spot_img
spot_img
Ana SayfaÇeviriİsrail’in savaşlarını besleyen hayalet filo

İsrail’in savaşlarını besleyen hayalet filo

ANDRÉS MOURENZA

Gazze’de soykırım tüm şiddetiyle sürerken, iktidarın “İsrail ile ticaret bitti” açıklamalarının arkasındaki gerçekler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Meydanlarda atılan nutuklar, Ceyhan Limanı’ndan kalkan tankerlerin İsrail’in savaş makinesine sağladığı petrol desteğini örtmeye yetmiyor.

Andrés Mourenza imzalı bu özel haber dosyası, resmi yasak kararına rağmen sinyallerini kapatan ve varış yerini gizleyen “hayalet gemilerin” izini sürüyor. İsrail limanlarına ulaşan 50’den fazla gizli sevkiyatı belgeleyen bu çalışma, devlet eliyle yürütülen algı operasyonunu ve enerji hatları üzerinden kurulan kirli ittifakı tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. İkiyüzlü siyaseti ve bu stratejik suç ortaklığını teşhir etmek amacıyla bu önemli dosyayı okurlarımıza sunuyoruz.


Yunanistanlı nakliye şirketleri, Ankara tarafından uygulanan ambargoyu ihlal ederek bir Türkiye limanından Azerbaycan ham petrolünü taşıyor ve takip sinyallerini kapatarak sevkiyatlarını gizliyor.

1 Mart’ta, Marshall Adaları bayrağı taşıyan ve Yunanistan merkezli bir nakliye şirketi tarafından işletilen Kimolos adlı petrol tankeri, Lübnan kıyılarının yaklaşık 60 deniz mili açığında güney-güneybatı yönünde seyrederken radarlardan kayboldu. İki gün önce, Türkiye’nin Akdeniz kıyısındaki Ceyhan limanına yanaşmıştı. Ceyhan’da, Hazar Denizi’nden petrol taşıyan BTC boru hattı terminalinden yaklaşık bir milyon varil Azerbaycan ham petrolü yüklemişti. Mısır’ın Port Said limanına gittiğini beyan eden tanker, deniz güvenliği düzenlemeleri gereği yapması gerektiği halde, yaklaşık dört gün boyunca Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) üzerinden konumunu iletmeyi durdurdu. Global Fishing Watch takip platformuna göre, bu dört günün ardından, kaybolduğu noktanın yaklaşık 40 mil güneyinde yeniden ortaya çıktı; ancak bu kez kuzeye, Ceyhan limanına doğru geri dönüyordu. Hayalet bir gemiye dönüştüğü o günler boyunca ne yaşandı?

Planet şirketine ait 5 Mart tarihli uydu görüntüleri, Kimolos tankerinin İsrail’in Aşkelon limanındaki terminalde olduğunu açıkça gösteriyor. Burası; boru hatlarıyla Aşdod, Eilat ve Hayfa’daki rafinerilere bağlanan 24 devasa ham petrol deposuna ev sahipliği yapan kritik bir nokta. Peki, görünürde yasa dışı bir durum yoksa bu sevkiyat neden gizleniyor?

Sol tarafta: Kimolos tankerinin 1 Mart’a kadar izlediği rota ve varış noktasını gizlemek amacıyla takip sinyalinin (AIS) kapatıldığı nokta görülüyor. Sağ tarafta: Petrol tankerinin İsrail’in Aşkelon limanındaki konumunu gösteren uydu görüntüsü yer alıyor. 

GLOBAL FISHING WATCH / PLANET

Takvimler 4 Mart’ı gösterdiğinde, yani Kimolos yükünü Aşkelon’a boşaltırken, ABD ve İsrail İran’ı bombalıyordu. Hükümete yakınlığıyla bilinen Türkçü-İslamcı Sabah gazetesi bu gelişmeyi “Siyonistlerin kışkırtmasıyla İran’a saldırı” manşetiyle duyurdu. Ülkenin en köklü gazetelerinden Hürriyet ise, Minab’daki okul saldırısında hayatını kaybeden öğrencilerin cenaze töreninden fotoğraflar kullanarak, Donald Trump ve Binyamin Netanyahu görsellerinin yanına “165 küçük kızın katilisiniz” diye yazdı. Milliyet‘in kapağında ise şu ifade yer alıyordu: “Asıl füze petroldür.”

Energy Embargo for Palestine, Palestinian Youth Movement ve Progressive International tarafından hazırlanan ortak rapor, bu sevkiyatların önemini şu sözlerle özetliyor: “İsrail ham petrol ithalatına mahkumdur. Hayfa ve Aşdod’daki rafineriler, gelen bu petrolü doğrudan İsrail ordusuna ve hava kuvvetlerine sunulan jet yakıtı ile dizele dönüştürüyor.” Raporun en çarpıcı noktası ise, Aşdod rafinerisinin sahibi Paz Oil şirketinin İsrail Savunma Bakanlığı ile olan resmi sözleşmeleri: “Çoğunlukla Yunanistanlı şirketlerinin yönetimindeki gemilerle taşınan bu yakıt; İsrail Hava Kuvvetleri’ne, askeri araçlara ve tanklara soykırım yapabilmeleri için güç veriyor.”

Recep Tayyip Erdoğan hükümeti, İsrail’in Lübnan, Suriye ve İran’ı bombalamasını ve özellikle Filistinlilere yönelik ayrım gözetmeyen saldırılarını sert bir dille eleştiriyor. Türkiye, tarihsel olarak İsrail’in en önemli ticaret ortaklarından biri olsa da (2023’te ticaret hacmi 7 milyar doları bulmuştu), Gazze’deki durumun vahameti ve tabandan gelen yoğun baskılar sonucunda Erdoğan yönetimi Mayıs 2024’te İsrail ile ticareti tamamen sonlandırdığını duyurdu. Bundan üç ay sonra ise İsrail gemilerinin Türkiye limanlarına demirlemesi, Türkiye bayraklı gemilerin de İsrail limanlarına girmesi tümden yasaklandı.

Öte yandan BTC boru hattı meselesi çok daha hassas bir konu. Zira bu hat; ulusal güvenlik veya çevreyle ilgili acil durumlar nedeniyle geçici süreyle durdurulması dışında, Türk hükümetinin ham petrol sevkiyatını engellemesini önleyen hükümetler arası bir anlaşma ve çeşitli uluslararası sözleşmelerle yönetiliyor. Boru hattı ve Ceyhan limanındaki terminal, Türk kamu kuruluşu BOTAŞ tarafından işletilse de mülkiyeti İngiliz çok uluslu şirketi BP ve Azerbaycan devlet şirketi SOCAR’ın domine ettiği bir konsorsiyuma ait.

Azerbaycan bir yandan Türkiye ile güçlü kültürel ve siyasi bağlarını korurken, diğer yandan Ermenistan ile girdiği son savaşlarda kendisine kritik askeri teçhizat ve gözetleme teknolojisi sağlayan İsrail ile de yakın ilişkilerini sürdürüyor. Kasım 2024’te konuyla ilgili açıklama yapan Enerji Bakanı, “BTC boru hattı üzerinden dünya pazarlarına petrol taşıyan şirketlerin Türkiye’nin İsrail kararına saygı duyduğunu ve varış noktası İsrail olan bir sevkiyat gerçekleştirilmediğini” belirtmişti.

2024 yılına kadar Azerbaycan ham petrolünün başlıca alıcılarından biri olan İsrail, aniden Azerbaycan’ın resmi verilerinden silindi. Ancak Reuters tarafından aktarılan emtia izleme platformu Kpler verileri, durumun hiç de öyle olmadığını gösteriyor: 2025 yılında Azerbaycan’ın İsrail’e yaptığı ham petrol ihracatı %31 artarak 2022’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Öyle ki Azerbaycan petrolü, İsrail’in toplam ham petrol ithalatının %46,4’ünü oluşturarak, en yakın rakibi Rusya’yı (%28) açık ara geride bıraktı.

Enerji nakliyatı analiz firması Vortexa‘nın EL PAÍS ile paylaştığı veriler de bu tabloyu destekliyor. Türkiye’nin uyguladığı ambargonun ilk aylarında Ceyhan’dan yapılan petrol sevkiyatlarında belirgin bir düşüş yaşansa da geçen yılın ortasından itibaren sevkiyatlar yeniden yükselişe geçti; hatta ticaret yasağı öncesindeki hacmi bile geride bıraktı.

Hidrokarbon endüstrisini mercek altına alan Data Desk adlı kuruluşun hesaplamalarına göre; ambargonun başladığı tarihten 30 Mart’a kadar olan süreçte, Ceyhan limanından İsrail’e tam 58 milyon varil (yaklaşık 8 milyon ton) ham petrol sevkiyatı gerçekleştirildi.

Yunanistanlı Nakliye Şirketlerinin Rolü

Her ne kadar Kimolos, son iki yılda bu rotayı en az 17 kez kat ederek en fazla sefer yapan gemi olsa da bu konuda tek değil. 20 Ekim’de Ceyhan’dan ayrılarak Port Said’e doğru yola çıkan Nissos Ios adlı petrol tankeri, Kıbrıs Adası’nın güneyinde AIS cihazını kapattı ve üç gün sonra haritalarda yeniden belirene kadar izini kaybettirdi. Gemi tekrar görüldüğünde su çekimi Türkiye’den ayrıldığı ana kıyasla üç metre azalmıştı; bu da taşıdığı ham petrolü tahliye ettiğini gösteriyordu. Energy Embargo for Palestine raporuna göre liman kayıtları, Nissos Ios’un 21-24 Ekim tarihleri arasında Port Said’e veya başka bir Mısır limanına uğramadığını ortaya koyuyor. Buna karşın uydu görüntüleri, geminin 22 Ekim’de Aşkelon’daki EAPC terminalinde demirli olduğunu net bir şekilde belgeledi. Rapor, Ceyhan’dan İsrail’e yapılan 57 sevkiyatın tamamının aynı yöntemi izlediğini gün yüzüne çıkardı: Ceyhan’dan ham petrolle ayrılan tankerler, varış noktası olarak genellikle Mısır’daki limanlar olmak üzere İsrail dışı bir adres beyan ediyor ve güneye yöneldikten sonra konumlarını bildiren takip cihazlarını kapatıyorlar.

20 Ekim’de Türkiye’deki Ceyhan BTC terminalinde ham petrol yüklerken (solda) ve varış noktasını Mısır’ın Port Said limanı olarak beyan etmesine rağmen 22 Ekim’de İsrail’in Aşkelon limanındaki EAPC terminalinde (sağda) görülen Nissos Ios petrol tankerine ait uydu görüntüleri.

EMBARGO FOR PALESTINE (CEDIDAS)

Ambargo yürürlüğe girmeden önce bu rotada bir düzine nakliye şirketi faaliyet gösterirken, şu anda sevkiyat yapan gemiler sadece dört firmaya ait: İtalyan-İsviçre ortaklığı Petraco ile Yunan şirketleri Minerva, Thenamaris ve Kyklades. Forbes‘a göre Thenamaris, Yunanistan’ın en büyük ticaret filosunu oluşturan dev şirketler grubunun sahibi olan Martinos ailesine ait. Kyklades ise mevcut muhafazakâr Yunan hükümetine yakınlığıyla bilinen büyük bir medya grubunu kontrol eden Alafouzos ailesinin mülkiyetinde bulunuyor.

Ambargo ilan edildiğinden bu yana yapılan tüm seferlerin %85’i bu iki şirket tarafından gerçekleştirildi. Konuyla ilgili görüşü sorulan her iki firma da “ticari operasyonlar” hakkında yorum yapmayacaklarını belirtirken, tüm uluslararası yasalara ve geçerli yaptırımlara uyduklarını savundu. Kyklades’in hukuk departmanı, EL PAÍS‘e gönderdiği e-postada, “Gemilerimizdeki AIS sisteminde yapılan her türlü düzenleme kısıtlıdır; güvenlik gerekçesiyle, uluslararası sigorta şirketlerinin ve ilgili denizcilik makamlarının direktiflerine uygun olarak uygulanmaktadır,” ifadelerini kullandı.

Vortexa piyasa analisti George Morris, Uluslararası Denizcilik Örgütü düzenlemelerinin AIS’in ancak korsan saldırısı veya füze/İHA fırlatılması gibi “istisnai güvenlik durumlarında” kapatılmasına izin verdiğini belirtiyor. Morris ayrıca, Ceyhan’dan gelen gemilerin Aşkelon’a uğrayacağı İsrailli liman yetkililerine bildirilip AIS kapatıldığında, “ihracatçı tarafındaki makamlar —bu durumda Türkiye makamları— asıl tahliye limanının ilk beyan edilenden farklı olduğundan haberdar olmayabilir,” notunu düşüyor.

AIS sinyalini sistematik olarak kapatma veya sinyalle oynama taktikleri, özellikle Rusya ve İran gibi ülkeler tarafından yaptırımları veya abluka kararlarını delmek için kullanılan ve sayıları giderek artan “hayalet filo” gemilerinin tipik bir özelliği. Hatta Kyklades tarafından Ceyhan-Aşkelon hattında işletilen bazı gemilerin, yaptırım altındaki Rus petrolünü de taşıdığı veya Avrupa direktiflerini ihlal ederek hayalet filo işleten şirketlere satıldığı bildiriliyor. Thenamaris ise Rus petrolü ticaretindeki rolü nedeniyle diğer Yunan şirketleriyle birlikte “Savaş Sponsorları” listesine dahil edilmişti; ancak Martinos ailesi Rusya ile olan ticari ilişkilerini sınırlama kararı alınca Ukraynalı yetkililer şirketi listeden çıkardı. Buna rağmen geçtiğimiz yıl, aynı nakliye şirketine ait Seajewel ve Seacharm adlı iki tanker, Rus petrolü ticareti yaptıkları gerekçesiyle Ukraynalı ajanlar olduğu iddia edilen kişilerce yapışkan mayınlarla sabote edildi. Seacharm’a yönelik saldırı, tam da Ceyhan limanı açıklarında gerçekleşti.

Türkiye Hükümetinden Yanıt

Tüm bu kanıtlara rağmen Türkiye hükümeti kaynakları, Türkiye üzerinden İsrail’e petrol sevkiyatı yapıldığına dair iddiaların “tamamen asılsız” olduğunu savunuyor. Bir hükümet yetkilisi, “Sinyal cihazlarının (AIS) kapatılması veya varış limanının sahte beyan edilmesi gibi ihlaller dünyanın her yerinde yaşanabilir; ancak Türkiye makamları bu konuda son derece titiz davranmaktadır,” açıklamasında bulundu.

Öte yandan, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı EL PAÍS‘in sorularına verdiği yanıtta, ambargoyu delmeye çalışanlara karşı “sıfır tolerans politikası” izlendiğini belirtti. Bakanlık, “Limanlarımızdan yük alıp varış noktası olarak farklı ülkeleri beyan eden ancak yüklerini İsrail limanlarına boşaltan gemilerin bir daha limanlarımıza girişine izin verilmemiş ve sahte beyanda bulunan acenteler hakkında yasal işlem başlatılmıştır,” dedi. Geçtiğimiz Ekim ayında Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, varış noktasını gizleyerek İsrail’in Hayfa limanına yük taşıyan iki geminin limanlara girişinin yasaklandığını duyurmuştu. Bakanlık, bu tür uygulamalar nedeniyle yasaklanan toplam gemi sayısını paylaşmasa da “gerektiğinde idari ve hukuki süreçlerin başlatıldığını” ve “yaptırımların vakit kaybetmeksizin uygulandığını” vurguladı.

Ticaret Bakanlığı ise yazılı yanıtında, her yükleme işlemi öncesinde gemi acentesinin (geminin limandaki işlerini yürüten yerel firma) bir belge imzalamak zorunda olduğunu açıkladı. Bu belgede geminin İsrail ile hiçbir bağlantısının bulunmadığı ve yükün İsrail’e taşınmayacağı taahhüt ediliyor; ihlal durumunda ise tüm “maliyet ve hukuki sorumluluk” doğrudan acenteye yükleniyor. EL PAÍS‘in sunduğu Ceyhan-İsrail hattındaki 57 seferlik listeyi inceleyen Bakanlık, kendi veri tabanındaki çıkış bildirimlerinde “yükün varış noktasının İsrail olarak beyan edildiği hiçbir vaka bulunmadığını” belirtti.

Data Desk araştırma ekibi lideri Louis Goddard ise EL PAÍS‘e yaptığı açıklamada durumu şöyle değerlendirdi: “Verilerin bu kadar net ve hacmin bu kadar büyük olmasına rağmen Türkiye hükümeti yetkililerinin bu ticareti reddetmeye devam etmesi çok şaşırtıcı. Bu durumdan haberdar olmadıklarını sanmıyorum; bence AIS (sinyal kapatma) meselesi, gemilerin kağıt üzerinde İsrail limanlarına uğramamış gibi görünmesini sağlayan bilinçli bir strateji.”

Energy Embargo for Palestine raporu, Türkiye’nin bu sevkiyatlara izin vererek sadece kendi ambargosunu değil, Temmuz ayındaki Bogota Konferansı’nda alınan uluslararası kararları da ihlal ettiğini savunuyor. İmzacı tarafların taahhüt ettiği acil önlemlerden biri; “İsrail’e askeri yakıt veya mühimmat taşıma riski bulunan gemilerin geçişine, limanlara yanaşmasına ve hizmet almasına engel olunmasını” öngörüyor.

Energy Embargo for Palestine raporu, Türkiye’nin bu sevkiyatlara izin vererek sadece kendi ambargosunu değil, Temmuz ayındaki Bogota Konferansı’nda alınan uluslararası kararları da ihlal ettiğini savunuyor. İmzacı tarafların taahhüt ettiği acil önlemlerden biri; “İsrail’e askeri yakıt veya mühimmat taşıma riski bulunan gemilerin geçişine, limanlara yanaşmasına ve hizmet almasına engel olunmasını” öngörüyor.

Çeviren: Bala Ulaş Ersay

Özgün metin: The phantom fleet fueling Israel’s wars 

spot_img
İlgili İçerikler

Son Eklenenler