Sınıfın içinde, savaşın patronlarının Truva Atları

0

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Afrin operasyonu sahada fiilen başladı” açıklamasının ardından savaşa destek açıklamalarının ardı arkası kesilmiyor. Sarı, bürokratik sendikalar da sermayeye yaranmak, sermaye devletinin sırtını sıvazlamak için fırsatı kaçırmayarak savaş saflarında yerini aldı.

Bizler, işçiden, emekçiden, yoksuldan yana mücadele yürütenler olarak “Halklara Barış, Sermayeye Savaş” şiarıyla bulunduğumuz tüm alanlarda Afrin için savaş çığırtkanlığı yapmanın önünü kesme çabasını sürdürüyoruz. Çünkü içine sürüklendiğimiz savaşın benzerlerini önceden de gördük. Esasen bu savaşların temelinin egemen sermaye sınıfının çıkarlarına uygun kurgulanmış olduğunu ve geniş emekçi kesimlerine hiç bir fayda sağlamayacağını tam aksine hak gasplarının vatan savunması söylemleri ile manipüle edileceğini, hak aramanın terörize edilip önünün kesileceğini biliyoruz. OHAL ve KHK’lar ile bir mağduriyet edebiyatı yaratılıp çalışma, örgütlenme ve yaşama hakkımızın elimizden alınması savaş atmosferi ile derinleştirilecektir. Artık hak aramak suç sayılacaktır.

İşe bu sebeple Afrin savaşı ile birlikte aşağıda örneklerini vereceğimiz sarı, bürokratik sendikaların “savaşa destek” nidalarından ne denli çıkarları olduğunu ifşa etmenin sorumluluğunu taşıyoruz.

ASKON, HAK-İŞ, MEMUR-SEN, MÜSİAD, KAMU-SEN, TESK, TİM, TİSK, TOBB, TÜGİAD, TÜGİK, TÜMSİAD, TÜRK-İŞ, TÜRKONFED, TÜSİAD, TZOB’DAN ‘ZEYTİN DALI’ OPERASYONUNA TAM DESTEK

“Sivil toplum ve iş dünyasını temsil eden 16 kuruluş ortak bir açıklama ile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Afrin bölgesinde başlattığı Zeytin Dalı Harekatı’na tam destek verdi.” ifadeleri ile boy boy fotoğraf veren Hak-İş, Memur-Sen, Kamu-Sen gibi sapsarı sendikalar ile bürokratik sendika Türk-İş temsilcilerine şaşırmıyoruz. İşçi sınıfının örgütlü gücünden değil sermayenin çıkarlarından güç alan bu sendikalar, işçiyi salt aidat kaynağı olarak görmekte savaşların özde ekonomi amaçlı çıkartıldığı bilinci ile ölümcül süreci dikkate almayarak desteklemektedir. Temel amaçları sermaye devletinin bekası ile örtüşmektedir. Bundan sonrasında işçilerin hak taleplerini “Vatan elden gidiyor, siz 3 kuruş peşinde koşuyorsunuz” diyerek daha kolay bastıracak ve tarihsel misyonları olan işçileri satma “işini” tepkilerden uzak gerçekleştirebileceklerdir.

BİRLEŞİK KAMU-İŞ KONFEDERASYONU “YURTTA BARIŞ CİHANDA BARIŞ” DİYEREK SAVAŞA DESTEK VERDİ

İşçi sınıfı ve emek mücadelesine servis edilen bu yapı esas olarak kamu emekçileri mücadelesini bölerek oluşmuştur. AKP iktidarının ekonomik politik basiretsizliğinin sonucu olan bu vahim tabloyu gördüklerini ifade eden ve bu durumu derinleştirecek bir basiretsizlik olan savaş döngüsünü “ama”larla destekleyen bir anlayışı temsil ediyorlar. Bu anlayış nasıl ki kamu emekçilerini bütünleştirme iddiası ile parçalıyorsa, Afrin savaşına hayır diyenleri de “Yurtta Barış Cihanda Barış Ama Şimdi Değil” diyerek bölmektedir.

İşçi sınıfının mücadele örgütleri olan sendikalar esas olarak işçi sınıfı ve geniş emekçi kesimlerinin çıkarlarının yanında saf tutmalı, bunun mücadelesini vermelidir. Savaş patronlarının Truva Atları olan sarı ve bürokratik sendikalar bu tutumlarının hesabını mutlaka verecekler!

 

Share.

Comments are closed.