Setur Depo’yu Pandemi De Durdurmadı: Sendikalı İşçileri İftirayla İşten Çıkardı

0

Pandemi sürecinde sözde yasak olan işten çıkarmaların bir örneği de DGD-Sen’in örgütlü olduğu Setur depoda gerçekleşti. Depoda işten atılan işçilerden 3 yıl ve 7 yıldır çalışan Özer ve Aytaç ile işten çıkarılma süreçlerini konuştuk.

Setur depodaki çalışma işleyişi nasıldı?

Aytaç: Setur’da resmi olduğu kadar resmi olmayan işler de yapmak zorunda kalınıyor. İşleyişe göre, bir yerden bir yere hatalı ürün gönderildiği zaman artı ürün oluyor mağazada kalıyor, eksi ürün olunca deponda eksik kalıyor. Gümrükte inanılmaz bir ürün çeşidi var. Burada artı eksi olması çok normal. Beyannameli arabalar geliyor merkez depodan, e yanlış ürün gönderiyorlar. Biz eksi istedik, bu artı geldi diyoruz. Bu sefer, tamam siz bu beyannemeye tam yazın, biz merkezde bu hatayı düzelttirelim diyorlar. Ama bu usulsüzlükleri başımızdaki yöneticiler yaptırıyor zaten.

Bu tarz işlemler sürekli oluyor. Artı eksileri kapatmak için balans işlemler Setur’un bütün depolarında yapılıyor, bunu denetleyenlerin kendileri de gayet iyi biliyorlar.

TARZLARI SANKİ BİZ BAŞINDAN BERİ SUÇLUYMUŞUZ GİBİYDİ

Setur’da soruşturmalar ne zaman başladı?

Aytaç: İç denetimden gelenler bizi bir odaya aldılar, telefonlarımızı dışarda bıraktırarak. Sanki cinayet zanlısıymışız gibi bizi çapraz sorguya aldılar. Kamera kayıtları gösteriyor, bir ürün getiriyor. “Nasıl haberiniz olmaz” diyor, “Bir yerden bir yere kaydı olmadan ürün gider mi?” diyor. Ben de “Benim başımda yöneticim var. Yöneticim ne söylerse onun söylediği işe göre çalışıyorum” dedim.

Bize yaptıkları suçlamalar bu şekilde. Yok kameranın olmadığı yere ürün koyuyormuşuz, yok bu ürünler kayboluyormuş nerede oldukları belli değilmiş. Ama suçlamalarına dair bir kanıt gösteremiyorlar.
Biz bunu neden alalım. Yöneticilerimize sorun, onlar bize söylüyor biz yapıyoruz dedik.

Özer: İç Denetim’den gelen arkadaşlar, bize kendilerini avukat olarak tanıttılar. Sözde avukat bu 3 kişi tarafından sorgulama yapılıyordu.

Bize bir takım asılsız suçlamalarda bulundular. Bunları kabul etmedim. Zaten bize karşı tarzları çok kötüydü. Sanki bize bir iftira atıp zorla bize bunu kabul ettirip bizi işten çıkarmanın bahanesini yaratmak istiyor gibiydiler. Sonuçta İç Denetim dediğinde tarafsız bir soruşturma yürütür, bunun çerçevesinde bir rapor hazırlayıp kurula sunar. Ama bunlar sanki biz başından suçluymuşuz gibi, ikna olmayacaklarmış gibi bir tarz içindeydiler ve tehdit ettiler. Evli misin, çocuğun var mı, bak tazminat cezası alacaksın, sana yazık olacak gibi şeyler söylediler.

SETUR NE YAPSAM DA İNSANLARI TAZMİNATSIZ İŞTEN ÇIKARSAM DİYE BAKIYOR

Soruşturma süreci nasıl ilerledi?

Aytaç: Tüm bunlar depodan bir arkadaşı genel merkeze çağırmalarıyla başladı. Pandemi daha çok çalışan, ön planda olan arkadaşları çağırdılar. En son bizi çağırdılar, bizi de işten çıkardılar zaten. Diğer arkadaşlara da kınama verdiler.

Setur zaten ne yapsam da insanları tazminatsız işten çıkarsam diye bakan bir firma. Onları mahkemeye veren, davaları süren birçok insan var.

Özer: Sendikalı olmamızın da bunda etkisi var. Ben bilinçli bir insanım bu konuda. Sendikaya üye olduk, birkaç arkadaşımızı üye yaptık orada. Bunun mücadelesini verdik orada. Benim tahminim sendikalı olmayan, sendikalı olmaya yanaşmayan birileri şikayet etti. Sendikalı olmamız da bunun için de bir nedendi. Kurul toplandı ve 3 4 gün sonra da bizi İK’ya çağırdılar, sağ olsun sendikadan arkadaşlarımız da yanımızdaydı. Hiçbir şeye imza atmadım. İK’dan bir arkadaşla konuşurken siz niye sendikalısınız size ne faydası var dedi. İşte ben bu yüzden sendikalıyım dedim, bak bu insanlar yanımda, sizin gibi dışarda kalmıyorlar dedim. Bize destek oluyorlar.

Tabii ki bir mahkeme süreci olacak, bunun ilerisinde davamızı kazanacağız. Buna inanıyorum. Sonuçta uzun süre işsiz kalamazsın. Ama bu pandemi sürecinde iş bulamayacağız belki. En azından insanlara bir işsizlik maaşı, bir şey vermeleri gerekir. Başvursan bile işsizlik maaşı alamıyorsun, tazminat alamıyorsun. Bu olay çok kötü bir durum.

HİÇBİR İSPATLARI OLMADAN BİZİ İŞTEN ÇIKARDILAR

Pandemi sürecinde işten çıkarmalar hükümet tarafından yasaklandı ancak sizinki gibi bir çok işyerinde işten çıkarmalar sürüyor?

Özer: İşten çıkarmalar yasak. Ama biz bunları nasıl işten çıkarabiliriz diye düşündüler. Kıdemle çıkarmaktansa bu daha karlı olacakmış gibi düşündüler. Yetkili bölümde bile çalışmıyordum ben, vasıfsız elemanım.

Pandemide işten çıkarılmak yasak olduğu için 25/2’den çıkardılar. Ama şöyle bir durum var, bize yönelttikleri suçlamalarda birçok şey var ama biz bunları kameranın dışında yapmışız. Yani bir ispatları da yok. Böyle bir suçlama olamaz.

HESAP VERECEKLER!

Yaşadığınız haksızlıklara karşı bir mücadele başlatacak mısınız?

Özer: Haftaya mücadelemiz başlıyor. Sendikayla bir basın açıklaması yapacağız. Sonrasında da gittiği yere kadar devam edecek, mücadelemizi sürdüreceğiz.

İnsanlara yaptıkları bu haksızlıkları insanların, medyanın, toplumun herkesin görmesi gerekiyor. Bu konuda bizlere destek olmaları lazım. Bugün bana yapılan bir gün başkasına yapılacak.

Aytaç: Bu usulsüzlüğü yapan onlar, resmiyete sokulduğunda onlar hesap vermeli. Biz oradan ekmek yiyoruz. 2 yaşında çocuğum var. Eşim de çalışıyordu ama ona da hamileyken haksızlık yapmaya çalıştılar başka bir yerde, senden verim alamayız diyerek. Şimdi eşim çalışmıyor. Ben de ne iş bulursam oraya gideceğim. Borçlarım da çok var, evim kira, tek çalışan benim.

İtibarları sarsılsın istemeyecekler, Koç Grubu sonuçta. Elimizden ne geliyorsa yapacağız hakkımızı almak için. Direnişse evet yapalım, başka bir şeyse evet onu da yapalım. Bir basın açıklamasıyla Setur’un önünde bir direnişe başlayacağız.

Share.

Comments are closed.