İşsizlik Ekim döneminde gerilemiş!: Ge-çi-ne-mi-yor-uz

0

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre, 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre 360 bin kişi azalarak 3 milyon 287 bin kişiye geriledi. Peki hakikat böyle mi?

TÜİK tarafından açıklanan dar tanımlı (standart) mevsimsel etkilerden arındırılmış işsizliğin yüzde 10.3 olarak gerçekleştiği, mevsimsel etkilerden arındırılmış işsiz sayısının ise üç milyon 274 bin olduğu kaydedildi. Ekim 2017 döneminde genel/standart işsizlik oranı geçen yıla bir buçuk puanlık düşüş kaydederken, kentsel işsizlik, genç ve kadın işsizliğinin yüksek seyretmeye devam ettiği, mevsim etkilerinden arındırılmış tarım dışı işsizliğin yüzde 12, ve tarım dışı genç işsizliğin yüzde 19 olarak gerçekleştiği görülüyor.

Verilerin detaylarını baktığımızda ise anaakım medyada gördüğümüz işsizlik azaldı “müjdesi”nin altının yine boş olduğu görülüyor. DİSK Araştırma Dairesi (DİSK-AR)’ın Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Ekim 2017 dönemi Hanehalkı İşgücü Araştırması ile Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından açıklanan Ekim 2017 dönemi sigortalı istatistiklerinden faydalanarak, işsizlik ve istihdama ilişkin değerlendirmelerine baktığımızda tablonun vehameti ortaya çıkıyor.

DİSK-AR, dar tanımlı işsizlik oranının yüzde 10.3 olarak açıklanmasına rağmen diğer işsizlik türlerinin yüksek yüzdelerde olduğuna işaret ederek, kadın işsizliğinin yüzde 14, tarım dışı kadın işsizliğinin 18.4, genç işsizliğinin 19.3, ne istihdam ne eğitimde olan gençlerin oranının yüzde 24.1, kentsel genç kadın işsizliğinin ise yüzde 31.1 olarak gerçekleştiğini duyurdu. Kısacası kadınlar ve gençler için işsizlik içinden çıkılması güç bir hakikat, fakat açıklanan ‘müjdeli’ haberlerde buna değinilmiyor.

Geniş tanımlı işsiz sayısı Ekim 2017’de beş milyon 834 bin olarak gerçekleşirken, geniş tanımlı işsizlik oranının yüzde 17.1 olduğunu söyleyen DİSK-AR, iş aramayıp çalışmaya hazır olanların sayısı bir milyon 506 bin olurken, Ekim 2017 verilerine göre 600 bin işsiz ise iş bulma ümidini kaybetmiş durumda olduğunun altını çizdi. Dolayısıyla TÜİK’in dar tanımlılık kavramının arkasına sığındığı, devlet yetkililerinin de bu dar tanımı fırsata çevirdiği açıklamaları gerçekliği yansıtmıyor.

TÜİK Ekim 2017 dönemi istihdam artışını bir milyon 378 bin olarak açıkladı. TÜİK’e göre 2017 döneminde sigortalı-kayıtlı istihdam artışı 895 bin. Aradaki fark olan 483 bin kişi Ekim 2017 döneminde kayıt dışı olarak çalıştı. SGK ise Ekim 2017 için sigortalı istihdam artışını bir milyon 946 bin olarak açıkladı. Zorunlu sigortalı sayısı 681 bin artarken stajyer, kursiyer, bursiyer ve çırak sayısı bir milyon 165 bin arttı. Bu noktada ilk sorumuz SGK ve TÜİK verileri arasındaki farkın nereden kaynaklandığı oluyor ki Aziz Çelik hocamızın istihdam verilerine ilişkin tuhaflıkları dikkat çektiği yazısını ve şu uyarısını hatırlatalım:

Kimsenin istihdam artışından gocunduğu yok. İstihdam elbette artsın. Ama bu verilerin hangisi doğru? SGK’ye göre bir yıl içinde kayıtlı-sigortalı istihdam 2 milyon artarken, TÜİK’e göre 742 bin artıyorsa kimse bu verileri sorgusuz sualsiz kabul etmemizi beklemesin. Kimse yapay yöntemler sağlanan artışı “istihdam mucizesi” diye anlatmaya kalkmasın! TÜİK ve SGK arasındaki bu devasa farkın nedeni ne? Mızrağın çuvala sığmadığı bir tablo var. Devletin iki kurumunun aynı konudaki makro verileri arasında uçurum var. Benim çalışma iktisadi ve sosyal politika bilgim bu farkı anlamaya yetmiyor. Belki vardır bir izahı. Böylece biz de anlamış oluruz. Lütfen birileri bu tuhaflığı izah etsin!

İkinci soru da kayıtdışı istihdam oranlarının TÜİK’in açıkladığı rakamlarla 483 bin kişi olduğuna emin miyiz? Bu verilerin içinde mülteciler, merdiven altı çalışanlar, gündelikçiler vs. dahil değil anladığımız kadarıyla.

Üçüncü soru ise stajyer, kursiyer, bursiyer ve çırak sayısındaki artış istihdamın gerçekten arttığı anlamına mı gelir? Burada da yine Aziz Hocanın bir yazısından referansla şunu söyleyelim:

Ücretleri ve primleri İşsizlik Fonu’ndan ödenen ve iş hukukunun işçi olarak kabul etmediği stajyer, kursiyer ve bursiyer sayısındaki artış, gerçek istihdam artışı olarak değerlendirilemez. ‘İstihdam seferberliği’ kapsamında yaşandığı iddia edilen artış, eğreti ve hormonludur.

Bu sorulara yetkili mercilerden bir yanıt gelmeyeceğine eminiz. Onlar işsizlik oranları geriledi diye Mecliste, medyada böbürlenmeye devam edecekler, ediyorlar. Bizse bedenini ateşe veren işçi kardeşimiz Sıtkı Aydın’ının eyleminin hakikatin ta kendisinin ifadesi olduğunu söylüyoruz, söyleyeceğiz. Sıtkı hikayesini şöyle anlatmıştı:

15 yıllık kalıpçı ustasıyım. 2013 yılında SİNPAŞ’a bağlı Delta isimli bir taşeronda çalıştım. 13 Şubat 2013’te hiçbir iş güvenliği olmadığından kaynaklı şantiyenin üçüncü katından düştüm. Kaburgam kırıldı, omuriliğimde ve kafatasımda zedelenme oldu. Hastanede tedavi altına altındım. Omurulik zedelenmeme sebebiyet verdiği için bir aylık tedavi sürem boyunca hastanede hiç kıpırdamadan yatmak zorunda kaldım. Tam bir ay!

Bizlerin ancak cenazesinin değerli olduğu bu ülkede, firma yetkilileri hastanede yanıma geldi. Benim tedavi sürecimde yardımcı olacaklarını, şikayet etmemem durumunda bana ev alacaklarını, araba alacaklarını, para vereceklerini vaat ettiler. Bir ayın sonunda sanki bir köpeği dışarı atarmışçasına hastaneden çıkınca beni sedyeyle evimin kapısının önüne bırakıp çekip gittiler. Ha birde 200 TL verdiler, sadece 200 lira!

Bunun üzerine yine 2013 yılında SİNPAŞ’ı mahkemeye verdim. Gerek mahkeme süreci için gerekse çalışamadığımdan dolayı hayatımı sürdürebilmem için çeşitli ihtiyaçlarımı karşılamak suretiyle 30 bin TL kredi çektim. Yetmedi, 10 bin TL daha kredi çekmek zorunda kaldım. 5 senedir bu mahkeme devam ediyor, bu süreçte işsiz kaldım, tam 6 kere hakim değişti ama mahkeme hala sürüyor.

SİNPAŞ ile mahkemelik olmamdan kaynaklı girdiğim her yerde beni işten çıkartıyorlar. Hatta bu yüzden kimi yerlerde kaçak çalıştım, sırf üç kuruş para kazanabilmek için. İnşaat işçisine her şeyi geçtim ücreti dahi verilmiyor, bedavaya çalıştırmak peşindeler. Sigortalarımız eksik ve gerçek ücret üzerinden değil, asgari ücret üzerinden yatırılıyor. Devletin bize verdiği Asgari Geçim Ücreti’ne patronlarımız sağ olsun el koyuyorlar. Göstermelik iş güvenliğinin olduğu şantiyelerde cambaz gibi çalıştırılmaya mecbur bırakılıyoruz.

Soruyoruz: Sıtkı karın tokluğuna taşeronda çalıştığı yıllarda TÜİK’in işsizlik verilerine dahil değildi öyle mi? Güvencesiz, esnek çalışma koşullarının onu sürüklediği kayıtdışı istihdam içinde Sıtkı kardeşimiz bir veri midir? Kayıtdışı çalışmanın vehameti ‘müjdeli’ TÜİK işsizlik açıklamalarının neresinde yer alabilir? Son olarak Sıtkı’nın ateşe verdiği sadece bedeni mi, yoksa sizlerin konforlu koltuklarınızda oturarak ortaya attığınız veriler de dahil tüm koltukları ateşe verecek hakikatin bir göstergesi midir?

 

Share.

Comments are closed.