Maden firmasının sendika komplosu (Gazete Duvar)

0
Soma’da sendikal faaliyet yürüterek öne çıkan isimlerden olan ve bir süre sonra maden şirketleri tarafından tehlike olarak algılanmaya başlayan Başaran Aksu hakkında, “İmbat Madencilik’in yöneticileri ve ailelerini tehdit etmekten” soruşturma açıldı. Aksu, soruşturmayla birlikte devlet, şirket ve çete işbirliği ekseninde Bağımsız Maden-İş’in, işçiler nezdinde kriminalize edilmeye çalışıldığı ve etkisinin kırılmaya çalışıldığı görüşünde

Uzun yıllardır haklarını arayan ve 12 Ekim’de Ankara yürüyüşüne başlayan Somalı ve Ermenekli madenciler, başka sorunlarla da mücadele etmek durumunda kalıyor. Soma’da 301 madenci faciasından sonra bölgede sendikal mücadele yürüten ve öne çıkan isimlerden olan Bağımsız Maden İşçileri Sendikası’nın örgütlenme uzmanları Kamil Kartal ve Başaran Aksu, birçok kez sözlü ve fiziksel saldırıya uğradı. 200 kişilik bir grup tarafından darp edildiklerini söyleyen Aksu, linç edildiklerini ve öldükleri düşünülünce bırakıldıklarını söyledi. Bu tarz saldırıların kendilerini madencilerle yürümekten alıkoyamayacağını belirten Başaran Aksu geçtiğimiz aylarda Soma’da yürütülen “organize suç inşa” sürecini Gazete Duvar’a anlattı.

‘MADEN ŞİRKETİ BİZİM ÖLDÜRÜLMEMİZİ İSTEDİ’

2013-2014’ten beri Soma’da Kamil Kartal ve bir grup arkadaşı ile sendikal örgütlenme çabası içinde olduklarını söyleyen Aksu, Bağımsız Maden-İş Sendikası’nı oluşturan işçilerle yaklaşık 7 yıldır tanıştığını belirtti. Soma’da yürüttükleri mücadelenin kendilerini öne çıkardığını dile getiren Aksu, hastanelik oldukları süreci ve devamında açılan soruşturmaların arkaplanını şöyle anlattı;

“O dönem İmbat Madencilik’te iş cinayeti yaşandı. Biz de gönüllü olarak DİSK’in örgütlenmesini yürütüyorduk. İmbat Madencilik’te DİSK’in önemli bir karşılığı vardı. Yaşanan iş cinayetinden sonra madenciler Soma tarihinde ilk kez iş durdurmuş ve hastaneye akın etmişti. Yeni gelen bir emniyet müdürü sarı sendikacıları konuşturmaya çalışınca ben sözlü olarak müdahale edip, ‘Siz 301 madencinin katili ve sorumlususunuz, dolayısıyla bu insanları burada konuşturmanız doğru değil’ dedim. Sonra bir arbede yaşandı ve maden işçileri, sarı sendika üyelerini tartakladı. Akabinde burada Soma maden işçileri meclisiyle bir toplantı yaparak, ölen Metin Keskin arkadaşımızın taziyesine baba evine gittik.

Metin Keskin’in babasıyla oturduğumuz masada İmbat Madencilik’in yöneticileri, bize sataşarak ‘sizi burada istemiyoruz’ dedi. Bizi ‘siz provokatörsünüz’ diye taciz ettiler. Alkollü oldukları için bu meselenin konuşulacağı yerin taziye evi olmadığını, talepleri varsa konuşabileceğimizi söyledik. Daha sonra bir parkta polislerin de olduğu ortamda görüşmemiz oldu. İmbat Madencilik yöneticilerinin organize ettiği saldırıda sendika örgütlenme uzmanlarımızdan Kamil Kartal ve üyemiz Onur Uzun’la birlikte linçe uğradık, benim belim kırıldı. Sonrasında hastaneye kaldırıldım. İşçiler hastaneye gelip olayı protesto etti, polisi hastaneden kovdular. Olayın adli bir tarafı olunca karakol ifademizde bize doğrudan saldıranlardan değil, Soma Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nden, sarı sendika yöneticileri ve İmbat Madencilik üyelerinden şikayetçi olduğumuzu söyledik. Ama mağdur olduğumuz olayda müşteki olarak yargılandık. Şirket doğrudan bizim öldürülmemizi istedi. Çünkü bizim varlığımızla, diğer madenlerde de temsil olunan gelişmeler vardı. Şirket meslek hastalıklarını görünmez kıldığı, iş cinayetlerinin üstünü örttüğü bütün kirli işlerin ortaya çıkacağı durumun örgütlenmesini engellemek için en önde olanları tasfiye etmeye çalıştı.”

‘SOMA HAVZASINDAKİ POPÜLERLİĞİMİZ PATRONU TEDİRGİN EDİYOR’

Aksu, Bağımsız Maden-İş kurulduktan sonra Soma Kömürleri’nde 3 bin 500 madencinin tazminatının ödenmesini sağlaması üzerine, Soma havzasında popülerliklerinin arttığını dile getirerek, bu durumun işvereni tedirgin ettiğini söyledi. Bağımsız Maden İş’in işçilerin haklarını almalarını sağlaması üzerine yoğun bir şekilde sendikaya geçişler olduğunu ve haliyle bu durumun işveren tarafından tehlike olarak algılandığını belirten Aksu, devamında şunları söyledi:

“Bağımsız Maden-İş yöneticileri, işçiler nezdinde kriminalize edilerek, çete ve suçlu imajı yaratmak için adım atıldı. Bizim madende çalışan sendika yöneticilerimizden E.K’yi ‘sizi işten atarız, hayatınızı karartırız’ gibi sözlerle tehdit ederek götürdükleri bir yerde, E.K’nin telefonundan şirket yöneticilerine tehdit mesajı yazdırdılar. Bu bilgiyi bize yakın arkadaşlarımız söyledi. E.K. de beni aradı ‘ben böyle bir işin içine düştüm’ dedi. Ancak bugüne kadar yalanı ortadan kaldıracak davranış biçimi de sergilemedi. E.K. ‘Bana bu işi yaptırırken buradan bir şey çıkmayacak dediler’ dedi.”

AKSU: KİMSEYİ TEHDİT ETMEDİM, SUÇ İNŞA EDİLDİ

Ulaştığımız soruşturma dosyasına göre Aksu’nun İmbat Madencilik yöneticilerinin aileleri hakkında o dönem Bağımsız Maden-İş Sendikası yöneticisi olan E.K’yi arayarak “Gökalp’in kızı Koç’ta okuyor. Biz onlara öbür yanımızı daha göstermedik. Biz gerilla taktiği ile mücadele ederiz, ama başka yollara girerlerse biz de samimiyetimizi gösteririz” şeklinde tehdit içeren sözler sarf ettiği iddia ediliyor. Aksu ise “şirket yöneticilerinin aile yaşantısı hakkında bilgi sahibi değiliz, şirket bizi ne kadar tanıyorsa biz de onları o kadar tanıyoruz, işçilerin aktarımlarından biliyoruz” ifadelerini kullandı. Şirket yöneticilerinin ailelerini tehdit etmesinin bir beyan üzerine iddia edildiğini söyleyen Aksu, “Telefon görüşmelerindeki data ortaya çıkarılsa böyle bir konuşma içeriği olmadığı anlaşılacak. Bu tiyatroyla hakkımızda suç inşa edildi” diye konuştu.

‘MİLYAR DOLARLIK RANT ALANINDA SENDİKAL MÜCADELE İSTEMİYORLAR’

Söylemek istediklerini gizlemediklerini ve her şeyi açıktan beyan ettiklerini dile getiren Aksu, soruşturma dosyasının düşmesini beklediğini söyleyerek şöyle konuştu; “Dayak yedik kurşunlandık ama ölmedik. Ancak meseleyi kişiselleştirmedik. Milyar dolarlık bir rant alanı var. Bizi işçilerin meselesini çözmüş olmamızdan doğru tehdit olarak görüyorlar. Bütün çabalar, işçiler karşısındaki itibarımızı ortadan kaldırmaya yönelik. Ancak bu tarz şeylere alışkınız. Böyle bir manzara en basit sendikal örgütlenme önünde bile ne türden yapıların olduğunu açığa çıkarıyor. Devletten, mafyaya, çeteye en küçük ranttan faydalanan ‘çakalına’ kadar herkes bu işin içinde, bu tarz bir örgütlenmeyi boğmak, itibarsızlaştırmak üzere seferber edilmiş ve organize edilmiş durumda.”

Soma’da Bağımsız Maden İş ile yürüttükleri sendikal faaliyetin kazanımları neticesinde sendikanın bir odak haline geldiğini söyleyen Aksu sözlerini şu şekilde sonlandırdı; “Maden ocaklarında bir şekilde mağdur olmuş, hakkını alamayan işçilerinin sendikamıza toplu şekilde geçmesi üzerine 12 Ekim’de iki koldan Ankara yürüyüşü başlattık. İşçilerin kararlı duruşu ve talepleri doğrultusunda Ankara yürüyüşümüzü sonuç alana kadar sürdüreceğiz.”

Share.

Comments are closed.