Bu kadar toprağın otuz yılda tek bir şahsın üzerinde toplanması kimsenin haberi olmadan gerçekleşmedi. Yukarıda tek tek anlatılan her parselin altında bir kamu kurumunun onayı, kaydı ya da sessizliği var.

Tapu ve Kadastro sistemi mülkiyeti parsel parsel kaydediyor, aynı kişinin adına yüzlerce parselin birikmesini ayrıca izleyen ya da inceleyen bir mekanizma yok. 849 ayrı işlem bu yüzden otuz yıl boyunca tek tek geçti, hiçbiri diğerinin devamı sayılmadı, hiçbiri toplam tabloyu görüp soru soran bir makamın önüne çıkmadı.

Milli Emlak örneği daha çarpıcı. Kızılcaşar’da Hazine’nin kendisi Yıldız’la aynı parselde yarı yarıya hissedar. Devlet burada araziyi tam olarak geri almak ya da ön alım hakkını kullanmak yerine kendi payını ayrı bir ilanla satışa çıkarıyor. Böylece özel şahısla ortaklık ilişkisini bozmak yerine sürdürmeyi tercih ediyor.

ASKİ ve Cumhurbaşkanlığı kararı da benzer bir tablo çiziyor. Kesikköprü hattı için çıkan acele kamulaştırma kararı, Yıldız’ın on yıl önce aynı günde topladığı parselleri devletin projesine dahil ediyor. Ama bu arazilerin nasıl ve neden tek bir kişinin elinde toplandığını sorgulayan herhangi bir inceleme kararın içinde yer almıyor. Gölbaşı İcra Dairesi’nin 2020’deki satış ilanları da sonuçsuz kaldı. İcra satışlarının nihai sonucunu gösteren dosya görülmeden ihalenin tamamlanıp tamamlanmadığını kesin olarak söylemek mümkün değil, ama tapu kayıtlarında parseller hâlâ Yıldız’ın üzerinde görünüyor. Parseller üçüncü kişilere geçmedi, Yıldız’da kaldı, sonra kamulaştırma listesine girdi.

Enerji Bakanlığı ile MAPEG’de tablo aynı. Bakan kamuoyuna yeni ruhsat verilmeyeceğini söylerken kurumun kendisi mevcut ruhsatın süre uzatımı sürecini kesintisiz işletti. Siyasi açıklamayla bürokratik işleyiş arasındaki bu fark hiçbir kurumsal soruşturmaya konu olmadı.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da Dulkadir’de iki kez set çöken bir tesisin yeni bir atık depolama projesini hâlâ inceleme değerlendirme aşamasında tutuyor. Geçmiş kazaların sorumluluğuna dair ayrı bir işlem yürütüldüğünü gösteren bir belge yok.

TBMM tutanakları bu olayların çoğunu kayda geçirdi. 2011 kazası da, köylülerin mağduriyeti de meclis kayıtlarında yer alıyor. Otuz yılda tek bir bürokrat ya da yetkili hakkında bu toprak birikimiyle ilgili açık bir soruşturma yürütüldüğünü gösteren bir belge de yok.

Adı toprakta geçmeyen tek şey işçinin alacağı

Ankara’da hayvancılık kılıflı 16 milyon metrekare, Kütahya’da neredeyse boşalmış bir köyün 918 bin metrekaresi, Hazine’yle ortak olunan bir konut arsası, Çankırı’da 18,81 kilometrekarelik ruhsat, ülkenin dört bir yanına dağılmış küçük parseller, kentin göbeğinde apartmanlar, sahilde bir otel. Hepsi tek bir şahsın üzerinde, 849 ayrı işlemle büyümüş bir imparatorluk. Karşısında aylardır ödenmeyen maaş, verilmeyen kıdem ve ihbar tazminatı, ücretsiz izne zorlanan işçinin karşılığı, hakkını arayınca gözaltına alınan madenci var. Bu bir tesadüf değil, bir sınıf tercihi. Patronun toprağı devletin izniyle, kararnamesiyle, ihalesiyle büyürken işçinin alacağı devletin kendi müfettişinin tespit ettiği rakamlarla bile tahsil edilemiyor.

Bu, patronun toprağıyla işçinin emeği arasında herkesin taraf olması gereken bir kavga. Halkımızı da bu kavgada madencinin yanında saf tutmaya çağırıyoruz. Seçim yapılmalı, ya onlar ya biz.

Fotoğraf: Selahattin Sönmez

spot_img
İlgili İçerikler

Son Eklenenler