Gücünü Fark Et, Umudu Yükselt!

0

Umut-Sen meclisi olarak “Gücünü Fark Et, Umudu Yükselt!” şiarıyla bir araya geldik ve yeni dönem mücadele programını oluşturmak için 20 Eylül Pazar günü Kadıköy’de bir toplantı gerçekleştirdik.

Pandemi koşulları sebebiyle toplantıya katılımı fiziksel mesafeyi koruyacak düzeyde sınırlı tuttuk ve maskeli şekilde gerçekleştirdik. İşçilerin, işsizlerin, gençlerin, emeklilerin, kadınların, Umut-Sen üyelerinin ve dostlarının katıldığı toplantının tartışmaları özetle şöyle;

DÜNDEN BUGÜNE UMUT-SEN

Umut-Sen’in hareket tarzını belirleyen de yeni binyılın ilk on yılında Türkiye’de işçi hareketinin ve proletaryanın iktidarını savunduğunu iddia eden siyasal hareketlerin o günkü durumları, görece demokratik ortamdı. Ara bir sendikal odak tanımı o günün sınıf hakikatinin özgüllükleri içinde bir anlam buldu. Esas çabamız işçi hareketiyle devrimci siyaset arasında volan kayışı işlevi görecek bir yapılanmaydı. Bu doğrultuda işlevsel de oldu.

Bugün ise işçi hareketi zeminleriyle bağ kurmaya çalışan bir oluşumdan ziyade sınıf mücadelesine dair belirli, somut bir siyasal tutuma ve bununla bağlantılı olarak emekçi direniş, mücadele ve örgütlülükleri içinde köklü bir konumlanışa sahibiz.

‘SINIF MÜCADELESİ ODAĞI’ OLMA

Bugün “ileri demokrasiye” ulaşmak için AKP iktidarından kurtulmayı stratejik politik hedefleri haline getirenler bile işçi hareketiyle hiç değilse göstermelik bir ilgi düzeyi kurmaya çalışmaktadır. Toplumsal sorun ıskalanarak siyasal iktidarla hesaplaşılamayacağına dair eski bilgelik yeniden gündeme gelmiştir. Bunun gereğini yapmaya ise kimse gönüllü değildir.

Sınıf mücadelesinin devrime bağlanması, politik öncünün yaratılması ve geliştirilmesinden bağımsız olarak mümkün değildir. Sermaye devletini yıkıp parçalamayı yerine işçi sınıfının iktidarını kurmayı hedefleyen bir siyasal örgütsel hedef ve yoğunlaşmadan yoksun bir sendikal siyasal tarz, son tahlilde sınıfı düzene bağlama aracı olmaktan kurtulamaz. Yani sendikal alana konumlanış, ekonomik demokratik talepler sınırından çıkıldığı, kendiliğindenciliğin ya da işçiciliğin yörüngesinden kurtulunabildiği oranda devrimci amaçlara bağlanabilir.

Bu yeni keşfettiğimiz bir hakikat değildir. Bu yola çıkarken politik huzursuzluğumuzu büyüten hakikatler bugün azalmak yerine çeşitlenmiş ve çoğalmıştır. Sermaye devletinin emek alanındaki tahkimatı derinleşmiş ve güçlenmiştir.

NEYİ İFADE EDİYOR?

Umut-Sen hâlâ sendikal örgütlenmenin olmadığı işyeri ve iş kollarına sendika sokmaya çabalamakta, sendikal örgütlülüğün olduğu işyeri ve iş kollarında işçi komite ve konseyleri yoluyla demokratik işçi muhalefetlerinin oluşmasını önermekte, hatta kimi iş kollarında sendika kurma iradesini ifade eden işçilerin bu çabasına kendi kaynaklarını tahsis etmektedir. Sendikacılık diye bir meslek olmadığını tüm gücümüzle haykırıyor ve işçiler tarafından işçi komite ve konseyleri tarafından yönetilen sendikalara olan ihtiyacın altını çiziyoruz.

NELER YAPMALIYIZ?

Pandemi koşullarında dünyanın her yanında ezilenler arasında “bundan sonrasına” yönelik huzursuz bir tartışmanın ve mücadelenin sürdürüldüğünü gözlemliyoruz. Egemenlerin dünyanın geleceğine dair “kaygılı” tartışmaları, tekeller arası rekabet, tedarik zincirlerinin konumlanış ve akışlarının değiştirilmesine yönelik arayışlar, devletin daha da merkezileştirilmesine dönük niyetler, Batıda pompalanan Çin Halk Cumhuriyeti korkusu ve dünya ölçeğinde denetim ve gözetim kapasitelerini daha da artıran faşizan uygulamalar siyasal belirsizliği arttırıyor.

Bu koşullar altında ezilen tüm kesimlerin direniş ve eylemler, sınıf mücadelesinin siyasal bütünleştirici bağlamı olmaksızın yarattıkları dinamizmi anlamlı dönüşümlere aktaramazlar. Bu kesimler içinde kendiliğinden türeyen dinamizmlerin, mücadelelerin düzen tarafından soğurulmasına, içerilmesine izin vermemek bir siyasal görev olarak önümüzde duruyor.

Bu görevin hakkını vermek konumlanışımıza dair adlandırmayı değiştirmekten yani Umut-Sen’i bir ara sendikal odak değil bir sınıf mücadelesi odağı olarak adlandırmaktan daha fazlasını gerektirir, bunun farkındayız. Böylelikle sadece devrimci bir arayışla bütünlüğü olan bir ilk adımı atmış oluyoruz.

Yeni dönemin Umut-Sen’i mücadele içinde ve bu mücadeleyi verenlerin
emeğiyle biçim kazanacak. Umut-Sen topluluğu kendi ilkeleri doğrultusunda, bu emeği harcamaya talip herkese kapılarını açmaya hazırdır. Kıralım zincirlerimizi; Türkiye işçi sınıfı bu
zillete daha fazla katlanmamalıdır!

Sınıf odağı olma yolunda tartışmalarımızı sürdürüyoruz,

Ve tartışma sürecine herkesi çağırıyoruz!

#İşçiSınıfıİktidara

Gücünü fark et, Umudu yükselt!

Sömürüye Karşı Umut-Sen’de birleş!

Share.

Comments are closed.