spot_img
spot_img
Ana SayfaAçıklamaDiren, Örgütlen, Yıkılsın Holdingci Düzen!

Diren, Örgütlen, Yıkılsın Holdingci Düzen!

Ne zaman patronlar sıkışsa ellerinde felaket çanlarıyla beliren burjuva iktisatçılarının iddialarının aksine Türkiye, bir krizler ve yoksunluk ülkesi değil. Türkiye, her geçen gün daha büyük bir bölümü işçileştirilen 85 milyonluk halkın sırtında yükselen devasa bir zenginliğin merkezi. Bu yağma düzeni eskiden sosyal yardımlar, fiyat baskılama araçları ve gecekondulaşma gibi yollarla, küçük bir azınlığın elindeki servetin kırıntılarını emekçilerle paylaşırdı. Fakat bu dönem bitti. Holdingci güçler artık ağzımıza bir parmak bal çalmaya bile gerek görmüyor. Muhbir işçisinden patron dostu valisine, “kıdem tazminatı haramdır” diyen hocadan müvekkilleri hep patronlar olan (muhalefet partisi il başkanı) avukat beylere ve şehrin doğasını yağmalayan şirketi kendine sponsor edinmiş taraftar grubuna kadar saflar netleşti.

Ya onlar ya biz.

Bu hükümet Holdinglerin cebini dolduracak yeni yollar bulma konusunda her zaman mahir oldu. Yeri geldi bunu küresel ekonomideki genişleme eğilimini arkalarına alıp hızlı büyüme ve düşük reel faiz ikilisi ile gerçekleştirdiler. İşçi sınıfının kısa vadeli çıkarlarına uygun gözüken bu program 2021’de enflasyon duvarına çakıldı. Bunu fırsat bilip halka reva gördükleri kırıntıları süpürmeye giriştiler. Enflasyonla mücadele etmek için faizleri yükselttiklerinde ise kurtarılan ne “ekonomi” denen mistik gemi ne de biz olduk. Kurtarılanlar bir avuç soyguncu, yağmacı ve sermayedardı. Zaten Körfez sermayesi Mehmet Şimşek’i bu yüzden bakan diye hükümete taşımıştı. Yüksek faiz uygulanırken enflasyonun düşeceği savıyla ücretlerdeki artışlar baskılandı. Birikimi olanlar yüksek faiz gelirinden faydalanıp alım güçlerini korudu; emekçiler ani fiyat artışlarıyla paralel olarak sefalet ücretlerine mahkum edildi. Fakat ücretler üzerindeki bu baskı, burjuva iktisatçılarının iddia ettiği gibi, enflasyonla mücadelenin istenmeyen bir yan etkisi değil.

Anadolu’daki küresel fabrikaya uluslararası kapitalizm içerisinde biçilen rol gereği masamızda gittikçe küçülen ekmek, emperyalistlerin ceplerini doldurmak için Türkiye işçi sınıfının daha fazla yoksullaştırılmasının sonucudur. Temmuz ayında asgari ücrete zam yapılmayıp 2025’te artış oranının %30’da tutulması da bu saldırı programının önemli bir parçasıydı.

İşte bu sebeplerle şimdi vakit emekçiler arasındaki dayanışmayı ve Holdingci güçlere karşı mücadeleyi büyütme vaktidir. Çünkü işçi sınıfının her geçen gün eriyen ücretlerini de gasp edilen haklarını da korumasının ve ileriye taşımasının tek yolu meşru, militan ve örgütlü mücadeledir.

Düşmanı holdingci güçler olarak tariflediğimizden bu yana, mücadelede sırtlanmaya aday olduğumuz sorumluluklar altından tek başına kalkamayacağımız düzeyde arttı. Bu sorumlulukların ağırlığını bizimle birlikte hissedecek, her yere yetişme azmiyle yerinde duramayacak, elindeki tüm imkânları bu uğurda seferber edecek olanları yoldaşlığa çağırıyoruz!

Bu yoldaşlık zemininde toprağını savunan köylünün, mahsulünü çöpe dökmek zorunda kalan çiftçinin, barınamayan öğrencinin, yaşamına göz dikilen kadının, geçinemeyen emeklinin, sendika hakkı tanınmayan işçinin, zulme uğrayan emekçi halkların isyanını ve öfkesini örgütleyecek bir siyasi güç inşa ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz.

İlk adım olarak 2025’in ilk yarısı içinde, var olduğumuz tüm kentlerde, işçi havzalarında, işyeri komiteleri ve birliklerinde, mahalle ve köy derneklerinde, bitmiş veya devam eden direnişlerde temas kurduğumuz en geniş kitlelerle yan yana gelerek Holdingci güçlere karşı sınıf cephesinin imkanlarını tartışacağız.

Yüksek disiplin, özveri ve çalışkanlık gerektiren bu sürecin örgütlenmesinde “Ben ne yapabilirim?” diye soran herkesin kendi mesleği, eğitimi, tecrübesi, becerisi, maddi imkânı, sosyal çevresi ile yapabileceği çok şey var. Yeter ki kendi kurtuluşunu proletaryanın kurtuluşunda görüp aklını ve kalbini mücadeleye bağlamış olsun. Yeter ki az olan vaktini, enerjisini ayırıp emeğini esirgemeyerek örgütlenme ve direniş ağlarımıza katılmaya gönüllü olsun. Büyük küçük demeden bu yöndeki her çabanın kıymeti, önemi ve anlamı var. Çağrımız Holdingci düzenin sömürü ağlarını kökünden kazıyıp atacak emekçi sınıfların direnme ve örgütlenmesine cesaret, umut ve güç olmaya davettir. Bu çağrı dirençle, öfkeyle, umutla, coşkuyla, inatla, sabırla büyüyecek bir kavganın parçası olmak isteyen herkese yönelik!

spot_img
Önceki İçerik
Sonraki İçerik
İlgili İçerikler

Son Eklenenler