gününde

DİSK’in Lastik Sendikası sarı sendikacılık pratiğini derinleştiriyor

0
Çerkezköy’de bulunan Tristone Flowtech hortum fabrikasından işçiler, kendileri işten ayrılıyormuş gibi gösterilerek, işveren tarafından işten atılmak istendi. Yaklaşık bir ay önce bu şekilde işten atılan altı işçiden biriyle yaptığımız röportajda, işçi süreçle ilgili olarak şunları söyledi:
Süreç nasıl başladı ve şuan ne durumda?

Bizi insan kaynakları müdürü bundan bir ay önce çağırdı, ‘yollarımızı ayıracağız’ dedi, önümüze kâğıtları koydu. Bir aydır biz açıktayız, benim çıkışım da bugün verilmiş. İşten çıkardılar paramızı da vermediler. İki arkadaşımızın durumu kötüymüş, bu arkadaşlar işverenin teklifine uyum sağladılar. İmza attılar, ne verdiyse alıp gittiler. Kıdemlerini aldılar, ihbarlarını alamadılar bildiğim kadarıyla. Bizim de haklarımızı vermiyordu ama biz 4 arkadaş toplandık, avukatımızı tuttuk. İşverene ihtarımızı çektik. Arabulucuya gittik, orada da patron “ben bunları istemiyorum” dedi, işe iade talebimizi reddetti. Şuanda işe iade davamızı açacağız.

Sizi hangi gerekçeyle işten attılar?

 Bize, sağlık sorunlarımızdan dolayı işten çıkmayı, kendimiz istiyormuşuz gibi belge imzalatmaya çalıştılar, biz bunu kabul etmedik. “Sen beni işten çıkarıyorsan, ne hakkım varsa vermek zorundasın” dedik. Bunlar benim hakkım. Bu süreçte sendika işverenle birlik olup o kâğıdı imzalatmaya çalıştı. “Bu kâğıdı imzalarsanız tazminatınızı alırsınız, yoksa gidin avukat tutun” dedi. Sendika işverenle birlik olup, bizi bu kış günü işimizden ekmeğimizden etti.

Fabrikada çalışma düzeni nasıl? İşçilerin meslek hastalıkları ne seviyede?

İş çok ağır olduğundan hepimizin meslek hastalıkları var. Biz işe girdiğimizde sağlamdık. Güce dayalı bir iş bizimki… Size belirli bir limit veriyorlar, o sayıda üretim yapmanızı istiyorlar. Ekip çalışması var ama ekip çalışması uyumsuz olursa tüm işi tek başınıza yapıyorsunuz. İkincisi, diğer arkadaşlar seni gidip işverene şikâyet ediyor ‘bu adam yetersiz’ diye. Bu yüzden kendini hep zorlamak ve işini göstermek zorundasın. İnsanları yarıştırıyorlar, işi rekabete koyuyorlar. Biz zamanında sakatlandık, bel fıtığı olduk, bir daha da kendimizi toplayamadık. Diğer arkadaşlarda da hep bel fıtığı var. Bende en son topuk dikeni rahatsızlığı çıktı. Oturarak çalışıp iyileşmem gerektiğini söyledim, beni oturarak çalıştırtmadılar. Aldığım raporları da çok rapor alıyorsun diye önüme koydular tekrar.

Bu süreçte, üyesi olduğunuz sendika Lastik-İş nasıl bir tutum aldı?

 Önümüz sözleşme… Sendika da işvereni savunuyor. Görüşmediğimiz kimse kalmadı, hepsi işvereni destekliyor. Çerkezköy Şube temsilcimiz var, Mehmet Gencay. Biz onunla aynı fabrikada çalıştık, bizim içimizden çıktı. Önce baş temsilci oldu, sonra Necmettin Bayram’ın emekli olmasıyla onun yerine geçerek sendikada yükseldi. İşyerindeki temsilci arkadaşlarımız ‘bizim yapabileceğimiz bir şey yok’ diyerek bizi ona göndermişlerdi. Biz gittik kendisiyle görüştük. Bizimle gayri ciddi konuşarak, işvereni haklı gördüğünü söyledi. ‘Rapor alıyorsan yetersizsin, son 1 ay işe gitmemişsin’ dedi. Oysa beni son 1 ayda zorla izne çıkardılar. Biz bir ay önce de gitmiştik sendikaya ama bize o zaman da işvereni savundular. Olayın yukarıdan bağlandığını ve konunun İstanbul’la alakası olduğunu söyledi. İstanbul’u aradık, orada Yasin Onar var. O bize ‘hakkınızı arayacağım, ilgileneceğim’ dedi. Mehmet Gencay’ı aramış, Gencay da bize söylediklerinin aynısını ona söylemiş. Yasin Onar da bize ‘işveren haklı, siz ahlaksızlık yapmışsınız’ dedi. Bizim sendikamız işverenin yanında ve onu savunuyor kısacası. DİSK Başkanı Arzu Çerkezoğlu’nu bile aradık. O da ‘olay hakkında bilgi alacağım, yardımcı olacağım’ diyor. Ama henüz bir dönüş olmadı. Arkadaşlarımızdan biri de kendisini aramış ama ulaşamamış, mesaj atmış. Cevapla ona da aynısını söylemiş ama hiçbir gelişme yok, şuanda biz işimizden olmuş durumdayız.

Arabuluculuk sürecinde neler yaşandı?

 Arabuluculuk da bize diyor ki dava iki sene sürer. Ben sizi fabrikaya almayacağım. Avukata para vereceksiniz o kadar, paranızı alın gidin diyor. Yoksullukla vurmaya çalışıyor bizi. Çerkezköy’deki Mehmet Gencay da bize diyor ki “işveren bu şartlarda istemezse tazminatınızı bile vermez.” Ben sendikalı işçiyim, eğer beni işten atıyorsa her şeyi vermek zorunda. İşe iadenin yolunu kapatmak için sanki kendimiz işten çıkıyormuşuz gibi yaptırmaya çalışıyorlar,  benim olanı, benden aldığını bana vermemek için. Biz de 4 arkadaş bunu kabul etmiyoruz.

Sizce, işveren neden siz 6 işçiyi işten atmak konusunda bu kadar ısrarcı?

420 kişilik bir fabrikada 6 kişi çıkardılar. Tüm sorunları bu 6 kişinin üzerine yüklemeye çalışıyorlar. İçeride herkesin adamı var. Millet birbirine yemek ısmarlıyor, herkes ayarı veriyor biz gariban kalmışız demek ki. Bizi savunan kimse olmamış, bir de biz hakkımızı savunduk, kimseye yalakalık yapmadık. Neyse onu söyledik. Alttan almadık, sağlık sorunlarımız var bunların raporu var, haklı olarak, işimize geri dönmek istedik. Bunların hepsi önümüze kondu. Sendikalı işçiler olarak bizim bunları yaşamamamız gerekiyordu.

Share.

Comments are closed.