gününde

Yaşamak ve yaşatmak için direnenlere yüzünü dön!

0

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi Ekim 2019 raporunu yayımladı. Rapora göre Ekim ayında en az 155 işçi, yılın ilk on ayında ise en az 1477 işçi yaşamını yitirdi.

“Soma’dan Eskişehir’e, Ataşehir’den Cargill’e, Koton’dan Saica Pack’e… Patronun kim olduğu farketmez! Yaşamak ve yaşatmak için direniyoruz!” diyerek rapor sunuşuna başlayan İSİG Meclisi’nin raporunun detayları şu şekilde:

• Ocak ayında en az 159 işçi, Şubat ayında en az 127 işçi, Mart ayında en az 114 işçi, Nisan ayında en az 153 işçi, Mayıs ayında en az 164 işçi, Haziran ayında en az 131 işçi, Temmuz ayında en az 178 işçi, Ağustos ayında en az 149 işçi, Eylül ayında en az 147 işçi ve Ekim ayında en az 155 olmak üzere; Türkiye’de 2019 yılının ilk on ayında en az 1477 işçi iş cinayetlerinde yaşamını yitirdi…

• 155 emekçinin 124’ü ücretli (işçi ve memur), 31’i kendi nam ve hesabına çalışanlardan (çiftçi ve esnaf) oluşuyor…

• Ölenlerin 7’si kadın işçi, 148’i erkek işçi. Kadın işçi cinayetleri tarım, tekstil, büro, ticaret ve taşımacılık işkollarında gerçekleşti…

• Biri 14 yaş ve altında olmak üzere iki çocuk işçi can verdi. Çocuk işçi cinayetleri tarım ve konaklama işkollarında gerçekleşti…

• 51 yaş ve üstünde ise çalışırken ölen 50 emekçi bulunuyor: Mevsimlik tarım, orman, gıda, kimya, tekstil, çimento, metal, inşaat, taşımacılık, gemi, güvenlik ve belediye işçisi… Bu hususun emeklilik yaşı, emeklilik hakkı, EYT, kayıtlı (sigortalı) çalışma, BES gibi konular içinde bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekiyor…

• Ekim ayında 8 göçmen/mülteci işçi yaşamını yitirdi. Mülteci/göçmen işçilerin 3’ü Suriyeli, 2’si Rusyalı, 1’i Afganistanlı, 1’i Özbekistanlı ve 1’i İranlı… Yılın ilk on ayında ise en az 99 göçmen/mülteci işçi çalışırken yaşamını yitirdi.

Ölümler en çok tarım, inşaat, taşımacılık, ticaret/büro, belediye/genel işler, metal, madencilik, tekstil/deri, gıda ve konaklama/eğlence işkollarında

1- Bu ay tarımda ölenlerin en az yüzde 45’i ücretli, yüzde 55’i ise çiftçi.
2- Bütün işkollarında ölümlerin ana gövdesini güvencesiz işçiler oluşturuyor: Mevsimlik, taşeron, yevmiyeli çalışanlar.
3- Geçen yıllara göre inşaat işkolundaki ölümlerde azalma görülüyor. Bunun nedeni ise alınan önlemler değil ekonomik krize bağlı olarak sektördeki küçülme.
4- Herkes belediyeleri tartışıyor ama işkolundaki ölümler gündeme gelmiyor. Ekim ayında dokuz belediye işçisi yaşamını yitirdi ve çoğu taşeron çalışıyordu.

En fazla ölüm nedenleri sırasıyla trafik/servis kazası, yüksekten düşme, ezilme/göçük, kalp krizi, şiddet, elektrik çarpması, zehirlenme/boğulma ve intihar…

1- İş cinayetlerinin nedenlerinden ilk üçü hiç değişmiyor. Ancak ulaşıma, yüksekten düşmelere ve ezilmelere karşı önlem alınmıyor.
2- Son dönemde kalp krizi, beyin kanaması nedenli ölümler sürekli artıyor ve iş cinayetleri nedeni olarak dördüncü sırada yer alıyor. Ancak bu konuya dair yeterince araştırma bile yapılmıyor. İşçilerin çalışma ve yaşam koşullarının bütünlüklü olarak ele alınması gerekiyor.
3- Düşük bir maliyetle önlem alınabilecek elektrik çarpmaları patronların niyetinin bir göstergesi adeta. Son aylarda sürekli artan ve neredeyse her on işçinin birinin ölümünün sebebi olan elektrik çarpmaları 200-300 TL’lik bir maliyetle önlenebilir oysa.

Ekim’de Türkiye’nin 57 şehrinde ve yurtdışında 5 ülkede iş cinayeti gerçekleşti

11’er ölüm İstanbul ve Konya’da; 10 ölüm Antalya’da; 8 ölüm Bursa’da; 7 ölüm İzmir’de; 6 ölüm Sakarya’da; 5’er ölüm Ankara, Denizli ve Gaziantep’te; 4’er ölüm Aydın, Kayseri ve Muğla’da; 3’er ölüm Kilis, Kocaeli, Mersin ve Cezayir’de; 2’şer ölüm Aksaray, Amasya, Balıkesir, Batman, Bilecik, Bolu, Çorum, Düzce, Hatay, Isparta, Kastamonu, Niğde, Ordu, Şanlıurfa, Van, Zonguldak ve Sırbistan’ta; 1’er ölüm ise Adana, Ağrı, Bartın, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Eskişehir, Giresun, Hakkari, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kütahya, Malatya, Mardin, Nevşehir, Osmaniye, Samsun, Siirt, Sivas, Tekirdağ, Tokat, Tunceli, Yalova, Uşak, Yozgat, Hindistan, Kuzey Kıbrıs ve İspanya’da yaşandı…

Ölen işçilerin hepsi sendikasız, yani sendikasız çalışmak ölüm demektir. Diğer yandan ölen başka sendikalı işçiler de olabilir. Ancak kâğıt üzerinde olan sendikal üyeliklerinin gerçek bir örgütlülük olmaması ve birçok sendikanın ölen üyelerini sahiplenmemesi sonucu net bir bilgi verme şansımız olmadığını da belirtelim. Bu durum özellikle kamu çalışanı/memur sendikaları açısından daha da tespit edemediğimiz bir husus…

Share.

Comments are closed.