Grev ertelemesi nedir? – Av. Ulaş Çam

0

Ülkemizde, son birkaç yılda  hemen hemen tüm grevlerin hükümet tarafından “milli güvenlik ve genel sağlık” gerekçeleriyle ertelendiğini görüyoruz. En son yaklaşık 130 bin işçinin greve çıkmasının beklendiği Metal İş Kolunda hükümet tarafından, milli güvenliğe aykırı olduğu gerekçesiyle “grev ertelemesi” kararı alındı. Dolayısıyla işçi sendikalarının Toplu Pazarlık sürecindeki en önemli silahı olan “grev hakkı” ortadan kalkmış oldu.  Çok kolaylıkla ve her türlü yoruma açık olan “milli güvenlik” ve “genel sağlık” gerekçeleriyle ortadan kaldırılabilen bir hak olabilir mi? Bu şeklide Toplu Pazarlık süreci yürütülebilir mi? Bu soruya cevap vermeden önce “GREV” nedir? Bunu açıklayalım.

Grevin pek çok tanımı yapılmaktadır. Bu tanımlar farklı siyasal ve felsefi görüşleri yansıtmakla beraber, genel olarak grevin tanımı ortak bazı unsurlar nedeniyle belirgin bir duruma gelmiştir. İşçilerin, sosyal, ekonomik ve politik nedenlerle toplu halde işi bırakmaları ve isteklerinin gerçekleşmesi için işverenlere, yasa yapıcılara, hükümetlere karşı baskı yapma eylemlerine verilen addır.

Mevzuatımızda grev kavramı ilgili kanun olan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 58. maddesinde düzenlenmiştir. Kanun, grevin tanımı net bir şekilde verdiği gibi, kanun kapsamında olan grevi de belirterek ve onu kanuni grev olarak adlandırarak, grevin yasal olarak sınırları olduğunu da ifade etmiştir.

Buna göre :

(1) İşçilerin, topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya işin niteliğine göre önemli ölçüde aksatmak amacıyla, aralarında anlaşarak veya bir kuruluşun aynı amaçla topluca çalışmamaları için verdiği karara uyarak işi bırakmalarına grev denir.

(2) Toplu iş sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde, işçilerin ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını korumak veya geliştirmek amacıyla, bu Kanun hükümlerine uygun olarak yapılan greve kanuni grev denir.

Yani mevcut kanuna göre, kanuni grev yalnızca Toplu İş Sözleşmesinin yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması halinde yapılan grevdir. Siyasi grevler ve dayanışma grevleri yasadışı grev olarak kabul edilmektedir. Aynı Kanunun 63.maddesinde yer alan düzenlemeye göre :  “Karar verilmiş veya başlanmış olan kanuni bir grev veya lokavt genel sağlığı veya millî güvenliği bozucu nitelikte ise Bakanlar Kurulu bu uyuşmazlıkta grev ve lokavtı altmış gün süre ile erteleyebilir. Erteleme süresi, kararın yayımı tarihinde başlar”. Bu ifade 31/10/2016 tarih ve 678 sayılı KHK ile  daha da genişletilerek “büyükşehir belediyelerinin şehir içi toplu taşıma hizmetlerini, bankacılık hizmetlerinde ekonomik veya finansal istikrarı bozucu nitelikte ise” cümlesi de eklenmiştir.  Yani hükümet çok basit gerekçelerle Grev Ertelemesi yoluna gidebilecektir. Grev ertelemesi adı altındaki düzenleme budur. Ancak adı erteleme olan bu düzenlemenin gerçek anlamda bir erteleme olmadığı, 60 günlük sürenin sonunda işçilerin greve çıkamayacağı da maddenin 3. fıkrasında ifade edilmiştir :  “Erteleme süresinin sonunda anlaşma sağlanamazsa, altı iş günü içinde taraflardan birinin başvurusu üzerine uyuşmazlık Yüksek Hakem Kurulunca çözülür. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer”

Greve çıkmak isteyen işçi sendikasına 60 gün içinde kullanması için iki seçenek verilmiştir; ya işverenle anlaşacaksın ya da Yüksek Hakem Kuruluna razı olacaksın. Kırk satır mı? Kırk Katır mı? Nerede kaldı Toplu Pazarlık Sistemi? Sendikanın grev hakkının fiilen ortadan kalkması olan bu durum neticesinde, sendikanın ve sendikal örgütlülüğün de bir anlamı kalmamaktadır. Sendikal mücadeleden bir sonuç alamayacağını düşünen işçi sendikalardan uzaklaşmaktadır.

Özellikle son yıllarda çok yaygın olarak Grev Ertelemesi kararları ile fiilen grevler yasaklanmaya başlanmıştır. Mevcut hükümet döneminde toplam 14 grev, erteleme adı altında fiilen yasaklanmıştır.  Geçtiğimiz yıl, Akbank’taki, Şişecam ve Mefar’da grevleri yasaklayan hükümet,  son olarak da Metal İş Kolundaki grevi yasakladı. Bu durum Toplu Pazarlık sisteminin, işverenler lehine hükümet tarafından işlevsiz hale getirilmesidir.

Grevi ertelenen sendikanın elinde ise yalnızca bir yol kalmaktadır. O da Grev Ertelemesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’a dava açmak. Ne var ki Danıştay, acilen sonuçlandırılması gereken Yürütmenin Durdurulması taleplerini 60 günlük sözde erteleme süresi içinde sonuçlandırmamaktadır.  Bu anlayış sosyal taraflara eşit mesafede değildir. Bu nedenle demokratik ülkelerdeki uygulamaları dikkate alınarak, “Grev Ertelemesi” düzenlemesi yeniden ele alınmak zorundadır.

Share.

Comments are closed.