Türk Metal’den istifa etti, işten çıkarıldı

0

Gebze’de bulunan Mahle filtre’de çalışan Türk Metal’e üye işçi, sendikadan istifa etmesinin hemen ardından işten çıkarıldı.

Mahle Filtre’de 3 yıldır makine operatörü olarak çalışan Nazan Öztürk, işyerinde yaşanan mobbinge, iş kazalarına karşı sesini çıkarmayan Türk Metal’den, “Ben aidat almak dışında hiçbir şey yapmadılar, sorunumda yanımda olmadılar” diyerek istifa etti. İstifasının akşamında, İnsan Kaynaklarından gelen telefonla işten çıkarıldığını öğrendi.

“Elbette hakkımı almak istiyorum ama benim şu anki tek mücadelem şerefim, onurum” diyen Nazna Öztürk ile yaşadığı süreci, Türk Metal’in Mahle’deki varlığını ve işten çıkarılma sürecini konuştuk.

Türk Metal’e nasıl üye oldun?

Her işyerinde oryantasyon süreci vardır ve bu süreçte işin öğretilmesi, eğitim verilmesi gerekiyor. Bana işi öğreten kimse olmadı. 2018 Ocak’ta da kadroya alındım, taşeron yasasıyla. İlk girdiğimde maaşımız taşeron firma üzerinden yattı. Ocak’ta Mahle’nin elemanı oldum. Sendika üyesi olmak istiyor musun gibi bir soru sorulmadı. Elbette kendi kimlik bilgilerinle sendika odasında bilinçli olarak üye yapıldık. Ama işe yeni girdiğim için ne deseler onu yaptım. Sendika işçiyi tutarsa ancak öyle kadroya alınırsın diye konuşuluyordu hep. Sendika seni tutmazsa hiçbir şey yapamazsın. Zaten sendika üyesi olmayıp kadrolu olan kimse de yok.

Türk metalin işyerindeki konumu nedir?

Türk metalle patronun sözleri birbirinden farklı değil. Birbirlerinin menfaatlerini düşünüyorlar. Ben internetten başvuru yaparak girdim işte. Fabrikada çalışanların çoğu birbirinin akrabası, olmayanlar da sürekli ezildik. Sendikacılar genel olarak işe arkadaşlarını, akrabalarını sokmuşlar. “Bu benim akrabam, bana yanlış yapmaz, sendikaya da sahip çıkar”, “ben ne desem o olur” mantığıyla hareket ediyor sendika. Dışardan biri işe başvurduğunda ihtiyacımız yok diyorlar ama birkaç gün sonra temsilcinin akrabasını işe alıyorlar. Hani işler kötüydü, yanıp bitiyorduk?

Fabrikadaki çalışma ortamı nasıl?

İşçiyle konuşurken bakışlarından hissettiriyorlar değersiz olduğunuzu, o bakışı gördüğünüzde anlıyorsunuz yerinizi. O kadar üstenler ki, ben nereye düştüm böyle diyorsun. Seninle aynı konumda çalışan işçi bile sana iş buyurabiliyor, eğer sendikanın adamıysa. Yetkililerin söyledikleriyle uyguladıkları birbirinden çok farklı. Bana istedikleri ne olursa “bunu yap” diyorlar ama en ufak bir sıkıntı olduğunda da “bu senin yetkin değil, neden yaptın?” diye hesap soruyorlar.

Fabrikada çalışan sayısı az değil, ama bir bölümün işleri kötü gittiği için tek vardiyaya düştü. Oradan eleman sirkülasyonu oldu. Bölümüm sürekli değiştiği için bazen tek vardiya bazen çift vardiya çalışmak zorunda kaldım. Ben ilk işe girdiğimde 3 vardiya olarak anlaşmıştım. Çünkü eşim de 3 vardiya çalışıyor ve çocuklarımıza bakacak kimse olmadığı için ona göre işe girdim. Şu an, eşim işten çıkıp ancak servise bindiğinde o gelmeden ben evden çıkmak zorunda kalıyorum, haliyle çocuklarım yarım saat evde yalnız kalıyorlar. Biliyorum, bu da bir mobbing.

Mobbingler ne zaman başladı?

İşler kötü gidiyor diye geçtiğimiz yıl bizden isim istediler, gönüllü olarak istifa edilmesi için. 5-6 kişi ismimizi yazdırdık.

Sonrasında mobbingler arttı. Bir tane kadın işçi üstüne tuvaletini yaptı, tuvalete göndermedikleri için, bu mobbing değil de nedir? Bana devamlı olarak çalıştığım bölümü değiştirerek mobbing uyguladılar. Tam işi öğreniyorum, yine bana sormadan bölümümü değiştiriyorlar. Takım lideri yapıyor bunu. Öğretmelerini isteyince de sen beceriksiz misin deyip başlarından savıyorlardı. Bazen günlük olarak da değiştirdiler. İşe girdiğim günden bu yana tam altı farklı bölümde çalıştım.

En son, devamlı bölümü değiştirilen kadın bir arkadaşımız vardı. Onun da bir maddeye alerjisi varmış. Yüzü gözü şişti, mahvetti yara bere içinde bıraktı. İş sağlığı birimine şikayet etti. Raporu da vardı alerjisi olduğuna dair. Gidince yöneticiler, sen bizi şikayet ettin deyip ayağa kaldırdılar ortalığı. Onlardan habersiz nefes almayacaksın, bunu istiyorlar. Şikayet ettikten sonra onun bölümünü değiştirdiler. Oradaki sorumlu kişi de sendika aracılığıyla işe girenlerdendi. Mobbing yaptılar sürekli. Artık baskılara dayanamıyordu. Ben bizzat gördüm, eğer dava açmak istiyorsan ben senin şahidin olurum dedim çünkü gözümün önünde oldu olay. Bunlar yaşanınca kadın arkadaşımız bir üstüne bildiriyor olanları. Alerjim yüzünden bölümümü değiştirdiniz ama burada da sürekli mobbinge maruz kalıyorum. Biz seni buraya verdik, çalışacaksın. Başka yer yok, işinin başına geç diye bağırdılar. O da çekti gitti dayanamayıp.

İş kazaları sık yaşanıyor muydu?

Ben işimi çok seviyordum ama sendikanın yaptıklarını patron da hasır altı ediyordu, yönetim eksikliği var. İnsanlara eğitim vermeden çalıştırdıkları için sürekli olarak insanların iş kazası geçirme korkusu oluyor, benim daha geçtiğimiz hafta 3 günlük raporum vardı. Elim parçayla piston arasına sıkıştı. Beni o bölüme almalarından önce, bu iş için mesleki yeterlilik belgemin olmadığını söylemiştim. Ama bana, sen operatörsün makineyi kullanma becerin var dendi ve özellikle, “güvenlik bariyeri” olduğunu belirttiler. Bariyerin içine girildiğinde makine çalışmaz dendi bana. Ama makine çalıştı… Meğer bana talimat dışında bir iş yaptırmışlar, ben nereden bileyim. Söylediği şeyin ben talimat içi olup olmadığını bilemem ki. Çünkü talimat dışı bir şey söylemesi söz konusu olamaz.

İrili ufaklı çok fazla iş kazası yaşanıyor. Örneğin, ben işe girmeden önce 2017 yılında biri ölümden dönmüş. Benimle birlikte bölümü değiştirilen bir kadın bir başka işçi parmağını çatlattı.

İlk yaşadığım iş kazasında, yeni başladığım için işten çıkaracaklar diye kimseye söyleyemedim. Elimden kanlar akıyordu, ben yine işe devam ediyordum. İlk çalıştığım bölümdü. Orada maket bıçağı gibi kesici bir aletle filtre kağıdı kesiliyor. Nasıl tutmam, nasıl kesmem gerektiğini kimse göstermeden beni çalıştırmaya başladılar. Öğrenene kadar defalarca elimi kestim. Sağ baş parmağım ve orta parmağım kan içinde kaldı. Ancak 1-2 ay sonra öğrendim kesmeyi.

İşten çıkarılma sürecin nasıl oldu?

Sürekli işin değişince, sürekli mobbinge uğrayınca huzurun kalmıyor. İşini yapabildiğin, başarabildiğin oranda kendine güvenin geliyor. Tam işi öğrenmeye başladığın anda yerini değiştiriyorlar. Öğrenmek de kolay değil ki, uğraşıp didiniyorsun kendi başına. Eğitim verseler, öğretseler böyle olmazdı. Tüm bunlara maruz kalırsan psikolojin nolur kimse düşünmüyor. İş dışında da hayatın var, canın sıkkın olabilir, çocuğun hasta olabilir, yakınını kaybetmiş olabilirsin. Kimse seni düşünmüyor.

Disiplinsizlikle tazminat vermeden çıkardılar. Ben hırsızlık, ahlaksızlık yapmadım. Hastaydım kısa bir tedavi sürecim oldu. Fizik tedavi gördüm. Ayakta fazla çalışmaktan ayağımda ödem oluştu. Suçum bu muydu? Daha ben ne yapayım yani, hasta olmayı kim ister?

Ben canımı sokakta bulmadım, birilerinin 10 bin-20 bin kazanmaları için çalışmak istemiyorum. Ben paraya tamah etmiyorum. Benim şu anki tek meselem, ki sendikaya vermiş olduğum tepkinin altında da bu yatıyor; eşi işyeri temsilcisi diye cesaret alıp bana baskı uygulayamaz kimse. Bunu şikayet ettiğimde, cevap alamayınca bir de sendika beni suçlu duruma düşürdü. Biz filtre üretiyoruz, bugün konuştuğumuz konu ne dediler bana. İşçilerin yaşadığı sıkıntıların üstünü hep sendikacılar örttü.

Önceki gün sendikadan ayrıldım, üyeliğimi feshettim. Çünkü benden aidat almak dışında hiçbir şey yapmadılar, hiçbir sorunda yanımızda olmadılar. Ertesi gün de işten atıldım. Salgının olduğu böyle bir dönemde işsiz bırakıldım. Benim adım temizlenecek, benim gözüm parada değil. Ben onurumla çalıştım orada. Elbette hakkımı almak istiyorum ama benim şu anki tek mücadelem şerefim, onurum.

Share.

Comments are closed.