Sultanbeyli’de İşçi Hakları Eğitimi: ‘’Patronlar bizi parçalamak istiyor’’

0

Umut-Sen ve Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin organizasyonuyla ‘İşçi Hakları Eğitimi’ toplantısı Sultanbeyli’de gerçekleştirildi. Mayısta Yaşam Kooperatifi’nde yapılan toplantıya başta metal işçileri olmak üzere değişik iş kollarından işçiler yoğun ilgi gösterdi.

İşçilerin temel haklarının anlatıldığı ve sınıf mücadelesinin dünü, bugünü üzerine sunumların gerçekleştiği etkinliğe Av. Sevgi Kalan ve Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu katıldı. Mayısta Yaşam Kooperatifi yürütücülerinden Coşkun Şimşek’in moderatörlüğünü yaptığı toplantıda işçilerin merak ettikleri sorular yanıtlandı.

Açılış konuşmasını yapan Şimşek, memlekette bir umutsuzluk halinin egemen kılınmak istendiğini fakat işçi sınıfının her daim mücadeleyi büyüttüğünü ve işçilerin tüm bu siyasal gericilik ortamına rağmen ülkenin her tarafından direndiğini belirtti. 2015’te yaşanan ‘Metal Fırtına’yı hatırlatan Şimşek, direnişi işçilerin yarattığını ve bu direnişin dalga dalga ülkenin dört bir yanına yayıldığını, işçilerin bu direnişten öğrendiğini söyledi.

Mayısta Yaşam Kooperatifi’nin yaptığı eğitim ve ürün dayanışma faaliyetlerine dikkat çeken Şimşek, ‘’Yaptığımız faaliyetlerle birlikte sınıf mücadelesi içinde yer alan yapılarla da yan yana gelmeye, sınıf mücadelesini birlikte büyütmeye dair neler yapılabilir diye birlikte konuşmaya karar verdik. Etkinliklerimiz devam edecek’’ dedi.

Açılış konuşmasının ardından söz alan Av. Sevgi Kalan, İş Kanunu’nu geçmiş ve günümüz uygulamalarıyla karşılaştırarak anlattı. Zorunlu hale getirilen ‘arabuluculuk’ uygulaması üzerinde önemle duran Kalan, iş mahkemelerinin artık işçi lehine karar vermekten uzak olduğunu belirtti. Arabuluculuk dayatmasına karşı işçilerin alması gereken teknik önlemleri sıralayan Kalan, fiili ve birlikte mücadelenin önemini de vurguladı. Kıdem Tazminatı’nın fona aktarılması tehdidinin yıllardır devam ettiğini fakat işçilerin göstereceği tepkiden çekinildiği için bir türlü yasalaşamadığını hatırlatan Kalan, işçilerin yasal haklarına sahip çıkmaları gerektiğinin altını çizdi. Kalan ayrıca kıdem tazminatı için zaman aşımı süresinin 10 yıldan 5 yıla düşürüldüğünü hatırlattı.

Bir tekstil işçisi söz alarak, iş yerinde yaşadığı baskıları ve bu baskılara nasıl tek başına direndiğini, hak ettiği ücreti kendisini 3 gün 3 gece fabrika kapısına zincirleyerek, gözaltına alınıp darp edilerek kazandığını anlattı. Patronların işçileri parçalamak istediğini söyleyen işçi ‘’Mücadele etmezsek hiçbir hakkımızı vermez bunlar’’ diyerek sözlerini bitirdi.

Havalimanı’nda çalışan bir kadın işçi söz alarak uzun yıllardır süren meslek hastalığı nedeniyle iş yerinde mobbinge maruz kaldığını ve istifa etmek için zorlandığını aktardı. Hukuki olarak var olan sorularını avukata soran işçi, hastalığının kendisini zorladığını ama haklarını alabilmek için yıllardır baskılara direndiğini ve direnmeye devam edeceğini belirtti.

Umut-Sen Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, tarih boyunca var olan ezen-ezilen ilişkilerine değinerek, işçi sınıfı tarihinin henüz toy olduğunu ve sınıf mücadelesinin günün çelişki ve çatışma koşulları içerisinde sürekli güncellenmesi gerekiğini ifade etti. Konuşmasında dünya ve Türkiye’de sınıf mücadelesinin yükseldiği tarihsel dönemlere değinen Aksu, Lyon dokuma işçilerinin birbiri ardına gelen ayaklanmalarına, Paris Komünü ve Sovyet Devrimi’ne; Türkiye’de Saraçhane Mitingi’ne, 15-16 Haziran direnişine, 1980 faşist darbesine kadar sınıf mücadelesinin izlediği seyre dair düşüncelerini paylaştı. Türkiye’de devrimciliğin, 1971 yılında Denizlerin, Mahirlerin ve İbrahimlerin gerçekleştirdiği kopuş ve devrimci yaşamla anlamlandırılabileceğini belirten Aksu, ‘’Bu isimler mücadelenin her tarafında yer aldılar. Hem teorisini yazdılar hem işçileri örgütlediler hem de yoldaşlarına nasıl örgütlenileceğini öğrettiler. Bu tür bir önderlikten söz ediyoruz. Bizler de fikri olarak pratik olarak kendimizi her gün, her an yenilemek, mücadelenin içinde öğrenmek zorundayız. Bugün sınıfın partisi yok. 71 döneminden sonra gelen önderliklerin hepsi bir tür ‘aygıt yöneticiliği’ ifade ediyor bizlere. İşçilerin mücadelesinin içinde var olamayan, gelişmeyen hiçbir fikrin ve pratiğin devrim yapması söz konusu olamaz’’ dedi.

Share.

Comments are closed.