spot_img
spot_img
Ana SayfaHaber6 Şubat'ın bininci gününde Adalet Bakanlığı önünde eylem: 1000 gündür adalet de...

6 Şubat’ın bininci gününde Adalet Bakanlığı önünde eylem: 1000 gündür adalet de enkaz altında

6 Şubat 2023’te on bir ilimizi etkileyen depremlerde, resmi verilere göre 50 binden fazla insan yaşamını yitirdi. On binlerce insan yaralandı, milyonlarca insan evsiz kaldı. Her açıdan yetersiz konteyner kentlerde 1000 gündür yaşam savaşı veriyorlar. Kentler yerle bir oldu, insanlar yakınlarını kaybetmekle kalmadı. İşini, emeğini, kurdukları hayatı ve birlikte yaşamanın izlerini kaybetti. Bazıları hâlâ enkazın altında, bazıları bulunmadı. Kayıp çocuklar , mezarı olmayanlar, adı dahi kayıtlara geçmeyenler var. Aradan bin gün geçti, bu yıkıma neden olan sorumluluk zinciri yerli yerinde duruyor. Halkın yaşamını piyasanın kâr hanesine yazan sermaye, o kârı korumak için denetimi kâğıt üzerinde sürdüren devlet ve tüm bunları ‘hukuka uygunluk’ adı altında meşrulaştıran yargı aynı düzenin parçaları olarak işliyor. Esas sorumlular hala yargı önüne çıkarılmadı. Bugün mahkeme salonlarında hesap verenler bu zincirin en alt halkasında yer alan birkaç isimden ibaret. Yıkımı hazırlayan politik kararlar, onay veren kamu kurumları, denetimsizliğin önünü açan düzenleyiciler dokunulmaz kılınmaya devam ediyor. Üstelik yargılananlar da binlerce insanın ölümünü kaçınılmaz sayan bir anlayışla, olası kasttan değil, taksirle öldürme suçundan yargılanıyor. Adaleti suçu azaltmanın, sorumluluğu dağıtmanın yöntemi olarak kurguluyorlar. Çünkü onların hukuku tam da budur. Yıkımın sabahında enkazın ve yasın ortasında holding düzeni yeni projeler, yeni ihaleler, yeni haritalar açtı. Parsel parsel, mahalle mahalle, şehir şehir pay edildi yıkım. Holdingler, müteahhitler ve onlara kapı açan kararlar felaketi yeniden inşa adı altında fırsata çevirdi. Adalet Peşinde Aileleri Platformu bin gündür bu düzenin unutulmasına izin vermiyor, bu zincirin her halkasından hesap sormak için mücadele ediyor.

Adalet Peşinde Aileler Platformu ve Umut-Sen 6 Şubat depremlerinin bininci gününde Adalet Bakanlığı önünde bir basın açıklaması yaptı. Açıklamanın tamamı şöyle:

Bugün on bir ili etkileyen, elli binden fazla kişinin öldüğü 6 Şubat depremlerinin bininci günü. Bu bin gün boyunca, enkaz altından yükselen bir ses oldu: “Adalet İstiyoruz!.” Bu bin gün boyunca depremzede kendi acılarının ağırlığı altında adalet aradı. Bin gündür bu toprak parçası öfkesini taşıdı. Ve biz, hâlâ buradayız. Hâlâ ayaktayız. Siz bizi geçiştirmek için soruşturmalarınıza devam edebilirsiniz, biz bizi kimin öldürdüğünü iyi biliyor ve hesap soruyoruz.

Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok

Öncelikle şunu söyleyelim; İÇİMİZ RAHAT OLSUN. Karşımızda eşi görülemeyecek kadar kanuni, hukuk konusunda uzman bir devlet var. Her şeyi kanunlaştırmaya, yazılı olarak temellendirmeye çalışıyor; bunun için çok emek veriyor. Emekleri sağolsun her geçen gün kararnameler, düzenlemeler, yönetmelikler çıkıyor. Bu kararlarda bizi kaça böleceklerini, hangi parçamızı hangi holdingin alacağını, itiraz edenlerimize neler olacağını teker teker sıralıyorlar. Hangi sektörde kaç saat çalışacağımız, ne kadar maaş alacağımız, hangi OSB’ye yakın oturacağımız, çocuklarımız kaç yıl okuyacak ve çalışmaya kaç yaşında başlayacak hepsi belli, her şey hukuka uygun. O yüzden İÇİMİZ RAHAT OLSUN, BU YIKIMLARIN SORUMLULARININ CEZALANDIRILMAMASI HUKUKSUZLUK DEĞİL TAM OLARAK HUKUKUN GEREKTİĞİ GİBİ ÇALIŞMASIDIR ÇÜNKÜ ONLARIN HUKUKU BUDUR.

Katiller halka hesap verecek

Yıllardır bizlere “büyüme” masalları anlatılıyor. Kentsel dönüşüm, markalı konutlar, rezidanslar, akıllı binalar, hepsi koca koca bilbordlarda tanıtılıyor. Ama bundan bin gün önce, 6 Şubat’ta bize pazarlanan şeyin ne olduğunu gördük. Hepsi bir gecede mezara dönüştü. O binaları dikenler yıllarca ödüller aldı, törenlerde alkışlandı, kamu ihaleleriyle zenginleşti. O rezidansların açılışlarında iktidarından muhalefetine belediye başkanları, valiler, kaymakamlar kurdele kesti, müteahhitlerle el sıkıştı. Depremden sonraki seçim kampanyalarında yine iktidarından muhalefetine, depremden harabeye dönmüş kentlerimiz “yabancı yatırım” gibi tatlı kelimelerle emperyalizme pazarlanmaya çalışıldı. Organize Sanayi Bölgeleri planları açıldı, bölgesel asgari ücret tartışmaları açıldı. Depremi fırsat olarak görenler depremzedelerin topraklarına el koydu, OSB’ler ve maden ocakları açmak için çalıştı. Henüz ailelerimiz enkazların altındayken bizi hangi şirkete, ne kadar ucuza çalıştırabileceklerinin hesabını tutmaya çalıştılar. Onlar bu pazarlığı yaparken deprem bölgesi hala su, elektrik ve altyapı sorunlarının çözülmesini bekliyor. Biz tüm bunların ne demek olduğunu iyi biliyoruz. Kaybettiğimiz ailemiz holdingler için bir fırsat, yıkılan evimiz holdingler için büyüme imkanı, tüm yaşamımız onlar için sadece birer sayı. Bu yüzden tekrar ve tekrar söylüyoruz. Bugün burada yalnızca depremde kaybettiğimiz canlarımızın mücadelesi için toplanmadık. Çok iyi biliyoruz ki mücadelemiz, yalnızca o sabah yıkılan şehirlerin mücadelesi değil, sizin bu çürümüş düzeninize karşı verilen mücadeledir. Bu mücadele, Soma’da öldürülen madencinin mücadelesidir. Bu mücadele Çalık Holding tarafından dövülerek öldürülen Erol Eğrek’in mücadelesidir. Bu mücadele, katledilen kadınların, KYK’larda intihar eden öğrencilerin, MESEM’lerde çalışırken öldürülen 14 yaşındaki çocukların, susturulan gazetecilerin, suyunu ve toprağını maden şirketlerine kaybeden köylülerin mücadelesidir. Hepsi birdir, aynı kavgada aynı taraftır.

Kahrolsun Holdingler

Bugün, burada 1000 gündür ailelerinin, yakınlarının hesabını soran, adalet arayan ailelerle birlikteyiz. Onlarla beraber bu mücadelede bir adım geri atmayacağız. Değil bin gün, on bin gün dahi geçse hesap sormaya devam edeceğiz.

Unutmak yok, affetmek yok, helalleşmek yok

spot_img
İlgili İçerikler

Son Eklenenler