İşten çıkarma yasaklandı (mı?) – Mürsel Ünder

0

Meclise getirileceği söylenen torba yasa teklifiyle işten çıkarmaların yasaklandığına dair haberler dolaşıma girmiştir. Sosyal medyada yoğun olarak konuşulmuş ve gündem olmuştur. Yasa taslağı lehine emek cephesinde emekçinin yanında tutumlarıyla bilinen birçok kişi ve kurum da beyanlarda bulunmuştur.

Yasa taslağının 4 ve 5 maddeleri İş Kanunu ve İşsizlik Sigortası Kanunu’nda değişiklik yapılmasına ilişkindir.

Öncelikli olarak dolaşıma sokulan taslak telaşla çıkarılmış, yasa sistematiği olmayan, soru işaretleri ve yanlışlar içeren bir kanun taslağıdır. Bu aceleciliğin sebebi AKP iktidarının canla başla kolladığı patronları bu güne kadar yaptıkları düzenlemelerle yeterli koruma sağla(ya)madığı için yapılmış yeni hamlesidir. İşçiyi değil patrona koruma sağlayan bir düzenlemedir.

Taslak tamamıyla patronları koruma amacı gütse de işçiyi koruyan bir düzenlemeymiş gibi yutturulmaya çalışılmaktadır.

Taslağın “Geçici istihdam güvencesi” başlıklı 5.maddesi İş Kanunu’na geçici bir madde eklenerek işçinin üç ay süreyle işten çıkarılamayacağına ilişkindir. Kamuoyu taslağın daha çok bu bölümüyle ilgilendi.

Fakat esasında bu taslağa göre işten çıkarılması yasaklanıyor gibi görünmesine rağmen işçinin işten atılması yasaklanmayıp, işten atılmasının 3 ay süreyle ertelenmesi öngörülüyor. Bununla beraber işçi için çok önemli korunma mekanizmalarından biri olan İş Kanunu 22.maddesindeki koruma mekanizmaları ortadan kaldırılıyor. Aynı maddenin ikinci fıkrasında “… fesih yasağı uygulanan hallerde işveren işçiyi ücretsiz izne ayırabilir.” hükmü bulunmaktadır.

Bilindiği gibi bu salgın sürecinde patronların en yaygın başvurduğu yol ücretsiz izin uygulaması idi. Ücretsiz iznin uygulanması için İş Kanunu 22.maddesinde; işçinin yazılı onayını alması bu uygulamanın olmazsa olmazı bir düzenlemedir. Yani ücretsiz izne işveren işçinin onayını almadan çıkarması durumunda işçi isterse bu döneme ilişkin ücretini talep edebilir, isterse tazminatını alarak işten ayrılabilir isterse çalışmama hakkını kullanabilir iken işçinin bu silahı elinden alınarak patronlar karşısında tamamıyla patronların keyfiyetine bırakan bir uygulamanın kapısını açmaktadır.

Kaldı ki birçok konuda hukuk tanımayan patronların bu düzenlemeye aykırı davranışı da herhangi bir yaptırıma bağlanmamıştır. Yasaya aykırı davranış karşısında patronlara uygulanacak bir yaptırım yoktur.

Bir diğer konu Kısa Çalışma Ödeneğinden yararlanacak patronların bu süre içinde işçi çıkarması mevcut yasal düzenlemeyle zaten yasaklanmış durumda. Aslında yapılan yeni bir şey yoktur. Herhangi bir sebeple kısa çalışmadan yararlanamayan işçiye sefalet koşullarında “koruma” sağlandığı iddia edilmektedir.

İkinci değişiklik taslağı da İşsizlik fonundan yararlanamayan işçilere maaş ödeneceği konusundadır. Ödenmesi öngörülen maaş günlük 39,24TL’dir. Bunun aylık karşılığı ise yaklaşık olarak Asgari Ücretin yarısına denk gelmektedir. Kısa çalışmadan yararlanamayan İşçiye de sadaka gibi para ödenerek maaş bağlandığı ileri sürülmektedir.

İşçinin en büyük korkusu olan işsizlik durumunda alacağı işsizlik maaşından daha düşük olan kısa çalışma ödeneğine razı etme, kısa çalışma kriterlerini taşımayana da kısa çalışma ödeneğinin de çok altında ücrete razı etmeye çalışılmaktadır.

Yapılması planlanan değişikliğin yasalaşması durumunda, özellikle beyaz yakalılar gibi gelir seviyesi görece daha yüksek işçiler açısından bu durum çok daha büyük gelir kaybına sebep olacaktır. Zira işçi kısa çalışma ödeneğinde asgari ücretin %150 fazlasını alabilecekken bu durumda asgari ücretin yarısı ödenip işçiler arasında sefalette eşitlik sağlanacaktır.

İşsizler için toplanan fonun patronlar için, devlet borçları için daha bir çok şey için sonuna kadar açılan muslukları işçinin en zor zamanında dahi işçiye verilmiyor. İşçiye asgari ücretin yarısıyla yaşa deniyor.

Yapılması gereken işsizlik ödeneğine veya kısa çalışma ödeneğine “hak kazanamama” gerekçesinin arkasına sığınarak işçileri sefalete mahkum eden ödemelere karşı durmak olmalıdır. Bunun yerine işsizlik fonundan yararlanma şartlarını ülkemizde çalışan tüm işçilerin yararlanmasını sağlayacak mevzuat değişikliklerinin acilen yapılmasıdır. Yeni bariyerler yaratmak değildir.

Korona virüsünden kaynaklı salgın hastalıkla gerçek bir mücadele için çalışması zorunlu işyerleri dışında tüm işyerlerinin üretime ara vermesi bu süre içerisinde tüm işçilerin devlet korumasında olması işten atılmasının yasaklanması, işçi, işsiz herkesi kapsayacak şekilde en az asgari ücret seviyesinde ücret ödenmesi kamu kaynaklarının bu şekilde kullanılması gerekmektedir.

Bizim camiamızdan kişilerin ve kurumların da bu tür aldatmacalara kanarak bu manipülasyonların arkasından gitmesi bir kazanım gibi değerlendirmesi Türkiye işçi sınıfının en önemli problemlerindendir.

09.04.2020

Av. Mürsel Ünder

Share.

Comments are closed.