Proletkült hareketinin kökenleri – Lynn Mally

0

Devrimin ilk yıllarında Sovyet Rusya’da yaygınlık kazanan proleter kültürü hareketinin karmaşık bir toplumsal ve düşünsel mirası vardır. Bu hareket, sol Bolşevik aydın Aleksandr Bogdanov’un kuramlarından doğrudan doğruya feyz almıştır: Bogdanov, proleterlerin eski seçkin sınıfa karşı başarı kazanabilmesi için yeni bir kültürel sistem, yani yeni bir ahlak, yeni bir siyaset ve yeni bir sanat kurmaları gerektiğine inanır. Öte yandan, proleter kültürü başka anlamlar da taşıyan yaygın bir slogan olup çıkmıştır. Gerek aydınlarla her tür bağı koparmaya hevesli işçilere gerekse Rusya’nın geçmişiyle ilişkilenmek istemeyen kültür alanındaki radikallere cazip görünmüştür. Ayrıca klasik Rus kültürüne dair bilgilerini kitlelerle paylaşmak isteyen liberal reformculara da ilham vermiştir.

Çeşitli dışavurumları itibarıyla Rus sosyalizmi hem siyasi hem de eğitsel bir hareketti. Ayrıcalıklı ve kültürlü bir topluluğun temsilcileri olarak aydın sosyalist liderler, başarılı bir siyasi başkaldırı için elzem olan Rusya’daki kitlelerle aralarındaki uçurumun farkındaydılar. Kitleleri gerçek çıkarlarını idrak edecek şekilde eğiterek bu uçurumu aşmayı ümit ediyorlardı. Böylelikle kitleleri kökten bir siyasi değişim için hazırladıklarına da inanıyorlardı. Eğitimcilerin takdire şayan hedefleri vardı. Öğrencilerine hem yüksek Rus kültürüne dair bilgilerini aktarmaya çalışıyor, hem de bir devrime ihtiyaç olduğunu telkin ediyorlardı. Ama bütün bu iyi niyete rağmen, kendilerini kültür hamili (kul’turtreger) olarak gören öğretmenler ile, azimli ve kadirşinas alımlayıcı rolü biçilmiş öğrenciler arasında gerilimler mevcuttu.[1]

Nitekim Aleksandr Bogdanov proleter kültürü teorisini bu gerilimi aşmak için tasavvur etmişti. Halk çevrelerinde bizzat yaşadığı tecrübelerden ilham alan Bogdanov işçileri tahakküm altına almadan aydınlatmanın mümkün olduğuna inanıyordu.[2] Bogdanov’un ilk hedefi siyasi kuram ya da yüksek kültür aktarmak değildi. Esas niyeti, işçileri sosyalist hareketi bizzat sahiplenmeye teşvik etmekti. Böylece bu benzersiz didaktik süreç proleterlerin kendi sınıf ideolojisini ve ahlakını formüle etmelerini sağlayacaktı, ki bu da nihayetinde gelecekteki sosyalist toplumun temelini oluşturacaktı.

 

Aleksandr Bogdanov, 1904

 

Bilfiil halka ulaşma arzusu duyan pek çok aydın 19. yüzyıl sonları ile 20. yüzyıl başlarında halka yönelik eğitim projeleri tasarlamıştı. Her cenahtan gitgide daha çok hayırsever, liberal, popülist ve sosyalist, öğretmenliğe başlamış ve akşam sınıflarında, haftasonu okullarında, halka açık üniversitelerde ve kulüplerde ders vermeye girişmişti. Ayrıca bu insanların çabalarının teşvikiyle ortaya çıkan eğitici popüler basın-yayın organları sayesinde genel olarak emekçi nüfus bilimsel bilgi ve çağdaş edebiyatla tanışmış ve bir kültürel topluluk anlayışı kazanmıştı. Proleter kültürü tabiri de bu girişimleri kabaca betimliyordu. Entelijansiya, kültürü, ve toplumlarının en has sanatsal ve bilimsel başarılarını işçi sınıfıyla buluşturuyordu. Hem bu değerli mirası paylaşmak hem de halka siyasi ve toplumsal bir sorumluluk duygusu aşılamak istiyorlardı.

Çalışma gruplarında ve 1905’ten sonra işçi hareketiyle ilişkili kurumlarda yetişen azimli işçi-aydınlara göre, proletarya kültürü, seçkin aydınların kültür alanındaki hâkimiyetine meydan okumanın ifadesiydi. Hatta kimi işçiler entelijansiyanın yardımını alenen reddetmiş ve kendi kendilerini eğitmeyi amaçladıklarını beyan etmişti. Her ne kadar bu camiaların üyeleri genelde yüksek kültür ürünlerine göz dikmiş olsa da, aynı zamanda yoldaş işçileri kendi sanatsal görüşlerini ifade etmek ve hem “burjuva kültürü”nü hem de onu idame ettiren sınıfı eleştirmek konusunda teşvik ediyorlardı.

1917’de Proletkült’ün ortaya çıkışında, bütün bu sıradışı failler bir ölçüde sorumlulukları bulunduğunu iddia edebilirdi. Bogdanov ve yandaşları Proletkült ideolojisini proleter kültür liderliğine olan bağlılıklarını ortaya koymak için biçimlendirmişlerdi. Proletkült hareketi, sendika kulüplerinde, halk üniversitelerinde, kendi kendine eğitimin yapıldığı çevrelerde toplanan insanları birleştirmişti ve katılımcıların burjuva kültürüne ve bunu haiz aydınlara karşı kuşkulu tavrını yansıtıyordu. Ayrıca eğitime yönelik kapsayıcı, demokratik yaklaşımı sayesinde, yetişkin eğitimi hareketinin liberal üyelerinden ve takipçilerinden bir kısmını da bünyesine katmayı başarmıştı. Nitekim kültüre, siyasete ve proleter sınıfa dair bütün bu farklı anlayışlar Proletkült’ü hem şekillendirecek hem de nihai sınırlarını belirleyecekti.

Sol Bolşevizm ve Proletarya Kültürü

Proletkült hareketinin düşünsel temelleri, başarısızlığa uğrayan 1905 Devrimi’nden sonraki yıllarda atılır. Devrimci güçlerin yaşadığı yenilgi Rus sosyalist hareketi ve özellikle de Bolşevikler için büyük bir krizin başlangıcı olur. Hükümet 1907’de İkinci Duma’yı feshettikten sonra, polis zoruyla siyasi partilerin ve yasal işçi gruplarının faaliyetlerini kısıtlayınca, Sosyal Demokratlar kararsızlığa düşer: Parlamento seçimlerine mi katılacaklardır, yoksa yeraltı faaliyetleri yoluyla devrimci mücadeleye mi devam edeceklerdir? Bu ikilem Bolşevikleri iki cenaha böler. Lenin’e göre, yasal yollardan kaçınmanın hiçbir anlamı yoktur, zira yeni bir devrim dalgasının oluşmasına daha çok zaman vardır. Lenin’in karşısındaysa Aleksandr Bogdanov liderliğindeki “sol Bolşevikler” grubu vardır: Sol Bolşeviklere göre, devrim kısa bir süre sonra devam edecektir, o yüzden Bolşevikler atıl parlamenterliğe kesinlikle bulaşmamalıdır.

Maksim Gorki

Anatoli Lunaçarski   

Aralarında Bogdanov, Anatoli Lunaçarski, Maksim Gorki ve Pavel Lebedev-Polianski gibi isimlerin bulunduğu sol Bolşevikler, Lenin’in liderlik iddiasına ve parti siyaseti anlayışına karşı çıkarlar. Lenin’e üç cepheden saldırırlar: siyasi strateji, parti örgütlenmesi ve en önemlisi de sosyalist kuram.[3]Lenin’in parti örgütlenmesine dair otoriter yöntemleri eleştiri oklarının hedefi olur. Parti içindeki aydın liderler tutuklamalar, ayrılmalar ve sürgünler yüzünden iyice azalınca, sol Bolşevikler Rusya’daki işçilerin başıboş kaldığına dair bir korkuya kapılır. Onlara göre, Bolşeviklerin daha kolektif ve kapsayıcı örgütsel taktikler benimsemesi ve ileride çeşitli makamlara gelebilecek işçi-liderlerin eğitimine daha çok kaynak ayırması gerekiyordur.

Daha da önemlisi, sol Bolşevikler Marksist kuramı yeniden yorumlayarak, ideolojiye ve kültüre daha yaratıcı ve merkezî bir rol kazandırmayı arzularlar. Lenin ve Plehanov’un katı materyalizminin aksine, sol Bolşevikler ideolojik üstyapının toplumsal iktisadi altyapının bir yansımasından ibaret olmadığı kanısındadır. Lunaçarski sanatın siyasi eyleme yol açma gücüne zaten uzun zamandır büyük ilgi duyuyordur. Lunaçarski ve Gorki’ye göre, sosyalizm bir “insani din” meydana getirecek güçte olup bireylerin kendilerinden daha yüce bir davaya, bütün insanlığın kaderini kapsayacak bir davaya adanmalarını sağlayabilir. Nitekim bu fikirler topyekûn “tanrı inşası” (bogostroitel’stvo) diye anılagelmiştir.[4]

1907 ile 1911 yılları arasında sol cenah, Bolşevik merkez teşkilatının kontrolünü ele geçirmek için ciddi bir rekabet yürütür. İlk başta, başvurdukları aktivist siyasi taktikler partinin alt kademesine çok cazip görünür. [5] İdeoloji ve toplum hakkındaki fikirlerini sosyalist gazete ve dergilerde yayınlarlar. Hatta Bogdanov, Mars’ta başarıya ulaşan bir sosyalist devrimin sonuçlarını anlattığı Kızıl Yıldız adında popüler bir bilimkurgu romanı kaleme alır.[6] Aynı zamanda akademik sosyalist bir izlerkitleye de ulaşmaya çalışır. Ampiriyo-Monizm adlı kitabında (Lenin’in yönelttiği sert eleştiriler sonucu meşhur olmuştur), Ernst Mach ve Richard Avenarius gibi çağdaş Batı Avrupalı düşünürlerin fikirlerinden yararlanır.[7] Bogdanov’a göre, geleceğin dünyasının sosyalist politikası, hem birey ile toplum arasında yeni bir farkındalığı, hem de etiğe, bilime, insani değerlere ve sanata farklı bir yaklaşımı gerekli kılmaktadır.

 

Türkçe’de de yayınlanan “Kızıl Yıldız” romanının Rusça’daki farklı baskıları

Lenin, Capri Adası’ndaki evinde ziyaret ettiği Maksim Gorki ve dostlarıyla, 1908

 

Sol Bolşevikler parti örgütlenmesi ve taktiklerini hayata geçirmek amacıyla, 1909-1911 arasında Capri ve Bolonya’da işçi kadrolarına yönelik iki yurtdışı okul açarlar.[8] Programlarında eğitim ve öğretim büyük yer tuttuğu için, bu okullara çok önem verirler. Okulların ilki, 1909 yazında Gorki’nin Capri Adası’ndaki villasında açılır. Rusya parti komitesinde sol Bolşeviklerin siyasi duruşuna sıcak bakanlar arasından on üç işçi-öğrenci katılır bu okula. Öğretmen kadrosu ise Gorki, Bogdanov, Lunaçarski ve tarihçi Mihail Pokrovski gibi önde gelen düşünürlerden oluşmaktadır. Hazırladıkları iddialı müfredatta sosyalist hareketin tarihi, edebiyat ve sanat tarihi konularında dersler vardır. Ayrıca okulda ajitasyon teknikleri, gazetecilik ve propaganda gibi konularda pratiğe dönük dersler de veriliyordur.[9]

Bu ilk deneme, düzenleyicilerin büyük umutlarını boşa çıkarır. Öğretmenler arasında ihtilaf çıkar ve Gorki nihayetinde Lunaçarski ve Bogdanov’la yollarını ayırır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen, Capri girişimi başta Bogdanov olmak üzere, pek çok sol Bolşevik için öğretici bir deneyim olur. Nitekim okulun kapanmasının ardından, bir grup öğrenci ve öğretmen yeni bir isim altında biraraya gelir: Vpered (İleri) topluluğu.[10] Bolşevik grup tarafından sadece bir edebiyat topluluğu olarak kabul gören Vpered’ciler, Lenin’e ve siyasetine yönelik eleştirilerine yeni bir unsur eklerler: proletarya kültürü. Bogdanov’un kaleme aldığı Vpered tasarısında şunu savunurlar: Parti dar kapsamlı siyasi ve iktisadi çıkarları aşıp, gelecek devrim için kendini ideolojik olarak hazırlamalıdır.

Varılan sonuç tektir. Eskinin burjuva kültüründen yararlanarak, o kültüre karşı yeni bir proletarya kültürü yaratılacak ve kitlelere ulaştırılacaktır. Proletarya bilimi geliştirilecek, proleterler arasında gerçek anlamda yoldaşça ilişkiler kurulacak, proletarya felsefesi ortaya konacak ve sanat proletaryanın arzuları ve deneyimi doğrultusunda yol alacaktır.[11]

Maksim Gorki (soldan üçüncü), Capri Adası’nda aydın ve sanatçılarla, 1911

 

Bu dönemden itibaren, proletarya kültürü Bogdanov’un siyasi yazılarında başat bir konu haline gelir. Sadece sanatı, bilimi ya da felsefeyi kastetmediğini de açıkça ortaya koyar Bogdanov: Ona göre, aslında proletarya kültürü münferit bir sınıf ideolojisi anlamına geliyordur. Kapitalist toplum içinde nüve halinde zuhur eden ve proletaryanın yoldaşlığa dayalı kolektif çalışma alışkanlıkları ve örgütsel yapıları aracılığıyla ifade bulan sosyalizm ruhudur bu.[12] Bogdanov kültür kavramını geniş bir anlamda kullanarak, insan algısını düzenleyen ve dolayısıyla dünyevi faaliyetleri şekillendiren bir işlev olarak tanımlar. Toplumsal sınıflar var olduğu için, insan algısının yekpare, müşterek bir temeli bulunamaz. O halde proletarya kendi ideolojisini yaratmalı ve insani deneyimi yapılandırmak için kendine bir yol bulmalıdır. Nitekim işçi sınıfı, yoldaşça toplumsal ilişkileri geliştiren bir emek süreci sayesinde kolektif bir yapı kazanmış olduğundan, proletarya kültürü, kendi selefi sınıf kültürlerine kıyasla daha yekpare ve uyumlu bir dünya görüşünü benimseyecektir.

Vpered’cilerin asıl meramı, işçi sınıfını eğiterek devrime hazırlamaktır. Proletaryaya zafer kazandıracak silahlar da kültür, sanat, bilim ve felsefedir. Şayet işçi sınıfı kendini eğitime adarsa, kendi devrimci liderliğini ve sınıf ideolojisini bizzat şekillendirirse, o zaman 1905 sonrası mücadele yıllarında görülenin aksine, çaresizlikten ve bölünmüşlükten kurtulacaktır. Ne var ki Vpered’ciler devrime layıkıyla hazırlanmak konusunda kalem oynatırken, devrim onları hazırlıksız yakalar.

Proletaryaya Yönelik Kültür: Yetişkin Eğitimi

Vpered’cilerin kültür tasarısının temelinde, Rus entelijansiyasının, işçi sınıfı için güvenilir bir ortak olmadığına dair bir kanaat yatıyordur kısmen. Rusya’da işçi sınıfı ile entelijansiya arasında, daha doğrusu genel olarak eğitimli topluluklar ile alt sınıflar arasında kökü geçmişe uzanan bir itimatsızlık mevcuttur; üstelik başarısızlıkla sonuçlanan 1905 Devrimi bu gerilimi daha da artırmıştır. Pek çok aydın, siyaseti tamamen bırakır. Kimisi eski entelijansiyanın ethos’una ve alt sınıflara yönelik geleneksel sorumluluk duygusuna saldırmaya başlar.[13] Evvelce çalışmalarında toplumsal ve siyasi sorunları ele alan sanatçı ve yazarlar –halkın alımlamakta zorlandığı– modernist edebiyat ve soyut resim gibi yeni estetik yaklaşımlara yönelir.[14] Görünen o ki entelijansiya –şayet mümkünse– ne tür bir toplumsal role soyunacağı konusunda kafası karışık ve bölünmüş bir vaziyettedir.

İşçi örgütleri ve sol siyasi partiler söz konusu değişimleri çok basit bir sebebe yorar: Devrim karşısında korkuya kapılan burjuva aydınlar alt sınıflardan yüz çevirmiştir.[15] Gerçi bu genelleme büsbütün haksız da değildir. Pek çok aydın, baskı ve zulüm yıllarında, yasadışı yeraltı faaliyetlerinden hakikaten vazgeçer; söz konusu hareketlerde yer alan işçilerin adamakıllı idrak ettiği bir değişimdir bu.[16] Bununla beraber, aydınların hepsi toplumsal sorumluluk duygusunu kaybetmiş değildir. Devrimden yüz çevirmişlerse de, yasal çerçevede hem kültürel hem eğitsel faaliyetlere devam ediyorlardır. Entelijansiya mensupları, kurslar, halk üniversiteleri, eğitim toplulukları, kütüphane ve tiyatrolar gibi, yetişkin eğitimine yönelik pek çok girişimde bulunurlar. Bunlar 1906 ile 1914 arasında kent ve köylerde hızla çoğalır. Bu çalışmalar sayesinde entelijansiya, 1905 Devrimi’nden önce de mevcut olan, alt sınıflara yönelik eğitim faaliyetlerini daha zengin ve karmaşık bir eğitim ağı haline getirir.

Entelijansiyanın işçi eğitim programlarına yönelik ilgisi, 19. yüzyılda haftasonu okulları hareketiyle başlamıştır. Kiev’li bir eğitimcinin yazılarından ilham alan üniversite öğrencileri ve kimi aydınlar St. Petersburg, Moskova ve başka birkaç Rus kentinde alt sınıflara yönelik olarak haftasonları ve akşamları eğitim veren okullar açar. Bu okullarda ders veren aydınlar çoğunlukla kendi müfredatlarını oluşturur. Eğitim tasarıları okuldan okula değişir: Temel okuma yazma programlarından tutun toplum ve tabiat bilimlerine yönelik girift eğitimlere kadar çeşitli tasarılar mevcuttur. Bu ilk girişimlerin akabinde gelişkin bir akşam ve haftasonu okulu sistemi doğar.[17]

19. yüzyıl sonlarında daha kapsamlı eğitim programları ortaya çıkar. Rağbet gören kimi haftasonu ve akşam okullarını temel alan bu eğitim programları İngiltere’de işçilere yönelik yetişkin eğitimi girişimlerinden feyz almıştır kısmen.[18] 1905 Devrimi bu çabalara müthiş bir ivme kazandırır ve akabinde önce 1906’da St. Petersburg ve Moskova’da, ardından Ufa, Bakü, Varşova ve Tomsk gibi yirmiyi aşkın kentte yeni okullar açılır. “Halk üniversiteleri” diye adlandırılan bu kurumlar pek çok yerel topluluk ve entelijansiya tarafından desteklenir. Sözgelimi Yekaterinodar’daki [1920’den sonra Krasnodar] Kuban Halk Üniversitesi’nde o bölgenin doktorları, avukatları ve lise öğretmenleri ders verir.[19]

Halk üniversitelerinin yanı sıra gene halka yönelik sanat ve müzik okulları da açılır. 1906’da kurulan Moskova Halk Konservatuarı müzik erbabına emanet edilir. Ders verenler arasında Aleksandr Kastalski ve Arseni Avraamov gibi, sonraları Proletkült’teki müzik eğitiminde önemli roller oynayacak şahsiyetler vardır.[20] Keza 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkan halk tiyatroları da 1905 Devrimi sonrasında yaygınlaşır. Bu drama topluluklarının amacı Gogol, Tolstoy ve özellikle Ostrovski gibi en önemli Rus oyun yazarlarını alt sınıflara tanıtmaktır.[21] Her ne kadar bu programlarda –konservatuar müfredatına halk müziğini dahil etmek gibi– popüler beğeni uğruna birtakım tavizler verilmişse de entelijansiya mensubu düzenleyiciler mükemmeliyetçiliklerini nihayetinde ortaya koymuştur.

Arseni Armaaov, Moskova 1923

Bir başka eğitim ortamı da “halk evleri”dir (narodnye doma). 1905 Devrimi’nden önce, şehir ve kasabalardaki kültürel faaliyetler genellikle halk evlerinde düzenlenmiştir. 1905’ten sonra bunlar daha bağımsız bir eğitim işlevi kazanır.

Ayrıca 1905 ile 1917 arasında Rusya’da iyice yaygınlaşan popüler eğitim yayıncılığı da yetişkin eğitimi davasına arka çıkar. Vestnik znaniia (Bilgi Elçisi) ve Novyi jurnal dlia vseh (Halkın Yeni Gazetesi) gibi yayınlar, özellikle kültür meraklısı beyaz yakalı çalışanlar arasında müthiş rağbet görür.[22] Entelijansiya mensubu editörlerin amacı, o dönemin en mühim bilimsel, toplumsal ve kültürel meselelerini herkesin anlayabileceği bir biçimde sunmaktır. Nitekim bu yayınlar kendi kendine eğitim konusuna meraklılar için birer kılavuz vazifesi görür. Ne ki bu yayınlar, memurlar, kalifiye işçiler ve ilkokul öğretmenleri arasında rağbet görmüş olsa da, karmaşık meselelere ilişkin basite indirgeyici yaklaşımları yüzünden pek çok aydının sert eleştirilerine maruz kalır, zira bu aydınlara göre, söz konusu yayınlar ancak “üçüncü sınıf halk üniversiteleri” seviyesindedir.[23]

Aydınlar söz konusu tasarılara farklı farklı saiklerle müdahil olmuştur. Özellikle 1905 tecrübesi sonrasında, “cahil” ve eğitimsiz Rus kitlelerinin kalkışacağı bir devrim ihtimali, kimi aydınların üzerine heyüla gibi çökerek onları korkutur. Kimileri de, kültürel değerlerine adeta hakaret teşkil eden, revaçtaki macera romanlarına ve magazin gazetelerine dayalı popüler kültürün yarattığı tehlikeyle mücadele etmeyi umar.[24] Siyasi aktivistler ise yasal programları devrimci davanın hizmetine koşabilecekleri kanısındadır. Ancak, o andaki saikleri ya da siyasi itikatları ne olursa olsun, hepsi de 19. yüzyıl başlarında filizlenmiş, aydınlanmaya ve propagandaya dayalı bir entelijansiya geleneğini sürdürüyordur. Nitekim bu yeni kurumlar sayesinde “kültür hamilleri” taşıdıkları sorumluluğu halka da aktarabilecekleri ve böylece halkın kültürel mirasını şekillendirebilecekleri bir ortama kavuşmuştur.

Hiç şüphe yok ki bu entelektüellerin çoğunun hedefi Vpered’cilerinkinden farklıdır: Onlara göre, “kültür” bir sınıf ideolojisine değil, Rus ve Avrupa medeniyetinin en nadide eserlerine tekabül eder. Onların niyeti, sadece fabrikalardaki proletaryayı değil, bütün emekçi kitleleri aydınlatmaktır. Siyasi itikatlarından bağımsız olarak, müspet bir toplumsal değişim yolunda en önemli adımın, yüksek kültürün aktarılması olduğu kanısındadırlar. Gelgelelim, temeldeki bütün bu fikir ayrılıklarına rağmen, Vpered’ciler ile reform yanlısı entelijansiya ortak bir zemini paylaşır. İkisi de hem eğitimin özgürleşme yolunda elzem olduğuna hem de entelijansiyanın aydınlanma sürecinde rolü olduğuna inanır. Her ne kadar farklı açılardan da olsa, ikisi de Rusya’nın kültürel mirasına değer verir. O yüzden, yetişkin eğitimi projelerinde rol almış pek çok kişinin Ekim Devrimi’nden sonra Proletkült’ün hizmetine girmesi hiç şaşırtıcı gelmemelidir. Bu kişiler, artık proletarya diye adlandırılan kitlelere kültürü taşıma işini Proletkült’te sürdürmüştür.

Proletaryanın Yarattığı Kültür: İşçi Kurumları

1905 Devrimi bir başka kültür ağının, bizzat işçi sınıfı kontrolünde olan bir ağın ortaya çıkışını da teşvik eder. 1906’da yürürlükte olan örgüt yasaları sayesinde hem resmen sendikalar kurulabilmekte, hem de işçi hareketiyle yakından bağlantılı işçi kulüpleri ve eğitim cemiyetleri açılabilmektedir. “Aydınlanma”, “Eğitim” ve “İlim” gibi adlar taşıyan bu topluluklar, bir sendikaya mensup olsun olmasın, bütün işçiler arasında müthiş rağbet görür.[25] Hedef alınan kitle kentli proletaryadır; bu kitleyi tanımlamak her zaman kolay olmasa da, hiç şüphe yok ki genel yetişkin eğitimiyle hedeflenenden daha dar kapsamlı bir kitledir. Keza kaynak sıkıntısından dolayı programlar da daha dar kapsamlıdır.

Kültür topluluklarının hızla serpilip gelişmesi, işçilerin eğitime ve boş vakit faaliyetlerine ne kadar istekli olduğunu ortaya koyar. Ayrıca entelijansiyaya duydukları büyük güvensizliğin de ifadesidir bu. Çoğu işçi, devrim sırasında liberaller tarafından ihanete uğradığı kanısındadır ve sosyalist aydınların siyasi mücadeleden yavaş yavaş yüz çevirmesi karşısında sarsılmıştır.[26] Söz konusu yeni oluşumlar, bizzat işçilerin kontrolündeki mecralar aracılığıyla, proletarya içinden liderler çıkarmaya yönelik eğitim kurumlarıdır. Bunlara katılanların temennisi, bu topluluklar sayesinde bağımsız bir işçi sınıfı entelijansiyasının ortaya çıkması ve böylece proletaryanın, 1905 Devrimi’nde olduğu gibi, güvenilmez aydınlara bir daha bel bağlamak zorunda kalmamasıdır.[27]

Sendika ve kulüplerin, şaibeli liberal entelijansiyayla bağlantılı halk üniversiteleri ve ilgili gruplarla netameli bir ilişkisi olagelmiştir.[28] İşçiler bu kurumlara bizzat katılıyordur katılmasına, ama pek çoğuna göre, kendi kulüpleri ve cemiyetleri bunların yerini almalı ve –bir sendika yayınındaki tabirle– “[işçilerin] topyekûn düşünsel hayatının merkezi” haline gelmelidir.[29] Kendi kendine eğitimin (samoobrazovanie) arzulandığı bu toplulukların amacı entelijansiyayı tamamen ihraç etmektir. Fakat özerklik konusundaki bütün bu ümitlere rağmen, kültür toplulukları, öğretmen ve eğitimci vasfıyla aydınların yardımını hâlâ talep etmektedir. Ancak, ihtiyaç ve içerleme karışımı bu çelişkili duygular yüzünden işçiler ile eğitimli topluluklar arasındaki ilişkiler daha da gerilir.[30]

İşçi kulüplerinde ve tiyatrolarında işlenen konulara bakıldığında, o dönemde yaygın yüksek kültürün hâkim olduğu görülür. Tarihe ve sosyalist harekete dair derslere ilaveten, halk üniversiteleri ile halk evlerindekine benzer faaliyetler de yer bulur kendine. Akşam konserlerinde Çaykovski ve Rimski-Korsakov’un eserleri icra edilir; ayrıca proletarya drama topluluklarının repertuarı halk tiyatrolarınınkinden çok da farklı değildir. Petrograd’da bulunan Bilginin ve Işığın Kaynağı adlı işçi cemiyetindeki tiyatronun ilk sezonunda Puşkin, Tolstoy ve Shakespeare sahnelenir. Kulüp kütüphanelerinde en çok Rus klasikleri rağbet görür.[31] Her ne kadar proletarya, magazin basınının ve popüler macera romanlarının cazibesine kapılıyor olsa da, bu cemiyetler “rafine” kültürel zevkleri teşvik etmeye çalışır.[32]

Gelgelelim işçilerin hepsi Rus klasiklerini sahiplenmeye teşne değildir. Bir yanda proleter kulüplerine katılanlar burjuva kültürünün değerini tartışırken, diğer yanda işçilerin eseri olan yaratıcı bir edebiyat sosyalist basında yer almaya başlar. Bir ölçüde Maksim Gorki’den feyz alan bu proletarya yazarları, emek ve siyaset mücadelesiyle geçen hayatlarını hikâyelere, şiirlere ve tiyatro oyunlarına konu eder. Örneğin 19. yüzyıl sonlarında işçi-şair Egor Neçayev siyasi özgürlük, sosyalizm ve fabrika yaşamı gibi konuları işleyerek ün kazanır. 20. yüzyıl başında sosyalist gazete ve dergiler fabrikayı ilk elden tecrübe etmiş yazarların eserlerine gitgide daha çok yer verir. Mihail Gerasimov, Vladimir Kirilov ve Aleksey Samobytnik Maşirov gibi, Proletkült denince ilk akla gelen yazarların hepsi 1917 öncesindeki sol dergi ve gazetelerde eserlerini yayınlamaya başlar.[33] Nitekim proleter kültürü yanlısı işçilere ve aydınlara göre, bu yeni edebiyat, proletaryanın kendine özgü önemli bir sanatsal kültür yaratabileceğinin kanıtıdır.

1912 ile 1914 arasındaki çalkantılı yıllarda devrimci hareket yeniden ivme kazanınca, kültür ile siyaset arasındaki bağlar adeta ete kemiğe bürünür. İşçi kulüpleri ve eğitim cemiyetleri gitgide siyasi bir vasıf kazanır, zira çoğu katılımcı, ılımlı Menşevizmden ayrılıp Bolşevizme geçiyordur.[34] Sendikalar sıkı gözetim altında olduğundan, kulüpler yeraltı faaliyetlerinin merkezi haline gelir. Sözgelimi Bolşeviklerin güdümündeki, St. Petersburg eğitim cemiyeti Bilim ve Hayat, 1914 Temmuz’unda şehre damgasını vuran grevlerin planlandığı merkezdir.[35]

Birinci Dünya Savaşı patlak verince, işçilere ait kültür topluluklarının gelişimi akamete uğrar. İşçi kaynaklı bir kargaşanın çıkmasından korkan hükümet, bağımsız işçi örgütleri üzerinde baskı uygulamaya başlar. Gelgelelim halk üniversiteleri ve halk evleri aynı kaderi paylaşmaz. Hükümet, büyük ölçüde liberal entelijansiyayla ilişkili olan bu kurumları önemli bir tehdit olarak görmez. Hatta savaş sırasında halk evleri ağı, iki ana sponsoru olan kooperatiflerin ve zemstva’nın [reforma yönelik yerel yönetim kurumları]güçlenip sorumluluk alanlarını genişletmesi sayesinde daha da büyür. Neticede yasadışı faaliyetleri sürdürmeye niyetli girişken işçiler, bu ılımlı ortamda kendi propagandalarını yürütmeyi öğrenirler.[36] Baskıcı savaş yıllarında bile işçiler kültürel faaliyetlerini bu mecrada sürdürür.

İşçi toplulukları proletarya kültürünün anlamına dair bir mutabakata hiç varmamıştır. Eski entelijansiyaya duydukları güvensizlik zemininde biraraya gelen bu topluluklar, aydınların temsil ettiği kültür dünyasıyla karmaşık bir ilişki kurarlar. Seçkin sınıfın kültürel inceliğe ve öğrenime dair tanımları pek çok işçiyi etkisi altına alır. Ne var ki 1917’ye gelindiğinde, kimileri eskinin bu kültürel teşekkülünü, ardındaki siyasi ve iktisadi kurumlarla beraber kaldırıp atmaya hazırdır.

Proletkült’ün Kuruluşu

Eylül 1918’deki ilk Ulusal Kongre’de seçilen Proletkült heyeti. Soldan sağa oturanlar: Fedor Kalinin, Vladimir Faidiş, Pavel Lebedev-Polianski, Aleksey Samobitnik Maşirov, I. I. Nikitin, Vasili Ignatov. Soldan sağa ayaktakiler:  Stefan Krivtsov, Karl Ozol-Prednek, Anna Dodonova,  N. M. Vasilevskii, Vladimir Kirilov.

 

1917 öncesinde ortaya çıkan çeşitli kültür tasarılarının tek bir amacı vardır: Hepsi de siyasi değişime yönelik hazırlık dersi mahiyetindedir. Bu muhtelif tasarılarda rol alan aktivistler en temel konularda ihtilaf halinde olsalar da, Rus toplumunun kalıcı ve anlamlı bir surette dönüşebilmesi için kültürel eğitimin şart olduğu konusunda hemfikirdirler. Örgütlü siyasi partileri ve işçi topluluklarını hazırlıksız yakalayan 1917 Şubat Devrimi, siyasi tartışmaları bir anda farklı bir bağlama oturtarak, kültür alanındaki aktivistlerin varsayımlarını değiştirir. Aydınlanma tasarıları, devrimi sürdürmenin, sonuçlarını şekillendirmenin ve sarih hedefler saptamanın bir yolu olmuştur artık.

Şubat Devrimi fabrika komitelerinden sovyetlere kadar pek çok yeni örgütlenmeye ön ayak olur ve bu örgütler daha en başından itibaren Geçici Hükümet’in iktidarını tahkim etme çabasına karşı çıkar.[37]Lağvedilmiş Duma’dan müteşekkil eğreti yeni hükümet, seçimlerin yapılacağı zamana kadar idareyi eline alır. Bu hükümeti denetim altında tutan halk idaresindeki sovyetler sistemi siyasi değişime yönelik olarak kendi gündemini oluşturur. “İkili iktidar” diye bilinen bu karmaşık yapılanma sadece siyasetle sınırlı da değildir. İktisadi alanda kapitalistler karşılarında dikbaşlı fabrika komitelerini, toprak sahipleri de toprağa aç köylü topluluklarını bulur. Ayrıca kültür alanında da bir bölünme vardır. Halk tabanından pek çok örgütlenme, kültürel dönüşüme dair kendi tasavvurlarını dayatarak, hükümetin otoritesini sarsar.

Hükümet kararsız bir vaziyetteyken, alternatif kültür tasarıları iyice yaygınlaşır. Sendikalar ve fabrika komiteleri, tıpkı siyasi partiler ve sovyetler gibi, kendi eğitim bölümlerini kurar. Sadece Petrograd’da bile, iddiaya göre, işçi topluluklarına bağlı 150 kulüp ve yüz bin üye vardır.[38] Bu oluşumlara katılanlar yeni hükümeti halk eğitimi konusunda kayıtsızlıkla suçlar ve akabinde devletin ataleti sayesinde söz konusu katılımcılar siyasi ve ahlaki bir otorite kazanır. Görünen o ki işçilerin kültürel çıkarlarını kollayan hükümet değil, bu insanlardır. Böylece Geçici Hükümet ile muhalefet arasındaki ihtilaflı alanlara kültür politikası meselesi de eklenmiş olur.

Şubat ile Ocak arasında, siyasi kutuplaşmaların yaşandığı zaman zarfında, ipleri kimin eline alacağını kestirmek güçtür. Şayet Geçici Hükümet işin başında olmayacaksa, kim olacaktır?

1917 Haziran’ında düzenlenen ulusal sendika konferansında Menşevik İvan Maiski, kültürel eğitim konusunda esas sorumluluğun sendikalarda olduğunu öne sürer. “İşçi hareketi aynı zamanda bir kültür hareketidir. Ancak çevresinde olup bitenle bilfiil ilgilenen bir işçi, itikatlı bir sosyalist ve sendika hareketinin aktif bir katılımcısı olabilir.”[39] Maiski’ye göre, sendikalar merkez komitesi Petrograd’da olmak üzere geniş çaplı bir ulusal düzenek kurmak suretiyle işçilerin kültürel-eğitsel faaliyetlerini koordine etmelidir. Bu yeni yapı, sendikalar, sovyetler, kooperatifler ve Sosyal Demokrat partiler gibi farklı teşkilatlardan gelen temsilcilerin katılımıyla oluşturulacaktır.[40] Ama sendika bürokrasisi karşı karşıya kaldığı ivedi siyasi ve ekonomik sorunlardan dolayı eğitim meselesine gereğince eğilemez. Nitekim Maiski’nin sunumuna bir ölçüde sitemkâr bir ton hâkimdir; kültürle daha çok ilgilenilmesi konusunda meslektaşlarına yalvarır gibidir. Tahmin edilebileceği gibi, sendikadaki çabalar pek sonuç vermez.[41]

Bir proletarya kültür ağı kurma konusunda başarıya ulaşanlar, en militan işçi örgütleri olan fabrika komiteleridir. Aslında Rus ekonomisi baş aşağı gitmeye başlayınca iş güvencesine yönelik savunma mekanizması gibi tasarlanan bu teşkilatlar Şubat Devrimi’nden sonra hızla yaygınlaşır.[42] Çoğu fabrika komitesi, fabrika bünyesinde eğitime, boş zaman faaliyetlerine ve ajitasyon çalışmalarına yönelik kültür komisyonları oluşturur. Bu kültür toplulukları özellikle Petrograd’da etkindir.[43] 1917 Ağustos’unda Petrograd fabrika komiteleri kent çapında biraraya geldiğinde, delegeler proletaryanın kültürel faaliyetlerini tek çatı altında toplayıp yönetecek yeni bir teşkilat oluşturmayı önerir.

Bu fabrika komitelerinin söz konusu girişimde başarıya ulaşmasının asıl sebebi, Vpered topluluğu mensubu kültür aktivistlerinin çabalarıdır. 1917’de sürgünden dönen topluluk üyeleri, Bogdanov hariç, Bolşevik Parti’ye katılır yeniden. Bunlar arasında en önemli figür, Lenin’in peşinden İsviçre’den gizli bir trenle gelen Lunaçarski’dir.[44] Zira Lunaçarski, Vpered topluluğuna ait teorik görüşleri, gitgide genişleyen proletarya kültür gruplarıyla biraraya getirmek suretiyle Proletkült’ün temellerini atmıştır.

Lunaçarski Petrograd’a varır varmaz, Gorki’nin Novaia jizn (Yeni Hayat) gazetesinde çalışmaya başlar ve bu sayede kültürel dönüşüme dair düşüncelerini halka yayma imkânına kavuşur.[45] Lunaçarski siyasi partilere, sendikalara ve kooperatiflere ilaveten, işçi sınıfı hareketinin “dördüncü biçimi”nin kültür teşkilatı olması gerektiğini açıkça ortaya koyar.[46] İşçilere ait kültür toplulukları için merkezî bir yapı oluşturulması, idari bir faydadan ibaret değildir. Bu yolla yeni bir proletarya hareketi doğacak ve başlı başına bu hareket, devrimci değişimde kültürün baş rol oynamasını temin edebilecektir.

Lunaçarski, 1917 Ağustos’undaki fabrika komiteleri toplantısında meramını açık seçik anlatır. Kültürü, siyasi durum istikrara kavuşunca tadına varılacak bir nevi şekerleme gibi görenlere karşı çıkar: “Kültür ve eğitim, işçi hareketinin diğer biçimleri kadar önemlidir. Bize kalırsa sadece yetişkin eğitiminden ve okuma yazma kurslarından ibaret bir şey de değildir. Esasen duyarlı, uyumlu bir dünya görüşünün oluşturulmasıdır.”[47] İşçiler, taleplerine uygun olan bir kurumsal yapıyı temin etmek için, kültür alanında kendi yönetimlerini tesis etmek zorundadır. Zira sovyetler ve kent duma’sı tek bir sınıfa mahsus kurumlar olmadıklarından, sadece işçileri temsil etmiyorlardır. Tek bir sınıfa mahsus sendikalar ise öncelikle teknik eğitimle ilgilenmektedir. Dolayısıyla proletaryanın tek çaresi kendine ait yeni bir merkez oluşturmaktır.[48] Neticede Lunaçarski’nin argümanlarıyla ikna olan delegeler, işçi hareketinde kültürün başat bir rolü olduğunu teyit eden bir karar çıkarır. Bu fikirleri hayata geçirmek için konferansta şu öneri sunulur: Önce Petrograd’da sonra Rusya’nın her yanında, işçiler arasındaki bütün kültürel faaliyetleri denetim altına alacak merkezî bir kültür teşkilatı kurulacaktır.[49]

Bu iddialı tasarının ilk adımı, kentteki bütün proletarya kültür-eğitim örgütlerini bir konferansta biraraya getirmektir. Bu hazırlıklarda baş rol Lunaçarski’nindir; yanında da sürgün yıllarından eski dostları Lebedev-Polianski, Kalinin ve Pavel Bessalko vardır. Başta I. I. Nikitin ve Aleksey Samobytnik-Maşirov olmak üzere, yeni kurulan Proleter Yazarlar Derneği üyeleri de bu hazırlıklara katılır. Ayrıca düzenleyiciler arasında avangard yazar Osip Brik, Bolşevik sanat ve tiyatro uzmanı Platon Kerjentsev ve Vasili İgnatov adında bir proleter aktör de vardır.[50] Brik haricinde, bütün bu şahsiyetler gelecekte Proletkült’ün ilk yıllarında önemli roller oynayacaktır.

Petrograd Proletkült tiyatro atölyesi üyeleri, Walt Whitman’ın  “Avrupa” şiirinin kolektif okumasını icra ediyor, Plamia, sayı 21 (1918).

 

Ostrovski’nin En Akıllı Adam da Yanılabilir (Türkçe’de bilinen adıyla Bu Hesapta Yoktu) oyunundan. Oyun, İşçi Tiyatrosu için, Sergey Eyzenşteyn ve Sergey Tretyakov tarafından değiştirilmişti. Afişte “Din Halkın Afyonudur” yazıyor.

 

Ekim ortasında, Kışlık Saray baskınından bir hafta önce, Petrograd kent duma’sında ilk proletarya kültür-eğitim örgütleri konferansı düzenlenir. Bolşevikler silahlı bir isyan için hazırlıklara çoktan başlamıştır; o sıralar Petrograd’da ilk ulusal fabrika komiteleri konferansı da yapılmaktadır; ayrıca garnizon komiteleri de toplanmıştır. Petrograd’daki bütün siyasi partiler yakında yapılacak olan Sovyetler Kongresi’ne hazırlanmaktadır.[51] İşte siyasi açıdan böyle hummalı bir ortamda, iki yüze yakın işçi ve aydın, işçi sınıfı hareketinde güzel sanatlar ve eğitimin rolünü tartışmak üzere biraraya gelir.[52]

Sanatsal pratikler konusundaki sunumları çoğunlukla aydınlar yapar. Lunaçarski edebiyatla ilgili meseleleri ele alırken, fütürist Osip Brik bütünsel bir yaklaşımla sanatı tartışır, halk müziği uzmanı Arseni Avraamov da müzik konusunda sunum yapar.[53] Hem Brik hem de Avraamov devrim öncesi yetişkin eğitimi hareketinin değeri üzerinde durur. Onların ümidi, yeni örgütlenmenin de kitlelere sanatı ulaştırmaya çalışmasıdır. Özellikle Brik liberal ve solcu aydın eğitmenlerin diliyle konuşur. Proletarya kültürüne hiç atıfta bulunmaksızın, sanatı demokratikleştirme ihtiyacına vurgu yapar.[54]

Şubat Devrimi, 1917’den önce kültür alanındaki aktivistlerin ciddi ciddi ele almadığı yeni bir sorun ortaya çıkarır: Bu yeni teşkilatın mevcut iktidarla ne tür bir ilişkisi olacaktır? Delegeler, Bolşevik aydın D. I. Leşçenko ile şu konuda hemfikirdir: Kurdukları yapı hükümetten tamamen bağımsız olmalıdır, ki bu da Kerenski rejimine yönelik genel hoşnutsuzluğu yansıtan bir husustur. Ancak işçilerin kendisi eğitimlerinin devrimci, Marksist bir içeriği olmasını temin edebilir.[55] Öte yandan konferans katılımcıları, temsil ettikleri toplulukların kendi bütünlüklerini korumaları gerektiğini de vurgularlar. Yeni teşkilat, bünyesindeki kulüplerin ve toplulukların uygulamalarına doğrudan müdahale edemeyecektir. Bu merkezî teşkilat sadece kaynak ve personel değiş tokuşuna (birja) yönelik bir ortam olacak, ama hiçbir surette yerel idareyi kısıtlamayacaktır.[56]

Görünen o ki en zor mesele proletarya kültürünü tanımlamaktır. Sözgelimi Osip Brik sınıf kültürü meselesine hiç değinmezken, Vasili İgnatov militanca bir tavır takınır.

İgnatov’a göre, proletarya tiyatrosunda sadece proleter aktörler ve proleter bir repertuar bulunmalı, aydınların yazdığı oyunlar da ancak işçi sınıfının ihtiyaçlarını karşıladığı ölçüde yer almalıdır. İzleyiciler de ihtilafa düşer. Kimi delegeler işçilerin öncelikle klasik eserleri özümsemesi gerektiğini vurgularken, kimileri de “burjuva” kültürünün işçilere kazandıracak bir şeyi olmadığını öne sürer.[57]

Lunaçarski orta yolu benimsemiş gibidir. Proletarya kültürü fikrini tamamen desteklemekle beraber, geçmişin kültüründen öğrenecekleri çok şey olduğunu hatırlatır işçilere. Neticede Lunaçarski’nin görüşü baskın çıkar ve varılan nihai karar her iki tarafın destekleyebileceği şekilde söze dökülür:

 

Gerek bilimde gerek sanatta proletarya kendi bağımsız formlarını vaz edecektir, ama aynı zamanda geçmişin ve bugünün kültürel kazanımlarından da faydalanacaktır… Ancak, [proletarya]eski kültürün eserlerine eleştirel bir tavırla yaklaşmalıdır. O eserleri öğrenci vasfıyla değil, bir inşaat ustası vasfıyla benimsemeli ve adeta eski binaların taşlarını kullanarak yepyeni binalar inşa etmelidir.[58]

Ekim konferansında bütün hazırlıklar tamamlanmış olmasına rağmen, düzenleyici komite, ancak Bolşevikler iktidara geldikten sonra, Kasım ayı ortalarında biraraya gelme fırsatı bulur. Akabinde devlet eğitim komisyonu içinde bir büro kurulur, ayrıca bir tiyatro ve kütüphanenin temelleri atılır.[59]O sırada topluluk sekreteri İgnatov, topluluğun sakil ismi yerine bir kısaltma önerir. Bundan böyle proletarya kültür-eğitim teşkilatları kısaca Proletkült diye adlandırılacaktır.[60]


[1] Bkz. Norman M. Naimark, Terrorists and Social Democrats: The Russian Revolutionary Movement under Alexander III(Cambridge, Mass., 1983), s. 154–86; Allan K. Wildman, The Making of a Workers’ Revolution (Chicago, 1967), s. 89–117; ve Reginald E. Zelnik, “Russian Bebels: An Introduction to the Memoirs of Semen Kanatchikov and Matvei Fisher,”Russian Review , c. 35 (1976), s. 249–89, 417–47. Rusça kul’turtreger sözcüğü Almancadaki Kulturträger sözcüğünden türetilmiştir.

[2] Bkz. James D. White, “Bogdanov in Tula,” Studies in Soviet Thought , c. 22 (1981), s. 33–58.

[3] Sol Bolşevizm konusunda gitgide genişleyen kapsamlı bir literatür mevcuttur. Bu konudaki en yakın tarihli çalışmalar için bkz. John Biggart, “‘Anti-Leninist Bolshevism’: The Forward Group of the RSDRP,” Canadian Slavonic Papers, c. 23, no. 2 (1981), s. 134–53; Robert C. Williams, “Collective Immortality: The Syndicalist Origins of Proletarian Culture, 1905–1910,” Slavic Review, c. 39, no. 3 (1980), s. 389–402; agy., The Other Bolsheviks (Bloomington, 1985); ve Avraham Yassour, “Lenin and Bogdanov: Protagonists in the ‘Bolshevik Center,’” Studies in Soviet Thought, c. 22 (1981).

[4] Jutta Scherrer, “‘Ein gelber und ein blauer Teufel’: Zur Entstehung der Begriffe ‘bogostroitel’stvo’ und ‘bogoiskatel’stvo,’” Forschungen zur osteuropäischen Geschichte, c. 25 (1978), s. 322–23; A. V. Lunacharskii, Velikii perevorot (Petrograd, 1919), s. 14–22; ve agy., “Ateisti,” Ocherki po filosofii marksizma içinde (St. Petersburg, 1908), s. 107–61.

[5] Geoffrey Swain, Russian Social Democracy and the Legal Labour Movement (London, 1983), s. 41–43.

[6] Bkz. Loren R. Graham, “Bogdanov’s Inner Message,” Red Star: The First Bolshevik Utopia içinde, Alexander Bogdanov, haz. Loren R. Graham ve Richard Stites (Bloomington, 1984).

[7] Dietrich Grille, Lenins Rivale (Köln, 1966), s. 110–19; Kenneth M. Jensen, Beyond Marx and Mach (Dordrecht, 1978), s. 67–86; ve Zenovia A. Sochor, Revolution and Culture (Ithaca, 1988), s. 42–45.

[8] Capri’deki okulun arka planı için bkz. Jutta Scherrer, “Les écoles du patti de Capri et de Bologne,” Cahiers du monde russe et soviétique, no. 19 (1978), s. 259–84. Okullar hakkında genel bilgi için, bkz. S. Livshits, “Kapriiskaia partiinaia shkola, 1909 g.,” Proletarskaia revoliutsiia, no. 6 (1924), s. 33–73; agy., “Partiinaia shkola v Bolon’e, 1910–1911 gg.,”Proletarskaia revoliutsiia, no. 3 (1926), s. 109–44; N. Semashko, “O dvukh zagranichnykh partiinykh shkolakh,”Proletarskaia revoliutsiia , no. 3 (1923), s.??

[9] Capri’deki öğrenciler için bkz. Livshits, “Kapriiskaia shkola,” s. 51–53; verilen dersler için bkz. Kosarev, “Partiinaia shkola,” s. 70–73; ve Scherrer, “Les écoles du parti,” s. 270–77.

[10] Vpered konusunda genel bilgi için bkz. Krisztina Mänicke-Gyöngyösi, “Proletarische Wissenschaft” und “Sozialistische Menschheitsreligion” als Modelle proletarischer Kultur (Berlin, 1982), s. 25–67; K. A. Ostroukhova, “Gruppa ‘Vpered,’ 1909–1917 gg.,” Proletarskaia revoliutsiia , no. 1 (1925), s. 198–219; “Vpered,” Bol’shaia sovetskaia entsiklopediia içinde (Mosckova, 1926–1947), c. 13, columns 386–89; ve N. Voitinskii, “O gruppe ‘Vpered,’ 1907–1917 gg.,” Proletarskaia revoliutsiia , no. 12 (1929), s. 59–119.

[11]  “Platforma gruppy ‘Vpered’: Sovremennoe polozhenie i zadachi partii,” yeniden basım: Sochineniia içinde, V. I. Lenin, 3. baskı. (Moskova, 1936), c. 14, s. 452–69, alıntı s. 455.

[12] A. A. Bogdanov [Maksimov mahlasıyla], “Sotsializm v nastoiashchem,” Vpered , no. 2 (1911), 59–71. bölümler, özl. 70–71.

[13] Jane Burbank, Intelligentsia and Revolution: Russian Views of Bolshevism , 1917–1922 (New York, 1986), s. 8-10.

[14] Modernizm üzerine tartışmalar için bkz. Jeffrey Brooks, “Popular Philistinism and the Course of Russian Modernism,” Literature and History: Theoretical Problems and Russian Case Studies içinde, haz. Gary Saul Morson (Stanford, 1986), s. 90–110.

[15] Örneğin bkz. Bolşevik basın yayın organlarındaki işçi şikâyetleri, yeniden basım S. Breitenburg, haz., Dooktiabr’ skaia Pravda ob iskusstve i literatüre içinde (Moskova, 1937), s. 31–32.

[16] Bolşevik işçi ve Proletkült idarecisi Aleksandr Samobytnik-Mashirov’un yorumları için bkz. A. Mashirov, “Zadachi proletarskoi kul’tury,” Griadushchee içinde, no. 2 (1918), s. 9–10.

[17] St. Petersburg’daki haftasonu okulu girişimi için bkz. Reginald E. Zelnik, Labor and Society in Tsarist Russia: The Factory Workers of St. Petersburg1855–1870 (Stanford, 1971), s. 160-199.

[18] Bkz. Ia. V. Abramov, Nashi voskresnye shkoly: Ikh proshloe i nastoiashchee (St. Petersburg, 1900); ve E. N. Medynskii, Vneshkol’noe obrazovanie: Ego znachenie, organizatsiia i tekhnika (Moskova, 1918).

[19] V. M. Riabkov, “Iz istorii razvitiia narodnykh universitetov v gody sotsialisticheskogo stroitel’stva v SSSR,” Klub i problemy razvitiia sotsialisticheskoi kul’tury içinde (Cheliabinsk, 1974), s. 35–36; ve Medynskii, Vneshkol’noe obrazovanie , s. 266-270.

[20] N. Briusova, “Massovaia muzykal’ no-prosvetitel’ naia rabota v pervye gody posle Oktiabria,” Sovetskaia muzyka , no. 6 (1947), s. 46–47; ve Boris Schwarz, Music and Musical Life in Soviet Russia, rev. ed. (Bloomington, 1983), s. 5.

[21] Gary Thurston, “The Impact of Russian Popular Theatre, 1886–1915,” Journal of Modern History, c. 55, no. 2 (1983), s. 237-267.

[22] Brooks, “Popular Philistinism.”

[23] A.g.e., s. 99.

[24] Brooks, When Russia Learned to Read, özellikle s. 295-352.

[25] Victoria E. Bonnell, Roots of Rebellion: Workers’ Politics and Organizations in St. Petersburg and Moscow1900-1914 (Berkeley, 1983), s. 328-334.

[26] Bkz. David Mandel, “The Intelligentsia and the Working Class in 1917,” Critique, no. 14 (1981), s. 68-70; ve A. Mashirov, “Zadachi proletarskoi kul’tury,” Griadushchee , no. 2 (1918), s. 9-10.

[27] Bkz. I. N. Kubikov, “Rabochie kluby v Petrograde,” Vestnik kul’tury i svobody, no. 1 (1918), s. 28-29; Leopold Haimson, “The Problem of Social Stability in Urban Russia, 1905-1917,” The Structure of Russian History içinde, haz. Michael Cherniavsky (New York, 1970), s. 346; ve Swain, Russian Social Democracy, s. 34-35.

[28] Swain, Russian Social Democracy, s. 36-37.

[29] Nadezhda, no. 2 (1908), s. 8, akt. Bonnell, Roots of Rebellion, s. 332. Bonnell’in çevirisi.

[30] Bonnell, Roots of Rebellion, s. 332-334.

[31] I. N. Kubikov, “Literaturno-muzykal’nye vechera v rabochikh Klubakh,” Vestnik kul’tury i svobody, no. 2 (1918), s. 32–34; agy., “Uchastie zhenshchin-rabotnits v klubakh,” Vestnik kul’tury i svobody, no. 2 (1918), s. 34–37; I.D. Levin,Rabochie kluby v dorevoliutsionnom Peterburge (Moskova, 1926), s. 108-110; Medynskii, Vneshkol’noe obrazovanie, s. 293; ve Breitenburg, Dooktiabr’skaia Pravda, s. 50-51.

[32] Popüler kültüre yönelik ilgi için bkz. Semen Kanatchikov, A Radical Worker in Tsarist Russia: The Autobiography of Semen Ivanovich Kanatchikov, çev. ve haz. Reginald E. Zelnik (Stanford, 1986), s. 19, 401; ve Swain, Russian Social Democracy, s. 60.

[33] Bu edebiyata dair genel bir bakış için bkz. V. L. L’vov-Rogachevskii, Ocherki proletarskoi literatury (Moskova, 1927), s. 32-44; L. N. Kleinbort, Ocherki narodnoi literatury, 1880-1923 gg. (Leningrad, 1924), s. 108-128; ve A.M. Bikhter, “U istokov russkoi proletarskoi poezii,” Uistokov russkoi proletarskoi poezii içinde, haz. R. A. Shatseva ve O. E. Afonina (Moskova, 1965), s. 5-30.

[34] Bkz. Haimson, “The Problem of Social Stability,” s. 355-359; ve Bonnell, Roots of Rebellion , s. 400-403.

[35] Haimson, “The Problem of Social Stability,” s. 358.

[36] Savaş yıllarında işçi örgütlerine yönelik baskılar için bkz. John L. H. Keep, The Russian Revolution: A Study in Mass Mobilization (New York, 1976), s. 42-45; halk evleri ve üniversiteleri için bkz. Medynskii, Vneshkol’noe obrazovanie, s. 99–100, 269-270; Ligovskii Halk Evi’ndeki yasadışı siyasi faaliyetler için bkz. “Podpol’naia rabota v gody imperialisticheskoi voiny v Petrograde,” Krasnaia letopis‘, no. 2/3 (1922), s. 129-130.

[37] Bu yeni kurumlara dair bir tartışma için bkz. Keep, The Russian Revolution, s. 65-152; Marc Ferro, The Russian Revolution of February 1917, çev. J. L. Richards (Englewood Cliffs, N.J., 1972), s. 93-96; ve Diane Koenker, Moscow Workers and the 1917 Revolution (Princeton, 1981), s. 142-186.

[38] G. E. Bylin, “Iz istorii kul’turno-prosvetitel’noi deiatel’nosti profsoiuzov i fabzavkomov Petrograda v period podgotovki Oktiabr’skogo vooruzhennogo vosstaniia,” Uchenye zapiski VPSh VTsSPS, c. 1 (1969), s. 115.

[39] Tret’ia Vserossiiskaia konferentsiia professional’nykh soiuzov, 3–11 iiulia (20-28 iiunia staryi stil’) 1917 goda: Stenograficheskii otchet (Moskova, 1927), yeniden basım, haz. Diane Koenker (Millwood, N.Y., 1982), s. 405.

[40] A.g.e., s. 407, 412–13, 464-465.

[41] Knizhnik, Karl Ozol’-Prednek, ve A.M., “God bor’by za proletarskuiu kul’turu,” Griadushchee , no. 8 (1918), s. 13-14.

[42] Fabrika komiteleri hakkında gitgide genişleyen bir literatür mevcuttur. Ekim Devrimi öncesi döneme odaklanan çalışmalar için bkz. Paul Avrich, “The Bolshevik Revolution and Workers’ Control in Russian Industry,” Slavic Review, c. 22, no. 1 (1963), s. 47-63; David Mandel, The Petrograd Workers and the Fall of the Old Regime: From the February Revolution to the July Days 1917 (New York, 1983); agy., The Petrograd Workers and the Soviet Seizure of Power: From the July Days 1917 to July 1918 (New York, 1984); ve S. A. Smith, Red Petrograd: The Revolution in the Factories.

[43] Bkz. Smith, Red Petrograd, s. 84-85, 94-98; I. A. Baklanova, Rabochie Petrograda v period mirnogo razvitiia revoliutsii (Leningrad, 1978), s. 142-43; ve I. I. Mints vd., haz., Fabrichno-zavodskie komitety Petrograda v 1917 godu: Protokoly (Moskova, 1982), s. 60, 142, 145-147, 157.

[44] 1917’de Lunacharskii hakkında bkz. Timothy O’Connor, The Politics of Soviet Culture: Anatolii Lunacharskii (Ann Arbor, 1983), s. 13-14.

[45] N. N. Sukhanov, The Russian Revolution: A Personal Record, haz. ve çev. Joel Carmichael (Princeton, 1984), s. 374-376.

[46] A. V. Lunacharskii, “Kul’tura sotsializma torzhestvuiushchego i sotsializma boriushchegosia,” Novaia zhizn ‘, 21 Haziran, 1917; ve agy., “Politika i kul’tura,” Novaia zhizn’, 30 Temmuz, 1917.

[47] P. N. Amosov vd., haz., Oktiabr’skaia revoliutsiia i fabzavkomy: Materialy po istorii fabrichno-zavodskikh komitetov(Moskova, 1927), c. 1, s. 234.

[48] A.g.e., s. 235.

[49] A.g.e., s. 236-237.

[50] A. V. Lunacharskii, “Ideologiia nakanune Oktiabria,” Vospominaniia i vpechatleniia içinde, A. V. Lunacharskii (Moskova, 1968), s. 166-167.

[51] Devrim arifesine ilişkin ayrıntılı bir açıklama için bkz. Alexander Rabinowitch, The Bolsheviks Come to Power: The Revolution of 1917 in Petrograd (New York, 1976), s. 209-244.

[52] Lunaçarski’ye göre 208 delege vardır. A. V. Lunacharskii, “Pervaia proletarskaia prosvetitel’naia konferentsiia,” I. S. Smirnov, der., “K istorii Proletkul’ta,” Voprosy literatury , no. 1 (1968), s. 118-119. En  ayrıntılı gazete haberine göre, başta fabrikalardan, sendikalardan ve kulüplerden olmak üzere 189 temsilci vardır. Ayrıca bkz. Rabochaia gazeta, Ekim 19, 1917.

[53] Rabochii put ‘, Ekim 17, Ekim 26, 1917.

[54] Rabochiiput’ , Ekim 17, 1917.

[55] Rabochaia gazeta, Ekim 19, 1917.

[56] Novaia zhizn’ , Ekim 20, 1917.

[57] Novaia zhizn’ , Ekim 19, 1917; ve Rabochii put’ , Ekim 17, 1917. Ayrıca bkz. Lunacharskii, Vospominaniia i vpechatleniia, s. 166-168.

[58] Rabochii put’ , Ekim 17, 1917.

[59] Izvestiia TslK, Kasım 27, Aralık 1, 6, 22, ve 29, 1917.

[60] P. I. Lebedev-Polianskii, “Kak nachinal rabotat’ Narodnyi Komissariat Prosveshcheniia: Lichnye vospominaniia,”Proletarskaia revoliutsiia, no. 2 (1926), s. 51.

skopdergi  s11 / Çeviri: Akın Terzi

 

 

Share.

Comments are closed.