Sarı Sendikacılık ve Real-Uyum Market Direnişi – Başaran Aksu

0

İktisatçıların neredeyse hepsi büyük bir çöküşle sonuçlanabilecek bir ekonomik krizin içine ilerlediğimizi söylüyorlar. Henüz emekçi kesimlerin hayatlarına yansıyan yaygın, somut kriz yansımaları açığa çıkmadı. Açıkçası çöküş anını kestirmeye yönelik çok lüzumlu olmayan bir çaba yerine sınıf analizine dayalı bir kriz senaryosuna ve sınıf zeminlerini esas alan devrimci bir hazırlığa daha fazla odaklanmalıyız.

Patronların krizi fırsata çevirme taktiklerinden biri olan ve önümüzdeki dönem daha yaygın pratiklerini göreceğimiz hileli iflas tezgâhının mağduru işçilerin yürüttüğü ve emek mücadelesi için önemli bir deneyim olmayı şimdiden hak eden Real ve Uyum Market işçilerinin direnişi bu yazının konusu.

Real Market işçilerinin direnişi, birinci yılını sarı ve/veya bürokrat sendikaların değişik biçimlerdeki dolayımlarla kontrol ettiği “emek” basının sansürüne ve el altından yürüttükleri karalama faaliyetlerine maruz kalarak onurlu, örnek bir biçimde geride bıraktı. Bu sürecin son çeyreğini benzer bir yöntemle tüm birikimleri patronca gasp edilen Uyum Market işçilerinin direnişiyle birleşerek geçirdiler. Onlarca ilin AVM ve dev mağazalarının önlerinde polis şiddeti, güvenlikçi saldırıları, sarı sendikacıların direniş kırma çetelerinin saldırılarına maruz kalarak, gözaltına alınarak ama yılmadan hak arayışlarını sürdüren bu işçileri sendikalar, emek örgütleri, sol siyasi çevreler “bilinçli” olarak yalnız bırakıyorlar.

Hileli iflas tezgahı bir işverenin cin fikri değil. Uluslararası tekeller, yerli iş birlikçileri, devlet ve sarı-bürokratik sendikaların ortaklığıyla kurgulanan bir politika. Tıpkı arabuluculuk yasasıyla yapıldığı gibi, işçilerin tüm birikimlerine ilkel biçimlerde el koymayı hedefleyen bir sermaye politikasıdır bu. DİSK-Nakliyat-İş Sendikası’nın doğru sahiplendiği direnişin açığa çıkarttığı ve herkesin gözüne soktuğu hakikat tezgahı kuran masanın etrafında oturanların çeşitliliğidir. Sarı sendika Tez-Koop-İş kendisine üye olan, on yıllar boyunca aidat ödeyen ve hileli iflas oyunuyla işsiz kalan işçiler eyleme başladıktan sonra kendi de hak arıyormuş gibi görüntü vermeye çalışsa da bu görüntüyü vermeye devam etmeyi bir müddet sonra bıraktı.

 DİSK’e bağlı bürokratik Sosyal-İş Sendikası ise bizce yanlış bir taktiğe başvurdu. DİSK içi eski saflaşmada yan yana durduğu Nakliyat-İş’le yolunun ayrılmasına da bu taktik yol açtı. Metro AG’nin Metro Mağazaları zincirinde örgütlü olan Sosyal-İş Metro Grubu’nun diğer şirketi üzerinden mağdur ettiği Real işçilerinin hak arayışını sahiplenmek yerine Nakliyat-İş’in yanlış düşmanla savaştığı tezini işledi. Hak arayan Real işçileriyle, Sosyal-İş üyesi olan Metro Market işçilerinin mağaza yöneticilerinin yönlendirmesi ile karşı karşıya getirildiği kötü manzaraların oluşmasına neden oldu bu durum.

Sermayenin hileli iflas taktiği birikim politikasının basit bir uzantısı. Bu politikalara karşı mücadeleyi gerçek düşmanların tümüne karşı verilen bütünlüklü politik bir mücadele olarak kavramadıkça ticaret kanunundaki maddeler ne diyor, o şirketle bu şirket ayrı tüzel kişilikler gibi ayrıntılara boğulmaya mahkûm oluyoruz. Ortadan fiilen kalkmış şirketlerden işçilerin mahkeme yoluyla hak alabileceği gibi boş işlerle uğraşmak ve böylece konunun sönümlenmesi, işçilerin haksızlığı sineye çekip evine dönmesini salık vermekten başka bir sonucu olmayan “mücadele” yolları önermek anlamına geliyor bu durum.

Kuraldır, mücadele eden işçi gerçek düşmanlarını karşısında gerçek dostlarını da yanında bulur ve Real işçisi direnişiyle hem fiilen hem hukuken düşmanlarını karşısında buldu. Real işçileri, “Kahrolsun Sarı Sendikacılık” sloganını tüm eylemlerinin merkezine bilinçli olarak yerleştirdi. Bir yılın ardından gördüler Hak-İş ve Türk-İş’in zaten öğrendikleri sarı yapısının direnişlerine olan uzaklığını. 

Kendilerine kucak açan Nakliyat-İş’in üye olduğu konfederasyon DİSK’in yöneticileri ise direnişe tek bir gün uğramadı, direnişi destekleyen tek bir beyanatta bulunmadı. Sarı sendikacılık çizgisinin egemenliği, bürokratik sendikaların hareketini de doğrudan belirler. İkinciyi birinciye doğru dönüştürür. DİSK yönetimindeki dönüşüm de bu doğrultudadır. CHP vekilliğini duyunca üç gün sonraki 1 Mayıs’ı bile unutup, yönetimine bile sormadan meşhur Şener Şen sahnesindeki gibi koşarak vekil adayı olan eski başkan da Real ve Uyum işçilerine sahip çıkmadı. Disk’in ilk kadın başkanı olması yanı sıra devrimci sosyalist kimliği ile de bilinen yeni başkan da Real-Uyum market işçilerinin direnişine sahip çıkmadı. Flormar direnişinde boy gösteren emek çevreleri ve siyasetlerinin hiç biri de nedense Real ve Uyum işçilerinin direnişiyle dayanışma içinde olmadı.

Real Market ne oldu?

Alman perakende firması Metro Group’a ait olan Real marketleri, 2013 yılında Beğendik firmasına satıldı. 8 Nisan 2017 tarihinde iflas erteleme talebi üzerine mahkeme tarafından, Beğendik işletmeleri ve Real hipermarketlerine kayyum atandı. Real market zincirlerinin Ankara, İstanbul, Kocaeli, Yalova ve Antalya’da bulunan 12 şubesinin hileli iflas kararıyla kapatılması sonucu, bin 700 işçi kıdem tazminatlarını alamadan işten çıkarıldı.

Uyum Markette ne oldu?

2018 Mart ayında MİGROS’un satın aldığı Uyum ve Makro Market mağazalarında çalışan işçilerin bir kısmı MİGROS’da işe alınırken büyük bir kısmı işten çıkartıldı. İşten çıkartılan bu işçilerin kıdem tazminatları ödenmedi. Uyum Markette çalışan işçiler 2012 yılında tüm hakları ile Makro Marketlere devredildiler. 2017 Kasım ayında Makro Market konkordato ilan etti. 2018 Mart ayında da MİGROS, İstanbul’da 53, Tekirdağ’da 3 mağaza olmak üzere toplam 56 Uyum Market mağazasının tamamını ve Antalya’da bulunan 17 Makro Market mağazasını Makro Market AŞ’den satın aldı. Yaklaşık 1 ile 18 yıl arası çalışma süresi olan işçilerin kıdem tazminatları ödenmedi. MİGROS’un satın aldığı Uyum-Makro Market işçilerinin ödenmeyen kıdem tazminatlarından yasalara göre Makro Market ile birlikte sorumlu. 1500 civarında işçinin tazminatları ödenmedi ayrıca bir ödeme planları da yok. Makro Market’in var olan borçları içinde devletin, bankaların ve tedarikçilerin alacaklarına öncelik verildi, işçi alacakları ise “paramız yok” denilerek ödenmedi. Oysa yasalara göre işçi alacakları devlet alacaklarından sonra gelir ve bir defada ödenmesi gerekir. Yasalara uymayan, işçileri sokağa atan Makro ve MİGROS işçilerin bu yasal tazminatlarından birlikte sorumlular.

Sonuç:

Yurdun değişik illerine dağılmış 1700 Real Market işçisi, 1500 Uyum Market işçisi hakları işverenlerce çalındığı için büyük bir direniş sürdürdüler. 24 Haziran sonrası yapılan seçim değerlendirmelerinde, kırk yıldır her seçim sonucunda yaptıkları gibi aydınlar ve ölümsüz sosyalist aygıt önderliklerinin tamamı sınıf siyaseti yapmak lazım, emeği merkeze alan siyaset yapmak lazım vurgularının bolca olduğu değerlendirme yazılarını biz fani okurlarıyla paylaştılar. Ancak ne 24 Haziran öncesi ne 24 Haziran sonrası direnen 3200 işçiyi görmediler.

Nakliyat-İş’te etkin olan siyasi çevrenin Kürt Sorunu ve Ermeni Soykırımı konusunda bizce de yanlış olan politik tezlerini gerekçe yaparak Nakliyat-İş ve Real-Uyum market işçilerinin saygın direnişlerine burun kıvıran sol egolar, DİSK’in AKP’ye biat ilan ettiği 15 Temmuz açıklamasını görmezden gelmeye, sarı sendikacıların ve bürokratik sendikaların yönlendirdiği DİSK yönetimini aklamaya devam ediyorlar. Yani Kazım Doğan’la, Abdullah Karacan’la, Cafer Konca’yla,Kani Beko’nun aklıyla kol kola yürümekte bir beis görmeyenler Ali Rıza Küçükosmanoğlu ve arkadaşlarının mücadelesini küçük görüyorlar.

VEGASTE

Share.

Comments are closed.