spot_img
spot_img
Ana SayfaDepremDeprem Sonrasında Yaşam Hakkına Yönelik Ciddi Bir Tehdit: Enkazın ve Tehlikeli Maddelerin...

Deprem Sonrasında Yaşam Hakkına Yönelik Ciddi Bir Tehdit: Enkazın ve Tehlikeli Maddelerin Taşınması ve Bertarafı – Ege Demirel

6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle birçok deprem uzmanının belirttiği üzere “önlenebilecek nedenlere rağmen” binlerce insan depremlerin gerçekleştiği anlarda yaşamını yitirdi. Ne yazık ki yine kurtarma çalışmalarında meydana gelen eksiklikler nedeniyle deprem sonrasında kurtarılabilecek pek çok insan da kurtarılamadı. Bu vahim ve geri dönüşü olmayan sonuçların ardından tüm bu süreçlere rağmen hayatta kalmayı başarabilen depremzedelerin ise hâlâ çok ciddi yaşamsal tehditlerle karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Bu tehditler ana başlık olarak depremzedelerin içinde bulundukları koşullar nedeniyle maruz kaldıkları veya maruz kalabilecekleri çevre ve halk sağlığı sorunları biçiminde ifade edilebilir. Bu açıdan akla ilk gelen ve görünür olan sorunlar, tuvalet ve banyo eksikliğinden kaynaklanan hijyen ihtiyaçları ve çadır/konteyner gibi barınma ihtiyaçları olmaktadır.

İlk anda etkileri somut olarak anlaşılamadığı için göz ardı edilen yıkım ve enkaz sonucunda ortaya çıkan başta asbest olmak üzere birçok tehlikeli madde de depremzedeleri doğrudan etkileyebilecek ciddi sağlık tehlikelerine neden olmaktadır. Bu tip maddeler bazen bir yıl bazen de on yılları kapsayacak bir süreçte kanser gibi hastalıklara neden olarak ölümcül sonuçları ortaya çıkarabilir. Dolayısıyla enkaz kaldırma çalışmaları oldukça kritik öneme sahiptir. Bu kapsamda halk sağlığı açısından gerekli tüm önlemlerin alınması ve uygulanması hayati bir zorunluluktur.

            İlk olarak, enkazın kaldırılması ve uygun şekilde bertaraf edilmesi elbette halk sağlığı ve güvenliği açısından son derece önemlidir. Özellikle acil müdahale yollarının açılması için (acil müdahale ekiplerinin ulaşımını sağlayabilmek ve hastaneye ve su kaynaklarına erişimi mümkün kılabilmek adına) enkazın kaldırılması gerekmektedir.1 Ancak enkazın kaldırılması esnasında dikkat edilmesi gereken önemli noktalar vardır. Bu açıdan yıkım ve enkaz kaldırma çalışmaları sırasında hava kirliliği, havada uçuşan kirleticiler ve asbest gibi birçok tehlikeli maddenin taşınması ve bertaraf edilmesi sırasında gerekli önlemler alınmalıdır.2 Hem bu çalışmalarda görev alan işçilerin ve teknik personelin hem de depremzedelerin bu tip zehirli ve zararlı maddelere maruz kalmaması için planlama ve organizasyon yapılmalıdır.

Söz konusu çalışmalarda yer alan görevlilerin koruyucu maske takması ve uygun kıyafetler giymesi ve depremzedelerin de bu çalışmaların yapıldığı alandan “insan sağlığını tehdit etmeyecek” uzaklıkta olması son derece önem arz etmektedir. Enkazın bertarafı ve taşınması için dolum alanları uygun bir donanıma sahip olmalıdır. Ayrıca enkazın hava ve su üzerine etkileri iyi hesaplanmalı ve tehlikeli ve toksik atıklar uygun şekilde önlemler eşliğinde yok edilmelidir. Aynı zamanda bu faaliyetler sırasında mümkün olduğunca geri dönüşümün en yüksek oranda sağlanmasına da gayret gösterilmelidir. Ek olarak, yeraltı ve yüzey suları, hava kalitesi ve toprak gibi unsurların da hesaba katılması gerekmektedir. Enkazın bertarafı sırasında yakma, doğrama, parçalama ve öğütme yöntemlerinden uygun olanlara başvurulmalıdır. Bu hususların dışında, enkaz çeşidinin (yani inşaat malzemesi, ev eşyası, tehlikeli atık, yanmış madde, hayvan kalıntıları ve karışık enkazlar gibi) ne olduğu tespit edilmelidir.3

Tehlikeli ve toksik maddelerden en önde gelen ve en sık karşımıza çıkan madde asbesttir. Bu bakımdan asbeste dair bazı temel unsurları ele almalıyız. ““Asbest” terimi, uzun ince lifler ve lif demetleri şeklinde doğal olarak oluşan bir grup mineraller grubunu ifade etmek için kullanılır. Bu mineraller biyolojik olarak parçalanamaz, büyük bir gerilme direncine sahiptir, ısıyı çok az iletirler ve yağmur suyu gibi kimyasal hava koşullarına karşı nispeten dirençlidirler. Bu özelliklerinden dolayı asbest tüm dünyada özellikle sanayide kazanlar ve ısıtma kapları dahil olmak üzere inşaat ve yalıtım malzemeleri; çimento borusu; debriyaj, fren ve şanzıman bileşenleri; elektrik kablosu için borular; boru kaplaması; çatı kaplama ürünler; kanal ve ev yalıtımı; yangın koruma panelleri; fırın yalıtım pedleri; boru veya kazan yalıtım; levha vinil veya yer karoları ve levha döşeme için altlık olarak yaygın olarak kullanılmaktadır.”4

            Peki asbest insan sağlığını nasıl tehdit eder ve insan sağlığı üzerine ne gibi olumsuz etkilere neden olmaktadır? Örneğin, asbestli malzemenin hasar görmesi nedeniyle asbest havaya karışır ve asbest içeren hava, insanlar tarafından solunduğunda asbestle temas gerçekleşmiştir. Akut açıdan toksik olarak nitelendirilmese bile asbest liflerinin akciğerlerde uzun süre kalma durumu söz konusu olabilir. Bunun sonucunda insanlar asbestoz, akciğer kanseri, plevral kalınlaşma ve mezotelyoma gibi birçok ciddi akciğer hastalıklarına maruz kalabilir. Bu tip hastalıkların 10-50 yıl gibi süre aralıklarına kadar uzun süren bir dönemde somut olarak etkileri ortaya çıkabilir. Dolayısıyla söylemeye gerek yok ki deprem nedeniyle oluşan enkazın ve moloz yığınlarının taşınması ve yok edilmesi sırasında asbest içeren malzemelerin tespit edilmesi ve uygun şartlarda bertaraf edilmesi oldukça hayati önemdedir. Bu nedenle bu işlemlerin uygulanmasında profesyonel ve teknik ekiplerin görev alması ve depremzedeler ile gönüllülerin uygulama alanında bulunmaması gerekmektedir.5  

Uzman ve teknik ekiplerin malzemelerin türünü, tehlike derecelerini ve uygulanacak işlemleri belirleyebilmesi açısından asbest olabilecek sahaları incelemesi gerekmektedir. Bu süreçte ekipler uygun kişisel koruma ekipmanına sahip olmalıdır. Ayrıca iş makinelerinin çalıştırılma şekline dahi dikkat edilmelidir. Zira asbestin yayılmasına engel olmak için uygunsuz ve aşırı toz çıkmasına neden olabilecek makine ve malzeme kullanımı ciddi bir tehlike oluşturabilir. Bu açıdan sulama ve ıslak bir zeminin oluşturulması gibi yöntemler enkaz kaldırma çalışmalarının neden olabileceği riskleri azaltacaktır. Asbest içeren malzemeler ve yapılar tespit edildiğinde bunlarla yapılan işlemlerde oldukça dikkatli olunmalıdır. Asbestin sökümü ve bertarafı en az asbestin tespit edilmesi kadar önemlidir. Dolayısıyla saha ekiplerinin bu kapsamda bilgilendirilmesi ve uygun koruyucu malzemelere (uygun donanımdaki yüz maskesi, eldiven ve göz koruyucu gibi) sahip olması gerekmektedir. Ayrıca sadece asbest bağlamında değil genel olarak enkaz kaldırma çalışmaları açısından sahadaki tüm işçiler ve görevliler FFP2/N95 ya da FFP3/N99 tipi en yüksek koruyucu maske kullanmalıdır. Aynı şekilde tulum ve eldiven gibi koruyucu malzemeler tek kullanımlık olmalı ve yıkanabilir çizmelerin giyilmesi (her kullanım sonrasında çizmeler yıkanmalıdır) gerekmektedir. Çalışmalar tamamlandıktan sonra da işçilerin ve görevlilerin sahadan ayrılırken hijyen gereksinimlerinin sağlanması ve kullanılan koruyucu malzemelerin uygun şekilde muhafaza edilmesi sağlanmalıdır.6

Asbestli maddelerin tespit edilmesi sonrasında ayrıştırılması ve bertaraf edilmesi ise ayrı bir organizasyonu gerektirmektedir. Bu açıdan asbestli malzemelerin uygun olarak depolanması ve imha edilmesi işlemleri öncesinde branda veya plastik tabakalarla örtülü tutulması sağlanmalıdır. Tıpkı enkaz çalışmalarında olduğu üzere burada da ıslatma işlemine ihtiyaç duyulmaktadır, yani malzemelerin ıslatılması taşınma sırasındaki riskleri azaltacaktır. Asbest atıklarının yakılıp atılmasının ya da bertaraf edilmeden önce diğer atıklarla karıştırılmasının kesinlikle önüne geçilmelidir. Özetlemek gerekirse, asbestin bertarafı ve güvenli olarak depolanması ve enkaz kaldırma çalışmaları için çevre ve halk sağlığı dikkate alınmalıdır.7 Çevre sağlığı açısından vurgulamak gerekir ki özellikle tarım alanlarının enkazın ve diğer tehlikeli maddelerin depolanması ve bertaraf edilmesi için kullanılmaması gerekir. Aynı şekilde halkın yaşam alanları (çadırlar/konteynerler ve yerleşim yerleri) da enkaz ve tehlikeli maddelerin ayrıştırılması ve bertarafı sırasında dikkate alınmalıdır. Hiçbir şekilde depremzedelerin sağlıklı bir ortamda yaşam hakkı ihlal edilemez!

Bu noktada ayrıca Türkiye’de asbest kullanımının 2010 yılı itibariyle yasaklandığını da belirtmek gerekiyor. Ancak bu tarih öncesinde asbestli malzemeler bina yapımında kullanılmıştır. Dolayısıyla uzun süre boyunca asbest kullanımı söz konusu olduğu için binaların dikkatli ve özenli biçimde denetimden geçirilmesi oldukça önemlidir. Ayrıca bu tarih sonrasında hâlâ binaların çeşitli kısımlarında farklı işlevler üstlenen parçalar içinde (örn. yalıtım malzemeleri) asbest kullanıldığı bilinmektedir. Bu nedenle tüm binaların denetlenmesi şarttır. Bunların dışında özellikle gözden kaçırılmaması gereken bir diğer husus ise, depremden etkilenen bölgenin çevresel asbestin yoğun olduğu alanlar arasında olmasıdır.8 Ayrıca deprem bölgesinde yaşayanların ve deprem sonrasında sahada çalışan görevlilerin ve işçilerin uzun süreli olarak sağlık durumları izlenmelidir. Böylece asbeste bağlı hastalıkların tespit edilmesi ve erken müdahale edilmesi mümkün olacaktır.9

Bu bağlamda asbestin ortaya çıkarabileceği tehlikeleri önlemek için enkazın ve molozların olduğu yerlerde ve yıkım ve atık alanlarında sadece görevli ve teknik personelin olması gerekmektedir. Bunun dışında özellikle çocuklar başta olmak üzere depremzedelerin ve gönüllülerin enkazla ve molozla teması önlenmelidir.10 Dolayısıyla asbest başta olmak üzere enkazdan kaynaklanan tehlikeli maddeler bölgede ciddi bir halk sağlığı tehdidi oluşturmaktadır. Deprem bölgesinde halkın sağlıklı bir çevrede yaşam hakkını garanti altına alabilmek için kapsamlı ve planlı bir organizasyon temelinde tehlikeli maddeleri içeren (özellikle asbest) malzemelerin/binaların tespit edilmesi ve uygun şekilde taşınması, depolanması ve bertaraf edilmesi sağlanmalıdır.

            Bu noktada tehlikeli maddeler içinde asbestin öne çıkarıldığı görülmektedir. Ancak diğer tehlikeli maddelerin de kesinlikle göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamakta fayda var. Bu açıdan boyalarda bulunan kurşun maddesi, poliklorlu bifeniller (PCB) ve polibromürlü bifeniller (PBB), kadmiyum ve elektronik atıklar gibi birçok tehlikeli maddenin enkaz ve moloz yığınlarında bulunma potansiyeli vardır.11 Bu yüzden insan ve çevre sağlığını etkileyebilecek her türlü tehlikeli madde uygun koşullarda taşınmalı, depolanmalı ve bertaraf edilmelidir.

Bu kapsamda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine bakıldığında, deprem bölgesinde her yıl yaklaşık 218.019 tonluk bir atık meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu veriye ek olarak deprem nedeniyle artan sağlık ihtiyacına bağlı olarak sağlık malzemelerinin ortaya çıkaracağı atıklar da göz önünde bulundurulmalıdır. Yani söz konusu atık miktarının artacağı aşikârdır. Dolayısıyla atık yönetimi konusunda ivedilikle tüm önlemler alınmalı ve gerekli uygulamalara başvurulmalıdır. Zira bu konudaki eksiklikler veya yetersizlikler ciddi bir çevre ve halk sağlığı sorununa neden olabilir. Örneğin, bu atıkların havaya, toprağa ve suya karışması hâlinde başta çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar olmak üzere depremzedeler ciddi bir riskle karşı karşıyadır.12

Son olarak, tüm bu çevre ve halk sağlığı tehditlerine karşı halkın başvurabileceği ve yararlanabileceği hak arama araçlarına değinmek gerekiyor. Öncelikle, depremzedelerin enkaz nedeniyle ortaya çıkan tehlikeli maddelerin taşınması ve bertarafı bağlamında söz konusu eksiklikleri ve uygunsuz işlemleri Çevre Kanunu ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümlerine dayanarak merkezi ve yerel idareler hakkında suç duyurusunda bulunma hakları vardır. Bu açıdan yasal çerçeveden yararlanılabilir. Yasal çerçeveden söz ederken özel olarak şu yönetmelikleri zikretmekte fayda var: 25/01/2013 tarihli ve 28539 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Asbestle Çalışmalarda Sağlık ve Güvenlik Önlemleri Hakkında Yönetmelik, 18/03/2004 tarihli ve 25406 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Hafriyat Toprağı, İnşaat ve Yıkıntı Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği, 02/04/2015 tarihli ve 29314 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Atık Yönetimi Yönetmeliği, 26/3/2010 tarihli ile 27533 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Atıkların Düzenli Depolanmasına Dair Yönetmelik. Ayrıca depremzedelerin yaşadıkları illerin/ilçelerin valilikleri/kaymakamlıkları ve belediyelerine yıkım ve enkaz konusunda yazılı ya da sözlü olarak şikayette bulunma haklarının olduğunu ve Sağlık Bakanlığına genel bir tarama yapılması için başvurma hakkının olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. Bu seçenekler dışında elbette Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı il müdürlükleri ve İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü gibi kamu kurumlarına asbest başta olmak üzere tehlikeli maddeler konusundaki uygulamaların ve önlemlerin uygunluğuna dair bildirimde bulunma hakkı vardır.13

Sonuç olarak, devletin maruz kalınabilecek her türlü tehdide ve tehlikeye karşı depremzedeleri koruma yükümlülüğü bulunmaktadır. Hem halk sağlığı hem de çevre sağlığı (özellikle tarım alanları ve hayvancılığın yapıldığı alanlar) için devletin sorumluluklarını eksiksiz olarak yerine getirmesi gerekmektedir. Bu konuda devletin sorumluluklarını yerine getirmemesi ve hatta halkın taleplerini görmezden gelmesi hâlinde ise depremzedelerin yaşam haklarını ve yaşadıkları çevreyi korumak adına mücadele etmesi son derece meşru ve haklı olacaktır. Sahada çevre ve halk sağlığının gerektiği şekilde korunamadığı ve bu bağlamdaki taleplerin de yok sayıldığı örneklerle karşılaşılmıştır. Hatta Samandağ’da halkın çevre ve halk sağlığı talebiyle yaptığı eylemin haksız, hukuksuz ve şiddetli bir şekilde bastırıldığına tanık olunmuştur. Bu yüzden bir kez daha vurgulamak gerekir ki halkın sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı hiçbir koşulda gasp edilemez! Deprem bölgesindeki enkazın ve tehlikeli atıkların taşınması ve bertarafı bu açıdan göz ardı edilemeyecek hayati bir meseledir. Aynı şekilde şehirlerin ve konutların yeniden inşa süreci de öncelikle çevre ve halk sağlığını esas alacak şekilde planlanmalı ve organize edilmelidir.

Kaynaklar

1-Elişan Filiz Piroğlu, “Afet Yönetiminde Özel Konular Enkaz Yönetimi”, İTÜ Afet Yönetimi Enstitüsü, s. 38-42,

https://ankara.imo.org.tr/Eklenti/7823,egitim-notlari-icin-tiklayinizpdf.pdf?0

2-Piroğlu, s. 44-45.

3-Piroğlu, s. 47, 50, 54.

4-Bu kısımDr. Arif Müezzinoğlu’nun 2008 yılında meydana gelen Çin’deki bir depremden sonra Dünya Sağlık Örgütü’nün hazırladığı bir rehberin çevirisinden aynen alıntılanmıştır.

Orijinal metin için bkz: https://cdn.who.int/media/docs/default-source/chemical-safety/asbestos/asbestos-after-earthquake.pdf

Dr. Müezzinoğlu’nun çevirisi için bkz: https://www.meslekhastaligi.net/asbest-tehlikeler-ve-deprem-sonrasi-temizlik-icin-guvenli-uygulamalar/

5-Aynı çeviri metninden yararlanılmıştır, bkz:https://www.meslekhastaligi.net/asbest-tehlikeler-ve-deprem-sonrasi-temizlik-icin-guvenli-uygulamalar/

6-Pınar Okyay, “10 Soruda Deprem Sonrası Enkaz Çalışmaları ve Asbest”, https://t24.com.tr/yazarlar/pinar-okyay/10-soruda-deprem-sonrasi-enkaz-calismalari-ve-asbest,38884

7-P. Okyay,“10 Soruda Deprem Sonrası Enkaz Çalışmaları ve Asbest”.

8-Türk Toraks Derneği, “Mesleksel Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu “Deprem Bölgesindeki Asbest Maruziyeti Tehlikesi” Basın Bildirisi”, https://toraks.org.tr/files/mf/site/2023/02/deprem-bolgesindeki-asbest-maruziyeti-tehlikesi-7a75a1c4.pdf

9-Türk Toraks Derneği, “Mesleksel Akciğer Hastalıkları Çalışma Grubu “Deprem Bölgesindeki Asbest Maruziyeti Tehlikesi” Basın Bildirisi”.

10-Türk Toraks Derneği (TTD), “Deprem Sonrası Asbest Nedeniyle Gelişebilecek Tehlikeler ve Temizlenmesinde Güvenli Uygulamalar”https://toraks.org.tr/files/mf/site/2023/03/asbest-0189fdff.pdf (*TTD,raporunun 9 Haziran 2008 tarihli Dünya Sağlık Örgütü ve Birleşmiş Milletler Çevre Programı Ülke Ofisleri tarafından hazırlanan teknik bilgi notu temelinde hazırlandığını belirtmektedir.)

11-Dursun Baş (Der.), “Deprem Bölgesinde Yıkılan ve Yıkılacak Binalardan Kaynaklı Tehlikeli Atıkların Kontrolü ve Yönetimi”,https://umutsen.org/index.php/deprem-bolgesinde-yikilan-ve-yikilacak-binalardan-kaynakli-tehlikeli-atiklarin-kontrolu-ve-yonetimi/

12-UNDP,“Recovery and Reconstruction After the 2023 Earthquakes in Türkiye UNDP Offer and Proposed Projects”, s. 16, https://www.undp.org/turkiye/publications/recovery-and-reconstruction-after-2023-earthquakes-turkiye-undp-project-catalogue

13-D. Baş (Der.), “Deprem Bölgesinde Yıkılan ve Yıkılacak Binalardan Kaynaklı Tehlikeli Atıkların Kontrolü ve Yönetimi”

spot_img
İlgili İçerikler

Son Eklenenler