gününde

Türk-İş’in TİS rezaletine dair değerlendirmeler I – DGD-SEN Başkanı Murat Bostancı

0

Türk-İş’in kamuda TİS sürecindeki rezaletine dair sendika yöneticileri ve direnişçi işçiler ile gerçekleştirdiğimiz röportaj dizimizde ilk olarak DGD-SEN Genel Başkanı Murat Bostancı ile görüştük. Bostancı her şeyden önce işçilerin TİS görüşmelerindeki temsiliyetinin sağlanması gerektiğini söyledi.

Herkesin bildiği üzere geçtiğimiz günlerde milyonlarca kamu işçisini ilgilendiren TİS kapsamında hükümet ve Türk-İş bir anlaşmaya vardı. Bizler Umut-Sen Kolektifi olarak, işçilerin mücadele tarihi boyunca sendikaların en işçi yanlısı görüneninden açıkça devlet tarafından yönetilenlerine kadar hepsinde yapılan hataları, yaşanan yolsuzlukları defalarca dile getirdik. Bu anlamda Türk-İş’in TİS diye işçilerin önüne getirdiği rezaleti zaten az çok tahmin ediyorduk. Son yaşanan mikrofon olayıyla da Türk-İş Genel Patronu Ergün Atalay kendi ağzıyla milyonlarca kamu işçisinin kaderini nasıl oldu bittiye getirdiklerini itiraf etmiş oldu. Yaşanan bu son gelişmeleri değerlendirmeleri için birçok farklı sendika yöneticisi ve direnişçi işçilerle yaptığımız bu röportaj dizisinde ilk olarak bağımsız sendika DGD-SEN’in Genel Başkanı Murat Bostancı ile görüştük. Bu tip rezaletlerin yaşanmaması adına tek çözümün görüşmelerde işçi temsiliyetinin sağlanması olduğunu söyleyen Bostancı’nın değerlendirmesi şu şekilde oldu;

Öneri olarak sendika başkanları değil bizzat işçiler görüşmelere dahil olmalı. İşyeri meclisi, komitesi ile doğrudan söz yetki karar süreçlerinde işçilerin olduğu bir yol izlenmelidir. Türk-İş başkanı bugün televizyonda canlı yayında “30 yıldır sendika başkanı ve 2 dönemdir konfederasyonda başkan olduğunu”söylüyor.Siyaset yapmadığını ama gündeme dair görüşlerinin olduğunu söylüyor. İktidar seviciliği yapmaya devam edecek çünkü sistem yukarıdan aşağıya çürümüş. Uzun yıllar başkan olduğunu belirten Atalay %80 delegenin desteği ile seçildiğini ama o delege seçimlerinin demokratik olup olmadığa dair tek kelime etmiyor. Yani ağalık sistemi sendikalarda var işleyiş böyle olduğu sürece devam edecek. Hak-İş ve Türk-İş bu kirlenmenin merkezini oluştururken Disk tarihine tezat bir yönetim ve işleyiş böyle devam ederse önümüzdeki yıllarda diğer adı geçen konfedarasyonlardan pek de farkı kalmayacak gibi. Direnişleri görmeyen sendika yönetimleri zaten sınıf mücadelesi değil “rant” mücadelesinin bir parçası olmuşlar. Bayramın ilk günü bir tekstil işçisi beni aradı bayramlaştı işyerindeki şartları sordum cevabı “Çalışma şartları ve koşullar Almanya, ücretler ise Somali” dedi. Sol cenah dahil yazıp çiziyor ama direnen işçileri görmüyor, çözüme dair mücadele etmiyor. İşçileri satan sendika yöneticileri er yada geç tarihin çöplüğüne gidecek bu sonucu işçiler belirleyecek.

Share.

Comments are closed.