Namet Fabrikası’nda yüzlerce işçi koronavirüse yakalandı!

0

Kocaeli Çayırova’da bulunan Namet Fabrikası’nda yüzlerce işçi koronavirüse yakalandı. Hastalığa yakalanan işçiler önce çalışmaya zorlandı, ardından bu durum tüm fabrikada salgının yayılmasına sebep oldu. Namet Fabrikası patronları Adapazarlı Kayalar Grubu’na bağlı bir aileydi. Adapazarı’ndan Kocaeli’ne gelerek Namet Fabrikası’nı kurdular. Devlet teşviği ile sermayelerine sermaye katan Namet patronları küçük bir dükkandan, yüzlerce işçinin ölümle cebelleştiği büyük bir holdinge dönüştü.

Namet Fabrikası’nda çalışan ve şu an koronavirüs tedavisi gördüğü için hastanede yatan bir işçi ile Namet Fabrikası’nda yaşanan süreci konuştuk.

Namet Fabrikası’nda yaşanan salgın sürecini bize anlatabilir misiniz?

Türkiye “normalleşme”ye döndükten sonraki süreç bir Cuma günü başladı. Cuma günü Cuma namazı için bütün bölümlerdeki işçiler bir anda yemekhaneye çıktı. Yemekhane saatlerini ve mola saatlerini düzgün organize edemedikleri için tüm işçiler yan yana, üst üste oturmak zorunda kaldı ve yoğun bir temas yaşandı. Cuma gününden sonraki süreçte ise, Pazartesi günü doktorumuz Timuçin bey gribal enfeksiyon sebebiyle birkaç işçiyi evlerine gönderdi. Bu işçiler hastane kontrolüne veya test olmaya da gitmedi ve patronlar tarafından geri çağrıldı. Çalışan sayısı eksik diye çağırılan işçilerin taşıdığı hastalık, fabrikada çalışan fanların yayması sebebiyle fabrikada çalışan diğer insanlara bulaştı.

Pandemi sürecinde Nimet patronları ne gibi önlemler aldı?

Devletin yayınlamış olduğu sosyal mesafe kurallarına fabrika uydu ama nasıl uydu? İnsanlara 4’er tane maske dağıtıldı. Tek katlı bir maskeydi ve biz bu maskeleri yıkayıp kullanmak zorunda kaldık. Koruma özelliği olacak, hijyen koşullarını sağlayacak şekilde maske dağıtımı yapılmadı. Eskiden işçiler iki kişi tek bir dolap kullanıyordu. Bu dönemde dolaplar bir kişiye bir dolap şekilde organize edildi. Soyunma kabinleri birer metre mesafelenecek şekilde ayrıldı. Fabrika servislerinde de bir dolu bir boş olacak şekilde oturuldu. Bizim fabrikamızda virüsün yayılmasının asıl sebebi fanların çalışmasıydı.  Yaptığımız işten ötürü içerinin soğuk olması gerekiyordu ve fanlar çalıştırıldı. Bu sebeple işçilere bu virüs yayıldı.

Pandemi sürecinde önce herkesin evde kalmasına yönelik çağrılar yapıldı. Ancak işçiler bundan azade tutuldu. Sizde bir işçi olarak başka alternatif olmadığı için çalıştınız. Oysa tüm insanların olduğu gibi işçilerin de kendilerini hastalıktan koruma hakkı olmalı. Bu konuda düşünceleriniz nelerdir, insanlar evde kalabiliyorken her sabah işe giderken neler düşündünüz?

Bu süreçte birçok fabrika kapandı, yarım kapasiteli çalıştı. Ancak Namet Fabrikası tam kapasiteli çalıştı. Hiçbir şekilde kısa çalışmaya gidilmedi. İşçileri azaltarak, üretim kapasitesini düşürerek düzenlemeler yapılabilirdi. Bu yapılmadı çünkü imalatı gözetti. Daha çok imalat, daha çok sevkiyat… Bütün işçileri, hatta yeni işçiler de alarak kapasitesinin üstüne çıkmaya çalıştı. Bu şekilde insanların sağlığı ile de oynamış oldu.

Sizin çalışma koşullarınız nelerdi?

Çalıştığım bölümde 130-150 kişi arasında işçi vardı. Bu insanlarla bu süreçte de aynı birimde, yan yana çalıştık.

Siz şu an hastanedesiniz. Fabrikanızda çalışan hasta işçileri önce eve gönderip sonra geri getirdiler. Sonra sizler hastalandınız ve hastanedesiniz. Bu süreç nasıl yaşandı?

Fabrikamızda 2-3 kişi gribal enfeksiyon teşhis edildi. Ancak bizlere izin verilmedi. Fabrika sahipleri bölümler arasında toplantılar yaptı. “Biz buradayız, sizin saçınızın teline zarar gelmesine izin vermeyeceğiz. Tüm önlemleri aldık.” gibi söylemlerde bulundu. Hem sopa gösterdi hem de tatlı dille işçileri çalışmaya mahkum etti. İşçiler işlerini kaybetmemek için çalışmak zorunda kaldı. Virüs ilerledikçe insanlar hastaneye gitmeye başladı. Giden herkese COVİD19 teşhisi konuluyordu. Bende semptomları başlayınca hastaneye gittim. Biz burada hastanedeyiz, insanlar hasta. Ancak fabrika müdürü hala insanları tek tek arayıp işe gelin, bir şeyiniz yok gibi söylemlerle çalışmaya zorluyor. 9 Haziran’dan beri de hala fabrika aynı şekilde çalışıyor. Personelimizin çok büyük bir bölümü hastanede, karantinada veya yurtlarda. Patronlar hala ellerinde kalan 3-5 insanı üretime devam etmeye zorluyor. Dün öğrendiğimize göre çalışmaya zorlanan o işçilerinde COVİD19 olduğu ortaya çıkmış.

Fabrikada kaç tane pozitif vaka var?

Benim bölümümde çalışan insanların hepsi karantinaya alındı. Bu insanlar aileleri ile de temastaydı. Onlar ile birlikte karantinada şu an çoğu. Fabrikada ise 1800 işçi var. Diğer bölümler hakkında bizim bilgimiz yok. Yöneticiler ya da beyaz yakalılar bölümler hakkında bilgi vermiyor. Kamuoyunun Nimet Fabrikası’nda koronavirüs olduğunu bilmemesi için bizden bilgileri saklıyorlar.

Fabrikada çalıştığınız bunca yılda işçiler olarak haklarınızı aramak için bir araya geldiğiniz, daha iyi çalışma koşulları için mücadele ettiğiniz durumlar oldu mu? Koronavirüs öncesinde neler yaşadınız?

Benden önceki çalışanlar sendikalara başvurmuşlar. Sosyal hakları, insanca çalışma koşulları için bu çabaya girmişler. Ancak patronların engellemesi ile bu durumun önü kesilmiş. Fabrikada çalışan beyaz yakalar, yöneticiler sendikal faaliyeti engellediler. Sendikal mücadele yürüten arkadaşlarımızın da tüm tazminat haklarına el konularak, fişlenerek işten atılmasını sağladılar. Bu insan fişlendikleri için yeniden iş bulmaları çok zor oluyor.

Ölüme rağmen sizi çalışmak zorunda bırakan patronlara karşı işçilerin tutumlarında bundan sonraki süreçte sizce ne gibi değişimler yaşanır?

İşçiler yaşananların her zaman farkında, bu dönemden önce de farkındaydı. Ancak fabrika sahibi burada işçilerin birlik ve beraberliğinin önüne geçmek için her şeyi yapıyor. Fabrika sahibi Adapazarlı ve eski fabrikasındaki, kendisine bağlı işçileri servisle buraya getirerek çalıştırıyor. Adapazarı’ndan getirilen işçilerde patronun sözünden çıkmıyor ve bölümlerde yaşanan her şeyi patrona raporluyor. Bu durumda sendikalaşmanın veya imalat da örgütlenmek neredeyse imkansız.

Sendikalı olmanın anayasal bir hak olduğunu biliyoruz. Ancak patron oyunları ile bir şekilde engelleniyor. Fabrika içinde yaşananlar, size yaşatılanlar da ortada. Bu durum sizce nereye kadar böyle sürecek?

Her insan gibi benim de ailem var. Bende ailemin ve kendimin güzel bir hayat sürmesini istiyorum. İşçiler fabrikanın içerisindeki, patronun ajanları olduğu için kimin ne olduğu belli değil. Usta statüsünde çalışan 27 eleman var kimseye sırrını açamıyor. Patron işçi içerisinde öyle organize olmuş ki kimin ne olduğu belli değil. Her fabrikada mesai olur evet ama bizde mesai mecburi. Bizi zorla mesaiye bırakıyor. İş çizelgemiz yok, mesailerimizi bilmiyoruz. İnsanlara son anda söyleniyor mesaiye kalacaksınız diye. Benim hastam var, kendim hastayım, misafirim gelecek, aileme zaman ayıracağım gibi söylemler işe yaramıyor. Mesaiye kalmama şansımız yok, tehdit ediliyoruz.

Siz bugün tedavi altındasınız. Birlikte çalıştığınız onlarca işçi de sizin durumunuzda. Kamuoyuna işçiler adına ne söylemek istersiniz?

Her insana öncelikle para için değil, sağlık için değer verilmeli. İnsana insan gibi değer verilmeli, insa hakları kişilere teslim edilmeli ve insanlara insanca muamele edilmesini isterim. Bu hastalık yüzünden insanlar mağdur. Bu mağduriyetin fabrika tarafından giderilmesi, yükünün üstlenilmesi lazım. Hala insanları çalışmaya zorluyorlar. Fabrikada yüzlerce insan hastalığa yakalanmış, önlem alınmamış. Bu tamamen fabrika sahiplerinin suçudur.

 

Share.

Comments are closed.