Özel güvenlik işçileri çalışma koşullarını anlattı: Düşük ücret, uzun çalışma saatleri, güvencesizlik…

AKP’li yıllarda her sektörden emekçiler hak gasplarıyla, sömürünün her türlüsüyle karşı karşıya kaldılar. Özel güvenlik personeli olarak çalışan emekçiler de sömürüden payını aldı. Özel güvenlikçiler son zamanlarda uzun çalışma saatleri, fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi, angarya gibi sorunlarla boğuşuyor… 

soL Haber Portalı’nın yayınladığı söyleşiye göre,  Angaryanın en yoğun olarak yaşandığı bir sektör özel güvenlik sektörü… Çünkü özel güvenlikçiler pek çok kurumda asıl işlerinin yanı sıra kapıcı, bahçıvan, sekreter, santral, hamal olarak da çalıştırılıyorlar…

AKP’li yıllarda işçi haklarıyla ilgili gasplar en yüksek noktalara ulaşmış durumda. Plaza işçileri de bunlardan nasibini aldı. Siz özel güvenlik emekçileri de hak gaspına uğrayan çalışanlardan, işçi sınıfından bir kesimsiniz. Son aylarda yaşadığınız sorunlarda artış görünüyor. Nedir bu sorunlar?

S.R. – Bizler çalışma koşulları 5188 Nolu Özel Güvenlik Hizmetlerine İlişkin Kanunun Uygulanmasına ilişkin Yönetmelik’le düzenlenmiş özel güvenlik emekçileriyiz. Tüm emekçilerin olduğu gibi bizim de haklarımız tırpanlandı.

Sorunlarımızı şu başlıklarda toplayabiliriz:

  • Çalışma saatlerimizin uzatılması
  • Mesai ücretlerinin maaşlara yansıtılmaması
  • Görev dışı çalıştırılma
  • Devlet görevlisi gibi görülüp ağır metal işçisi gibi çalıştırılıp en düşük ücreti almaktayız
  • İşverenler ve devlet, bizleri hiçbir iş yapmayan eleman olarak görüyorlar.

Son çıkan düzenlemede günde 12 saat çalıştırılma gibi bir durumla karşı karşıyasınız. Nasıl değerlendiriyorsunuz bu gelişmeyi?

Bu yasa turizm, sağlık ve AVM’lerde çalışan güvenlik görevlileri için çıkarıldı. Zaten saygı görmüyoruz. Bu çıkan yasadan sonra çalışma şartlarının ağırlaşması nedeniyle patronlar tarafından daha fazla sömürüleceğiz. Zaten OHAL’in devam ettirmelerinin nedeni, kendilerinin de itiraf ettiği gibi, bu sömürünün daha kolay bir şekilde sürdürmek istemeleri… AKP bunu açık bir tehdit olarak kullanıyor… Evet, Tayyip Erdoğan da bir konumasında bunu itiraf etti. OHAL’in devamı, patronlar için var. Bunu açıkça söylüyorlar değil mi?

Can güvenliğinizi nasıl sağlıyorsunuz, var mı bu konuda dayanaklarınız, nasıl sağlıyorsunuz kendi güvenliğinizi?

S.R. – Hayır bu konuda bize hiçbir destek verilmiyor. Kendi kendimizi koruyoruz, hiçbir ekipmanımız yok. Bizler zaten taşeron işçileriz. Güvenlik şirketi bir firmayla anlaşır, bize asgari ücret verir, sigorta primimiz yatar. Koruduğumuz kuruluşun ödediği para, hiçbir sorumluluk almayan özel güvenlik şirketinin patronlarına gider.

E.K. – Bu özel güvenlik şirketlerinin patronları genelde eski asker ya da emniyet görevlisi oluyor. Devlet bu kişilere hiç bulaşmıyor. Aksine bazı özerklikler sağlıyorlar. Çalıştığımız, daha doğrusu taşeron olarak yollandığımız kuruluşlar da, bu fırsatı vergiden düşerek kullanıyorlar. Az önce arkadaşımızın da ifade ettiği gibi, bizim hiçbir can güvenliğimiz yok. Bizler güvenlik gücü, kolluk kuvveti olarak görev yapıyoruz. Soruyorum size, hangi ülkede, bizim ülkemiz de dahil, kolluk kuvetleri asgari ücret alıyor?  Şöyle ifade edeyim: Son çalıştığım yerde, bizim firmaya maliyetimiz 1500X2= 3000 TL ve yatırılan SGK ücretleriyle beraber 4500 TL. Çalıştığımız yerin, bizim bağlı bulunduğumuz taşeron güvenlik şirketine ödediği rakam 10000 TL. Yani her haliyle hiçbir emek harcamadan, hiçbir risk almadan 5000 liranın üzerinde bir tutar ceplerinde. Her bir personelden kazandıkları para bu. Adalet bunun neresinde?

Son zamanlarda ne oldu peki, ne değişti?

E.K. – Geçen sene Tayyip Erdoğan öyle bir açıklama yaptı ki, evlere şenlik… “Bu özel güvenlikler bir şey olsa bırakıp kaçarlar zaten” dedi. İşte o andan itibaren, zaten az olan itibarımız tamamen silindi…

S.R. – Ben o günden sonra özel güvenlik personeli olarak çalıştığım yerde bahçe bile suladım, Pazar çantalarını evlere çıkardım. “Zaten ne yapıyorsunuz ki burada” cümlesini daha çok duyar olduk.

E.K. – AVM’lerde çalıştığımı dönemlerde değişik uygulamalara da tabi tutulduk. Patron kanunlarıyla zor şartlar altında çalıştırıldık hep. Devamlı mobbinge uğruyorduk. Çalışmasak olmaz, bu düzenin çarklarına kendimizi kaptırmışız bir kere. Ve mecbur hissediyorduk bunlara dayanmaya. Sistem ve düzen değişmedikçe, bu böyle gider…. Sendika ve diğer oluşumların hiçbir anlamı yok. Sarı sendika zaten hepsi. Bizim için çalışan görmedim hiç. En azından bizim sektörde böyle…

S.R. – İmzaladığımız bazı sözleşmelerde bizi istedikleri anda aynı il sınırları içinde farklı bir kuruluşa gönderebilirler.

E.K. – Bizde örneğin grev, iş yavaşlatma gibi bir eylem yapamazsınız. 5188 nolu yönetmelikte buna izin yok.

Yaşadığınız başka ne tür sorunlar var?

E.K. – Benim özel güvenlik personeli olarak çalıştığım yerde ‘Burda proje bitti seni şuraya gönderiyoruz’ dediler. Bir kez gönderdikleri yer çok uzak. İkincisi, orda ben daha önce çalışmıştım, özel güvenlik görevlisi olmamızın yanı sıra bizi kapıcı, sekreter, santral görevlisi, hamal olarak bile kullanmışlardı. Ve 12-14 saat çalıştırıyorlardı.

Şimdi yeni çıkardıkları düzenlemede var değil mi bunlar?

S.R. – Evet yeni düzenlemede var ama zaten bu uygulama yıllardır vardı. Her türlü hak gaspı, uzun çalıştırma, farklı işlerde kullanma gibi uygulamalar, yeni düzenlemeyle legalize edilmiş oldu. Ayrıca kadın özel güvenlik personeli de bu uygulamalara dahil…

Peki fazla mesai ücretlerinizi alabildiniz mi daha önce?

S.R. – Benim hukuksal mücadelem bunun için.

E.K. – 36 saat çalıştığımı hatırlıyorum. Babamın karaciğer nakli ameliyatına bile zor yetiştim, çalıştığım için.

Siz de bir hukuksal mücadele başlattınız, bu mücadelenizde hangi konular yer alıyor?

E.K. – Fazla mesai ücretlerimizin ödenmemesi konusunda dava açtık.

Bir de ehliyet kursunuz var değil mi?

S.R. – Evet her beş yılda bir bin lirayı cebimizden vererek bu belgeyi alıyoruz.

E.K. – Bu sorunları aşmanın yolu siyasal mücadele ve örgütlenme diyoruz. Başka çaremiz yok. Yalnızca bizim değil, tüm emekçilerin kurtuluşu buradan geçiyor. Toplum daha iyisini istemeli. İşçi sınıfının bir parçası olduğunu anlamalı ve sınıf mücadelesi vermeli. Biz bunu anladık.