Eti Gümüş Maden ve Doruk Maden işçileri, bugün haklarını almak için Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde basın açıklaması yapacaktı. Ancak 80’den fazla madenci, Bağımsız Maden-İş Sendikası Başkanı Gökay Çakır ve diğer sendika yöneticileri gözaltına alındı. Gözaltılar sonrası basına açıklama yapan sendika avukatı Lütfi Sabri Batı’nın konuşmasını sizlerle paylaşıyoruz.
Hem Elazığ Maden’deki mağdur işçilerle, Yıldızlar SSS Holding mağduru işçilerle hem de Doruk Madencilik Te yeni çıkan iş teftiş raporu neticesinde ortaya çıkan alacakları ödenmesi talebine rağmen herhangi bir ödemeye dair hareket görememiş olan işçilerle beraber, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önünde bir eylem ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’yla bu işin çözülmesi konusunda bir görüşme talebiyle Ankara’ya geleceğimizi duyurmuştuk.
Biz bu sabah itibariyle saat 11:20 civarında Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı’na gelmek üzere buraya geldik. Metrodan indik Milli Kütüphane durağında. Daha metro durağından çıkar çıkmaz yüzü aşkın işçi, sendika başkanımız, sendikamızın iki yöneticisi gözaltına alındılar. Bize bir yasaklama kararından bahsedildi. Yasaklama kararı gösterildi de. Yasaklama kararının hukuka uygun bir gerekçesi olmadığı oldukça açıktır. İnsan sirkülasyonunun fazla olacağı, buranın düzeninin bozulacağına dair bir iddia ve sav üzerine kurulmuş bir yasaklama kararıdır. Yani Türkiye’nin her yerinde binlerce işçiyi mağdur eden ve yüzü aşkın işçinin haklarını savunmak için Ankara’ya gelmek zorunda kaldığı bir düzlemle buranın olağan işleyişi o işçilerin haklarının işleyişinden daha önemli değildir. Öncelikle bunu söylemek gerekiyor.
Şimdi bu açıklama çok değerli. Çünkü şu anda sendikamızın açıklama yapma kudretine sahip burada bulunabilecek her üyesi, her yöneticisi gözaltına alındı. Dolayısıyla biz kamuoyuna ilkin buradan seslenmek istiyoruz. Bizim Ankara’ya daha önce de gelmişliğimiz var. Ankara halkı bizi tanır. Türkiye kamuoyu bizi tanır. Bizim bu gelişimizin altında yatan sebep yine Yıldızlar SSS Holding ve onun mağdur ettiği işçiler. Şu anda Ankara’da bizimle beraber bu direniş ve eylemlilik sürecini sürdüren iki işletmeden işçi var. Bunlardan ilki Elazığ Maden’deki Eti Gümüş İşletmesi işçileri. Kendileri iki hafta öncesine kadar Elazığ Maden’de bir eylem sürdürüyorlardı. Kamuoyu bunu hatırlıyordur. Bu eylemlilikleri süresince Ankara’ya gelme planları oldu. Ankara organizasyonu yapıldığı sırada çeşitli aracılıklarla şirketle bir görüşme ayarlandı. Şirket bize bir ödeme takvimi ve bu ödeme takvimini nasıl gerçekleştireceğine dair birtakım anlatılar sundu. Ve bu ödeme takviminin gerçekleştirilmemesi halinde Ankara’ya geleceğimizi de beyan ederek biz o tarihte bunu kabul etmiştik. Ödeme takviminin ilk taksiti 6 Ağustos’tu. 6 Ağustos tarihinde işçilerin ödenmemiş maaşlarının ödenmesi gerekiyordu. Buna rağmen 6 Ağustos geldi. Yıldızları SSS Holding’in her zamanki gerçekliği bu vaade uyulmadı ve ödeme yapılmadı. Elazığ maden işçileri de bunun karşılığında dediler ki biz Ankara’ya gidiyoruz.
Bizimle beraber yine burada bu eylemlilikle direniş sürecini sürdüren ikinci işletme Ankara halkının yakinen tanıdığı Doruk Madencileri. Onların Haziran ayındaki son eylemliliklerinde kıdem tazminatı ve maaşlarıyla ilgili alacakları sıfırlanmıştı. Ancak direnişin ilk taleplerinden olan ücretsiz izinlere ilişkin Nisan ayında ilk direniş sürecinde 3 bakanlığın da garantörlüğüyle ortaya çıkartılan mutabakatla söylendiği gibi ücretsiz izinlerine dair iş teftiş raporu hazırlandı. İş teftiş raporu diyor ki ücretsiz izinlerin maaşlarını ödeyecek. 6 tane işçi burada sendikal baskı görmüş bunların sendikal tazminatlarını ödeyecek. Ayrıca bu işçiler kıdem tazminatlarını almışlar, evet ama burada işten çıkmalarının sebebi kendileri değil, işverenliğin tavrıdır. İhbar tazminatları da ödenecek. Bu rapor Temmuz ayının ortasında herkese ulaştı, tebliğ edildi. Dolayısıyla Temmuz ayının ortası itibariyle Doruk Maden işçilerinin daha önceden sıfırlanmış alacakların üzerine yeni alacakları doğdu .Biz bu süreçten itibaren holdingle görüşme halindeyiz. Ve bu alacakların ne şekilde ödeneceğine dair bir planlama bir öngörü, bir vade üretmeye çalışıyoruz ama holding bize bu vadeyi vermekten kaçınıyor. Bir açıklama yapmaktan, bir söz söylemekten kaçınıyor. Bir oyalama tavrı içerisinde. Doruk Maden işçileri de Elazığ Maden işçileri de geliyorsa hem onlarla dayanışma olsun hem de bu bizim bakiye kalan yeni raporla beraber temmuz ayında ortaya çıkan alacaklarımızın da alınması için bir süreç olsun diyerek burada bir direniş kararı aldılar. Dolayısıyla Ankara’daki bu iki direniş, daha önceki Doruk Maden direnişlerindeki kazanılmış hakların üzerine bir direniştir.
Elazığ zaten başka bir işletme; ikisi de Yıldızlar SSS Holding’e ait işletmeler. İkisinde de çok ciddi kamu yağması söz konusu. Kamu malının ve kamu zenginliğinin yağma edilmesi söz konusu. Özellikle zaten Doruk Madencilik’in TMSF’den devrolmuş bir işletme olması ve yok pahasına yani gerçekten bir buçuk milyon lira gibi bir değere satılmış olması gerçek anlamda veya Eti Gümüş’ün yıllar önce Eti Madencilik’e ait bir şirket olup satışının içerisinde bulunan rezerv gümüş miktarından aşağı yukarı aynı miktara yapılmış bir yer olması şunu gösteriyor. Burada bir kamu yağması var. Ve bu kamu yağması sadece kamu malına çökelim, bu kamu malını alalım, sonra işte bunun üzerinden kar edelim gibi değil; işçilerin maaşlarını da ödemeyen bir gerçeklik var burada.
Şimdi bugün burada bizim şöyle bir talepler silsilemiz var. Biz artık şu gerçekliğinin zaten farkındayız: Bu şirket bu ödemeleri tavsatacak, uzatacak, taksitlere bölmeye çalışacak, yeni vadeler vermeye çalışacak. Biz bu şirketin yeni verdiği yani bir miktar ödemeye inanıp da geri dönüp yeni verdiği vadeyi beklemeye başlarsak tekrar tekrar, tekrar tekrar Ankara’ya yol yapmak zorunda kalacağız. Biz bunu istemiyoruz. Biz sendika olarak da bu şirket tarafından, bu holding tarafından mağdur edilmiş, hayatları kaydırılmış, hayatlarının düzeni ortadan kaldırılmış insanlar, işçiler olarak da biz artık Ankara’ya gelmekten yorulduk. Biz tekrar Ankara’ya gelmek istemiyoruz. Dolayısıyla Nisan ayında Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı’nın o müzakere masasında etmiş olduğu sözü de hatırlatarak yani “Haziran ayında işçi alacağı kalmış olursa ben bu holdingin termik santrallerine kömür teşviki vermeyeceğim. Temmuz ayında da hala bakiye alacak bırakmış olurlarsa bu işe devlet el atar” sözünü şimdi tutmalarını istiyoruz. Kömür teşvikini verdiler. İçeride bakiye işçi alacağı olmasına rağmen verdiler.
Artık temmuz ayı da geçti, ağustos ayındayız. Biz devletin vaktiyle verdiği sözü tutmasını istiyoruz. Bu sözü vermiş olan kuruma geldik. Bu sözü vermiş olan kurumla görüşmeye gelmiştik. Bizi bırakın kurumun yanına sokmayı metro çıkışında apar topar gözaltına aldılar. Dolayısıyla biz buradan tekrar sesleniyoruz. Bizim talebimiz açık net.
Bu şirketi bu holdingi artık kamulaştırıyor musunuz? El mi koyuyorsunuz? Zorla mı sattırıyorsunuz? Ne yapıyorsanız yapın. İşçinin parasını devlet ödesin. Alacaksa holdingten alsın. Bizim talebimiz bu.
Çünkü bu bütün eylemlik sürecinde birtakım söylentiler var. İşte holdingin maden ruhsatlarının çok ciddi bir kısmının geri alındığı iptal edildiğine dair. Hiçbir işe yaramadı. Ödeme yaptırılması sağlanamadı. İşte başka söylentiler var. Yüklü miktarda vergi cezaları, sigorta cezaları kesildiğine dair. Yani yaptırım uygulanıyor ama bunun bir sonucu yok. Dolayısıyla eğer devlet diyemiyorsa ki benim yaptırımlarımla bu ödemeleri yaptırtacak gücüm yok. O zaman ödemeleri kendi yapsın. Bu işin altına elini koysun. Bu işi çözsün. Çünkü madenincinin daha fazla sabrı yok.
Biz bu iş çözülene kadar burada bizimle beraber direnen üyemiz olan bütün madencilerin alacakları ödenene, bu şirketle hiçbir ilişkileri kalmayana kadar bu direnişi sürdüreceğiz. Eğer bu iş çözülmezse Ankara bizim eylem alanımız, Ankara’nın her yerinde sorumluluğu bulunan bütün bakanlıklara karşı biz bu eylemleri sürdüreceğiz. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nı seçme sebeplerimizi anlattık. Bir diğeri de şudur, bu holdingin nisan ayında eylemler başlarken üç bin tane ruhsatla, Türkiye’de en çok ruhsatı olan holdingdi bu holding. Üç bin tane maden ruhsatı veriyorsunuz. Siz bu üç bin tane maden ruhsatını vermeseniz bu kadar rahat madenciyi mağdur edemezler. Bu işin bu hale gelmesinde de bu kadar rezillik ortaya çıkmasında da yıllardır süren yıllardır eksik maaş ödemesi, geç maaş ödemesi, maaş ödememe, ücretsiz izin sürecinde siz göre göre bile bile buna izin verdiniz.
Sorumluluk bütün kamunundur. En çok da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nındır. Bu işler en başındayken durdurulsa, ruhsat vermeyi kesse, bu işe bir şekil verse, bu işler bu raddeye gelmezdi. Dolayısıyla sorumluluk ondaysa çözüm de ondan gelmek zorundadır diyoruz.
Bizim taleplerimiz açık, net. Devlet bu işe el atsın, madencinin alacağını ödesin, madenciyi bu holdingle bir daha muhatap etmesin. Bizi bir daha bu holdingle muhatap etmesin. Bizim muhataplığımız bundan sonra devlettir, bakanlıklardır. Özellikle garantör bakanlıklardır. Ve devletin tüm mercileridir. Genel olarak meramımız buydu. Biz bunu anlatmaya gelmiştik buraya.
Burada bir basın açıklamamızı yapacaktık. Bakanlıkla görüşme talep edecektik. Biz bakanlıkla görüşme talep ettiğimizi söyledik. Onun aracılığını biz yapamayız diyerek başkanımız, yöneticilerimiz ve üyelerimizi gözaltına aldılar.
Buradan da tüm kamuoyuna duyurmuş olalım. Gerekli aracılıklar üzerinden de tabii ki bu işlemler yapılıyor. Ama biz şunu söylüyoruz. Biz artık holdingle muhatap almayacağız. Bu işin bu hale gelmesinde devletin payı büyük, bakanlıkların payı büyük. Bu adamı bu kadar semirtirken, madenciyi bu kadar ezdirirken neredeydiyseniz şimdi de geleceksiniz madencinin hakkını bu adamdan ya siz alacaksınız ya ödeyeceksiniz sonra adamdan bir şekilde alır mısınız, almaz mısınız onu biz bilmiyoruz. Bu kadar.
Gözaltılardan sonra tekrar açıklama yapılacaktır. Genel başkan ve yöneticiler de gözaltında oldukları için. Onlar zaten bir içeride değerlendirme yaparlar. Ama gözaltından sonra eylemliliğimiz devam edecek. Biz vazgeçmiyoruz. Tüm alacaklar ödenene, ve şu önemli tüm alacaklardan kastımız şu. Biz bu sefer işte Eti Maden için, Eti Gümüş için bir rapor hazırlansın, öyle olsun, böyle olsun beklemek istemiyoruz. Emsal bir rapor var. Emsal rapor diyor ki ücretsiz izninin tamamını ödesin. İhbar tazminatını ödesin. Sendikal kısmı ayrı tartışılır.
Ama biz diyoruz ki bütün işçilerin bu şirketle artık bağını kesmesi lazım devletin. Artık bu şirketle işçiyi muhatap etmemesi lazım. Sonuçta Doruk maden işçileri 5 aydır çeşitli sebeplerle birkaç kez geldiler Ankara’ya. Bu insanlar işe giremiyorlar çünkü alacakları kaldı. İşe girseler bir hayat düzeni kurmaya başlasalar, bu alacakları ödenmese gelip burada eylem yapamayacaklar. İşe girmeseler geçinmek zor. Günübirlik işlerle; mezar kazıcılığı ile, mermer yapıcılığıyla geçiniyor bu insanlar. Bu işlerle geçinmek zorunda bırakılıyorlar. Çünkü haklarını aramak için işten ayrılmak zorunda kalacaklar. Biz diyoruz ki; devlet bu işi çözsün. Burada Türkiye çapında binlerce işçinin mağduriyeti var. Bu işi çözsün. Bu holdingle bu işçilerin bağını koparsın. Desin ki; ben hallediyorum, ben ödeyeceğim. Garantör olmasın. Direkt işin içine girsin. İşçilerin ödeneğini kendisi versin. Çünkü bu iş artık uzadı. Ankara’ya geliniyor gidiliyor. İşçiler de bunu istemiyor. Devlet de bunu istemiyorsa o zaman ortak bir yol bulunacak. Bizim ortak yol teklifimiz bellidir. Bu teklifin değerlendirilip kabul edileceğine dair inancımız tam. Kabul edilene kadar da bizim eylemliliğimiz devam edecektir.



