spot_img
spot_img
Ana SayfaÇeviriMusk’ın Yapay Zeka Enerji Santrali, Kapitalizmin Veri Merkezi Krizini Gün Yüzüne Çıkarıyor -...

Musk’ın Yapay Zeka Enerji Santrali, Kapitalizmin Veri Merkezi Krizini Gün Yüzüne Çıkarıyor – Gary Wilson

Yapay zekâ çoğu zaman verimlilik ve dijital dönüşüm vaatleri üzerinden tartışılsa da, bu dönüşümün arkasında devasa bir fiziksel altyapı, emek sömürüsü ve çevresel yıkım bulunuyor. Yapay zekâ sistemlerini çalıştıran veri merkezleri, her geçen gün daha fazla enerjiye, suya ve araziye ihtiyaç duyuyor. Bu ihtiyaç ise yeni enerji santrallerinin kurulmasını, fosil yakıt kullanımının yeniden ivmelenmesini ve çevreyi koruyan düzenlemelerin şirketlerin çıkarları doğrultusunda aşındırılmasını beraberinde getiriyor. Teknoloji tekelleri bu süreçten milyarlarca dolar kâr elde ederken, çevresel yıkımın ve artan enerji maliyetlerinin bedelini ise emekçi halklar ödüyor. Gary Wilson’ın bu yazısı, Elon Musk’ın Memphis’teki veri merkezine elektrik sağlamak için ruhsatsız olarak kurduğu enerji santrali üzerinden, yapay zekâ sektörünün giderek artan enerji ihtiyacının teknoloji tekelleri, enerji şirketleri ve devlet arasında kurduğu çıkar ilişkilerini ve bu ilişkilerin maliyetinin emekçi halkın sırtına nasıl yıkıldığını gözler önüne seriyor. Veri merkezlerinin kapitalizmin güncel enerji güvenliği ve birikim dinamiklerindeki yerini, bu süreçte devletin rolünü ve buna karşı gelişen toplumsal mücadeleleri birlikte değerlendirmesi sebebiyle bu yazıyı okurlarımıza sunuyoruz.


Elon Musk’ın xAI şirketi gerekli izinleri almak için bile beklemedi. Şirket, Memphis’in dışında, ruhsat almadan, kamuya açık oturumlar düzenlemeden ve türbinler çalışmaya başladıktan sonra bile yerel halkı sürece dahil etmeden devasa bir gaz yakıtlı enerji santrali inşa etti.

Türbinler, Mississippi eyaletinin Southaven kasabasında, Güney Memphis’teki siyah işçi sınıfı mahallelerinin eyalet sınırının hemen ötesinde yer alıyor. Evler, okullar ve kiliseler ise egzoz dumanına, gürültüye ve risklere maruz kalacak kadar yakın mesafede bulunuyor.

NAACP (Beyaz Olmayanların İlerlemesi İçin Ulusal Birlik), Güney Memphis’teki Colossus 2 Veri Merkezine güç sağlamak amacıyla inşa edilen bu santral için 14 Nisan’da xAI’a dava açtı. Bağımsız bir çalışma; tesisten kaynaklanan kirliliğin çevrede yaşayan çocukları, kadınları ve erkekleri hasta edeceğini, her yıl 30 ila 44 milyon dolar arasında bir sağlık masrafına sebep olacağını ve havaya 19 ton kansere neden olan formaldehit gazı salacağını söylüyor. 

NAACP 6 Mayıs’ta federal mahkemeden ihtiyati tedbir kararı talep ederken, sahada bulunan türbinlerin sayısı 27’den en az 33’e yükseldi. Mississippi Çevre Kalitesi Departmanı’nın iç yazışmaları, bu sayının daha sonra 46’ya ulaştığını gösterdi.

Trump Adalet Bakanlığı, yapay zeka gelişimini teşvik eden bir başkanlık kararnamesini gerekçe göstererek davada xAI’a destek sinyali verdi. Bölgenin bir kısmını temsil eden Tennessee Eyalet Milletvekili Justin J. Pearson, bu durumu çevresel ırkçılığın açık bir örneği olarak nitelendirdi. Pearson aynı zamanda Tennessee’deki seçim bölgesi sınırlarını yeniden düzenlemeyi amaçlayan ırkçı “yeniden bölgelendirme” projesinin de hedefinde. Mayıs ayında, eyaletin yasama meclisindeki çoğunluk Memphis’i bölen, Tennessee’nin tek siyah çoğunluklu kongre bölgesini ortadan kaldıran ve siyah seçmenlerin eyaletin kongre heyetindeki tek gerçek sesini silmekle tehdit eden Trump destekli bir haritayı onayladı. Bu harita, siyah çoğunluklu Memphis’i üç parçaya bölüyor ve Pearson’ın Kongre için yarıştığı bölgeyi haritadan siliyor; bu da xAI’ın zehirlediği siyah işçi sınıfına yönelik bir başka saldırı anlamına geliyor.

Tekelci Kapitalizm Nasıl Çalışır?

Sorun yalnızca bir milyarderin kuralları çiğnemesi değil. Musk’ın santrali, tekelci kapitalizmin nasıl çalıştığını gözler önüne seriyor. Yapay zeka şirketlerinin muazzam seviyelerde elektriğe ihtiyacı var ve sistem bu talebi daha fazla yakıt yakarak, faturaları arttırarak ve yerel halkları hiçe sayarak karşılıyor. Yapay zeka sistemleri insanlığın ihtiyaçlarına göre değil, kâr odaklı bir şekilde inşa ediliyor. Devlet, tekelleri verdikleri zararlarla yaşamaya mecbur bıraktıkları insanlardan korurken, tekeller de enerji, arazi, su ve sübvansiyonların kontrolünü nerede ele geçirebilirse oraya yöneliyor. 

Büyük teknoloji şirketleri muazzam bir güce ihtiyaç duyuyor. Fosil yakıt şirketleri yeni pazarlara ihtiyaç duyuyor. Sağlayıcı kuruluşlar garantili getiri istiyor. Bankalar ve yatırımcılar ise bu patlamanın finanse edilmesini, sübvanse edilmesini ve riskten korunmasını istiyor; oysa hanehalkları bu maliyeti üstlenmek zorunda kalıyor.

“Bulut”un ardında görünmeyen bir yük var. Bu yük toprağa, suya, yakıta, türbinlere, vergi indirimlerine ve ayrıca aşırı yükün altında ezilen işçi sınıfının sırtına yaslanıyor. 

Kapitalizm, tüm bunları tekeller ve onlara sahip olan milyarderler için kâra dönüştürürken; geri kalan herkes için emisyonlar, ısı, atık su, gürültü ve hastalık olarak atığa dönüştürüyor.

Yapay zeka tesisleri sıradan veri merkezleri değiller. Mevcut veri merkezlerinin çoğu 50 megavattan daha az enerji kullanıyor. Yeni yapay zeka tesisleri ise çok daha büyük ölçekte inşa ediliyor; bütün bir enerji santraline, yeni iletim hatlarına ve muazzam su kaynaklarına ihtiyaç duyuyorlar. Sıradan veri merkezleri bile soğutma için günde 1 ila 5 milyon galon su tüketebiliyor, yakınlardaki arazileri 16 Fahrenhayta (yaklaşık 9 °C) kadar ısıtan “ısı adaları” oluşturabiliyor ve kilometrelerce öteye gürültü yayabiliyor.

Zehirli Hava

Bu tesislere enerji sağlama çabası, hava kalitesinde yıllardır kaydedilen ilerlemeyi tersine çeviriyor. New York Times’ın 11 Mayıs’ta yayınlanan Çevre Koruma Ajansı (EPA) verilerine dayanan analizine göre, kömürle çalışan termik santrallerinden kaynaklanan cıva emisyonları 2025 yılında yaklaşık %9 arttı. Bu, yıllar sonra emisyonlarda görülen ilk artış oldu.

Yapay zeka veri merkezlerinin hızla yaygınlaştığı Indiana’daki bir kömür santrali 2025 yılında cıva emisyonlarını %160 arttırdı. Santral, yükselen talebi karşılamak için ise %90 daha fazla enerji üretti. 

Trump yönetimi 2024’te kabul edilen sıkı cıva sınırlarını rafa kaldırıp daha esnek olan 2012 standartlarına geri dönerek hasarı daha da arttırdı. Bu geri adım sektörü 120 milyon dolarlık uyum maliyetinden kurtarırken, Harvard araştırmacıları halk sağlığına olan maliyeti yalnızca ilk yıl için 200 milyon dolar olarak hesapladı.

Büyük Teknoloji şirketleri enerjiyi elde ediyor. Kömür ve gaz şirketleri pazarı kapıyor. İşçiler ve çocuklar ise zehirleniyor. Kâr birkaç kişinin, zarar ise tüm insanlığın oluyor. 

Kapitalizmin ekolojik mantığı tam olarak budur: kaynağı doğadan al, ürünü sat, zararı doğaya ve insanlara yık. 

Zarar, en çok halihazırda aşırı kirlilikle boğuşan topluluklara oluyor. Federal bir tarama aracı, ABD’deki veri merkezlerinin yaklaşık %20’sinin (aşağı yukarı 1.260 tesis) zaten yetersiz yatırım nedeniyle dezavantajlı kabul edilen ve kirlilik yükü altında ezilmiş olan topluluklarda bulunduğunu ortaya koydu.

Oglala Lakota ve Kuzey Cheyenne aktivisti, yerli halkların öncülüğündeki ekolojik hak savunması faaliyetleri yürüten örgüt Honor the Earth’ün icra direktörü Krystal Two Bulls, veri merkezi inşasını “yerleşimci sömürgeciliğin modern bir versiyonu” olarak tanımlıyor. Gürültü kirliliğine, kansere, solunum yolu hastalıklarına, su kaynaklarının tükenmesine ve ekolojik çöküşe dikkat çekiyor.

Yüksek Faturalar, Kuruyan Sular, Azalan İstihdam

Aynı işçiler, elektrik faturası kapıya geldiğinde bir darbe daha alıyor.

Hanelerin ödediği elektrik fiyatları 2020 ile Şubat 2026 yılları arasında %36’dan fazla arttı. Sağlayıcı şirketler 2025’te 31 milyar dolarlık rekor bir tarife artışı talep etti. Bloomberg’in Eylül 2025’te yayınladığı bir analize göre, veri merkezlerinin yoğun olduğu bölgelerde beş yıl içinde toptan elektrik maliyetleri %267 yükseldi. 

New Jersey’de ortalama elektrik faturaları yalnızca 2025 yılında %20’den fazla arttı. Goldman Sachs analistleri Şubat 2026’da, tüketici elektrik enflasyonunda 2026’dan 2027’ye %6’lık bir artış daha olacağını öngördü. Ayrıca, artan ticari elektrik maliyetlerinin gıda, ulaşım ve giyim fiyatlarını da yukarı çekeceği konusunda uyarıda bulundular.

Yapay zeka yalnızca elektrik faturalarını arttırmakla kalmıyor, enerji endüstrisinin kendisini de yeniden yapılandırıyor. NextEra’nın Dominion Energy’yi devralma teklifi gerçekleşirse, ABD’nin en büyük enerji ve dağıtım hizmetleri şirketi ortaya çıkacak. Bu şirket yaklaşık 10 milyon müşteriye hizmet verecek ve ülkenin büyük bir bölümündeki elektrik santrallerini, enerji iletim hatlarını ve boru hatlarını kontrol edecek. Dominion’un özel bir önemi var çünkü Kuzey Virginia’daki dünyanın en büyük veri merkezi yoğunluğuna sahip olan “Veri Merkezi Koridoru”na hizmet veriyor. 120 milyar doları aşan bu devasa anlaşma, yapay zeka talebinin nasıl daha büyük enerji tekelleri inşa etmek için kullanıldığını gösteriyor. 

Bu hızlı büyüme, su kaynaklarını da kurutuyor.

Texas’taki veri merkezleri 2024 yılında 50 milyar galondan fazla su tüketti. Houston Gelişmiş Araştırmalar Merkezi ve Houston Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışma, bu rakamın 2030 yılı itibarıyla ülkenin en büyük rezervuarı olan Lake Mead’i yalnızca bir yılda 16 fitten (yaklaşık 5 metre) fazla alçaltmaya yetecek bir seviye olan 399 milyar galona ulaşacağını öngörüyor. 

Veri merkezi gelişiminin küresel merkezi olan Kuzey Virginia’da, veri merkezleri 2023 yılında yaklaşık 2 milyar galon su tüketti. Bu, 2019 yılına göre %63’lük bir artış anlamına geliyor.

Geliştiriciler istihdam sözü veriyor ancak bu işlerin çoğu geçici inşaat işlerinden ibaret. Bir tesis, açıldıktan sonra çok az sayıda kalıcı işçiye ihtiyaç duyuyor.

Fosil Yakıtlara Can Simidi

Yapay zeka veri merkezleri, fosil yakıt endüstrisine devasa bir yeni pazar sunuyor. 

Pensilvanya eyaletinin Homer City kentindeki geliştiriciler, veri merkezlerine hizmet verecek 4,5 gigavat kapasiteli bir metan gaz santrali kurmayı planlıyor. Bu santral, ülkedeki en büyük tesis olacak. İlk olarak 2 gigavat kapasiteli üç gaz santraliyle önerilen Meta’nın Louisiana veri merkezi projesi, 10 santrale genişletildi. Metan, güçlü bir sera gazıdır ve iklim değişikliğinin başlıca nedenlerinden biridir.

Bu tesadüfi bir durum değil. Fosil yakıt endüstrisi, yapay zekâ kaynaklı enerji talebinin üzerinden kömür ve doğal gazı yeniden canlandıracak bir siyasi örgütlenme içinde.

Heartland Enstitüsü – ExxonMobil, Koch aile vakıfları ve kömür endüstrisiyle köklü bağları olan iklim değişikliğini inkar eden bir grup – Temmuz 2025’teki Amerikan Yasama Değişim Konseyi (ALEC) yıllık toplantısını, teknoloji şirketlerini veri merkezlerine kömürle enerji sağlamaya teşvik etmek için kullandı. Heartland açıkça, teknoloji şirketlerinden kömürün yeniden yaygınlaştırılmasına ve enerji üretiminde tekrar önemli bir yer edinmesinde yardımcı olmalarını istedi.

2025 yılında eyalet meclislerine, ALEC model mevzuatına dayanan en az 15 “şebeke güvenilirliği” yasa tasarısı sunuldu. Bu modele dayanan tasarılar Arkansas, Missouri, Indiana, Louisiana ve Ohio’da yasalaştı. Louisiana’nın yasası daha da ileri giderek “yeşil” enerjinin tanımını doğal gazı da kapsayacak şekilde yeniden tanımladı. Heartland, bu değişikliği kendi başarısı olarak sundu.

ALEC, Big Tech ile Kömürü Bir Araya Getiriyor

Fosil yakıt ve yapay zeka endüstrileri aynı masada oturuyor. ALEC’in yönetim kurulunda Koch Companies Public Sector ve Amazon, Apple, Google, Meta, Microsoft, NVIDIA ve OpenAI’ı temsil eden Bilgi Teknolojileri Endüstrisi Konseyi yer alıyor.

Kömür madenciliği sektörüyle yapay zekâ sektörü karşı karşıya değil. Aynı masadalar, aynı kuruluşları finanse ediyorlar ve aynı yasaları destekliyorlar. 

Trump yönetimi, bu koalisyona hizmet etmek için federal devlet aygıtlarının tüm gücünü kullanıyor. Adalet Bakanlığı, Enerji Bakanlığı, eyalet yasama organları, düzenleyiciler ve kamu hizmeti komisyonlarının hepsi aynı projeye seferber ediliyor: yapay zekâ tekellerine ihtiyaç duydukları enerjiyi sağlamak.

Enerji Bakanlığı, kullanım ömrünün sonuna gelmiş termik santrallerin planlanan kapatma tarihlerinin ötesinde çalışmaya devam etmesi için kamu hizmeti şirketlerine defalarca kez müdahale etti. Şirketlerin kendileri bu hamlenin elektrik abonelerine yüz milyonlarca dolara mal olduğu konusunda uyarılarda bulundu ve bu santralleri “verimsiz ve giderek daha güvenilmez” olarak nitelendirdi.

Kömür, yapay zeka öncülüğünde geri dönüyor. ABD’nin kömür kullanımı, yıllar süren düşüşü tersine çevirerek 2025 yılında %10 arttı. Küresel enerji kaynaklı karbondioksit emisyonları o yıl yeni bir rekor kırdı. Alaska’da geliştiriciler, veri merkezlerinin yarattığı yeni enerji talebini karşılamak amacıyla 1,25 gigavatlık bir kömür santrali yapmayı önerdi. Bu proje hayata geçirilirse, 2013’ten bu yana ABD’de inşa edilen ilk yeni kömür santrali olacak.

İlk İnşa Eden, İlk Kirleten Sen Ol

Musk’ın Memphis’teki stratejisi basit: Önce inşa et, izni daha sonra iste ve her ne pahasına olursa olsun büyümeye devam et. Ancak Musk bir istisna değil, o sadece sistemin nasıl işlediğini tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor: Türbinleri çalıştır, devlet desteğini arkana al, halkın mücadelesini geriden gelmeye mahkum et.

Yapay zeka şirketleri, elektrik tarife ve sözleşme bilgilerini kamuoyundan gizlemek için gizlilik sözleşmeleri ve gizli kontratlar kullanıyor. Batı Virginia’da eyalet meclisi, yerel yönetimlerin veri merkezleri üzerindeki denetim yetkisini elinden alan bir yasayı kabul etti. Bedelini ödeyen halkın ise kararların alındığı masada hiçbir söz hakkı bulunmuyor.

Halk Direniyor

Karşımızda duran mücadeleler sadece yerel imar anlaşmazlıklarından ibaret değil doğrudan toprağı, suyu, enerjiyi ve halk sağlığı üzerinde kimin söz sahibi olacağı üzerine. Toprak, su, enerji ve halk sağlığı üzerine meselelerde söz sahibi olan orada yaşayan halk mı, yoksa onlardan kâr sağlayan tekeller mi olacak? 

Sektör ciddi bir dirençle karşı karşıya. Data Center Watch verilerine göre, toplumsal muhalefet Mayıs 2024 ile Mart 2025 arasında yaklaşık 64 milyar dolarlık veri merkezi projesini engelledi veya geciktirdi. Sadece bir sonraki çeyrekte bu rakam 98 milyar dolara ulaştı. 2025 yılında, yerel halkın karşı çıkmasıyla 25 proje tamamen iptal edildi.

8 Aralık 2025’te, 230’dan fazla eyalet ve yerel çevre örgütü Kongre’ye bir mektup göndererek yeni veri merkezi inşaatları için ulusal bir moratoryum (geçici durdurma kararı) talep etti. 2026’nın başlarında en az 12 eyalette moratoryum öngören yasa tasarıları sunuldu. 

Indianapolis’te, sürdürülen kararlı toplumsal muhalefet, Google’ı Eylül 2025’teki bir kent konseyi toplantısında 1 milyar dolarlık bir veri merkezi imar değişikliği teklifini geri çekmek zorunda bıraktı.

Utah eyaletinin Box Elder bölgesinde ise komisyon üyeleri 4 Mayıs’ta, eyaletin mevcut toplam elektrik kullanımının iki katına denk gelen 9 gigavatlık bir talep yaratması öngörülen 40.000 dönümlük “Stratos Projesi” veri merkezi kompleksini onaylamak için oy kullandı. Toplantı salonunu tıka basa dolduran bölge sakinleri “Yazıklar olsun!” ve “Kâr değil, insan!” sloganları attı. Seçmenler, kararın iptal edilmesi için hemen bir referandum başvurusunda bulundu.

Mayıs 2026’da yayınlanan yeni bir Gallup anketi, ABD nüfusunun %70’inin evlerinin yakınında veri merkezi kurulmasına karşı olduğunu ortaya koydu; bu oran 2025 sonlarında %47 seviyesindeydi. 

xAI Southaven’da, Memphis bölgesi için şimdiden üçüncü bir veri merkezi planlıyor. Türbinler ise hâlâ dönmeye devam ediyor.


Özgün Metin: Musk’s AI power plant exposes capitalism’s data-center crisis

Çeviri: Fikriye Nurdağ Şentürk

spot_img
İlgili İçerikler

Son Eklenenler