gününde

Korkmakta haklısın mösyö burjuvazi kadınlar hep burada! – Sena Çakır

0

Bundan 12 yıl önce tam da Flormar direnişi 200. gününü geride bırakırken yine kadın işçilerin zaferiyle sonuçlanan Novemed’i hatırlamak bize çok şey öğretecektir. Öncelikle özel ve kamusal alanda ataerkinin her ilişki biçimine sinmiş hali kadın işçinin yaşadığı çelişkileri de arttırmakta. Değer üretim sürecinde daha fazla sömürüye uğraması, biyolojik özelliklerine dair özcü atamalar ve maruz kaldıkları tacizler fabrikadaki kadın işçinin direnişine de farklı bir boyut katmakta. Karl Marx, Etnoloji defterlerinde toplumların gelişimini, sınıfların ve devletin oluşumunu, aile ve kadınların ezilmesi ile birlikte ele alır. Bu birlikte ele alış tüm ezen-ezilen ilişkisi yaratan ikiliklerin içeriğinin devrimci biçimde yorumlanarak karşısında durmak için elzemdir ki Flormar, Novamed gibi direnişlerde bu bakış açısının yararı somutlanır.

Antalya Serbest Bölgede, Novamed adlı işyerinde, kadın işçiler düşük ücretleri, bedenlerini ve sağlıklarını tehdit eden kötü koşulları düzeltmek, özel hayatlarına müdahaleye karşı mücadele etmek için 2005 yılında Petrol- İş Sendikası’na üye oldular. Sendika yetkisi tanındığı halde sendika düşmanı patronların karşı saldırısı sonucunda ise 26 Eylül 2006’tarihinde 79’u kadın 82 işçi greve çıktı. Öncesinde çalışanların mesaileri ücretsiz şekilde arttırılmış, hamile kalmaları izne tabi kılınmış, yemek kaldırılmış, tuvalete gitmek yasaklanmış sonrasında denetime tabi tutulmuştu. Patriarka kadınların emeklerinin ve bedenlerinin denetimini, evde kocalara, babalara, verirken fabrikada ise aynı sınırsızlıkla kapitalist patrona devrediyor ve emek gücü aynı şekilde değersizleştiriliyordu. Fabrikadaki üretim organizasyonu ise toplumsal cinsiyet normlarını tekrarlamakta idi. Erkek işçiler makinelerin kurulum ve bakımıyla görevliyken kadın işçiler yoğun emek üretimi gerektiren aşamalarda “hassas” ve “dikkatli” şekilde çalışıyorlardı.

Kadının kamusal alanda özgürleşmesine ve devrimci bir ajanda edinmesine dair çokça hikaye barındıran bu direnişler sınıf/cinsiyet körü bir kavrayıştan uzak şekilde incelenmelidir. Burada pek tabii sendikaların cinsiyetçi örgütlenme pratikleri de tartışılması gereken başka bir konudur. Kadının kendi sözünü, temsilini ve erkeklerden farklı olarak uğradığı sömürü ve şiddetin sesini sendika içinde yaratamaması ve hatta sendikalı olmayı veyahut greve çıkmayı ona biçilen toplumsal roller içinde açıklayamaması sorunlardan yalnızca birkaçıdır. Dünya ölçüsünde serbest bölgelerde çalışanların yüzde 80’ini kadınlar oluşturmaktadır bunun sebebi serbest bölgelerin kayıtdışı, kanunsuz emek sömürüsünü gizlemek için oldukça avantajlı alanlar olmalarıdır. Bu bölgelerdeki örgütlenme, özneleriyle uyumlu biçimde kurgulanmalıdır. Bu noktada belki Nikaragua Serbest Bölgeleri’ndeki Maquiladora’larda (ikiz fabrikalar) bir kadın örgütlenme modeli olarak ortaya çıkan Maria Elena Cuad Cuadra (MEC) deneyimini hatırlamak değerli olabilir. MEC, serbest bölge çalışanı işçi kadınların maruz kaldığı aile içi şiddetten işyerinde uğradıkları tacize, aldıkları düşük ücretlere kadar bir dizi somut sorunlarıyla uğraşıp çözüm üretmeye çalışmakta.

448 gün süren Novemed Direnişi Romanya, Rusya, İspanya ve Belçika’dan gelen sendikacılardan ve çok sayıda kadın örgütünden destek almıştır. İşçilerin kararlı direnişi ve arkasında veya önünde değil yanında konuşlanan eylemlilikler sayesinde patron masaya oturmak zorunda kalmış, 3 yıllık toplu sözleşme imzalanmıştır.
Bu direniş ve sonunda gelen zafer tecrübesi işçilere bir sınıf bilinci ve dayanışma pratiği kazandırdığı kadar kadınların hayatlarının her alanında kendi özgürleşmelerine katkı sağlamış, özne olarak hayatlarında var oluş anlarında olumlu etkide bulunmuştur. Tam da bu yüzden kapitalizmin öteki yüzü patriarka ile sınıf içinde mücadele daimdir!

Sena Çakır

Share.

Comments are closed.