Pandemide Asgari Ücret ve Ücretsiz İzin Dayatması – Murat Bostancı

0

 

2020 yılı Mart ayı itibari ile Türkiye’de Covid-19 pandemisi dönemi yalnızca sosyal yaşama değil aynı zamanda çalışma yaşamına da giriş yaptı. Pandemi önlemlerinin alınmadığı birçok fabrika, depo, tersane, inşaat, kargo, e-satış yapan işyerlerinde dahil olmak üzere binlerce işçi Covid-19’a yakalandı ve birçok ailede ölümler oldu. Başlangıçta patronlar ve yöneticileri Covid-19’u ciddiye almadıkları gibi tamamen kâr hırsına kapıldıkları bu dönemde gerekli önlemleri almadılar. Özellikle yaz döneminde gevşetilen önlemler salgının yayılmasına neden oldu. İşyerlerinde İSİG uzmanları ve işyeri hekimleri bilgilendirici ve eğitici programları patronların dayatması ile yapmadılar, yalnızca genel uyarılar yapıldı.

Pandemi ile birlikte çalışma yaşamına kısa çalışma ödeneği ve ücretsiz izin gibi uygulamalar girdi. Pandemi bahanesi ile iktidar, patronlara işçileri ücretsiz izne gönderme yetkisi verdi. Ücretsiz izin ile aylık 1168 TL net ücret İşsizlik Fonu’ndan karşılandığı gibi kıdem, ihbar tazminatı hakkı donduruldu. Ayrıca, SGK emeklilik primleri ödenmeyerek daha geç emekli olmak da dayatılmaktadır. Yine kısa çalışma ödenekleri İşsizlik Fonu’ndan karşılandığı gibi burada da devleti dolandıran binlerce patron hala bu hukuksuzluğa devam etmektedir. Kısa çalışma ödeneği kurallarına uymayan işyerinde sürekli çalışma olmasına rağmen bu haktan yararlanan, usulsüzlük yapan yüzlerce işyeri sayabilirim. Bu duruma karşı CİMER ve sosyal medyadan kurumsal ve bireysel olarak başvuru yapılmasına rağmen sonuç alınamadı.

Normal olmayan bu durum daha da anormal hale geldi ve sendikalı olan, sendikal faliyette bulunan binlerce işçiyi patronlar ücretsiz izne gönderdi, farklı şehirlerdeki başka depolara sürdü, 25/2 ve 29. koddan işten attılar, atmaya da devam ediyorlar. Ücretsiz izni baskı, dayatma, yıldırma olarak gören patronlar işçinin alacağı tazminata çökmek için her türlü dalavereyi çevirip işçiyi istifaya zorluyor. Patronlar, “yasal” olarak tanımlanan bu uygulamayı bir baskı aracı olarak kendi menfaatleri için kullanmaktadır. İşçilerin ücretsiz izne gönderildiği işyerlerinde mesai, vardiya, iş yoğunluğu artarken hatta 1 ayda 160 saat mesai yaptırılıp, işe alınan yeni işçiler bile varken, sözde işler düştü diyerek “Hadi seni ücretsiz izne gönderiyoruz.” demek yasal değildir. Yine yasaya aykırı uygulamalara karşı duran, mesai dayatmasına karşı duran işçiler de “ücretsiz izin” ile tehdit ediliyor.

Devlet, işçilere ölüm ve açlığı yasalarla sürekli kılarken patronlara sınırsız sömürü ve hak gaspı özgürlüğü verdi ve bu durumu pandemi boyunca torba yasalarla, genelgelerle güvence altına aldı. Ama unutmayın ki işçilerin sağlığı kârınızdan değerlidir. Pandemide kıdem tazminatına saldırı hamlesi bu defa daha farklı bir yoldan yapıldı, başta 25 yaş altı ile 50 yaş üstünü kapsıyordu ama yapılan eylemler mevcut maddenin torba yasadan çıkarılmasına neden oldu ve bir kez daha kazanılmış haklara sahip çıkıldı. Ama yarın ya da bir sonraki yıl yeni bir sermaye saldırısı olmayacağının bir garantisi yoktur. Konfederasyonların mevcut hantal, bürokratik, işçilerden kopuk bir sendikal anlayışları ile bu saldırılara karşı durmak pek mümkün gözükmüyor. Ankcak, konfederasyonlar içinde bulunan birkaç mücadeleci sendika ile bağımsız sendikaların mücadele pratiği, zamanla tüm sendikaları da yola getirecektir. Karşı cephede sadece patronlar yok, sarı, bürokratik, patron sendikaları da var. Biz bu süreçte karşımıza kim çıkarsa, nasırlı ellerimiz ile ezip geçeceğiz.

Asgari ücret her yıl Aralık ayında senaryo gereği toplantılar sonucunda açıklanıyor. Görece yoksulluk, az yoksulluk, aşırı yoksulluk ve hatta ılımlı yoksulluk gibi tabirlerle anlamlar karmaşası ile aklımızla alay eden yöneticiler, reformu önce asgari ücretin yaşanabilir bir ücretten öte alım gücüne göre güncellenmesi yönünde yapmalıdır. Bu durumda asgari ücret yılda 1 defa değil, 4 defa gerçek enflasyona göre düzenlenmeli, arttırılmalıdır. Ocak, Nisan, Temmuz, Ekim olmak üzere yılda 4 defa belirlenmeli, vergiden muaf tutulmalıdır. Siyasi partilerin toto oynar gibi rakam telaffuz etmeleri ne kadar samimidir anlamış değiliz. Yine sendikaların da göstermelik tutumları da doğru değildir. Yapılması gereken pratikte işçiler ile adımların atılması, fiili meşru mücadele ile kazanım elde edilmesidir. Asgari ücret, sadece asgari ücretlinin sorunu değildir. Sarı ve patron sendikalarının manevralarına rağmen sendikal mücadelemiz devam edecek. Memleketin dört bir yanında devam eden Bimeks, Atlasjet, Uzel, Ptt-Sen, TüvTürk, Şişli ve diğer işçi direnişlerini selamlıyorum.

Direne direne kazanacağız!

DGD-SEN Genel Başkanı Murat Bostancı

Share.

Comments are closed.