Sendikacı şapkası | Işık Demir Dahi

0

– Alo, merhaba ben Salih. Sendika üyesiyim. Bölgede sendikayı örgütleyen işçilerden biriyim. Sendikada yaşanan sorunlarla ilgili görüşmek istiyordum.
Salih telefonu kapatırken sendikaya yeni atanan uzmanları ikna edebileceğini düşünüyordu. “Onlar da devrimci sonuçta. Henüz yönetimin gerçek yüzünü görememişlerdir. Anlatırsak kavrarlar gerçeği” diye geçirdi içinden.
Salih’in bölgede örgütlediği sendika yeni kurulmuştu. Bağımsız bir sendikaydı başlangıçta. Konfederasyon üyesi olmasından sonra sendika yöneticileri kendi ikballerinin peşine düşmüştü. Altı aydır devam eden süreci baltalamaya başlamışlardı bölgede. Konfederasyonda etkili olan bir politik grubun desteğini almıştı yönetim. Sendikanın kuruluşuna ön ayak olan gönüllü uzmanları tasfiye etmişler, yerlerine kendilerine destek olacağını düşündükleri politik gruba üye uzmanları atamışlardı.
İki hafta sonra, 1 Eylül Dünya Barış günü ile ilgili yapılacak mitinge katılmak için, komşu ilçeye giden otobüse bindi Salih. İşten atılan işçilerin önderliğini yapan arkadaşıyla da görüşecekti mitingde.
– Kardeşim hoş geldin.
– Hoş bulduk.
Uluç’la sarılıp kucaklaştılar.
– Görüşebildin mi belediyedeki işçilerle?
– Evet, görüştüm ama korkuyorlar sendikaya üye olmaktan. Dedi Uluç.
– Sorun değil bende bir kişi buldum aslında. Sendikayı örgütlemeye çalışacağını söyledi.
– Bak bu iyi haber işte.

İlçedeki sendikaya doğru yürümeye başladılar.
– Salih hoş geldin.
– Hoşbulduk abi.

Uluç çay koymak için mutfağa yöneldi. Direniş sürecinde gide gele gediklisi olmuştu farklı iş kolundaki bu sendikanın. Kendi evinde gibi rahattı.
– Bak, sizin sendikanın temsilcisi de burada dedi sendika başkanı, konfederasyon yöneticileri arasında oturan pos bıyıklı genci göstererek. Konfederasyon genel sekreterinin yanında oturan temsilciyle tanıştırdı Salih’i başkan.

– Erdoğan, sendika bölge temsilcisi. Bu arkadaş da genel sekreteri konfederasyonumuzun.
– Salih ben, telefonla konuşmuştuk daha önce. Sendikada yaşanan sorunlarla ilgili görüşebilir miyiz?
Yüzü asıldı birden temsilcinin. Etrafına bakındı.
– Olur, olur tabi. Ama burası çok kalabalık rahat konuşamayız.
– O zaman miting alanının yakınında güzel bir kahve var orada oturabiliriz miting başlayana kadar.
Temsilciyle beraber dışarıda ki masalardan birine oturdular. Uluç çay söyledi üç tane. Temsilci Uluç’a dönerek : “Sende üye misin sendikaya?”
– Hayır, maalesef şu anda işsiz olduğum için üye olamıyorum. Direnişteyken Salih’le tanıştık. O zamandan beri sendika için aktif çalışıyorum.
Salih çayından bir yudum içti.
– Biliyorsunuz yaklaşık bir senedir örgütleniyoruz bölgede. İki iş yerinde örgütlendik kısa sürede. Bu süreçte sendika yöneticilerini bir kez dahi görmedik. Gönüllü avukat ve uzman arkadaşlarla yürüttük süreci. Fakat bir süredir gönüllü arkadaşlar tasfiye olmuş durumda.
– Evet ama biliyorsun yönetimin tercihi bu.
– Bakın bizim ilkelerimiz taban örgütlenmeleri üzerinden bir yürütmeyi öngörür. Yürütme iş yeri meclisleridir. Yönetimler kağıt üstünde kalmalı.
– Zaman gerek Salih bunlar için.
– Anlamıyorsunuz, sendikanın kurucusu arkadaşlarla görüşün. Bu yönetim ikbal beklentisine girmiş, pek çok yerde amirlerle irtibatlılar. Sendikayı bürokrasiye boğmaya çalışıyorlar. Yeraltı Maden-işi, Tariş’i hatırlayın, biz böyle bir işleyiş kurmalıyız. Açık konuşacağım bu alçaklar kendi ikballeri için kullanıyor sizi. Bir sendikacıyla değil bir devrimciyle konuşur gibi konuşuyorum sizinle.
– “Ben şu anda devrimci şapkamı değil sendikacı şapkamı taktım.” Dedi Temsilci Erdoğan.
Salih temsilcinin kafasındaki şapkayı işaret ederek:
– Orada başka bir şey mi yazıyor? DİSK! Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu!
– Kalk Uluç kalk, bununla konuşacak bir şeyimiz yok bizim.

Temsilcinin şaşkın bakışları altında miting alanında “Direne direne kazanacağız!” sloganı atan işçilerin arasına karıştılar.

Güvenlik-Sen İşçi Meclisi Üyesi, Sio Direnişçisi

Demir Işık Dahi

 

Share.

Comments are closed.