spot_img
spot_img
Ana SayfaÇeviri"Amazon sendikal faaliyetlerimden nefret ediyor": İnternet devi çalışanlarının her türlü kolektif eylemini...

“Amazon sendikal faaliyetlerimden nefret ediyor”: İnternet devi çalışanlarının her türlü kolektif eylemini nasıl bastırmaya çalışıyor? – Simon Mauvieux

2022’de açılışında Rivesaltes’teki (Pyrénées-Orientales) Amazon deposu. Milyarder Jeff Bezos için paketleri teslim alan, tarayan ve sıralayan kişilere “ayrıştırma görevlisi” değil, “ortak” deniyor… © Arnaud Le Vu / Hans Lucas – BASTA!

Amazon, yalnızca dünyanın en büyük e-ticaret şirketlerinden biri değil; aynı zamanda algoritmalarla yönetilen çalışma rejiminin en çarpıcı örneklerinden biri. Şirketin hız ve verimlilik üzerine kurulu iş modeli, depo ve dağıtım işçilerinin emeğini sıkı bir denetime tabi tutarken, bu düzeni sorgulayabilecek en önemli güç olan sendikaları da sistematik biçimde hedef alıyor. Basta!’nın bu araştırması, Fransa ve Kanada’daki örnekler üzerinden Amazon’un sendikal örgütlenmeye karşı geliştirdiği baskı mekanizmalarını ortaya koyuyor. Sendika temsilcilerine yönelik disiplin cezalarından işten çıkarmalara, toplu iş sözleşmesi imzalamamak uğruna binlerce işçiyi işsiz bırakmayı göze alan şirket kararlarına kadar uzanan bu örnekler, sendika karşıtlığının münferit uygulamalardan değil, Amazon’un çalışma rejiminin temel unsurlarından biri olduğunu gösteriyor. Lojistik sektörünün ve platform kapitalizminin hızla genişlediği, depo ve dağıtım işçilerinin örgütlenme mücadelelerinin giderek önem kazandığı bir dönemde, Amazon’un sendika karşıtı politikalarını ve bunların emek rejimi üzerindeki etkilerini görünür kılması bakımından bu araştırmayı okurlarımızla paylaşıyoruz.


Amazon, Quebec’te toplu iş sözleşmesi imzalamak yerine bölgeden çekilmeyi tercih ederken, e-ticaret devinin Fransa’daki depolarında çalışan sendikacılar kendilerine karşı uygulanan yaptırımları ve faaliyetlerini engelleyen şirket kültürünü ifşa ediyor.

“Biz patrona boyun eğmekle değil, onların huzurunu kaçırmakla tanınıyoruz. Bizi ezmelerine izin vermeyeceğiz.” Ondan kurtulmak istediler ama başaramadılar. İşine geri dönen Tatiana Campagne’nin yıldırılmaya niyeti yok. Ağustos 2025’te ağır kusur gerekçesiyle işten çıkarılan lojistik çalışanı ve Sud-Solidaires sendikacısı (yönetim, onu bir sohbet grubunda insan kaynakları müdürüne yönelik hakaret içeren mesajlar göndermekle suçlamıştı), geçtiğimiz mart ayında hem işine hem de sendika temsilcisi görevlerine geri döndü.

İlk aşamada iş müfettişliği tarafından onaylanan işten çıkarma kararı, nihayetinde Çalışma Bakanlığı tarafından iptal edildi. Basta!’nın incelediği bakanlık görüşüne göre, bakanlık söz konusu yazışma grubunun ‘özel’ niteliğine dikkat çekerek bunun ‘çalışanların yükümlülüklerinin ihlali sayılamayacağını’ belirtti. Üstelik ‘Élus-ES/mandates 2023’ adlı söz konusu grup, sendikacıların kendi aralarındaki yazışmaları içindi. Bazı meslektaşların içeriği yönetime sızdırdığı öne sürülüyor.

“Amazon depolarını kapattırdığımızdan beri baskı görüyoruz.”

Basta!’nın Amazon tarafından da doğrulanan bilgilerine göre, şirket son durumda Çalışma Bakanlığı’nın kararına itiraz ederek Tatiana Campagne’ni kesin olarak işten çıkarmak için temyiz başvurusunda bulunacak. Campagne ve sendika üyesi arkadaşları, 2020’de Covid-19 salgını sırasında örgütledikleri ve şirketi deposunu geçici olarak kapatmak zorunda bırakan mücadelenin bedelinin bugün kendilerine ödetilmek istendiğine eminler. Douai yakınlarında, büyük bir Amazon dağıtım merkezine ev sahipliği yapan Lauwin-Planque’de Sud-Solidaires sendikasının sekreteri Jérôme Guillain, “Depoları kapattırdığımızdan beri baskı görüyoruz” diyor. Kendisi de geçtiğimiz 26 Mart’tan beri işten çıkarılma tehdidiyle karşı karşıya.

2020’de, Covid’in tam ortasında, Solidaires, CGT, FO ve CFDT’den sendika temsilcileri, Amazon’un çalışanları için sağlık önlemleri almasını sağlamak amacıyla harekete geçti. Sonunda mahkeme, şirketi resmen uyardı ve faaliyetlerini azaltmasını hükmetti. Amazon ise yenilgiyi kabul edip üretimini buna göre ayarlamak yerine, tüm ayrıştırma ve dağıtım tesislerini geçici olarak kapatma kararı aldı. Lauwin-Planque’de, Tatiana Campagne’nin de aralarında bulunduğu Solidaires ekibi bu mücadelede aktif rol oynadı.

“İntikam, soğuk yenen bir yemektir. Ekibimizi teker teker hedef aldılar. Önce Tatiana’ydı, şimdi sıra bende” diyor Jérôme Guillain. Guillain, Sud-Solidaires ile birlikte Şubat 2026’da Tatiana Campagne’yi desteklemek amacıyla Amazon’un Clichy’deki genel merkezi önünde bir eylem düzenledi. Yirmi gün sonra, bu kez kendisi iş akdinin feshinden önceki görüşmeye çağrıldı. Burada da yönetim onu, bu kez Amazon’un patronu Jeff Bezos’a yönelik hakaret içeren sözler söylemekle suçluyor. Sendika temsilcisi, “bunlar mizahi bir üslupla söylenmişti” dedi. “Ancak yönetimin asıl meselesi sendikal faaliyetlerim ve Tatiana’nın görevine iade edilmesiyle ilgili” diye belirtti.

Sendikal çalışma yaptığı için cezalandırılan bir sendikacı

Şubat 2026’da Fransa’nın çeşitli bölgelerinden sendikacılar Tatiana Campagne’i desteklemek ve sendika üyelerine karşı ardı ardına gelen yaptırımları kınamak için eylemdeydi. Ancak baskılar sadece Solidaires üyelerini hedef almıyor. Mart 2025’te CGT de, ofis çalışanlarına uzaktan çalışmanın kaldırılmasına karşı çıkmak için Amazon’un genel merkezi önünde bildiri dağıttı. Şirket yöneticileri kendilerini ilk defa ellerine bir sendika bildirisi tutuşturulmuş halde buldular. Saône-et-Loire bölgesindeki Sevrey deposunda CGT (yöneticiler ve teknisyenlerden oluşan Ugict kolu) temsilcisi Guillaume Robin de bu bildiri dağıtımına katılmıştı. Yılbaşından beri, 2025’in başında ofis çalışanlarına yönelik uzaktan çalışma uygulamasının sona erdiren dayatmalar konusunda meslektaşlarını uyarmaya çalışıyordu. Bu eylemden üç ay sonra, Haziran 2025’te, “olası disiplin cezasıyla ilgili ön görüşmeye” çağrıldı ve ardından üç günlüğüne görevden uzaklaştırıldı.

Basta!’nın incelediği disiplin cezası bildirimine göre, kendisi “profesyonel toplantıları ve iletişim araçlarını sendika örgütlenmesi amacıyla kötüye kullanmakla” suçlanıyor. Bu iddialar, yönetimin kulağına toplantıda bulunan çalışanların ihbarları yoluyla ulaşmış. Sendika temsilcisi ise, “Ben, meslektaşlarımı haklarına karşı bilinçlendirmek ve şirket içindeki taleplerini toplamak için sendikal çalışmamı yapıyorum ki bu Amazon’un genel olarak nefret ettiği ve özellikle yönetici kadrosu arasında en çok korktuğu şey” diyor.

Amazon’un yönetici kadrosu arasında sendika üyesi olan az sayıdaki kişiden biri olan Guillaume Robin, sendikal faaliyetlerin ihanet gibi görüldüğü ‘sendika karşıtı bir şirket kültüründen söz ediyor. Sendikalara üye olanlar bunu “gizlice” yapmak zorunda kalıyorlar. Ancak Robin disiplin cezası aldıktan sonra, yönetici kadrosu arasında biri Clichy’deki genel merkezde olmak üzere birkaç sendika şubesi kurmayı başardı. Cezaya itiraz etmek için davayı iş mahkemesine taşıdı ve sendika karşıtı ayrımcılık gerekçesiyle tazminat talep ediyor.

“Düzenli olarak hedef alınıyoruz.”

Essonne’daki Brétigny-sur-Orge dağıtım merkezinde, Sud-Solidaires ekibi bu taktiklere oldukça aşina. Sendika temsilcisi ve işyerindeki Sosyal ve Ekonomik Komite’nin üyesi Joseph Mukoko, “Düzenli olarak hedef alınıyoruz” diyor. Ocak 2026’da, kendisi ve yaklaşık on meslektaşı Sosyal İşler Komisyonu’nda Amazon yöneticilerinin ifadelerinin alınacağı duruşmayı izlemek adına Avrupa Parlamentosu’na davet edildi. Yöneticiler, şirketin Avrupa’daki sendika karşıtı uygulamaları konusunda özellikle sorgulandı. Bu bağlamda pek çok vaka gün yüzüne çıkmıştı: İtalya’da sendikalara sızan bir hücre, Polonya’da bir işçinin ölümünü araştırdığı için işten çıkarılan bir sendikacı ve Slovakya’da babalık izninin ardından görevine son verilen bir sendika temsilcisi.

Bu farklı vakalar hakkında yorum yapmak istemeyen Amazon, “her türlü disiplin sürecinin sendikal faaliyetlerden bağımsız olarak yürütüldüğünü” ve “herhangi bir disiplin yaptırımı ile sendikal faaliyetlere katılım veya herhangi bir harici olay arasında hiçbir bağlantı olmadığını” savunuyor.

Kötü bir modeli neye mal olursa olsun ayakta tutmak

Basta!’nın yaptığı görüşmelerden edinilen tanıklıklar, yalnızca sendikal faaliyetleri değil, bireysel davranışları da hedef alan, iyice yerleşmiş bir sistemi gözler önüne seriyor. Görüşülen sendika temsilcileri, yaptırımlara yol açabilecek pek çok durumu sıralıyor: kötü park edilmiş bir araç, hatalı kullanılan bir transpalet, ağızdan kaçan bir söz ya da biraz sert bir üslup… Orléans yakınlarındaki Saran deposunda Sud-Solidaires temsilcisi olan Jean-François Bérot, bu “saçma yaptırımlarla” her gün karşılaştığını ve bunların “tüm çalışanları etkileyebileceğini, ancak sendika üyesi olup yönetimin hedefi haline gelenler için işten çıkarılma sürecinin çok daha hızlı işlediğini” söylüyor.

İş sosyoloğu Francesco Sabato Massimo’ya göre sendika üyelerinin hedef alınmasının nedeni, Amazon’un ekonomik ve örgütsel modelini sorgulama potansiyeline sahip olmalarıdır. Şirket, 2025 yılında dünya çapında 1,5 milyondan fazla çalışanıyla (çoğunlukla depolarında, sadece Fransa’da bile 25.000’den fazla depo işçisiyle) 65,75 milyar Euro kâr elde etti. Bu kârlılık, büyük ölçüde titizlikle tasarlanmış ve algoritmalar tarafından yönetilen bir iş organizasyonuna dayanmaktadır.

Sosyoloğun araştırması, şirketin bir yandan verimliliği artırmak için baskı araçları (iş baskısı, bireysel performans değerlendirmeleri, kadroya geçme vaatleri) kullanırken, diğer yandan daha iyi ücretler talep eden, aşırı çalışma temposunu ve bunun yol açtığı iş kazalarını gündeme getiren sendikaları hedef aldığını ortaya koyuyor. Araştırmacı durumu, “Amazon, çalışanlarının emek gücünü seferber ederken aynı zamanda kolektif eylem potansiyellerini de devre dışı bırakıyor” diye özetliyor. Ve şu değerlendirmeyi yapıyor; “Yönetim açısından asıl tehlike, ücretler ve işin nasıl örgütlendiği konusuna müdahil olabilen sendikaların varlığıdır” diye açıklıyor.

İş müfettişi ve bugün Boyun Eğmeyen Fransa’dan Avrupa Parlamentosu üyesi olan Anthony Smith ise durum hakkında, “Amazon, uygun pozisyonlar yaratmak zorunda kalmamak için çalışanlarını iş göremezlik gerekçesiyle işten çıkarıyor; hasar görmemiş, fiziksel kapasitesinin %100’ünde kullanılabilir bir iş gücü istiyor. İşte bu yüzden işçi sağlığı ve iş güvenliğini savunan sendikacılar Amazon’un çalışma modelini rahatsız ediyor” diyor.

Amazon, toplu iş sözleşmesi korkusuyla Quebec’ten çekiliyor

Amazon, çalışanlarının örgütlenmesini engelleyemediği durumlarda ise sendika karşıtı uygulamalarının da ötesine geçebiliyor. Nitekim 22 Ocak 2025’te şirket, Quebec’teki yedi depolama, ayrıştırma ve dağıtım tesisinin tamamını kapatacağını duyurdu. Çokuluslu şirket, kamuoyuna bu ani kararın gerekçesi olarak ekonomik nedenleri gösterdi. Ancak perde arkasında Amazon, öngöremediği bir durumla baş etmeye çalışıyordu: tesislerinde sendika şubelerinin kurulması.

Quebec’in en büyük mücadeleci sendikası olan Confédération Syndicale Nationale (CSN), 2023 yılında Montreal’in doğusundaki bir dağıtım merkezinde sendikalaşma kampanyası başlattığında, Amazon tuvaletler de dahil olmak üzere işyerinin birçok noktasına paternalist nitelikte sendika karşıtı afişler astı. Bu afişlerde, “İmzanızı koruyun. Sendikalar işyerindeki değişiklikleri garanti edemez.” ve “Sendikalar sizden üyelik aidatı alır.” ifadeleri yer alıyordu. Bu kampanyanın ardından CSN, çoğunluğu sağlayarak yetkili sendika olmaya çok yaklaşsa da bunu kıl payı başaramadı. Ancak 2024 yılında sendikal faaliyetleri engellediği gerekçesiyle şirket aleyhine karar verilmesini sağladı.

Aynı yıl CSN yeniden harekete geçti ve Montreal’in kuzeyindeki Laval’da bulunan başka bir dağıtım merkezinde gizlice bir sendika şubesi kurulmasını örgütledi. Kampanya başarıya ulaştı ve Mayıs 2024’te Amazon’un Kanada’daki ilk sendikası kuruldu. Amaç, e-ticaret devini çalışma koşullarını, ücretleri ve kıdem kurallarını düzenleyen ve işten çıkarmalar durumunda ise çalışanlar için daha fazla koruma sağlayan bir toplu sözleşme imzalamaya zorlamaktı.

Amazon, Kuzey Amerika’da bugüne kadar çalışanlarıyla hiçbir zaman böyle bir toplu iş sözleşmesi imzalamadı. Laval tesisinde çalışan ve işyerinin sendikalaşma sürecinde aktif rol alan Félix Trudeau, sendikanın kurulmasından birkaç gün sonra şirket yöneticilerinin tesise geldiğini anlatıyor: “Aslında bunlar yönetim provokatörleri, grev kırıcılarıydı. Etrafta dolaşıp çalışanlarla konuşuyor, nasıl olduklarını, herhangi bir sorunları olup olmadığını soruyor ve sendikaya üye olmak zorunda olmadıklarını söylüyorlardı.” Birkaç ay sonra Amazon, Quebec’teki tüm çalışanlarının ücretlerini artırmaya karar verdi… Laval tesisindeki çalışanlar hariç.

2024 yılının sonuna gelindiğinde, yönetimle yapılan görüşmeler çıkmaza girmiş ve CSN’nin tek bir seçeneği kalmıştı. Quebec’te, bir sendika ve bir şirket anlaşmaya varamazsa, devlet bir hakim atar ve bu hakim, en azından Quebec iş hukuku standartlarını karşılayan bir toplu iş sözleşmesinin imzalanmasını emredebilir. 22 Ocak 2025’te Félix Trudeau, bir hakimin görevlendirilmesiyle sonuçlanması beklenen son müzakere için İş İdare Mahkemesi’ne gitmeye hazırlanıyordu. O sabah, CSN’nin avukatından bir mesaj aldı: “Duruşma iptal edildi, Amazon Quebec’ten çekiliyor.”

“İş hukukunun sistematik ve kasıtlı ihlali”

Amazon, toplu iş sözleşmesi imzalamak yerine Quebec’teki tesislerini işletmekten çekilmeyi tercih etti. Bir ay içinde 4.500 kişi işini kaybetti. Şirket açısından son derece istisnai bir uygulama olarak, Quebec’te paketlerin ayrıştırılması ve sevkiyatı artık taşeron şirketler aracılığıyla yürütülüyor. Félix Trudeau, “Toplu sözleşmemiz Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Amazon işçileri için bir ilham kaynağı olabilirdi. Bu, Amazon’un tahammül edemediği hususlardan biri,” dedi ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tek sendikalı depo olan Staten Island tesisinde, Chris Smalls ve sendikası Amazon Labor Union’ın hâlâ mücadelesini verdiği toplu iş sözleşmesini elde edemediğine dikkat çekti.

Mayıs ayı başında Fransa’da 7.000 yeni istihdam yaratma vaadiyle 15 milyar Euro yatırım yapacağını açıklayan Amazon, sendika karşıtı modeliyle birlikte faaliyetlerini genişletmeyi sürdüreceğe benziyor. Anthony Smith bu durumu şu sözlerle eleştiriyor: “Bu istihdamın arkasında Amazon için çalışacak ve onun modelini benimseyecek üç kat daha fazla taşeron şirket bulunuyor. Amazon, sistematik ve bilinçli biçimde iş hukukunu ihlal ederek işverenlere olabilecek en kötü örneği sunuyor.”

Özgün metin: https://basta.media/Amazon-deteste-mon-travail-syndical-comment-le-geant-du-web-reprimer-toute-action-collective-employes

Çeviri: Ebrar Yaman

spot_img
İlgili İçerikler

Son Eklenenler