gününde

Koronavirüse Karşı da Patronlara Karşı da Yalnız Değilsin!

0

Koronavirüs tehdidi tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kol gezmeye başladı. Toplumsal hayatın her katmanı ve alanında olağanüstü değişiklikler yaşanıyor. Bu süreçte herkes başta hijyen ve temizlik olmak üzere birçok tedbiri uygulama zorunluluğuyla karşı karşıyayken çalışmak zorunda olan milyonlarca işçi göz ardı ediliyor. Sosyal izolasyon salgının tek çözümü gibi lanse edilip; hükümet, şirketler, kurumlar tarafından insanlar evlerinde kalmaya zorlanıyor. Ama bunun karşısında çalışmak zorunda olan, ücretli izin alamayan, ücretsiz izin alsa bile kirasını, faturalarını, borçlarını ödeyemeyeceği için ücretsiz izne çıkamayan ya da posta, sağlık, gıda gibi temel ihtiyaçların üretimi ve dağıtımı gibi alanlarda çalıştığından dolayı işin sürmesi gerektiği için çalışmaya devam eden ve sayısı milyonları bulan bir işçi kitlesi ile karşı karşıyayız. Üst üste her gün koronavirüs teşhisi konulan hasta ve bu sebeple ölen vatandaşlarımızın sayısı açıklanırken, bir yandan da bu açıklamayı yapan hükümet önceliği olan sermayeyi, finans kesimini ve patronları kollamayı ihmal etmiyor.

Cumhurbaşkanının son açıklamasında sermayenin, bankaların, patronların koronavirüs salgınının ekonomik etkilerinden en az şekilde etkilenmesi için devletin imkânları ardı ardına serilirken işçilere düşen işverenin keyfine bırakılmış kısa çalışma, esnek çalışma, telafi çalışması, ücretsiz izin zorlaması ve nihayetinde de işsizlik oldu.

Bizler işçilerin, emekçilerin her gün dünyayı yeniden kurduğunu bilenler olarak işçilerin hayatının ve haklarının, emeği bir virüs gibi sömürerek her hal ve şartta sadece kendi çıkarını koruyan patronların hayatından daha değersiz olmadığını haykırıyoruz.

İktidar, bu olağanüstü durum karşısında patronların ayakta kaldığı işçilerin ölüme mahkum olduğu bir senaryo çizmektedir.

Hem koronavirüse karşı hem de patronlara karşı bu küresel insanlık krizinde işçilerin, emekçilerin hayatlarının ve haklarının her zamankinden daha çok savunulması gerekmektedir. Bu süreçte çalışmaya devam etmek zorunda olan emekçilerin haklarının hatırlatmayı bir görev biliyoruz:

  1. Koronavirüs salgınından korunmak için zorunlu olduğu belirtilen sağlık ve güvenlik önlemleri alınmaksızın çalışmaya zorlanıyorsanız gerekli tedbirlerin alınması için işverene başvurabilirsiniz.

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13. maddesinde ifade edildiği şekilde ciddi ve yakın tehlike kapsamındadır. Bu nedenle, ülke genelindeki tüm işyerlerinde gerekli iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerinin alınması yasal bir zorunluluk olup, bu yönde işçilerin, işverenlere başvuru yapmaları mümkündür. Bunun yanında işçilerin önlem alınması talebini dikkate almayan işverenler ve işyerleri hakkında İl Çalışma Müdürlükleri’ne şikâyet edilmesi mümkündür.

    Hamilelerin, yasal süt izni kullananların, engelli çalışanların, 60 yaş ve üzerinde olanların, Sağlık Bakanlığının belirlediği dezavantajlı grupların (bağışıklık sorunu olanlar, kanser hastalarının, kronik solunum yolu hastalarının, obezite ve diabet, kalp damar hastalarının, organ nakli olanların ve kronik hastaların bu sağlık durumlarını raporlarla belgeleyerek işverene ücretli izin için başvuru yapma imkânı vardır.
    Aynı şekilde küçük çocuğu olanların bu başvuruyu yapma imkanı vardır.

  2. Sağlık ve güvenlik önlemleri işverene yapılan başvuruya rağmen yerine getirilmiyorsa çalışmaktan kaçınma hakkı doğar

    İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun 13.maddesi uyarınca işçiye ciddi veya yakın tehlike oluşturan durumlarda işverenin bu tehlikeleri önlememesi halinde işçinin çalışmaktan kaçınma hakkı bulunmaktadır. İşçiler; işyerindeki çalışma şartlarının koronovirüs salgını süresince ciddi ve yakın tehlike yarattığını gerekçe göstererek buna karşı önlemlerin alınmasını talep edebilirler. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde işçiler işyerinde bulunduğu halde çalışmaktan kaçınabilirler.

  3. Sağlık ve güvenlik önlemleri işverene yapılan başvuruya rağmen yerine getirilmemesi işçi tarafından haklı fesih sebebidir.

    Her bir işçi bireysel olarak haklı fesih yoluna giderek iş sözleşmesini sona erdirip ihbar tazminatı haricinde kalan işçilik alacaklarını talep edebilirler.

  4. İşçinin işverene ücretli izine çıkmak için başvuruda bulunma imkânı vardır.

    İşyerlerinde ücretli izne çıkmak için işverene başvuru yapılabilir. Kamu kurumlarında çalışıyor ise idari izin için başvuruda bulunulabilir. Bu izinler yıllık ücretli izin günlerinden sayılmaz. İşverenin bunu kabul etmemesi durumunda diğer yollara başvurulabilir.

  5. İşveren işçiyi bireysel ya da toplu olarak zorla ücretsiz izne çıkaramaz.

    İşçinin ücretsiz izne çıkması için işverenin işçiye yazılı olarak teklifi ve yazılı olarak işçinin altı iş günü içerisinde bunu kabul etmesi ile mümkündür. İşçinin bu teklifi kabul etme zorunluluğu yoktur.

  6. İşveren ücretsiz izni kabul etmediği için işçiyi işten çıkartırsa fesih haksız fesih niteliğinde olur ve belirli tazminatlara hak kazanılır.

    Bu halde işveren sizi işten çıkarırsa bu işveren aleyhine haksız fesihe yol açacak, kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı ile diğer haklarınızı talep etmenizin yolunu açacaktır. Ücretsiz izni kabul etmediğiniz için sözleşmenizin feshedilmesi durumunda işe iade davası açma imkânınız da doğar.

  7. Ücretsiz izini işçi kabul ederse ücretsiz izin süresinin geçici ve makul bir süre olması gerekmektedir.

    Niteliği itibariyle bu durumda verilecek ücretsiz iznin süresinin geçici ve makul bir süre olması gerekmektedir. Bu nedenle işverenin net olmasa da yaklaşık ve belirlenebilir bir makul ve geçici süreyle ücretsiz izne ayrılmayı teklif etmesi gerekmektedir.

  8. Ücretsiz izin süresinde iş sözleşmesi askıda durumdadır.

    Ücretsiz izin süresi boyunca, iş sözleşmesi askıya alınmış olarak geçerliliğini korur. Ücretsiz izin süresi sonunda işverenin bazı davranışları işçi için haklı fesih hakkı doğurabileceği gibi izin süresi sonunda işçiyi çağırmayan ya da işçi geldiği halde çalıştırmayan işverenin haksız fesih yaptığı kabul edilir. İşverenin haksız fesih yaptığı durumlarda işçi, bir ay içinde işe iade talebiyle zorunlu arabuluculuğa başvurmalıdır. İşine iade olmak istemiyorsa diğer tazminatları ve hakları için başvuruda bulunabilir.

  9. İşten çıkartılan işçi işsizlik fonundan yararlanabilir.

    İşçiler, işten çıkarılmaları halinde 4447 s. Kanun m.50’ye göre işsizlik ödeneğine başvuru yapabilirler. İşsizlik ödeneği alabilmek için; işçinin kendi isteği ve iradesi olmadan işsiz kalması ve işveren tarafından SGK’ya bildirilen çıkış kodunun engel teşkil etmemesi, işten çıkmadan önce en az 120 gün kesintisiz çalışmış olmak, son üç yıl içinde en az 600 gün işsizlik primi ödemiş olmaktır.

  10. İşverenin koronavirüs salgınının yarattığı ekonomik zorluk karşısında kısa çalışma ödeneğine başvurması istenebilir.

    İşsizlik Sigortası Kanunu’nun Ek 2. maddesinde kısa çalışma ve kısa çalışma ödeneği düzenlenmiştir. Kısa çalışma, genel ekonomik, sektörel, bölgesel kriz veya zorlayıcı sebeplerle haftalık çalışma sürelerinin önemli ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen durdurulması söz konusu ise işveren İş Kanunu m.40 uyarınca koronavirüs riski sebebiyle çalıştırmadığı işçilere bir hafta boyunca yarım ücret ödemekle yükümlüdür. Bir haftalık süre sonunda işverenin ücret ödeme borcu sona ermektedir. Bu sürenin sonunda işveren, Bakanlıktan işçilerin ücretlerinin kısa çalışma ödeneğinden karşılanması için başvuruda bulunabilir. İşvereniniz bu yola yanaşması için işçilerin bu yönde topluca talepte bulunmaları mümkündür. Kısa çalışmaya geçildiği takdirde işsizlik sigortası alma şartlarını sağlayan işçiler bu ücrete hak kazanacaktır.

İşçilere bu salgın hastalık karşında dayatılan seçenek ya hastalıktan ölmek ya açlıktır!

Yapılması Gerekenler:

  • İşyerlerinde, çalışma ortamlarında alınmayan tedbirler işçilerin kendisini, ailesini ve temas ettiği herkesi riske sokmaktadır. Öbür taraftan dayatılan ücretsiz izni kabul ederse, işten çıkarılırsa açlığa mahkûm edilmektedir.
    Bundan dolayı evde kalması gereken halkın, işyerinde de kalmaması gerekmektedir.
  • Kitlesel bir işçi hareketinin olmadığı, sendikaların sarıya dönüp işverenle kol kola hükümranlık sürdüğü bu dönemde işçiler bu olağanüstü duruma karşı talepleri için yan yana gelmeli, işyerlerinde komiteler oluşturmalı. Bu işyeri komitelerinde Koronavirüsü’ne karşı önlemler planlamalı. Bu komitelerin ister kuruluşu için ister kuruluşundan sonrası için Umut-Sen ile irtibata geçip hukukçulardan destek alınabilir.
  • Komitelerde toplu üretimi durdurma, genel grev yapma, ücretli izne çıkma talepleri yükseltilmeli. İşçinin yaşamak için başka seçeneği olmadığı duyurulmalıdır!
  • İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nda bulunan bütün haklarımızı talep etmenin yanında bunun daha fazlasını istemeliyiz.
    Yönetmelikler, kanunlar, anayasalar işçi sınıfının içinde bulunduğu cendereden çıkması için yeterli değildir. İşçi sınıfı kendi fiili, meşru mücadelesini vermek zorundadır.
  • 0552 286 5636 nolu Alo Umut-Sen hattından işyerine, iş yaşamına ve her türlü hukuki duruma dair bilgi alınabilir.

Umut-Sen Hukuk Kolektifi

Share.

Comments are closed.