Naci Boyraz’ın parmaklarını geri verin! | Demir Işık Dahi

0

Telaşla içeri koşturdu güvenlik:
– “Müdür bey mahkeme kararıyla gelmişler. Evet icra memurları. Parmakları kopan Naci Boyraz için.”
-“Tamam tamam, sen çık!” dedi müdür yüzünü buruşturup; ” Nereden çıktı bu şimdi?” diye düşünerek oturduğu koltukta iyice büzüştü. Telefonu kaldırıp ustabaşını aradı:
– Naci, evet, Naci Boyraz. Parmakları lazım, geri vereceğiz. Mahkeme kararı var, bir saat içinde bulun, acil!
Ustabaşı üretim bandındaki işçilere seslendi:
-Naci’nin parmakları nerede yahu? Bulun çabuk!

Bir o yana bir bu yana koşturdu işçiler. Yoktu parmaklar, hiçbir yerde yoktu! Neden sonra birinin aklına geldi: “Sendika temsilcisine soralım,  parmaklar onda olabilir. “
Temsilci odasına gittiler hep beraber, telaşla kapıyı vurmadan içeri girdiler. İrkiliverdi temsilci. Her zamanki gibi kendi kendini tatmin ediyordu bu saatte ve bu ani girişi beklemiyordu. Kıpkırmızı suratıyla bağırmaya başladı işçilere:
– Dingonun ahırı mı burası?
Ustabaşı:
-Başkan bırak şimdi onu bunu. Naci’nin parmaklarını ver! Acil, müdür istiyor! 
-Naci Boyraz mı? Yok burada yahu. Neredeydi ki en son? Şaşkın şaşkın kafasını kaşımaya başladı. Neredeydi acaba parmaklar? Bir eli hala pantolonunun içindeydi.
-Hatırladım yahu, genel merkeze gönderdik biz onları. Hatırladım şimdi, en son oradaydı, başkan bilir ancak.
Çaresiz boynunu bükerek, müdürün odasına girdi ustabaşı, çekinerek mırıldandı:
–Yok müdürüm parmaklar, gitmiş.

İcra memurları çaylarını içiyorlardı.
– Biraz yüksek sesle konuş be adam! Bağır biraz.
-Gitmiş müdürüm, parmaklar Ankara’ya gitmiş.
-“Hay Allah dedi müdür, mahcup. “Ne yapalım, duydunuz” dedi memurlara, “yokmuş parmaklar.”
Memurlar canları sıkkın:
–Ne yapacağız şimdi? İcra kararı var. Parmaklar olmadan dönemeyiz buradan.
Ustabaşını payladı müdür:
– Ulan bir parmağa sahip çıkamadınız!
Memurlar:                                                                                                                                                                                                   –Biz anlamayız mahkeme kararı var, parmakları getirin.
Müdür telefonu kaldırdı. Üretim şefi, insan kaynakları, sendika temsilcisi, güvenilir eski işçiler, muhasebe müdürü kim varsa aradı, velhasıl bir 30 kişi toplandı odada. Her kafadan bir ses, müthiş bir uğultu;
“ –Nerede bu parmaklar, nereden bulacağız?”

Çözüm bulamadıkça sinirler gerildi, bağırış çağırışa döndü tartışma.
Birdenbire köşede sessizce bekleyen çaycı Ali elindeki satırı müdürün eline indiriverdi. Dört parmağı da masanın üstüne düşüverdi müdürün. Hayvani bir çığlık koptu ağzından. Bir eliyle kesik parmaklı elini tutuyor bir yandan da kendi etrafında dönüyordu. Elinden fışkıran kanlar odadakilerin hepsinin yüzlerini kıpkırmızı boyadı. Yeni girmişti işe Ali. Garip bir rahatlığı vardı ve alışılmamış bir öz güveni. Parmakları masadan aldı, usulca bir mendile sardı onları. Yüzlerine fışkıran kanı temizlemeye çalışan memurlara fırlattı.
– “Alın size parmaklar, alın ve Naci’ye götürün” dedi.

Elinde satır parıl parıl parlıyordu. Odada çıt çıkmıyordu. Usulca kapıyı açtı çıkarken seslendi, müdürün çığlıkları yüzünden toplanmış işçilere:
“Hak Verilmez Alınır! Hak Verilmez Alınır!”

Güvenlik-Sen İşçi Meclisi Üyesi, Sio Direnişçisi

Demir Işık Dahi

Share.

Comments are closed.