Yönetmen Ozan Takış: “İnsanın sanata gönül vermesi için parasının olması gerekmesi, dünyanın en dramatik durumudur”

0

Yönetmen Ozan Takış, 2013 yılında pres makinesine sıkışarak hayatını kaybeden çocuk işçi Ahmet Yıldız (13) anısına ”Şekirê Pembû” adlı kısa filmini tamamladı. Filmin ilk gösterimi Mersin Kültürhane’de gerçekleşti.

Çocuk işçilerin sesi olabilmek için gerçekleştirdiği bu çalışmada, Adana’nın Karataş ilçesinde pamuk toplayan iki çocuk işçinin yaşadığı zorlukları ve çelişkileri anlatıyor. Ulusal ve Uluslararası Festivallere başvurusu gerçekleşen filmi hakkında yönetmen Ozan Takış ile konuştuk.

Öncelikle bizlere bu filmin oluşum sürecindeki yaşadığınız sıkıntılardan bahsedebilir misiniz? Sanat şu an ayrıcalıklı bir sınıfın daha kolay erişebildiği, çoğu sanatçının üretebilmek için büyük zorluklara katlandığı bir alan haline geldi. Bu durum hakkında bir bağımsız sinemacı olarak ne düşünüyorsunuz?

Film çekmek dışarıdan izlendiği gibi kolay bir şey değil, özellikle bağımsız sinemacıysanız. Bağımsız sinema dediğimiz şey kolektif bir ekip işidir, buna gönül veren insanlarla birlikte başardığınız bir durumdur. Bağımsız sinemaya daha çok destek verilmesi gerekiyor. Çünkü bağımsız sinema, size hayatın tüm gerçekliğini yansıtır ve bunu hissedersiniz. Şekirê Pembû filmini çekmeden önce oluşturduğumuz ekip tamamen gönüllü çalıştı, özellikle görüntü yönetmenim Serkan Kaçmaz, kendi ekipmanlarıyla bize destek oldu. Bugün kısa metraj bir film çekmenin maaliyeti en az 15 bin TL civarında. Özellikle bağımsız sinemaya destek sponsorlarının olması gerekiyor; konaklama, yemek, ulaşım gibi. Çünkü film setinde maaliyeti artıracak unsurlar en çok bunlar. Bize, sağolsun, Karataş Belediyesi bu konuda destek çıktı. Konaklama, yemek ve ulaşıma destek çıkıldığı zaman hiç olmazsa bağımsız sinemaya gönül vermiş insanların sırtından büyük bir yük kalkmış oluyor. Sanat, ayrıcalıklı bir sınıfın daha kolay erişebildiği sorunuza ise twitter hesabımdan attığım bir twit ile cevap vermek istiyorum: “İnsanın sanata gönül vermesi için parasının olması gerekmesi, dünyanın en dramatik durumudur.”

Şekirê Pembû’yu daha 13 yaşında çalışırken katledilen Ahmet Yıldız anısına çektiniz. Bize filmin oluşum sürecinde hissettiklerinizden bahsedebilir misiniz?

Ahmet Yıldız (13) yaşında bir çocuk işçiydi. Pres makinesine sıkışarak, 2013 yılında hayatını kaybetti. Sigortasız ve kaçak çalıştırılıyordu. İşveren, ilk önce trafik kazası süsü verdi. Sonra olayın gerçek yüzü ortaya çıktı ve işveren Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandı. Aradan bir süre geçtikten sonra işveren, Ahmet Yıldız’ın babası ile 30 Bin TL karşılığında anlaştı ve serbest kaldı. Sonrasında Ahmet Yıldız da unutuldu, gitti. Benim ise bu olaya isyanımı bir şekilde dile getirmem gerekiyordu. Bunu da sinema ile yaptım. Filmi çekmeden önce Adana/Karataş’ta çalışan çocuk işçileri ve ailelerini gözlemledim. Bu sınıfsal sorunu dile getirmem, benim içimdeki yakarışları bir nevi dindirmeme sebep oldu.

Şekirê Pembû’yu Kürtçe olarak çektiniz. Hala milliyetçiliğin sınıfı böldüğü, insanların ortak ezilmişliğinin önüne geçtiği bir dünyada yaşıyoruz. Filmin Kürtçe olmasından kaynaklı eleştiriler geldi mi?

Şekirê Pembû evet Kürtçe bir film. Ben ise Kürt biri olmadan bunun derdini sıkıntısını dile getirebildiysem, bu benim için daha yüce bir şey. Filmin neden Türkçe olmadığına yönelik çok ciddi eleştiriler almadım. Sadece beklentik eleştiriler aldım. Sinema, duyguları ve gerçekliği yansıtmanın bir aracıdır. İlk başta senaryoyu Türkçe yazmıştım. Bir yönetmenin bilmediği bir dilde ve kültürde film çekmesi çok ama çok zordur. Ya çok iyi gözlem yapması ya da destek alması gerekir. Çünkü farklı kültürler, farklı diller, farklı jest ve mimikler vardır. O yüzden ben de filmimizi çekerken Kürdolog desteği aldım. Adana/Karataş’taki gözlemlerim sonucunda pamuk tarlarlarında çalışan ve mevsimlik işçilik yapan birçok insanın Kürt ve Suriyelilerden oluştuğunu gördüm. Gerçeği yansıtmam gerektiği için de Kürtçe çektim.

Bundan sonrası için planlarınız neler? Son olarak eklemek istediğiniz başka bir şey var mı?

Şekirê Pembû’den önce çektiğim “UYANIŞ” filmimizin post-prodüksiyon(kurgu/montaj) işlemleri kaldı ve onun için yapımcı desteği arıyorum. Ocak 2018’de ‘Sınır’ diye bir kısa film çekim projem var. Bunun dışında yazdığım uzun metrajlı bir senaryom mevcut. Bağımsız sinemaya devam edeceğim. Yeter ki insanlar bağımsız sinemayı desteklesin ve sanat kazansın.

Share.

Comments are closed.