Platform ekonomisi ya da gig ekonomisi olarak adlandırılan, işlerin dijital platformlar aracılığıyla işçilere dağıtıldığı ve emeğin çoğu zaman tek tek görevler üzerinden örgütlendiği çalışma düzeni yakın bir zamanda hızlı ve kuralsız bir şekilde gelişerek hayatımıza girdi. Bu işlerin en görünür yüzü olan moto kuryelerden, evden çalışan ve işi mikro görevlendirmeleri ekran başında yapmak olanlara kadar uzanan geniş emekçi kitleleri dev şirketler tarafından “kendi işinin patronu” olarak tanımlandıkları bir iş ilişkisine sürüklendiler. Bir yandan işverenin ücret, sosyal güvenlik, işçi sağlığı ve iş güvenliği ve örgütlenme hakları bakımından işçiye karşı taşıdığı tüm yasal zorunluluklardan sıyrıldığı, her şeyi “esnaf kurye” vb. tanımlamalarla bir tür iş ortağı olarak tarif ettiği işçilere devrettiği ama diğer yandan algoritmalarla işçinin her bir hareketinin belirlendiği, puanlarla değerlendirildiği ve cezalarla terbiye edildiği bir çalışma biçimi yaratıldı.
12 Haziran 2026’da Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) platform ekonomisine yönelik ilk uluslararası ve hukuken bağlayıcı çalışma standardını kabul etti. “Platform Ekonomisinde İnsana Yakışır İş Sözleşmesi” (193 No’lu Sözleşme) olarak adlandırılan bu standarda göre holdinglerin nasıl tanımladığından bağımsız bir şekilde “dijital platform çalışanları” çalışma hukukunun konusu. Kimin bu tanıma dahil olup olmayacağı ise her yerin kendi ulusal hukukuna kalmış bir mesele, yani işçi sınıfı açısından mücadele konusu.
Sözleşme ILO’nun tartışmalı yapısının bir ürünü olarak çok sayıda eksik ve sorunlu ifadeyi de barındırıyor elbette. Ancak önümüzdeki dönemde işçi mücadelesi açısından önem kazanabilecek bir gündem olduğu için sözleşmeye dair Asian Labour Review’de yayımlanan bilgilendirici bir değerlendirmeyi sizlerle paylaşıyoruz.
12 Haziran 2026’da Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), 114. Uluslararası Çalışma Konferansı’nda, dijital platform işçilerini korumayı amaçlayan ilk uluslararası standardı kabul etti. Resmi adı “Platform Ekonomisinde İnsana Yakışır İş Sözleşmesi, 2026” (193 No’lu Sözleşme) olan bu metin, dijital platform ekonomisini düzenlemeye ve platform işçilerinin haklarını güvence altına almaya yönelik yasal bir bağlayıcılığı bulunan ilk uluslararası sözleşmedir.
Yüzyılı aşkın bir süredir işçi hakları, hukuki koruma, sosyal güvenlik ve insan onuruna ilişkin uluslararası çerçeve; işçiler ile işverenler arasında açık ve tanımlanabilir bir istihdam ilişkisi ve toplumsal sözleşmenin varlığı üzerine inşa edildi. Dijital platformlar ise bu çerçeveyi altüst etti. Kendilerini “teknoloji aracısı” olarak yeniden tanımlayarak geleneksel işverenlerin sahip olduğu yönetim ve denetim yetkilerini korurken buna karşılık gelen tüm sorumluluklardan sıyrıldılar. Böylece dünya genelinde 154 milyon platform işçisi korumasız bırakıldı.
Son yıllarda Birleşik Krallık ve İspanya’daki münferit mahkeme kararları, Kaliforniya’daki düzenlemeler ve Hindistan’da eyalet düzeyinde çıkarılan sosyal güvenlik mevzuatı, platform ekonomisini düzenlemeye yönelik devlet müdahalelerinin ilk örneklerini oluşturdu. Ancak platformlar aracılığıyla yürütülen sınır ötesi çalışmanın ve küresel dijital iş modellerinin parçalı bölgesel düzenlemelerle ve münferit yargı kararlarıyla denetlenemeyeceğini gören ILO Yönetim Kurulu, küresel ölçekte ortak bir standart oluşturma sürecini resmen başlattı.
2022 yılında ILO tarafından düzenlenen üçlü uzmanlar toplantısı resmi bir sonuç alınamadan sona erdi. 2023’te ise işverenlerin sert muhalefetini aşan ILO Yönetim Kurulu, Uluslararası Çalışma Konferansı’nın (ILC) gündemine bir standart belirleme maddesini resmen alarak sözleşmenin hazırlanma sürecine geçti.
Ocak 2024 ile Mart 2026 arasında hazırlanan dört renk kodlu rapor (beyaz, sarı, kahverengi ve mavi), iki yıl süren müzakere sürecinin temel belgelerini oluşturdu. Beyaz ve sarı raporlar, 2025 ILC’deki ilk görüşmelerin temelini oluştururken, kahverengi ve mavi raporlar metin üzerinde yapılan sonraki değişiklikleri yansıttı ve 2026 ILC’deki nihai oylamaya sunulan sözleşme hükümlerinin son halini ortaya koydu.
Kazanımlar, Kayıplar ve Tanınmayan Haklar
Haziran 2026’da düzenlenen 114. Uluslararası Çalışma Konferansı’nın (ILC) açılışında gergin bir atmosfer hâkimdi. Bunun nedeni, 2025 ILC’sindeki ilk müzakere turunda yaşanan yapısal tıkanıklıktı. Önerilen taslağın yalnızca yaklaşık yüzde 15’i üzerinde inceleme, değişiklik ve uzlaşı sağlanabilmiş; geriye ise son derece parçalı ve tamamlanmamış bir metin kalmıştı.
2026 ILC’sinde tartışılan yalnızca platform işçilerinin hakları değildi. Asıl mesele; platformlar, algoritmalar ve yapay zeka tarafından şekillendirilen ekonomilerde çalışmanın nasıl tanımlanacağı, nasıl yönetileceği ve nasıl güvence altına alınacağıydı. 11 Haziran gecesi metnin nihai olarak kabul edilmesi ise, konferans salonunda bulunanlar tarafından iki hafta boyunca süren yıpratıcı tartışmaların, sert karşılaşmaların, kriz anlarının ve tıkanıklıkların ardından gelen duygusal bir rahatlama olarak nitelendirildi.
Sendikalar, sivil toplum örgütleri ve ilerici hükümetleri temsil eden delegeler, taslak metnin belirlenen takvimi aşmasını ve sözleşmenin ertelenmesini önlemek için yoğun çaba gösterdi. Bu zorlu müzakere sonuç verdi. 12 Haziran 2026’da ILO’nun “Platform Ekonomisinde İnsana Yakışır İş Sözleşmesi” (193 No’lu Sözleşme), 406 kabul oyuna karşılık 8 ret oyu ve 36 çekimser oyla kabul edildi.
Kabul edilen son haliyle sözleşme, hükümetler, sendikalar ve işveren örgütleri arasında varılan bir uzlaşıyı yansıtıyor. Ne kadar platform ekonomisindeki işçiler için çığır açıcı yapısal güvenceler getiriyor olsa da, emek örgütleri holding yanlısı hükümetlerin desteklediği kurumsal iş modelleri karşısında bazı temel taleplerinden geri adım atmak, bunları yumuşatmak ya da tamamen vazgeçmek zorunda kaldı.
Platform işçilerinin neler kazandığını, neleri kaybettiğini ve hangi taleplerinin karşılıksız kaldığını ortaya koymak için, sözleşmenin maddelerine ilişkin teker teker değerlendirmelerimi ve eleştirel analizimi paylaşmak istiyorum.
Tanımlar (Madde 1) ve Kapsam (Madde 2)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kazanım
Madde 1
Bu Sözleşme bakımından:
(a) “dijital emek platformu”, dijital teknolojiler aracılığıyla ve otomatik karar verme sistemlerini kullanarak:
(i) hizmet alıcısının talebi üzerine sunulan hizmetler kapsamında, kişilerin ücret veya ödeme karşılığında yürüttüğü işi organize eden ve/veya kolaylaştıran,
(ii) söz konusu işin çevrim içi ya da belirli bir yerde yürütülmesine bakılmaksızın, tüzel kişiyi veya ulusal mevzuatın izin verdiği hâllerde gerçek kişiyi ifade eder.
(b) “dijital platform işçisi”, aşağıdaki koşullarda istihdam edilen veya iş gören kişiyi ifade eder:
(i) dijital emek platformu tarafından organize edilen ve/veya kolaylaştırılan bir hizmetin sunulması amacıyla,
(ii) ücret veya ödeme karşılığında,
(iii) istihdam statüsüne ilişkin hukuki sınıflandırması ne olursa olsun.
(c) “aracı”, dijital platform işçisinin sunduğu işi erişilebilir hâle getiren; ulusal mevzuatın uygulanabildiği hâllerde gerçek kişi veya tüzel kişiyi ifade eder:
(i) dijital emek platformu ile dijital platform işçisi arasındaki sözleşmeye dayalı ilişkiler aracılığıyla; veya
(ii) dijital emek platformu ile dijital platform işçisi arasındaki alt yüklenicilik zincirinin bir parçası olarak.
(d) “ücret” veya “ödeme”, dijital platform işçisine yaptığı iş karşılığında, istihdam statüsüne ilişkin sınıflandırmaya göre ulusal mevzuat, toplu iş sözleşmeleri veya sözleşmeden doğan yükümlülükler uyarınca ödenmesi gereken tutarı ifade eder. Ücret, dijital platform işçilerinin işlerini yerine getirirken katlandıkları masraflar veya diğer giderler için yapılan ödemeleri kapsamaz.
Madde 2
- Bu Sözleşme aşağıdakilere uygulanır:
(a) tüm dijital emek platformlarına;
(b) bu Sözleşmede aksi belirtilmedikçe, kayıtlı veya kayıt dışı ekonomide çalışmalarına bakılmaksızın tüm dijital platform işçilerine. - Önemli nitelikte özel sorunların ortaya çıkması halinde, her üye devlet; işçi ve işverenlerin temsilci örgütleriyle ve mevcut olmaları halinde dijital emek platformlarını ve dijital platform işçilerini temsil eden örgütlerle istişare ettikten sonra, aşağıdakileri sözleşmenin tamamının veya bir bölümünün kapsamı dışında bırakabilir:
(a) belirli dijital emek platformu kategorilerini; veya
(b) belirli dijital platform işçisi kategorilerini. - Bu maddenin ikinci fıkrası uyarınca kapsam dışında bırakılan kategoriler bakımından, mümkün olduğu ölçüde, ilgili dijital emek platformu ve dijital platform işçisi kategorilerine Sözleşmenin uygulanmasını kademeli olarak genişletmeye yönelik tedbirler alınır.
- Bu maddenin ikinci fıkrasında öngörülen istisnadan yararlanan her Üye Devlet, Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın 22. maddesi uyarınca Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin ilk raporunda:
(a) kapsam dışında bırakılan dijital emek platformu veya dijital platform işçisi kategorilerini belirtir;
(b) bu istisnaların gerekçelerini ve kapsam dışında bırakılan kategorilere ilişkin ulusal hukuk ve uygulamanın durumunu, ikinci fıkrada belirtilen örgütlerin görüşlerine de yer vererek açıklar. - Üye Devlet, Uluslararası Çalışma Örgütü Anayasası’nın 22. maddesi uyarınca sunacağı sonraki raporlarda, Sözleşmenin ilgili dijital emek platformu ve dijital platform işçisi kategorilerine uygulanmasını genişletmek amacıyla alınan tedbirleri belirtir.
Sözleşmenin kapsamı oldukça geniş tutulmuş. Kayıtlı ya da kayıt dışı ekonomide, ister belirli bir yerde ister çevrim içi çalışsın, tüm platform işçilerini kapsıyor. Daha da önemlisi, kapsamın uygulamaların işçiyi “yönlendirdiği veya yönettiği” gerçeğine dayandırılması, zira bu hüküm platform şirketlerinin sıkça başvurduğu “teknoloji aracısı” savunmasını geçersiz kılıyor. Bu, emek hareketi açısından önemli bir kazanım. Çünkü platform şirketlerinin işçi statüsünden kaçınmak için kavramları manipüle etmesine karşı, gelecekte açılacak davalar ve yapılacak denetimler için açık bir hukuki dayanak sağlıyor.
Çalışma Yaşamına İlişkin Temel İlkeler ve Haklar (Madde 3)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kazanım
Madde 3
Her Üye Devlet, platform ekonomisinde çalışma yaşamına ilişkin temel ilke ve haklara saygı gösterilmesini, bunların desteklenmesini ve hayata geçirilmesini sağlamak üzere gerekli tedbirleri alır. Bu ilke ve haklar şunlardır:
(a) örgütlenme özgürlüğü ve toplu pazarlık hakkının etkin biçimde tanınması;
(b) zorla veya zorunlu çalıştırmanın her türünün ortadan kaldırılması;
(c) çocuk işçiliğinin etkin biçimde ortadan kaldırılması;
(d) istihdam ve meslek alanında ayrımcılığın ortadan kaldırılması;
(e) güvenli ve sağlıklı bir çalışma ortamı.
Artık Üye Devletler bu temel hakların platform ekonomisinde etkin biçimde hayata geçirilmesini güvence altına almakla yükümlü. İşverenlerin itirazlarına rağmen beş temel ilkenin tamamının açıkça sıralanmış olması, dünya genelinde platform işçilerinin konumunu önemli ölçüde güçlendiriyor.
İş Sağlığı ve Güvenliği (Madde 4 ve 5)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Artıları ve Eksileri Olan Bir Düzenleme
Madde 4
Her üye devlet, dijital platform işçilerinin çalışmalarından kaynaklanan, işleriyle bağlantılı olan veya çalışma sırasında ortaya çıkan iş kazalarının, meslek hastalıklarının ve sağlıklarına yönelik diğer zararların önlenmesi için gerekli önlemleri alır.
Her üye devlet, bu maddenin 1. fıkrası uyarınca alacağı önlemleri belirlerken; kamu makamlarının, dijital emek platformlarının, dijital platform işçilerinin ve diğer ilgili aktörlerin görev ve sorumluluklarını aşağıdaki hususları dikkate alarak düzenler:
a) Bu sorumlulukların birbirini tamamlayıcı nitelikte olması,
b) Ulusal koşullar ve uygulamalar ile dijital platform işçilerinin istihdam statüsüne ilişkin sınıflandırma,
c) Mesleki risklerin değerlendirilmesi, uygun önleyici ve koruyucu tedbirlerin alınmasının gerekliliği.
Madde 5
Her üye devlet, dijital platform işçilerinin yaşamları veya sağlıkları açısından yakın ve ciddi bir tehlike oluşturduğuna makul gerekçelerle inandıkları bir çalışma durumundan, herhangi bir haksız yaptırıma maruz kalmaksızın çekilme hakkına sahip olmalarını güvence altına almak için gerekli önlemleri alır. İşçiler ayrıca bu durumu gecikmeksizin dijital emek platformuna bildirmekle yükümlüdür.
İstihdam statülerine bakılmaksızın tüm platform işçileri, iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin temel korumalardan yararlanma hakkına sahiptir. “Sorumlulukların birbirini tamamlayıcı niteliği” ifadesinin korunmuş olması, tüm platform işçilerinin sözleşmenin kapsamı içinde kalmasını sağlamaktadır. Ancak bu ifade, sorumluluğu tamamen işverene yükleyen daha güçlü bir yaklaşımı zayıflatarak, işçilere de belirli ölçüde sorumluluk atfedildiği izlenimini yaratmaktadır. Bu nedenle düzenleme, işçiler açısından artıları ve eksileri olan bir sonuç ortaya koymaktadır. Ayrıca, tehlikeli çalışma koşullarından çekilme hakkı (Madde 5), işçi sağlığı ve güvenliği bakımından önemli bir güvence niteliği taşımaktadır.
Şiddet ve Taciz (Madde 6)
Değerlendirmem: İşçiler açısından kazanım
Madde 6
Her üye devlet, çevrimiçi ortamda gerçekleşen veya müşteriler gibi üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilenler de dahil olmak üzere, çalışma yaşamında dijital platform işçilerini her türlü şiddet ve tacize karşı etkin biçimde korumak amacıyla gerekli önlemleri alır.
Şiddet ve tacize ilişkin düzenlemede, çevrimiçi ortamda gerçekleşen şiddet ve tacizin yanı sıra müşteriler ve hizmet alanlar gibi üçüncü kişiler tarafından gerçekleştirilen şiddet ve taciz de kapsam içinde tutulmuştur. Bazı işverenler, dijital platformların konuma dayalı çalışan işçilerin müşterilerle veya kamuyla etkileşim kurduğu ortamları denetleyemeyeceğini savunmuştur. Ancak işçi grupları, hükümetlerin de desteğiyle bu görüşü reddetmiştir.
Sonuç olarak, ilk taslakta yer alan hükümlerin korunmuş olması işçiler açısından olumlu bir sonuçtur. Özellikle kadın platform işçileri bakımından, şiddet ve tacize karşı korumanın platform çalışmasına ilişkin sözleşmede açıkça düzenlenmesi, ILO’nun 190 No’lu Şiddet ve Taciz Sözleşmesi’nde yer alan ilkelerin platform ekonomisine doğrudan uygulanmasını sağlamaktadır.
Çalışmanın kayıt altına alınması / Kendi hesabına çalışanların kayıt altına alınması (Madde 7 ve Madde 8)
Değerlendirmem: İşçiler açısından kazanım
Madde 7
Her üye devlet, ulusal politikaları çerçevesinde ve ulusal koşulları doğrultusunda, platform ekonomisinde insana yakışır iş fırsatlarının yaratılmasını teşvik etmeye ve kariyer ile beceri gelişimini desteklemeye yönelik önlemler alır.
Madde 8
Her üye devlet, kendi hesabına çalışanların kayıt altına alınması da dahil olmak üzere, dijital emek platformları aracılığıyla yürütülen çalışmanın kayıtlı hale getirilmesini kolaylaştıracak gerekli önlemleri alır.
Kendi hesabına çalışanların kayıt altına alınmasına ilişkin düzenlemenin çalışmanın formelleştirilmesine ilişkin maddeye eklenmiş olması olumlu bir gelişmedir. Daha önce dile getirilen, bunun kendi hesabına çalışanların işletme olarak kayıt yaptırmasını gerektirebileceği yönündeki kaygılar, bu ifadeye metinde yer verilmemesiyle birlikte büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Kendi hesabına çalışanların kayıt altına alınması, işçilere ilişkin veri tabanlarının oluşturulması ve sosyal güvenliğe erişimin kolaylaştırılması açısından yararlı olabilir. Genel olarak bu değişiklik, işçiler açısından kazanımdır.
Dijital platform işçilerinin istihdam statüsünün sınıflandırılması (Madde 9)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 9
Her Üye Devlet, dijital platform işçilerinin istihdam ilişkisinin bulunup bulunmadığına ilişkin doğru biçimde sınıflandırılmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri alır. Bu sınıflandırmada, başta işin ifasına ve dijital platform işçisinin ücret veya ödemesine ilişkin olgular olmak üzere diğer unsurlar esas alınır ve dijital emek platformları aracılığıyla yürütülen çalışmanın özellikleri dikkate alınır.
Bu maddeyle alakalı, yanlış sınıflandırma sorununa nasıl yaklaşılacağı tartışması işverenler cephesi ile işçiler cephesi arasında yaşanan en sert çatışmaydı. İşverenler, bağımsız çalışanların otomatik olarak işçi statüsünde kabul edilmesini sağlayacak katı ve bağlayıcı düzenlemelere şiddetle karşı çıktı; bu tür düzenlemelerin platformların mevcut iş modelini zayıflatacağını savundu. Sonunda, sözleşmenin nihai halinde istediklerini elde ettiler.
İşverenlerin yön verdiği değişikliklerle sınıflandırmaya ilişkin hüküm zayıflatıldı; “esas olarak olgulara dayanan” ifadesi “başlıca olgulara dayanan” biçiminde değiştirildi ve buna “diğer unsurların yanı sıra” ifadesi ilave edildi. İşçi grupları ise bu değişikliklerin hükmün açıklığını azaltacağını savundu.
Ayrıca kesin olmamakla beraber, “diğer unsurların yanı sıra” ifadesi, Hindistan’da ve bazı başka ülkelerde yaygın olan araç çağırma hizmetlerindeki abonelik temelli iş modeline de işaret ediyor olabilir. Platformlar bu ifadeye dayanarak, bu iş modeli kapsamında çalışan platform işçileriyle aralarındaki istihdam ilişkisinin varlığını inkar edebilir.
Bununla birlikte, istihdam statüsünün sınıflandırılması bakımından bu maddenin ulusal hukuklarda nasıl yorumlanacağı da belirleyici olacak. Genel olarak bakıldığında işverenler, işçilerin istihdam statüsünün sınıflandırılmasındaki belirsizliği korumayı başardı. Bu da işçiler açısından bir gerileme anlamına geliyor.
Ücret veya Ödeme (Madde 10)
Değerlendirme: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 10
- Her Üye Devlet, dijital platform işçilerine ulusal mevzuat ve düzenlemeler, toplu iş sözleşmeleri veya sözleşmeden doğan yükümlülükler uyarınca ödenmesi gereken ücret veya ödemenin, ulusal mevzuat ve düzenlemeler veya toplu iş sözleşmeleri tarafından izin verilen ölçüde yasal kesintilere tabi olmak kaydıyla, zamanında ve eksiksiz olarak ve elektronik transfer de dahil olmak üzere, ulusal mevzuat ve düzenlemelerin izin verdiği yasal ödeme yöntemleriyle ödenmesini sağlamak üzere tedbirler alır.
- Her Üye Devlet ayrıca, istihdam ilişkisi içinde bulunan dijital platform işçilerinin:
(a) bahşişler veya diğer gönüllü ödemeler hariç olmak üzere, varsa yürürlükteki yasal veya toplu pazarlık yoluyla belirlenmiş asgari ücretten hiçbir durumda daha düşük olmayan bir ücret almalarını;
(b) ulusal hukuk ve uygulamaya uygun olarak, işlerini yerine getirirken katlandıkları masraflar veya diğer giderlerin karşılanmasını;
sağlamak üzere tedbirler alır. - Her Üye Devlet, özellikle bu maddenin 2(a) fıkrası uyarınca kabul edilen tedbirlerin, istihdam ilişkisi içinde bulunmayan dijital platform işçilerine de uygulanıp uygulanmayacağını değerlendirir.
“Ayni ödemeler”in çıkarılmış olması olumlu bir gelişme olsa da bu madde işçiler açısından ciddi bir gerileme anlamına geliyor. “İstihdam ilişkisi içinde” olma koşulunun korunması, işçiler arasındaki ayrımları devam ettiriyor. Ücret tabanı, “yeterli” bir standarttan asgari ücret düzeyine çekildi. Kendi hesabına çalışanlar veya “istihdam ilişkisi içinde bulunmayanlar” için getirilen genişletme hükmü ise bağlayıcı bir düzenlemeden tavsiye niteliğinde bir ifadeye dönüştürüldü. Hüküm, hükümetlerin asgari ücret düzenlemelerini bu kesimleri de kapsayacak şekilde genişletmeyi “değerlendirmesi gerektiğini” belirtiyor; bu da gerçek anlamda serbest çalışan, kitle kaynaklı işler yapan milyonları asgari ücretin altında kalan parça başı ücretlere karşı savunmasız bırakıyor. Genel olarak bakıldığında bu, işçiler açısından önemli bir kayıp oldu.
Ücret Bilgileri (Madde 11)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 11
Her Üye Devlet, dijital emek platformlarının dijital platform işçilerine ücret veya ödemeleri ile yapılan kesintiler hakkında doğru ve kolay anlaşılır bilgileri zamanında sunmalarını sağlamak üzere gerekli tedbirleri alır.
Ücret bilgilerinin “düzenli aralıklarla” sunulması zorunluluğunun “zamanında” sunulması şeklinde değiştirilmesi, hükmü zayıflatıyor. Çünkü bu ifade, sürekli bir bilgilendirme yükümlülüğü yerine tek seferlik açıklamalara izin verebilir. Yani zayıflatılan bir hüküm daha işçiler aleyhine sonuçlandı.
Sosyal Güvenlik (Madde 12)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 12
Her Üye Devlet, dijital platform işçilerinin, istihdam statüsü bakımından aynı sınıflandırmaya tabi diğer işçilere uygulanan koşullardan daha az elverişli olmayan koşullarla sosyal güvenlik korumasına erişebilmelerini sağlamak üzere tedbirler alır.
Sosyal güvenliğe ilişkin madde değişmeden kaldı, ancak yapısal olarak zayıf. Bu durum, işçi gruplarının ILO’nun 202 sayılı Tavsiye Kararı’nda (Sosyal Koruma Tabanları) ortaya konan, sözleşme türü ne olursa olsun herkes için evrensel kapsamı savunan yaklaşımla uyumlu biçimde defalarca dile getirdiği evrensel sosyal koruma idealinden önemli bir geri adım anlamına geliyor.
Hükmün yapısal zayıflığı, önemli bir boşluğu olduğu gibi bırakırken platformları işçileri yanlış sınıflandırmaya devam etmeye teşvik ediyor. Bu, işçi grubunun sözleşmenin kabulünü sağlamak için ödediği siyasi bedel gibi görünüyor.
Otomatik Sistemlerin Kullanımının Etkileri (Madde 13, 14 ve 15)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kazanım
Madde 13
Her Üye Devlet, dijital emek platformlarının, dijital platform işçilerine ve onların temsilcilerine veya temsilci işçi örgütlerine ve mevcut olmaları halinde dijital platform işçilerini temsil eden örgütlere, işe alınmalarından veya iş için görevlendirilmelerinden önce aşağıdaki hususlar hakkında bilgi vermelerini sağlar:
(a) işin izlenmesi veya değerlendirilmesi ya da işle ilgili kararların alınması amacıyla algoritmalara veya benzer yöntemlere dayalı otomatik sistemlerin kullanılması;
(b) söz konusu otomatik sistemlerin kullanımının dijital platform işçilerinin çalışma koşullarını veya işe erişimlerini ne ölçüde etkilediği.
Otomatik sistemlere ilişkin bilgilendirme yükümlülükleri büyük ölçüde değişmedi. Bu madde, platformların işçileri otomatik sistemlerin kullanımı ve etkileri konusunda bilgilendirmesini zorunlu kıldığı için önemli ve genel olarak işçiler lehine.
Otomasyon ve Çalışma Yaşamına İlişkin Temel İlkeler ve Haklar (Madde 14)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 14
Her Üye Devlet, 1(a) maddesinde tanımlanan dijital emek platformları tarafından otomatik sistemlerin, Üye Devletlerin çalışma yaşamına ilişkin temel ilkelere ve haklara saygı gösterme, bunları destekleme ve hayata geçirme yükümlülükleriyle uyumlu şekilde sorumlu bir biçimde kullanılmasını sağlamak üzere gerekli tedbirleri alır.
Bu hüküm zayıflatıldı; çünkü platformların örgütlenme özgürlüğünü ve bağlantılı hakları ihlal etmemesine ilişkin doğrudan yükümlülük, otomatik sistemlerin sorumlu biçimde kullanılmasını güvence altına alma yönünde bir Üye Devlet yükümlülüğüne dönüştürüldü. Bu değişiklik, sorumluluğun platformlardan hükümetlere kaydırılması olarak değerlendirilebilir ve hükmün kapsamını açıkça daraltıp etkisini zayıflatıyor.
Otomatik Karar Verme Sistemlerinin İncelenmesi, İnsan Denetimi (Madde 15)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 15
- Kararların otomatik karar verme sistemi tarafından üretildiği durumlarda, her Üye Devlet, dijital emek platformlarının, istihdam statüsünün sınıflandırılmasını dikkate alarak, dijital platform işçilerinin talep üzerine ve makul olmayan bir gecikme olmaksızın aşağıdaki hususlara erişebilmelerini sağlamak üzere gerekli tedbirleri alır:
(a) çalışma düzenlemelerini ve çalışmaya erişimlerini olumsuz yönde etkileyen önemli kararlara ilişkin yazılı bir açıklama;
(b) dijital platform işçilerine ödenmesi gereken herhangi bir tutarın ödenmemesi, hesaplarının askıya alınması veya devre dışı bırakılması ya da dijital emek platformuyla olan istihdam veya iş ilişkisinin sona erdirilmesiyle sonuçlanan kararların, uygun olduğu ölçüde, incelenmesi. - Her Üye Devlet, birinci fıkranın uygulanması bakımından, dijital emek platformlarının gereken düzeyde insan müdahalesine sahip olmasını sağlar.
Otomatik kararların gözden geçirilmesine ilişkin mekanizma zayıflatıldı; çünkü artık devletlerden platformları doğrudan yükümlülük altına sokmaları istenmiyor, platformların harekete geçmesini sağlamak üzere gerekli tedbirler almaları isteniyor. Temsilcilerin ve işçi örgütlerinin metinden çıkarılması da meseleyi kolektif bir hak olmaktan çıkarıp bireysel bir hak meselesine dönüştürüyor. Kapsama giren kararların alanı daraltılırken, insan tarafından inceleme yapılması zorunluluğunun yerini sınırları belirsiz bir “insan müdahalesi” ifadesi aldı. Genel olarak bakarsak, bu hüküm zayıflatılmış ve işçiler adına bir kayıp olmuştur.
Dijital Platform İşçilerinin Kişisel Verilerinin ve Mahremiyetinin Korunması (Madde 16)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kazanım
Madde 16
Her Üye Devlet, dijital platform işçilerinin kişisel verilerine ilişkin etkin ve uygun güvenceler oluşturur ve bu verilerin, toplandığı meşru amaç doğrultusunda işlenmesini ve Sözleşmede öngörülen hak ve korumalarla bağdaşmayan bir şekilde daha fazla işlenmemesini sağlar.
Her Üye Devlet, dijital platform işçilerinin, uygulanabilir veri saklama mevzuatı saklı kalmak kaydıyla, dijital emek platformları tarafından işlenen kişisel verilerine erişim talep etme, bu verilerin düzeltilmesini ve silinmesini talep etme hakkına sahip olmasını sağlar.
Bu düzenleme kişisel veriler ve mahremiyet açısından bir gerileme gibi görünmüyor; aksine, daha güçlü bir meşru amaç vurgusu ve erişim ile verilerin düzeltilmesine ilişkin haklar sayesinde bir miktar iyileşme sağlanmış olabilir.
Hesabın Askıya Alınması veya Devre Dışı Bırakılması ile İstihdamın veya İş İlişkisinin Sona Erdirilmesi (Madde 17)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kazanım
Madde 17
Her Üye Devlet, bir dijital platform işçisinin hesabının ayrımcı veya başka şekilde hukuka aykırı gerekçelere dayanılarak askıya alınmasını veya devre dışı bırakılmasını ya da dijital emek platformuyla olan istihdam veya iş ilişkisinin sona erdirilmesini yasaklamak üzere gerekli tedbirleri alır.
Madde 17, bir hesabın askıya alınması veya devre dışı bırakılması ya da bir platform işçisinin istihdamının sona erdirilmesi konusunda platformun kendi eylemlerini gerekçelendirmekle yükümlü olduğunu hükme bağlıyor. Örgütlenmek, ücretlendirmede şeffaflık talep etmek veya güvenlikle ilgili kaygıları dile getirmek gibi hukuka uygun faaliyetler, platformların misilleme yapmasına gerekçe oluşturamaz. Bu olumlu bir sonuç.
İstihdam veya İş İlişkisinin Hüküm ve Koşulları (Madde 18)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Artıları ve Eksileri Olan Bir Düzenleme
Madde 18
Her Üye Devlet, ulusal hukuk ve uygulamaya uygun olarak, dijital platform işçilerinin istihdam veya iş ilişkilerinin hüküm ve koşullarına ilişkin zamanında, doğrulanabilir ve kolay anlaşılır bilgiler almalarını sağlamak üzere tedbirler alır.
Bu maddenin olumlu yanı, platformların artık 50 sayfalık, ağır bir hukuk diliyle kaleme alınmış “Hizmet Şartları” belgelerinin içine sömürücü hükümleri gizleyemeyecek olması. Sözleşmeler, erişilebilir ve kolay anlaşılır bir biçimde sunulmak zorunda. Ancak hala bir boşluk var; hüküm, platformların bu koşulları diledikleri zaman değiştirmesinin önüne geçmiyor. Ki platformlar bugün bunu yapıyor ve gelecekte de yapmaya devam edecek. “Ulusal hukuk ve uygulamaya uygun olarak” ifadesi de manipülasyona açık bir alan bırakıyor.
Uygulanacak Hukuk (Madde 19)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 19
Dijital platform işçilerinin istihdam veya iş ilişkilerinin hüküm ve koşulları, ulusal mevzuat ve düzenlemelerde, uluslararası belgelerde veya çok taraflı ya da iki taraflı anlaşmalarda aksi öngörülmedikçe ve sözleşmesel düzenlemeler dikkate alınarak, tercihen işin yapıldığı ülkenin mevzuatı ve düzenlemelerine tabi olur.
Bu madde, işçiler açısından potansiyel bir gerileme anlamına geliyor. İşin, yapıldığı ülkenin hukukuna tabi olacağı yönündeki ifadenin “tercihen” o ülkenin hukukuna tabi olacağı şeklinde değiştirilmesi ve sözleşmesel düzenlemelere atıfta bulunulması, platform sözleşmelerinin yerel hukukun sağladığı korumaları aşmasına imkân tanıyor. Bu boşluk, platformlar tarafından manipüle edilmeye açık ve sonuçta işçiler açısından bir kayıp.
Göçmenlerin ve Mültecilerin Korunması (Madde 20)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kazanım
Madde 20
Her Üye Devlet, göçmenlerin ve mültecilerin dijital platform işçisi olarak işe alınmaları veya çalıştırılmaları ve çalışmaları sırasında istismara uğramalarını önlemek ve yeterli koruma sağlamak üzere tedbirler alır.
Göçmenlere ve mültecilere yönelik koruma önlemleri değişmeden kaldı; bu, bazı ülkelerden gelen muhalefetin düzeyi göz önüne alındığında beklenmedik derecede olumlu bir sonuç.
Uyuşmazlıkların Çözümü ve Hukuki Başvuru Yolları (Madde 21)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Artıları ve Eksileri Olan Bir Düzenleme
Madde 21
Her Üye Devlet, dijital platform işçilerinin ve dijital emek platformlarının güvenli, adil ve etkili uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına ve uygun ve etkili hukuki başvuru yollarına kolay erişimini sağlamak üzere tedbirler alır.
Uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin hüküm büyük ölçüde aynı kaldı. Buna işçilerin metinden çıkarılmasını istediği dijital emek platformlarına yapılan atfın korunması da dahil.
Uyum ve Uygulama (Madde 22)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Artıları ve Eksileri Olan Bir Düzenleme
Madde 22
Her Üye Devlet, ilgili ulusal mevzuat ve düzenlemeler ile toplu iş sözleşmelerine uyumu ve bunların uygulanmasını sağlamak üzere mekanizmaların oluşturulmasını temin edecek tedbirleri alır.
Uyum ve uygulamaya ilişkin madde değişmedi.
Eşit Düzeyde Koruma (Madde 23)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 23
Her Üye Devlet, Sözleşmeyi uygularken, dijital platform işçilerinin istihdam statüsü bakımından aynı sınıflandırmaya tabi diğer işçilerle en az aynı düzeyde korumadan yararlanmalarını sağlamak üzere tedbirler alır.
Bu madde, işçilerin metinden çıkarılmasını umduğu “istihdam statüsü bakımından aynı sınıflandırma” ifadesini koruyarak, işçiler arasındaki bölünmeleri pekiştiren örneklerden biri. Bu durum olumsuz bir sonuç doğuruyor ve dolayısıyla işçiler açısından bir kayıp anlamına geliyor.
Uygulama (Madde 24)
Değerlendirmem: İşçiler Açısından Kayıp
Madde 24
Her Üye Devlet, Sözleşme hükümlerini, en çok temsil gücüne sahip işveren ve işçi örgütlerine danışarak; kanunlar ve düzenlemeler, toplu iş sözleşmeleri, mahkeme kararları, bu araçların bir bileşimi veya ulusal uygulamayla uyumlu başka herhangi bir yöntem aracılığıyla uygular.
Her Üye Devlet, Sözleşme hükümlerini kendi topraklarında faaliyet gösteren dijital emek platformları ve aracılar ile kendi topraklarında çalışan dijital platform işçileri bakımından uygular.
Aracıların kullanımına izin verildiği durumlarda, Üye Devletler, Sözleşme hükümlerine uyumu sağlamak üzere dijital emek platformları ile aracıların ilgili sorumluluklarını belirler ve dağıtır.
Her Üye Devlet, bu Sözleşmeyi uygularken dijital emek platformlarının ticari açıdan hassas bilgilerini korumak üzere uygun tedbirler alır.
Uygulamaya ilişkin madde, Uluslararası Uygulama Tabanlı Taşımacılık İşçileri İttifakı (IAATW), Kadınların Kayıt Dışı İstihdamı: Küreselleşme ve Örgütlenme (WIEGO) ve Uluslararası Ev İşçileri Federasyonu (IDWF) gibi dijital platform işçilerini temsil eden, gerçek taban örgütlerine yapılan atıfların metinden çıkarılması nedeniyle işçiler açısından net bir kayıp anlamına geliyor. Bunun yerine, geleneksel işçi-işveren istişare yapısına geri dönüldü.
Bu durum ana akım sendikaları avantajlı konuma getirirken, gerçek anlamda görev bazlı çalışanları ve platform işçilerini temsil eden örgütleri dışarıda bırakıyor. Aracıların sorumluluğuna ilişkin daha güçlü bir hükmün güvence altına alınamaması ve platformların ticari açıdan hassas bilgilerinin korunmasına yönelik bir hükmün eklenmesi de bu olumsuz değerlendirmeyi güçlendiriyor. Bu, işçiler açısından bir kayıp.
Sözleşme metnine ilişkin müzakerelerin aşırı derecede uzaması ve sürüncemede kalması nedeniyle, Sözleşmeye eşlik eden Tavsiye Kararı görüşülemedi ve kabul edilemedi. Tavsiye Kararı’nın önümüzdeki 2-3 yıl içinde kabul edilmek üzere yeniden müzakere masasına getirilmesine karar verildi. Bu durum, uygulama çerçevesini son derece belirsiz bırakıyor ve sendikaları somut ve uygulanabilir kurallar için tamamen ulusal düzeyde mücadele etmek zorunda bırakıyor.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Sözleşmenin kabul edilmesiyle birlikte dikkatler, Cenevre’deki müzakere masalarından her bir ülkenin yasama organlarına kayıyor. Artık asıl zorluk küresel bir uzlaşıya varmak değil, bu politikaların yerel düzeyde uygulanmasını sağlamak. Yine de sözleşmenin kabulü, platform işlerindeki koşulları bir gecede kökten değiştirmeyecek. Bundan sonraki süreç, uluslararası alandan tamamen ulusal düzeye, yani sözleşmenin ülkeler tarafından onaylanmasına taşınıyor. Sözleşmeyi onaylayan ülkelerin parlamentoları, Sözleşme metnini ulusal hukuka aktarmak zorunda.
Öte yandan, Cakarta, Mumbai, Nairobi, São Paulo veya dünyanın herhangi bir yerinde fiilen çalışan platform işçileri için durum bir gecede değişmeyecek. İşçiler için mücadelenin bir sonraki aşaması, sendikal örgütlülüğü korumak ve hükümetlere 193 No’lu Sözleşme’yi onaylamaları ve bu işçilerin haklarını koruyacak ulusal yasaları çıkarmaları için baskı yapacak güçlü bir kampanya yürütmek.
Cenevre’den ulusal düzeye geçiş, kendiliğinden gerçekleşecek bir süreç değil, bir mücadele konusu. Yerel sendikaların 193 No’lu Sözleşme’yi ulusal hukuka aktarmaya yönelik sürekli ve örgütlü baskısı olmadan, bu çerçevenin kâğıttan kaplana —yani resmiyette kabul edilmiş ancak pratikte herhangi bir etkisi ve yaptırım gücü olmayan bir metne— dönüşme riski var. İşçi haklarını güvence altına almak için asıl mücadele daha yeni başlıyor.
Özgün Metin: https://labourreview.org/verdict-ilo-convention-platform/
Çeviri: Ozan Bal



